7. Hukuk Dairesi 2013/8300 E. , 2013/16156 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, işverenin baskısı nedeniyle istifa etmek zorunda kaldığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının kendi isteğiyle istifa ederek ayrıldığını bildirerek
**7. Hukuk Dairesi 2013/8300 E. , 2013/16156 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, işverenin baskısı nedeniyle istifa etmek zorunda kaldığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının kendi isteğiyle istifa ederek ayrıldığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının fazla mesai ücreti alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini eylemli olarak feshettiği gerekçesiyle davacının ücret ve fazla mesai ücreti alacaklarına ilişkin taleplerinin kısmen kabulüne, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. Anayasanın 141'nci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir. Mahkemenin 09/10/2009 tarih ve 2007/602 E.-2009/631 K. sayılı kararı ile davacının fazla mesai alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini eylemli olarak feshettiği gerekçesiyle davacının kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9.H.D.nin 22.02.2012 tarih ve 2009/46709 E.-2012/5582 K. sayılı kararı ile davacının istifa etmek suretiyle iş sözleşmesini feshettiğinin sabit olduğu, davacının iradesinin sakatlandığını ispat edemediği, kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davacının kıdem tazminatı talebinin reddine karar verildiği, gerekçeli kararın gerekçe kısmında ise davacının iş akdini ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle İş Kanununun 24/II-bendi gereğince eylemli olarak feshettiğinin kabul edildiği belirtilmiştir. Yapılacak iş; Bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar vermektir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.