6. Ceza Dairesi 2010/17644 E. , 2013/18426 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükümlü hakkında erteleme hükümleri değerlendirilirken, tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat gelmediğinden uygulanmamasına karar verildiği, aynı gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-b …
**6. Ceza Dairesi 2010/17644 E. , 2013/18426 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükümlü hakkında erteleme hükümleri değerlendirilirken, tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat gelmediğinden uygulanmamasına karar verildiği, aynı gerekçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-b maddesi uyarınca da aranan şartlardan olduğunun anlaşılması karşısında; hükümlü hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede: Ceza Hukukunda genel kural, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan yasanın uygulanmasıdır. Sonradan yürürlüğe giren yasanın geçmiş suçlara uygulanabilmesi, lehe sonuç doğurması halinde mümkündür. Şayet önceki ve sonraki yasalara göre hükmedilecek cezalar ve güvenlik tedbirleri aynı ise sonraki yasanın uygulanması olanaklı değildir. Lehe olan yasanın belirlenmesine ilişkin olan 5252 sayılı Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9/3. maddesinin; “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmü, 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve öğretide bu konuda ileri sürülen görüşler birlikte değerlendirildiğinde, lehe yasanın belirlenmesi amacıyla ... kabul Edilen maddi olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan yasalar ile sonradan yürürlüğe giren yasaların hiçbir hükmü karıştırılmadan bir bütün halinde uygulanması ve uygulama sonucunda ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerekmektedir. Buna karşın, aynı konudaki önceki ve sonraki yasa hükümlerinin uygulanmaması yönünde mahkemece iradenin ortaya konulması halinde, uygulanmayan hükümlere ilişkin karşılaştırma yapılmasının olanaklı olamayacağı ortadadır. Ancak mahkemelerin yanılgılı uygulamaları sonucu temyiz edilmeksizin kesinleşen hükümlerde sanıklar hakkında fazla bir cezaya hükmedilmiş ise bu durum somut olaya bağlı kalınmak suretiyle varsa hukuka aykırı bir yön hukuki uygulama birliği sağlanması için gereğinde olağan üstü kanun yolu ile ortadan kaldırılması sağlanmalıdır. Bu yönde bir uygulama ise hukuk mantığı, adalet ve nesafet kuralları ile bağdaşmaktadır. Somut olaya gelince; Oluş ve dosya içeriğine göre; 12.02.2002 tarihinde sokak üzerinde elinde iki adet oto teybi bulunan ve durumundan şüphelenilen hükümlünün kaldığı evde yapılan aramada bir adet markasız teybin bulunduğu, hükümlünün 14.02.2002 tarihinde hırsızlık yaptığı yerleri göstereceğini beyan ettiği ve yaklaşık 1 hafta önce park halinde bulunan yakınana ait araçtan teyp çaldığını söyleyerek yer gösterdiği, yakınanın 14.02.2002 tarihinde alınan beyanında "Aracının arka kapılarını kilitlemeyi unuttuğunu ve aracın içinden 1 adet kızaklı teyp ve kasetin çalındığını, olayla ilgili müracaatta bulunmadığını" beyan ettiği, hükümlünün kaldığı evde bulunan yakınana ait teybin değerinin 30 TL olduğu ve polislerce yakınana teslim edildiği, hükümlünün mahkemede ve keşifte alınan savunmasında hırsızlık suçunu saat 20:30-21:00 sularında gerçekleştirdiğini ikrar ettiği anlaşılmaktadır. Kızaklı teybin ve kasetin kapısı açık bırakılan araçtan çalınmış olduğunun savunma, yakınanın beyanı ve keşif tutanağı ile ... olduğu ve eylemin 765 sayılı TCK'nın 491/ilk maddesine uyduğu dikkate alınmadan, İnegöl Sulh Ceza Mahkemesi'nin 23.10.2002 tarih, 2002/708 Esas-2002/623 sayılı kararı ile hükümlünün 765 sayılı TCK'nın 491/2, 522, 59/2, 647/6. maddeleri ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. İnegöl Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24.05.2005 tarih, 2004/982 Esas-2005/215 sayılı ilamı ile, 765 sayılı TCK'nın 95/2. maddesi uyarınca, İnegöl Sulh Ceza Mahkemesi'nin 23.10.2002 tarih, 2002/708 Esas-2002/623 sayılı kararının aynen infazına karar verilmesi üzerine İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığı'ca uyarlama talebinde bulunulmuş ve görevsizlik kararı ile dosya İnegöl Asliye Ceza Makemesi'ne gönderilmiştir. Hal böyle olunca; 1-Kesinleşen yanılgılı uygulamanın ise sonraki yasa değişikliği nedeniyle yerel mahkemece yapılacak uyarlama yargılaması sırasında düzeltilmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu itibarla “Kanun yararına bozma” ve “Sonradan yürürlüğe giren Yasanın değerlendirilmesi” kurumlarında yöntem ve ihdas ediliş nedenleri bakımından farklı yargılama kurumları olduğu ve değişik alanlara ait düzenlemeler içerdiği gerçeği dikkate alındığında usulünce açılan temyiz davası ile incelenmeden kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılığın ülke sathında uygulama birliği sağlamak amacıyla önce kanun yararına bozma yolu ile giderilmesinden sonra lehe yasa değerlendirilmesi yapılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-765 sayılı TCK'nın 523. maddesinde öngörülen düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinde öngörülen düzenlemenin farklı koşullara bağlı olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinde "Kısmi iade durumunda da mağdurun rızasının olması durumunda” uygulama koşulu olarak belirtilmesine karşın, 765 sayılı TCK'nın 523. maddesinde bu durumun uygulama koşulları arasında sayılmadığı anlaşıldığından; somut olayda hükümlünün soruşturma aşamasında müracaatı olmayan yakınanın aracını gösterip teybin iadesini sağladığının anlaşılması karşısında; mağdurdan kısmi iadeye onay verip vermediği sorularak, sonucuna göre lehe yasanın değerlendirilmesi sırasında 5237 sayılı TCK'nın 168/1-4.maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-Olay tarihinde hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK'nın 491/ilk, 522/1 (pek hafif) maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın aynı suça uyan 141/1, 143, 168/1-4, 53. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, hükümlü lehine olan yasanın yerinde yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.