11. Hukuk Dairesi 2010/15703 E. , 2012/19645 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/07/2010 tarih ve 2007/791-2010/515 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30/11/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av...... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek…
**11. Hukuk Dairesi 2010/15703 E. , 2012/19645 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/07/2010 tarih ve 2007/791-2010/515 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30/11/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av...... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket ile ABD de yerleşik dava dışı satıcı şirket arasında hurda satış sözleşmesi düzenlendiğini, davalı şirketlerin bu sözleşmeden kaynaklanan taşımaya konu hurda yükü ile ilgili olarak gözetim hizmeti verdiklerini, ancak yükün miktarı konusunda yanlış draft raporları düzenleyerek müvekkilinin dava dışı satıcıya fazladan ödeme yapmasına sebep olduklarını ileri sürerek, haksız olarak ödenen 84.462,00.USD'nın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, gerek yükleme gerekse tahliye draft raporlarında gemi kaptanının imzası olduğunu, alıcı temsilcileri tarafından konulan bir ihtirazi kayıt ya da rezervin bulunmadığını, davacının sözleşmede bulunmamasına rağmen tek taraflı kantar ölçümleri yaptırdığını, esasen kantarın doğru tartıp tartmadığının da belli olmadığını, yükteki eksikliğin davacı alıcı ile satıcı arasında düzenlenen sözleşmede öngörülen muafiyet payının altında bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.