7. Hukuk Dairesi 2011/1570 E. , 2011/8139 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 427 parsel sayılı 7864,79 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalılar ..., ... ve paydaşları adına tespit edilmiş, yapılan tespit 20.04.2006 gününde kesinleşmiştir. Davacı ... yasal s…
**7. Hukuk Dairesi 2011/1570 E. , 2011/8139 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 427 parsel sayılı 7864,79 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalılar ..., ... ve paydaşları adına tespit edilmiş, yapılan tespit 20.04.2006 gününde kesinleşmiştir. Davacı ... yasal süresi içinde tapu kaydına dayanarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/2 payının kendi adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davalılar adına kayıtlı 1/2 payının iptali ile Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/894 Esas sayılı veraset ilamı uyarınca ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davacı tarafın tutunduğu Nisan 1295 tarih 22 sayılı tapu kaydı ile davalıların tutunduğu Eylül 1295 tarih 2 sayılı tapu kayıtlarının dava konusu 101 ada 427 parsel sayılı taşınmaza uyduğu, davalıların tutunduğu Eylül 1295 tarih 2 sayılı tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği ve davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Davalıların tutunduğu Eylül 1295 tarih 2 sayılı tapu kaydının gittisinin Teşrin-i sani(Kasım) 1930 tarih 83 sayılı tapu kaydı olduğu, taşınmazın malikinin ise ... ... ... ... ... ... olarak belirtildiği, 30.11.1930 tarih ve 83 sayılı tapu kaydının incelenmesinde malik ... ... ... ... ... ...'nin on yıl önce vefatı ile denildiğine göre, davalıların dayanağı Eylül 1295 tarih 2 sayılı tapu kaydının hukuki değerini yitirmediği ve geçerli uygulanması gerekli mülkiyet belgesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır. Ne var ki mahkemece davalıların dayanağı Eylül 1295 tarih ve 2 sayılı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersiz nitelikte olup böylesine eksik araştırma ve soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların tutunduğu Eylül 1295 tarih ve 2 sayılı tapu kaydı ile Nisan 1295 tarih 22 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, ayrıca tapu kayıt maliki olarak bildirilen ... ... ... ... ... ...'nin ölüm tarihi kesin olarak belirlenmeli,dava konusu taşınmazı komşuları ile birlikte gösterir geniş kapsamlı pafta örneği Kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, davacı ve davalı taraflarca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, özellikle davalıların dayanağı olan tapu kaydının miktarının 250 Atik-dönüm, hudutları Oynak nam mevkiinde "Alan payam ve Dam ve Sakallı burun ve Kar yağdı ve dere ve Bilecik çayı" olarak belirtilmekle yerel bilirkişi ve tanıklardan tapu kaydının sınırlarının sabit olmadığıda gözetilerek dere ve Bilecik çayının bulunduğu yerin gösterilmesi istenerek uzman bilirkişi tarafından haritaya gösterilen yerler işaretlettirilmeli, aynı zamanda tapu kaydının değişebilir sınırlar ihtiva ettiği gözetilerek miktarına göre kapsam tayin edilmeli, uzman bilirkişiden özellikle davacı ve davalıların tutunduğu tapu kayıtlarının hudutlarını, davalı tarafın dayanağı tapu kaydında geçen dere ve Bilecik çayını gösterir, davacı ve davalıların tutunduğu tapu kayıtlarından hangisinin kapsamında kaldığını belirtir, tarafların dayanağı tapu kayıtlarının kapsadığı alanları tam olarak gösterir, keşfi denetlemeye ve dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık sözlerini izlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı mahkemece davacı ve davalıların tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamı tam olarak belirlenmeli, taşınmazın tutunulan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde ilgililerine ayrı ayrı iadesine, 16.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.