11. Hukuk Dairesi 2024/480 E. , 2024/8626 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.hukuk Dairesi SAYISI : 2021/506 Esas, 2023/1546 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/821 E., 2021/19 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafınd…
**11. Hukuk Dairesi 2024/480 E. , 2024/8626 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.hukuk Dairesi SAYISI : 2021/506 Esas, 2023/1546 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/821 E., 2021/19 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıların da ortağı bulundukları dava dışı ... Grup İnş. Taah. İml. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Yapı Taah. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nde %25 oranında pay ile ortak olduğunu, şirket hisselerinin değerindeki artış üzerine müvekkilinin hisselerini davalıların baskı, şantaj, silahla ve ölümle tehditi sonucu cebren davalılara devretmek zorunda kaldığını, yapılan şikayet sonucu davalılar hakkında Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/270 E. sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, müvekkilinin davayı geri çekmez ise öldürüleceği yönünde tehdit edildiğini ileri sürerek davalılara yapılan hisse devrine ilişkin sözleşmelerin iptali ile müvekkil adına kayıt ve tesciline karar verilmesini, bu talepleri kabul görmezse şirket hisselerinin gerçek değeri üzerinden hesaplanacak tazminatın 04.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; hisse devir bedellerinin davacıya ödendiğini, bu hususun 04.01.2016 tarihli Noter devir sözleşmeleri içerikleri ile de sabit olduğunu, hisse devirlerinin Ticaret Sicil Gazetesi’nde de ilan edildiğini, şirketlerin hisselerinin reel değerinin davacının iddiasının aksine ancak nominal değerleri kadar olduğunu, davacı tarafça bu dava ile aynı konuda Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/237 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını ve derdestlik itirazında da bulunduklarını, davacının bu davayı açmakta tamamen kötü niyetli olduğunu, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, zamanaşımı sürelerinin geçtiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin şirket hisselerini diğer ortakların aile üyeleri dışında başkaca ortaklarla çalışmak istemediklerini beyan etmesi üzerine müvekkilinin hisselerini ticari ilişkilerinin iyi olduğu bu kişileri kırmamak için devrettiğini, hali hazırda müvekkili ile diğer davalılar arasında devam eden hiçbir ticari bağın da kalmadığını, davaya konu hiçbir şirketin de hissedarı olmadığını, açılan davanın müvekkiline davacı yanın gerçeği yansıtmayan muvazaa iddiasını ispat edebilmek için yöneltildiğini, kaldı ki davacı yanın iddialarının bir an için gerçek olduğunun düşünüldüğünde bile müvekkilinin aynen davacının kendini göstermek istediği gibi mağdur durumunda olması gerektiğini, davacı yanın borca batık olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının ... Grup...Ltd. Şti.'deki 50 paya isabet eden hissesini 24.01.2016 tarihli devir sözleşmesi ile davalı ...'a, yine davacının ... Yapı...Ltd. Şti.'deki 500 paya isabet eden hissesini 24.01.2016 tarihli limited şirket hisse devir sözleşmesi ile davalı ...'a devrettiği, İsmail Mert Fıratın da devraldığı bu hisseleri diğer davalılara devrettiği, davalı ...'ın davacıdan veya davacının hisse devri yaptığı gerçek kişilerden ... Yapı...Ltd. Şti. Ve ... Grup...Ltd. Şti. yönünden hisse devri yolu ile pay elde etmediği, davacının 10.02.2016 tarihinde hisse devirlerini tehdit sonucu korku ile devrettiğinden bahisle şikayetçi olduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/27512 soruşturma numaralı iddianamesi ile davalı ..., ..., ..., ..., ... ve dava dışı ... hakkında nitelikli yağma suçundan dolayı kamu davası açıldığı, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/270 E.,2018/309 K. sayılı ilamı ile tüm sanıklar hakkında ayrı ayrı beraat kararı verildiği ve kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2020/1858 E., 2020/3950 K. sayılı ilamı ile onandığı ve kesinleştiği, taraflar arasındaki öncelikli ihtilafın davacının ... Grup...Ltd. Şti. ile ... Yapı...Ltd. Şti.'ndeki hisselerini irade bozukluğu hallerinden olan tehdit ile davalı ...'a devredip etmediği noktasında toplandığı, somut olayda, ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu, davacının öncelikle ... Grup...Ltd. Şti. İle ... Yapı...Ltd. Şti.'deki hisselerini davalı ...'a iradeyi sakatlayan hallerden olan tehdit ile devrettiğini/devretmek zorunda kaldığını ispat etmesi, müteakiben anılı ispat külfetini yerine getirdikten sonra ...'a devrettiği hisseleri devralan davalı ... ile ...'den yine aynı hisseleri devralan davalılar ..., ... ve ...'ın devraldıkları hisselerin davacı tarafından tehdit ile devredilmek zorunda kaldığını bildiklerini ispat etmek zorunda olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesinde irade bozukluğuna dayalı olarak açılan menfi tespit davalarında 1 yıllık hak düşürücü sürenin öngörüldüğü, dava tarihinden önce davacının 10.02.2016 tarihinde müşteki sıfatıyla savcılığa verdiği şikayet dilekçesinde davaya konu hisse devir sözleşmelerinin kendisine zorla imzalatıldığı iddiasında bulunduğu, müteakiben iş bu davayı ise 28.11.2017 tarihinde açtığı, bu durumda davacının şikayette bulunduğu tarih itibariyle korkunun etkisinin geçmiş sayılması ve bu tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin hesaplanmasının gerektiği kabul edilerek 10.02.2016 şikayet tarihi ile 28.11.2017 dava tarihi arasında 1 yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesi ile davaya konu hisseleri sözleşme ilişkisi çerçevesinde devralan davalılar ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, her ne kadar davalı ... davaya konu olan davacıya ait hisseleri hisse devir sözleşmesi ile devralmamış ve davacının hisse devir sözleşmelerinin anılı davalının da kendisine zorla imzalattığı iddiası ile haksız fiil hükümlerine göre M. Mustafa Fırat'ı zarardan sorumlu tutarak adı geçen davalıya karşı işbu davayı açmış ise de davacının iddiaları doğrultusunda davalı ... dışındaki tüm davalılar aleyhine açılan kamu davasında Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/270 E. Sayılı kararında tüm sanıklar hakkında ayrı ayrı beraat kararı verildiği ve ilamın kesinleştiği, yine mahkememiz huzurunda dinlenilen davacı tanıkları ... ve ...'in devir sözleşmesinin imzalandığı aşamada olay yerinde bulunmadıklarını beyan ettikleri, yine davacı tanığı ...'nün Ağır Ceza Mahkemesinde tanık sıfatıyla dinlenmesi ve olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisinin olmadığını ifade etmesi karşısında anılı tanığın dinlenilmesinden vazgeçildiği, davalı tanıklarından ... ve ...'nün ise mahkememizin 21.01.2021 tarihli celsesinde davacı asilin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na vermiş olduğu 10.02.2016 tarihli ifadesinde olaya ilişkin tanığının olmadığını açıkça beyan etmesi karşısında her iki tanığın ifadesinin tespitinin hükmün esasına etkili olmayacağı kabul edilerek dinlenilmelerinden vazgeçildiği, bu suretle tanık ifadeleri ve kesinleşen Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi ilamı doğrultusunda davacının hisse devir sözleşmesini tehdit altında imzaladığını ve davalı ... Fırat'ın eyleme iştirak ettiğini ispat edemediği gerekçesiyle tüm davalılar yönünden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının ortağı bulunduğu dava dışı limited şirketlerin hisselerinin değerinin çok altında bir bedelle ve ikrah altında davalılara devrettiği iddiasıyla hisse devir sözleşmelerinin iptali ile adına kayıt ve tescili, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.