Hukuk Genel Kurulu 2017/1472 E. , 2018/1715 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.03.2014 tarihli ve 2014/22 E., 2014/101 K. sayılı karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 10.11.2014 tarihli ve 2014/8862 E., 2014/14890 K. sayılı kararı ile; “…1-)Dosyadaki yazılara, kararın bozma…
**Hukuk Genel Kurulu 2017/1472 E. , 2018/1715 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.03.2014 tarihli ve 2014/22 E., 2014/101 K. sayılı karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 10.11.2014 tarihli ve 2014/8862 E., 2014/14890 K. sayılı kararı ile; “…1-)Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-)Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, kişilik haklarına haksız saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunu, davalının 13/12/2010 tarihli T.B.M.M. Meclis Plan ve Bütçe görüşmelerinde ve devamında 14/12/2010 tarihli basın toplantısındaki beyanlarında, Kayseri Büyükşehir Belediyesinde on yedi kişilik bir rüşvet çetesinin bulunduğunu ileri sürdüğünü, kendisinin de belediye çalışanı olduğunu ve adının davacının beyanlarına dayanak gösterdiği dava dışı Hacı Ali Hamurcu'nun savcılık ifadesinde geçtiğini hakkında soruşturma yürütüldüğünü ancak savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, davacının kesinleşen bu karara ve aradan geçen zamana rağmen davaya konu açıklamalarda bulunduğunu bu durumun kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu beyanla uğranılan manevi zararın davalıdan tazminini talep etmiştir. Davalı, beyanlarında davacının isim veya sıfatı gibi tanımlayıcı ibarelere yer verilmediğini, doğrudan davacının şahsına yönelik beyan, düşünce, yorumlarda bulunulmadığını, davacının haklarına doğrudan bir müdahale olmadığından matufiyetin oluşmadığını beyanla açılan davanın reddini savunmuştur.