2. Ceza Dairesi 2012/28780 E. , 2013/21975 K. "İçtihat Metni" Tebliğname No : 11 - 2010/298985 MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi TARİHİ : 19/10/2010 NUMARASI : 2009/849 (E) ve 2010/736 (K) SUÇ : Hırsızlık Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşması için; failin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Yalan belli oranda ağır, yoğun ve u
**2. Ceza Dairesi 2012/28780 E. , 2013/21975 K.** **"İçtihat Metni"** Tebliğname No : 11 - 2010/298985 MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi TARİHİ : 19/10/2010 NUMARASI : 2009/849 (E) ve 2010/736 (K) SUÇ : Hırsızlık Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşması için; failin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırmalıdır. Kullanılan hile ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu kandırıcı davranışlarla yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, faille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli ayrı ayrı nazara alınmalıdır. O halde hileli davranışın aldatacak nitelikte olması gerekir. Basit bir yalan hileli hareket olarak kabul edilemez. Olaysal olarak değerlendirme, hileli hareketin ne olduğu, mağdur üzerindeki etkisi, kandırabilecek bir hareket olup olmadığı, mağdurun iyi niyeti ve güven duygularının suistimal edilip edilmediği araştırılmalıdır. Somut olayda; sanığın, Vakıfbank Aski Tahsilat Şefliğine giderek, vezne görevlisi yakınana, yan taraftaki eczanenin sahibi olduğunu, para bozdurmak ve çalışanlara kozmetik ürün dağıtmak istediğini bildirdiği, güvenlik görevlisini de yanına çağırıp, kozmetik ürünleri getirmek için yardım istediği, birlikte bankadan çıktıkları ve eczanenin önünde güvenlik görevlisine beklemesini söyleyerek kendisinin içeri girip, bir süre sonra elinde eczane poşetleri ile çıktığı ve birlikte bankaya döndükleri, güvenlik görevlisinden ürünleri personele dağıtmasını isterken, kendisinin de vezneye yöneldiği ve yakınanın ne kadar para bozdurmak istediği yönündeki sorusuna da “ne kadar varsa ver” şeklinde yanıt verdiği, vezne görevlisi mağdurun 20,00 ve 50,00TL.'lik desteler halinde hazırladığı 12,000 TL. tutarındaki parayı alırken de, yine güvenlik görevlisiyle temasa geçerek, parayı aldığını, birkaç deodorant daha vermek istediğini söyleyip, kendisiyle gelmesini istediği ve birlikte bankadan çıkıp, eczaneye yöneldikleri, sanığın, yine dışarıda beklemesini istediği güvenlik görevlisini, eczanenin diğer kapısından çıkarak atlatıp, aldığı parayla birlikte kaybolduğu olayda, eylem bir bütün olarak değerlendirildiğinde; daha önce satın aldığı ve eczanede duran kozmetik ürünleri, banka çalışanlarına dağıtması için güvenlik görevlisine vererek gerçekleştirdiği hileli hareketlerle, eczanenin sahibi olduğu yönündeki yalan beyanına ikna kabiliyeti kazandırdığı ve bu şekilde oluşturduğu güven ortamından yararlanıp, vezneden alacağı paraya göre bozduracağı miktarı getireceği izlenimi yaratmak için de “ne kadar varsa ver” şeklindeki sözlerle, vezne görevlisinden parayı aldığı ve biraz daha kozmetik ürünle birlikte bozduracağı parayı da getireceği yönünde yanılgı oluşturup, güvenlik görevlisiyle bankadan çıkmak suretiyle yakınanın denetim olanağını da ortadan kaldırarak gerçekleştirdiği eyleminde, 5237 sayılı TCK.'nun 157.maddesi kapsamında dolandırıcılık suçunun unsurları oluştuğu halde, suçun hukuki nitelendirmesinde yanılgıya düşülerek, aynı Yasanın 141/1.maddesi uyarınca hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası yapılacak yargılamada, 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 25.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.