T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:06/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:07/01/2026 (Ara Karar) DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat GEREKÇE TARİHİ:07/04/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİAL…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:06/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:07/01/2026 (Ara Karar) DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat GEREKÇE TARİHİ:07/04/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin eşi ve babaları olan ...'nın davalı şirketin maliki bulunduğu ve sürücüsü dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka tescilli araçta bulunduğu sırada meydana gelen tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, müvekkilerinden ...'nın, müteveffanın eşi, diğer davacıların ise müteveffanın çocukları olduğunu, davalı sigorta şirketinin ise, kazaya karışan ... plaka tescilli aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası'nı tanzim eden sigorta şirketi olduğunu, diğer davalı şirketin aracın maliki olduğunu, kazada hiç bir kusuru olmayan müteveffa ...'nın kaza yerinde vefat ettiğini, davacılardan eş ...'nın geçiminin müteveffa tarafından karşılanmakta olduğunu, davalılardan sigorta şirketine destekten yoksun kalma tazminatı v.s. ödenmesi için başvurulduğunu, bir cevap alınamadığını, davalılar yönünden; arabuluculuğun zorunlu olmadığı yönündeki kararları gereğince başvuruda bulunulmadığını, öncelikle davalı şirket ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. yönünden taşınmaz, araç ve üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacakları üzerine teminatsız ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu aracın kaza tarihinden önce bir yıllık süreyle ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye kiralandığını, bu nedenle aracın Karayolları Trafik Kanunu anlamında "işleten" tanımı bakımından tamamen kiracı şirketin hâkimiyetine geçtiğini, kaza anında aracı kullanan sürücü ...'ın müvekkili şirketin çalışanı olmayıp kiracı şirketin personeli olduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi kapsamında "adam çalıştıranın sorumluluğu" prensibine göre sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin sürücü üzerinde emir, talimat, gözetim veya denetim yetkisinin bulunmadığını, dolayısıyla davacının sorumluluk atfının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kaza tespit tutanağı ve diğer resmi kayıtların kazanın davacı tarafın iddia ettiği şekilde meydana gelmediğini gösterdiğini, ayrıca müteveffanın emniyet kemeri takmaması nedeniyle araçtan fırlayarak hayatını kaybetmesinde kusurlu olduğunu beyan ederek davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı olan arabuluculuğun yerine getirilmediğini, başvurunun usulüne uygun yapılmadığını, davaya konu taleplerin poliçe kapsamı dışında olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe kapsamı ve teminatı ile sınırlı olduğunu, davacı yanın faiz başlangıç ve nev'inin haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin karşı vekalet ücreti de dahil yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, tüm bu nedenlerle davacının öncelikle usulden reddine, her halükarda esastan reddine, aksi halde faiz talebinin reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayda müvekkili şirketin herhangi bir kusur veya hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, kazanın meydana geliş şeklinin ve etkili olan unsurların bilirkişi incelemesi yapılmaksızın değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, kaza tespit tutanağı ve olay yeri krokisi birlikte değerlendirildiğinde kazanın tek taraflı trafik kazası niteliğinde olduğunu, sürücüye veya işletene yöneltilmiş kesinleşmiş bir kusur tespiti bulunmadığını, kazaya karışan araçta teknik bir arıza veya işletmeden kaynaklanan bir ihmal tespit edilmediğini, müteveffanın emniyet kemeri kullanmaması nedeniyle ağır müterafik kusurunun bulunduğunu, olayda hatır taşımacılığı şartlarının gerçekleştiğini, bu nedenlerle müvekkili şirketin dava konusu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusur veya yükümlülüğü bulunmadığını, tazminatın belirlenmesinde Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi uyarınca zorunlu indirim yapılması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince 07/01/2026 tarihli ara kararı ile; "...davacı vekili tarafından her ne kadar davalı şirket ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. yönünden taşınmaz, araç ve üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacının dava dilekçesi ekinde dosyaya sunmuş olduğu delillerin alacağın varlığı hakkında kanaat getirecek yeterlilikte olmadığı, henüz dosyada kusur raporu alınmadığı, yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmediği, ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşmadığı ve alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiği" gerekçesiyle "ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: 07/01/2026 tarihli ara karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; haksız fiil kaynaklı ölüm nedeniyle tazminat alacağı talep edebilecek hale geldiklerini, İİK'nın 257. maddesindeki muacceliyet koşulunun somut olayda gerçekleştiğini, ihtiyati hacizde aranan ispatın davanın esası için gereken kesin/tam ispat olmadığını, somut olayda davacıların sunduğu belgelerin tazminat alacağının doğduğunu güçlü şekilde gösterdiğini, mahkemenin kusur raporu alınmadığı yönündeki gerekçesinin tek başına belirleyici olamayacağını, dosyada mevcut belgelerin hangi nedenle yetersiz görüldüğünü somutlaştırmayan mahkeme kararının kanun yolu denetimine elverişli şekilde kurulmadığını, tek taraflı kaza + yolcu ölümü olgusunun sorumluluğunun kuvvetle muhtemel olduğunu gösterdiğini, ihtiyati haciz açısından aranan şeyin kusurun yüzde hesabı/aktüer hesabının kesinleşmesi değil, tazminat alacağının doğduğunu ve davalı işleten/malik sorumluluğunun güçlü ihtimal olduğunu ortaya koyan asgari delil setini, somut olayda bu setin mevcut olduğunu, aynı mahkemenin benzer nitelikte uyuşmazlıkta teminatsız ihtiyati haciz kararı bulunması, somut ret kararının takdir yönünden çelişkili ve öngörülebilirlik ilkesine aykırı biçimde kullanıldığını, ölçülülük ve menfaat dengesi gözetildiğinde; ihtiyati haciz kararı verilmesinin hak arama hürriyeti ve alacağın etkin korunması bakımından zorunluluğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası istemine, uyuşmazlık ise ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın yerinde olup olmadığına ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İhtiyati haciz, nitelikçe geçici bir hukuki koruma tedbiridir. (HMK 406/2) Geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacı, yargı organları önünde hak arayan kişilerin nihai olarak elde etmeyi umdukları haklarına erişimi kolaylaştırmaktır. Bu amacın gerçekleşmesi için, elde edilmesi umulan hakların ya da onların konularının ortadan kalkması, yok olması, değiştirilmesi gibi olasılıkların bertaraf edilmesi gerekir. Elde edilmesi umulan hakka kavuşulmasını kolaylaştırıcı tedbirler hak arama özgürlüğünü, adil yargılama hakkını ve hukuk devleti ilkesini de yakından ilgilendirir. (İHAS 6, 2709 sayılı T.C Anayasası 36, HMK 33) İhtiyati haciz istekleri değerlendirilirken geçici hukuki koruma tedbirlerinin açıklanan bu amacının gözden uzak tutulmaması gerekir. Geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacı, yargı organları önünde hak arayan kişilerin nihai olarak elde etmeyi umdukları haklarına erişimi kolaylaştırmaktır. Bu amacın gerçekleşmesi için, elde edilmesi umulan hakların ya da onların konularının ortadan kalkması, yok olması, değiştirilmesi gibi olasılıkların bertaraf edilmesi gerekir. Elde edilmesi umulan hakka kavuşulmasını kolaylaştırıcı tedbirler hak arama özgürlüğünü, adil yargılama hakkını ve hukuk devleti ilkesini de yakından ilgilendirir. İhtiyati haciz istekleri değerlendirilirken geçici hukuki koruma tedbirlerinin açıklanan bu amacının gözden uzak tutulmaması gerekir. İİK'nın 257 ve izleyen maddelerine göre rehin ile temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Talep değerlendirilirken tam ispat aranmaz, yaklaşık ispat yeterlidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 28/11/2022 gün ve ... esas, ... karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair kararında "Haksız eylemden kaynaklı manevi tazminat istemiyle açılan davalarda ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi, İİK’nın 257 vd. maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında İİK’nın 257 vd. maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkün olduğunu" belirtmiş ve manevi tazminat istemli davalarda salt manevi tazminatın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz istemlerinin reddine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğuna işaret etmiştir. Açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; iddia olunan zarar haksız eylemden kaynaklandığından TBK'nın 117/2 maddesi gereğince tazminat, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Olay 10/07/2025 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu aşamada zarar miktarının tam olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyete uygun değildir. Davacılardan ...'nın eşi olan, diğer davacıların ise babaları olan ...'yı işbu davaya konu kazada kaybettiği, davacıların maddi ve manevi tazminata ilişkin alacağını dava dilekçesine ekli belgeler ile trafik kazası tespit tutanağı içeriğiyle yaklaşık da olsa ispat ettiği gözetildiğinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesinin 07/01/2026 tarihli ara kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılarak davacıların ihtiyati haciz taleplerinin 500.100,00 TL yönünden kısmen kabulü ile bu miktarın %15'i oranında teminat yatırılması halinde davalı ... San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malvarlığı ile 3. kişilerdeki hak ve alacağı üzerine 500.100,00 TL'yi karşılayacak miktarda ihtiyati haciz konulmasına, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin 07/01/2026 tarihli ara kararına karşı istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; ilk derece mahkemesinin ... Esas sayılı derdest dosyası üzerinden verilen 07/01/2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden hüküm oluşturulmasına, Buna göre; 2-Davacıların ihtiyati haciz talebinin KISMEN KABULÜYLE; davalı ... San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malvarlığı ile 3. kişilerdeki hak ve alacağı üzerine kabul edilen miktar olan 500.100,00 TL'nin %15'i oranında belirlenen 75.015,00 TL teminatın ihtiyati haciz kararının davacılara tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde mahkeme veznesine yatırılması halinde 500.100,00 TL'yi karşılayacak miktarda İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, 3-İİK'nın 261. maddesi uyarınca karardan itibaren 10 gün içinde ihtiyati haciz kararının icrasının istenmemesi halinde verilen ihtiyati haciz kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı hususunun işbu kararın tebliği ile İHTARINA, 4-Kararın infazı için gerekli yazışma ve tebligat işlemlerinin ilk derece mahkemesince YAPILMASINA, 5-Davacılar tarafından peşin yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde yatıran tarafa İADESİNE, 6-Davacıların istinaf başvurusu için yaptığı yargılama masraflarının ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda DEĞERLENDİRİLMESİNE, 7-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA; Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olarak karar verildi. 06/04/2026 ...