12. Hukuk Dairesi 2012/31618 E. , 2012/31618 K. MAHKEMESİ : Çorlu İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 11/07/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu, alacaklı tarafınd…
**12. Hukuk Dairesi 2012/31618 E. , 2012/31618 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Çorlu İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 11/07/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu, alacaklı tarafından hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, takip dayanağı bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek imzaya itiraz etmiş, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 14.05.2012 tarihli raporda “...inceleme konusu senetteki borçlu imzalarının teşhise götürecek önemli materyal içermeyen, basit tersimli, “i” harfi ve devamındaki karalamalardan ibaret imzalar olması nedeniyle aidiyetinin bu meyanda İbrahim Taşkın'ın eli ürünü olup olmadığı hususunun tespit edilemediği” bildirilmiş, mahkemece; davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiştir. İİK.nun 170/3 . maddesinde inkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşıldığı takdirde itirazın reddedileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, bilirkişi raporunda, imzanın borçlunun eli ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde kesin bir görüş bildirilemediği görülmektedir. Bu durumda bilirkişi raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanması zorunludur. Zira takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu bonodaki imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olup, bu iddiayı ispat külfeti de alacaklıya aittir. O halde mahkemece, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 14.05.2012 tarihli rapor içeriğine göre borçlunun imzaya itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir. Diğer taraftan, HMK.nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereğince hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.