T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/1625 KARAR NO 2026/520 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2003/946 KARAR NO:2023/840 DAVA TARİHİ :01/11/2003 KARAR TARİHİ:28/12/2023 DAVA:ŞAHSİ İFLAS KARAR TARİHİ:15/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/1625 KARAR NO 2026/520 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2003/946 KARAR NO:2023/840 DAVA TARİHİ :01/11/2003 KARAR TARİHİ:28/12/2023 DAVA:ŞAHSİ İFLAS KARAR TARİHİ:15/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/03/2001 tarih ve ... sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 15/03/2001 tarih 190 sayılı BDDK kararı ile ... Bankası T.A.Ş'nin yönetim ve denetiminin ...'ye devredildiği, davalıların kanuna aykırı karar ve işlemleri ile bankayı zarara uğrattıklarını, sorumluluklarını gerektiren eylemlerin murakıp raporlarının eklerinde yer aldığını, olumsuzlukların doğmasının ana sebebinin gruba aktarılan ve dolaylı olarak kullandırılan krediler olduğunu, Bankalar Yeminli Murakıpları Başkanlığının 17/05/2002 tarih ve R-8, R-4, R-5 sayılı rapor ve eklerinde davalıların sorumluluk tutarlarının ayrı ayrı tespit edildiğini, Bankalar Yeminli Murakıplarınca düzenlenen raporlar göz önünde bulundurularak davalıların 4389 sayılı Bankalar Kanunu hükümleri gereğince ana para ve faize ilişkin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 556.842.135.216.354 TL zarardan sorumlu bulunması nedeniyle şahsi iflaslarının talep edilmesi gereğinin doğduğu beliritlerek, davalıların Bankalar Kanununa aykırı karar ve işlemleri ile ... Bankası T.A.Ş'nin tabloda belirtilen oranlarda olmak üzere 556.842.135.216.354 TL zararının 14/03/2001 tarihinden itibaren 6183 sayılı kanunun 51.maddesi çerçevesinde hesaplanacak faizi ile birlikte tahsili ile davalıların şahsi iflasına karar verilmesini talep edildiği anlaşılmıştır. CEVAP:Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ... Bankası A.Ş alacaklarının ... A.Ş'ye temlik edildiğini, davacının dava açma yetkisinin kalmadığını, kredilerin veriliş sürecinde kredi talebinin ilgili şube müdürlüğüne yapılmasından sonra şube müdürlüğünün hazırlayacağı belgelerin genel müdürlüğe, genel müdürlüğün de bu belgeleri kredi komitesine intikal ettirdiğini, kredi komitesinin uygunluk görüşü ile birlikte talebi yönetim kuruluna onaya sunduğu, yönetim kurulunca önerinin benimsenmesi halinde krediye onay verildiğini, müvekkilinin 4389 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra sadece iki toplantıya katıldığını, olağan genel kurul kararları ile ibra edildiğini, Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesinde sadece 11/06/1999 ve 22/07/1999 tarihli krediler nedeniyle 2002/1460 Esas sayılı dava açıldığını, yönetim kurulu tutanaklarının başında ve son sayfasında müvekkilinin imzasının bulunduğu ancak krediler ile ilgili sayfalarda imzasının bulunmadığını, müvekkilinin imzasının bulunmadığı kredilerden sorumluluğunun bulunmadığını, menfi oy kullanması halinde dahi karar alınmasına engel olamayacağını, zarar ile müvekkili eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle;Dava dilekçesinde hangi fiilin zarara sebebiyet verdiğinin açıklanmadığını, müvekkili ...'in Bankadaki görevinden 1997 yılının sonunda ayrıldığını 4389 sayılı Bankalar Kanunun ise 23/06/1999 tarihli ... nolu Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, müvekkilinin bankada çalıştığı dönemde 3182 sayılı Bankalar Kanununun yürürlükte olduğunu, 4389 sayılı Bankalar Kanununun 17.maddesinin geçmişe etkili olarak uygulanabileceğine dair kanununda bir düzenlemeye yer verilmediğini, müvekkilinin de aralarında bulunduğu Banka Yöneticileri aleyhine açılan sorumluluk davasının derdest olduğunu, 3182 sayılı Bankalar Kanununun 2.maddesinin 3.bendi kapsamında müvekkili hakkında ancak genel hükümler çerçevesinde sorumluluk davası açılabileceği, İstanbul 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/1895 Esas sayılı dosyasında aynı kredi ve işlemlere dayanarak 556.842.135.216.354 (eski) TL zararın tahsili talep edildiğinden davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, 2001/1895 esas sayılı dosyaya sunulan yazılara göre ... Grubundan tahsilatlar yapıldığından ortada bir zararın bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ... Bankası T.A.Ş.'nin iflası söz konusu olmadığını, Bankadaki görevinden ayrılmasından 3 yıl sonra bankanın ...'ye devredilmesinde müvekkilinin hukuka aykırı işlemi bulunmadığından şahsi iflas koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin kredilerin açılmasında ve kullandırılmasında bankacılık teammüllerine aykırı davranmadığını, bankanın zarara uğrayıp uğramadığının belli olup olmadığını, bu sebeple öncelikle davanın usulden aksi takdirde esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ve banka yöneticileri hakkında tüm banka zararını kapsayan 2001/1892 Esasa sayılı dosyada sorumluluk davası ile 2002/684 Esas sayılı dosyada iflas davası açıldığını, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, müvekkilinin son kez 15/02/2000 tarihli olağan genel kurulu kararı ile yönetim kurulu üyesi seçildiğini, 18/02/2000 tarihli yönetim kuruluna müvekkilinin iştirak etmediğini, müvekkilinin iştirak etmediği toplantıda alınan kararlardan sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin 31/08/1999 tarihli yönetim kurulu toplantısından sonra hiçbir yönetim kurulu toplantısına katılmadığını, son dönem yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen bu dönemde hiçbir toplantıya katılmadığını ve imza atmadığını, müvekkilinin 23/01/2001 tarihli yönetim kurulu toplantısında yönetim kurulu üyeliğinden çıkarıldığını, 1996 yılı ve takip eden seneler için genel kurul kararı ile ibra edildiğini, 2001 yılında yapılan genel kurul toplantısında ibra kararının iptal edilmesinin mümkün olmadığını, ibra kararının iptali için İstanbul 10 Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın devam ettiğini, müvekkilinin ...'nin devrine ilişkin kararda imzasının bulunmadığını, bankanın zararını doğurabilecek hiçbir karara imza atmadığını, sadece... A.Ş.'ye kullandırılan kredi nedeniyle İstanbul 9 Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/1467 Esas sayılı dosyasında erteleme kararı verildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin 2001/1895 Esas sayılı dosyasında sorumluluk davasında iş bu şahsi iflas davasına konu grup kredilerine dayalı zararınında talep edildiğini, her iki davanın birleştirilmesini ya da sorumluluk davasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, ... Bank'ın sorumluluk davasındaki davacı sıfatının ortadan kalktığını, Bankalar Yeminli Murakıpları Raporunun bağlayıcılığının bulunmadığını, dava dilekçesinde murakıp raporuna yollama yapılmasının dışında açıklık bulunmadığını, davanın dayanağı olan iki raporda iki farklı hesaplama ve tespitler varken davacı talebine konu zararın nasıl hesaplandığının anlaşılamadığını, Bankalar Kanununun 17.maddesinde şahsi iflas için öngörülen unsurların mevcut olmadığını, her grup kredisinin kötü bir puan olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, grup kredilerinin yasaklı olmadığını, kredilerin hiçbirinde limit aşımı bulunmadığı, ... Bankasınca ... Grubuna açılan kredilerin fonlama etkisiyle birlikte toplam zarar içindeki payının %16,3 olduğunu, BDDK tarafından ...'nin devrine ilişkin talimat olmasaydı 272.127 Milyar TL'lik risklerin bankaya yansımayacağını, BDDK emrine dayalı devir kararı nedeniyle sorumluluğunun doğmayacağını, kredi tahsis edilen grup şirketlerinin yeterli ekonomik güce sahip olduğunu, zararın doğup doğmadığına bakılmaksızın tüm grup kredilerinin zarar olarak gösterildiğini, kanuna aykırılık yoksa karar veya işlem bankanın iflasına ya da fona devrine sebep olsa dahi yöneticilerin iflasına karar verilemeyeceğini, davanın Anayasanın 36.maddesindeki adil yargılanma ilkesine açıkça aykırı olduğunu beyan ederek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin 2001/1895 Esas sayılı dosyasında dava konusu grup kredilerine dayalı zararın da mevcut olması sebebiyle derdestlik itirazlarının olduğunu, her iki davanın birleştirilmesini ya da daha önce açılan sorumluluk davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, mükerrer zarar talebinde bulunulduğunu, davanın dayanağı olan bankalar yeminli murakıpları ve müfettişleri raporlarının bağlayıcı delil olmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını, 1996-1999 faaliyet dönemlerine ilişkin zarar iddiasına konu kredi işlemlerinin hemen hemen tümünün bankanın o yıllara ait bilanço ve kar zarar cetvellerinde yer aldığını, yönetim kurulu denetçilerinin ibra edildiklerini, banka iştirakleri ya da grup şirketlerine kredi açılmasının sorumluluk nedeni olamayacağını, dava dilekçesinde zarar miktarlarında çelişkili bildirimler bulunduğunu, verildikleri tarihlerde yürürlükte olan Bankalar Kanununa uygun biçimde tahsis edilen kredi işlemlerinde banka yöneticisi veya hakim ortakların şahsi iflasları için öngörülen yasal unsurların oluşmasına imkan bulunmadığını, BDDK'nın emri uyarınca devredilen ...yönetimince grup şirketlerine tahsis edilen kredilerden kaynaklanan risklerden banka yöneticilerinin sorumlu olamayacağını, devir kararı ya da işlemlere katılımı bulunmaya ...'un sorumluluğundan söz edilmesinin mümkün olmadığını, ...'un 01/02/1998-18/12/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını ve çok az sayıda toplantıya katıldığını, ...'un ...'nin aktif ve pasiflerinin bankanın ... şubesince devralınmasına ilişkin yönetim kurulu kararına katılmadığını bu sebeple sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, müvekkillerinin bir sorumluluklarının bulunmadığının, ortada hukuki anlamda doğmuş bir zarar bulunmadığını, grup şirketlerine açılan kredilerin Avrupa ve ...Holding ve... kefaleti, nakit karşılık ya da üçüncü kişilere ait senetler ile teminatlandırıldığını, ... ve ... A.Ş'nin bankanın en büyük paydaşı olduğunu beyanla davanın zaman aşımı, derdestlik nedeniyle reddine, BDDK'nın işlemi hakkında açılan davanın beklenilmesine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde 2001/1895 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; Dava tarihi itibarıyla ceza zamanaşımı süresi dolmadığı, yargılama sırasında ... grubu borçlu şirketler ile borçların tasfiyesi için 09/05/2006 tarihinde düzenlenen protokol kapsamında edimlerin yerine getirilmemesi nedeni ile 03/04/2008 tarihli Fon Kurulu kararıyla protokolün temerrüde ilişkin hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, yargılama sırasında davalılardan ... ve ... hakkında İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/135 Esas sayılı dosyasında 25.01.2018 tarihinde verilen şahsi iflas kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2018/2111 Esas 2019/57 Karar sayılı kararı ile kaldırıldığı ve BAM 17 Hukuk Dairesi kararında ... Grubundan olan Fon alacaklarının takip ve tahsil işlemlerine devam edilmesi sebebiyle dava konusu zarara ilişkin yapılan tahsilatların araştırılarak mükerrer tahsilata neden olmayacak şekilde karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/135 Esas sayılı dosyasında dava tarihinin 02.04.2004 tarihi olduğu, işbu davanın daha önce ikame edildiği anlaşılmakla davalıların derdestlik itirazlarının yerin olmadığı, sorumluluk davası ile şahsi iflas davasının hukuki sebebi birbirinden farklı olduğundan derdestlik itirazının ve bekletici mesele yapılması taleplerinin reddi gerektiği, Mahkemenin 2002/684, 2002/690, 2002/117, 2001/1783, 2002/1367 Esas sayılı dosyalarında ... Bankası T.A.Ş.'nin dava konusu olmayan farklı kredi ve işlemlerden kaynaklı zararlarının tahsili amacıyla ikame edilen şahsi iflas davaları ile işbu davada talep edilen zarar kalemlerinin farklı olduğu nazara alınarak bu davalar yönünden de derdestlik itirazlarının yerinde olmadığı, banka yönetim kurulu üyesi davalıların kredi komitesi ve yönetim kurulu kararları ile ... grubu olarak nitelendirilen 15 şirkete mali istihbarat ve kredi değerleme çalışması yapılmadan ödeme güçlerinin üzerinde kredi kullandırdığı, kredi kullandırılan şirketlerin ortak özelliklerinin ... Grubuna dahil şirketler olduğu, bu kredilerin vadelerinde kapatılmadığı veya ...'den temin edilen kredilerle kapatıldığı, ...'den kullandırılan kredilerden herhangi bir tahsilat sağlanamadığının ...'nin aktifinin ... Bankası T.A.Ş 'ye devri sonrasında ortaya çıktığı, ülkemiz yasalarına tabi olmayan ... tarafından ...firmalara verilmiş kredilerin ... Bankası kredileri haline dönüştüğü, grup şirketlerine kullandırılıp tahsil edilemeyen krediler nedeni ile yargılama sırasında yapılan tahsilatlar düşüldüğünde bankanın toplam 408.522.455,63-TL zararının oluştuğu, banka hakim ortağı ve yönetim kurulu üyesi ...'un bu zararın tamamından sorumlu olduğu, ... dışındaki davalıların imzalarının bulunduğu kredi tahsis kararlarındaki miktarlara göre ...'in 213.612.561,23-TL, ...'ın 171.878.215,00-TL, ...'in 113.151.399,76-TL, ... terekesinin 101.964.129,19-TL banka zararına neden olunduğu, zarar ile davalıların eylemleri arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun bilirkişi raporları ile de tespit edildiği anlaşılmakla denetime elverişli 09/06/2023 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak tahsil edilemeyen kredilerden kaynaklı ...'in 213.612.561,23-TL, ...'ın 171.878.215,00-TL, ...'in 113.151.399,76-TL, ... terekesinin 101.964.129,19-TL, ...'un 408.522.455,63-TL banka zararının 14.03.2001 tarihinden itibaren 6183 Sayılı Yasanın 51. maddesinde belirtilen faiz oranı uygulanmak suretiyle işleyecek faiziyle birlikte tahsili için şahsen iflaslarına karar vermek gerektiği, davalılardan ...'un banka hakim ortağı ...'un eşi ve ...olarak nitelendirilen şirketler ile ... sermayesinde pay sahibi olduğu, davalı ...'un 17.05.2002 tarihli R-8, R-4, R-5 sayılı raporun düzenlenmesi aşamasında 15.03.2002 tarihli yazılı cevabı ile objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını ikrar ettiği, emsal Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2017/2733 E, 2020/3789 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere banka hakim ortağı ...'un eşi ve ...olarak nitelendirilen şirketler ile ... sermayesinde pay sahibi davalı ...'un yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde eşi ...'un imzasının bulunduğu yüksek miktarlarda tahsis edilen kredilerden bilgisinin bulunmamasının mümkün olmadığı, davalı ...'un yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde tahsis edilip tahsil edilemeyen grup kredilerinden kaynaklı zarardan sorumlu olduğu ancak davacı talebinin 24.056.788,00-TL ile sınırlı olduğu dikkate alınarak taleple bağlılık ilkesi gereği 24.056.788,00-TL banka zararının 14.03.2001 tarihinden itibaren 6183 Sayılı Yasanın 51. maddesinde belirtilen faiz oranı uygulanmak suretiyle işleyecek faiziyle birlikte tahsili için ...'un iflasına karar vermek gerektiği, yargılama sırasında davalılardan ... yönünden 4389 sayılı yasanın 15/3 ve 5411 sayılı yasanın geçici 11.maddesi ve 5411 sayılı yasanın 132/10.maddesi kapsamında, davacı ile davalı arasında dava konusu zararın tahsili amacıyla protokol düzenlendiği, protokolün ihlal edildiğinin davacı tarafından iddia edilmediği, şahsi iflas koşullarından zarar şartının davalı yönünden gerçekleşmediği gerekçesiyle; davalılar ..., ..., ..., ..., ... Ve ... terekesine yönelik şahsi iflas istemli davanın kabulü ile davalılardan ... (terekesine) yönelik şahsi iflas isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara esas alınan bilirkişi raporunda, her bir borçlu için Banka tarafından kullandırılan kredilere ilişkin Yönetim Kurulu kararlarında söz konusu borçlunun imzasının bulunup bulunmamasına göre ayrıma gidilmesinin hatalı olduğunu, davalıların görev süreleri nazara alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, tüm yönetim kurulu üyelerinin görevleri süresince (imzası olsun ya da olmasın) alınan tüm yönetim kurulu kararlarından sorumluluklarının devam ettiğini, davalıların 17/05/2002 tarih ve R-8, R-4, R-5 sayılı Raporu ve eklerinde de detaylı olarak dökümü yapıldığı ayrıca dava dilekçesinde ifade edilen tutarlar üzerinden sorumlu olduklarından bu tutarlar nazara alınarak karar verilmesi gerektiğini, davalı ...'in hem banka yönetim kurulu üyesi hem de bir kısım şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, işbu dava konusunun banka yöneticiliğinden kaynaklı şahsi iflas davası olduğunu, protokol ile işbu dava konusunun zarar kalemlerinin farklı olduğunu bu nedenle ... yönünden verilen kararın da hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamaları tekrar ederek, gerekçeli kararda birçok hatalı tespitin mevcut olduğunu, sunmuş oldukları beyan ve itirazlarının hiçbirine değinilmediğini, davacı ... ve ...şirketlerle banka zararını giderimi için protokol imzalandığını, protokolün dava konusu zararı da kapsadığını bu nedenle davanın konusuz kaldığını, davaya konu edilen zararların büyük bir kısmını oluşturan kredilerin ...şirketlere Mülga 3182 Sayılı Kanun döneminde verildiği ve 3182 sayılı kanun zamanında verilen kredilerden dolayı şahsi iflasa karar verebilmek için Bankanın iflası gerekeceğinden şahsi iflas koşullarının oluşmadığını, itirazlarına rağmen ...'den gelir sağlayan bilirkişilerin dosyaya atanması ve rapor alınmasının adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini, ...'nin devri BDDK’nın bu yöndeki talimatına dayanılarak yapıldığından Kanuna aykırılık unsurunun oluşmadığını, ... Bankasından ...’ye yapılan depolardan bir tek kuruş ...şirketlerine kredi olarak verilmediğini, ... tarafından iddia olunan zarardan fazla tahsilat yapıldığını, ... Grubuna ait ticari iktisadi bütünlük (TİB) satışlarından gelen 61.300.000 USD ve 16.250.000 TL tahsilatın raporda gösterilmediğini, yapılan tahsilatların ... tarafından saklandığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamaları tekrar ederek, sunmuş oldukları beyan ve itirazlarının hiçbirine değinilmediğini, mahkemece 28/02/2000 tarihli yönetim kurulu toplantısı nazara alınmış ise murakıplara yazılı olarak verilen 15/03/2002 tarihli yazılı cevabı ...'un vermediği, bu belgedeki imzanın ... adına sahte olarak başkaları tarafından atılarak Murakıplara verildiğini ispat etmek için Grafolog Adli Tıp Kurumundan emekli ...'dan alınan 22/04/2024 tarihli uzman mütalaasını dilekçe ekinde sunduklarını, bu durumda müvekkilinin 28/02/2000 tarihli ve 11 sayılı yönetim kurulu kararında imzası hiç olmadığı için yönetim kurulu kararıyla ... A.Ş. adlı şirkete tahsis edilen krediden sorumlu olmayacağını, müvekkili ...'un Bankanın fona alınmasından sonra hakkında açıları davalar sebebiyle Bankada Yönetim Kurulu üyesi olduğunu öğrendiğini, hiçbir zaman eşi tarafından veya banka çalışanları tarafından yönetim kurulu toplantılarına davet edilmediğini ve yönetim kurulu toplantısına katılmadığını, Bankacılıkla ilgili hiçbir bilgisi olmadığını, hakkında açılan ceza davalarında beraat kararı verildiğini, ... yönünden zarar hesabının da hatalı olduğunu, yapılan tahsilatların tenzil edilmediğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamaları tekrar ederek, sunmuş oldukları beyan ve itirazlarının hiçbirine değinilmediğini, huzurdaki davanın kesinleşmiş bir alacağa dayanmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, raporlar arasında çelişki olup bu çelişkilerin giderilmediğini, raporun sadece ... tarafından sunulan kayıtlar dikkate alınarak düzenlendiğini, zarar hesabının muğlak olduğunu, mahkemenin zamanaşımı yönünden tespitlerinin hatalı olduğunu, dava 16 kişi hakkında açılmasına rağmen 10 kişi hakkında hüküm kurulmasının HMK'nın 297.maddesine aykırı olduğunu, davacı ... ve ...şirketlerle banka zararını giderimi için protokol imzalandığını, protokolün dava konusu zararı da kapsadığını bu nedenle davanın konusuz kaldığını, müvekkili genel kurullarda ibra edildiğinden sorumlu tutulamayacağını, murahhas üye ve kredi komitesi üyesi olmadığından verilen kredilerden ve sonuçlarından sorumlu tutulamayacağını, tahsilatlar belirlenerek karar tarihindeki zarar tutarı tespit edilmeden karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının birden fazla dava açılarak mükerrer alacak talep ettiğini, müvekkilinin bankayı zarara uğratacak bir eylem ve işleminin olmadığını, uygulanan faiz oranı ve başlangıç tarihinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamaları tekrar ederek, sunmuş oldukları beyan ve itirazlarının hiçbirine değinilmediğini, mali sorumluluk davasının işbu dava yönünden derdestlik oluşturduğu itirazlarının nazara alınmadığını, Bankalar Yeminli Murakıpları raporlarındaki tespitlerin hatalı olduğunu, müvekkilinin göreve başlama tarihinden önce verilen kredilerden sorumlu olmadığını, ...’nin ... bankası ... şubesine devir işlemi BDDK’nın bu yöndeki talimatına dayanılarak yapıldığını ayrıca devir sözleşmesinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkilinin sorumlu tutulduğu yönetim kurulu karar tarihinin 01/12/2000 ...’nin yurt dışı mevduatlarını garanti kapsamına almasının ise 18/01/2001 olduğunu, ayrıca miktarda belirsizlik olduğunu, zararın ...şirketler tarafından karşılandığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... terekesi vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamaları tekrar ederek, sunmuş oldukları beyan ve itirazlarının hiçbirine değinilmediğini, ...'ın katılmadığı ve imzalamadığı yönetim kurulu kararları ile yenilenen kredilerden sorumluluğu bulunmadığını ayrıca murahhas üye ve kredi komitesi üyesi olmadığından verilen kredilerden ve sonuçlarından sorumlu tutulamayacağını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunda kusurlu sorumluluk ilkesinin kabul edildiğini, davalı ...'ın kredi kullandırılan 16 firma ile herhangi bir hissedarlık ilişkisi veya menfaati bulunmadığını, genel kurullarda ibra edildiğini, bilirkişi raporlarında da ...'ın kredilerin verilmesine dair karar ve işlemlerde onayı ve imzası olduğuna dair hiçbir tespit yer almadığını, davalı ...'ın ... ile hiçbir tarihte hiçbir ilişkisi olmadığı gibi bu bankanın devri işlemlerine katılmadığını, tahsilatlar belirlenerek karar tarihindeki zarar tutarı tespit edilmeden karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, ... Bankası T.A.Ş.'nin Fon'a devredilmesine bağlı olarak davalı yöneticilerin karar ve işlemlerinden dolayı bankanın uğramış olduğu zarar nedeniyle 4389 sayılı yasanın 17.maddesi gereğince şahsi iflaslarına karar verilmesi istemine ilişkindir.Dava dilekçesinde, eldeki karara konu davalılar dışında..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında da dava açılmış,... dışındaki diğer davalılar hakkında tefrik kararı ile mahkemenin 2012/282 E. sayılı dosyasına kaydederek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Yine ... hakkında da tefrik kararı verilerek mahkemenin 2021/467 E. sırasına kaydedilmiş ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Somut dosyada uyuşmazlık; Fon'a devredilen banka eski yönetim kurulu üyeleri olan davalıların, iddia edildiği şekilde yasaya aykırı eylem ve işlemlerinin bulunup bulunmadığı, bu eylem ve işlemlerin bankanın Fon'a devrine neden olup olmadığı, varılacak sonuca göre şahsi iflaslarının istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.Bankalar yeminli murakıpları tarafından düzenlenen 17/05/2002 tarihli R-8, R-4, R-5 sayılı raporda özetle; ... Bankası T.A.Ş'nin Banka'nın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde hissedarlarının oluşturduğu sermaye grubuna aktarılan tutarlar nedeniyle zararının öz kaynakları aşarak yabancı kaynaklara sirayet ettiği ve mali bünyesindeki zaafiyet taahhütlerini karşılayamayacak boyutlara ulaştığı için BDDK'nın 15/03/2001 tarihli 198 sayılı Kararı ile el konulduğu, 14/03/2001 tarihi itibari ile ... grubu olarak adlandırılabilecek firmaların bankaya olan nakdi borçlarının tasfiye olacak alacaklar hesabında izlenen bakiyesinin 349.848 milyar TL, gayri nakdi risklerinin tutarının 77.804 milyar TL olduğu, nakdi risklerin bir bölümünün çoğunluk hissesi ...'a ait olan ve... Bankacılık faaliyetinde bulunan ... Bank ... Ltd'den devralınan kredilerin oluşturduğu, ... Bankası T.A.Ş yönetim kurulu tarafından 01/12/2000 tarih ve 61 sayılı karar ile ... Bank'ın aktif ve pasifliğinin ... Bankası T.A.Ş... Şubesine devredildiği, devir işleminin banka mali bünyesinin en kısa süre içinde sağlıklı bir yapıya kavuşturulmasını amaçlayan tedbirin yer aldığı BDDK'nın 28/11/2000 tarihli yazısına istinaden yapıldığının beyan edildiği, devir işlemi sonucunda ...'nin aktifinde yer alan ...risklerinin banka bilançosuna ilave olunduğu, ...'den devralınanlar hariç olmak üzere 14/03/2001 tarihi itibari ile ...nakdi kredileri nedeniyle bankanın aktifinde toplam 97.549.264 USD, ana para riski olmak üzere birikmiş faiz ile birlikte toplam 256.124.790 USD riskin bulunduğu, ...olarak adlandırılabilecek firmalara ödeme güçlerinin üzerinde kredi kullandırıldığı veya temerrüde düştüğü halde bankaca kredi kullandırılmaya devam edildiği, ... Bankası TAŞ. nezdinde sürdürülen ve ilgili şube yöneticileri ile Genel Müdürlük Krediler birimi yetkililerinin yazılı görüşleri ile de desteklenen incelemeler neticesinde, rapor konusu firmaların hiçbirinde kredi teklifi hazırlanması ya da daha sonrasında firmaların kredi değerliliğine ilişkin bir çalışmanın yapılmadığı tespitlerine yer verilmiştir.Bankacı ..., Borçlar Hukuku alanında uzman Yrd. Doç. Dr. ... ve Ticaret Hukuku alanında uzman Yrd. Doç. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyetinin 05/11/2007 tarihli raporunda çoğunluk görüşünde özetle; Davalıların çeşitli tarihlerde banka yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, davalıların gerek 3182 sayılı Bankalar Kanunu gerekse 4389 sayılı Bankalar Kanununda belirtilen iflasa tabi kişilerden olduğu, davalılardan ... 4389 sayılı Bankalar Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce görev yaptığı için bankanın iflasına hükmedilmedikçe hakkında iflas kararı verilemeyeceği, diğer davalılar 4389 sayılı yasanın yürürlük tarihinden sonra da görev yaptıklarından bankanın iflası şartına tabi olmaksızın haklarında iflas kararı verilebileceği, rapor içeriğinde ayrıntılarıyla izah edilen nedenlerle özellikle davalıların grup firmaları özvarlıklarının çok üzerinde kredilendirmesi, 4389 sayılı Bankalar Kanununa aykırı olarak ... Bankası tarafından ...'ya yapılan depo miktarının limit tahsisi yapılmaksızın arttırılması, banka kaynaklarının ...'ye aktarılması, ... ile ilgili 4389 sayılı yasanın 9/6-c ve 10/1 maddelerine aykırı davranılması sebepleriyle oluşan zararlardan davalıların sorumlu oldukları yönünde görüş belirtilmiştir. Ayrık görüş sunan bilirkişi Yrd. Doç. Dr. ... ise; sorumluluk davasının mükerrer ödemeye sebep olacağı, 4389 sayılı kanunun makable şamil olmadığı, davalıların sorumluluklarına sebep olan işlem tarihlerinde yürürlükte bulunan 3182 sayılı kanunun şahsi iflası öngören 69.maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi sebebiyle şahsi iflası öngören bir hüküm bulunmadığı, ...'nin devri BDDK'nın resmi yazısına istinaden yapıldığından şahsi iflasa ilişkin unsurlardan kanuna aykırılık unsurunun ortadan kalktığı, davacı ile ...arasında dava konusu zararı da kapsayacak şekilde protokol düzenlendiğinden şahsi iflas talebi hakkının ortadan kalktığı, davalıların sorumluluklarının 3182 sayılı kanun ve 4389 sayılı kanun dönemlerindeki işlemler için ayrı ayrı tespiti gerektiği, aksi yönde hüküm tesisi halinde çoğunluk görüşündeki tespitlerin esas alınabileceği yönünde görüş beldirmiştir.Bankalar Yeminli Murakıbı ..., Ticaret Hukuku alanında uzman Yrd. Doç. Dr. ... ve Yrd. Doç. Dr. ...'den oluşan bilirkişi heyeti 27/04/2011 tarihli raporda çoğunluk görüşünde özetle; 4389 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce kullandırılmış krediler nedeniyle şahsi iflas talep edilip edilemeyeceği konusunda ihtilaf oluştuğu, kredi kullandırılan şirketlerin ortak özelliklerinin ... Grubuna dahil şirketler olduğu, ... Bankası T.A.Ş.'den kredi kullandıkları ve kullandıkları kredilerin vadelerinde kapatılmadığı veya ...'den temin edilen kredilerle kapatıldığı, BDDK'nın 06/11/2000 tarih ve R-1 sayılı Murakıplık raporunu değerlendirmesi sonucunda yazıda belirtilen önlemlerin alınması talimatının verildiği, ... Bankası T.A.Ş.'nin 04/12/2000 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla ...'nin ... şubesine devredilmesi kararı alındığını, ...'nin aktif ve pasifleri ile devri sonucu ... Bankasına aktarılan aktiflerin 35.888.600 USD'lik kısmı dışındaki aktifin ...ve ... Grubuna dahil firmalara verilmiş kredi risklerinden oluştuğu, kredilerin ... Bankası kredileri haline ve 1.016.418 USD riskin banka riski haline dönüştüğü,... Grubuna ait kredilerin kanuna aykırılık şartının tespiti açısından yapılan incelemede Bankacılık Kanunununda öngörülen limitleri aşmak için ... Bankasının hakim ortaklarının sahip oldukları oldukları KKTC'de mukim ...'ye depo yapılmak suretiyle ... üzerinden sağlandığı, Türkiye'deki yasalara bağlı olmayan ...'ye ... Bankası T.A.Ş. Tarafından depo yapılarak Bankacılık Kanununun dolanıldığı ve yurt içindeki grup şirketlerine kredi limitlerini aşmak zorunda kalmadan dışarıdan ama kendi mal varlığından yani ...'ye depo yapılan nakitlerden karşılandığı, 4389 sayılı Kanunun 11/1 maddesi uyarınca kredi kararı verilmeden önce hesap durum belgesinin ibrazının şart olmasına rağmen bu belgeler temin edilmeden tesis edilen yönetim kurulu veya kredi komitesi kararını veren görevlilerin zarardan sorumlu olacağı, ... tarafından ...firmalara kullandırılan kredilerin ...'nin ... Bankasına devrini takiben ... Bankası kredileri haline gelmesi suretiyle zararın oluştuğu, davalıların özel bir ihtisas gerektiren bankacılık alanında yöneticilik yapmalarının yasal düzenlemelerden ve limitlerden haberdar olmamalarına ilişkin mazeretlerinin geçerli sayılamayacağı, banka zararı ile davalılar eylemleri arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, dava konusu olayda davalıların kanunda yer alan kredi limitlerini aşmak için Kıbrıs'ta kurulu ...'ye depo yaparak grup şirketlerine kredi sağlanması yoluyla yasanın dolanılarak ... Bankası T.A.Ş.'nin zarara uğratıldığı, kredi tahsis edilirken bu amaçla yapılan işlemlerin şekli esaslara uydurulmaya çalışıldığı, 4389 sayılı Bankalar Kanununda kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görevli olan banka görevlilerine 17.maddenin uygulanacağına dair bir hüküm bulunmadığı zira banka görevlilerinin uzun bir süre içerisinde kanuna aykırı karar ve işlemeleriyle bankanın mali bünyesinin bozulmasına neden olabildikleri 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14/4 maddesinin bankaya uygulanmasına neden olan bütün banka görevlilerine 17.madde hükmünün uygulanabilmesi için görevde olsun yada olmasın kanuna aykırı karar ve işlemleriyle 14/4 maddesinin Bankaya uygulanmasına neden olmaları yada katkıda bulunmalarının gerekli ve yeterli olduğu, nitekim bu hususun Prof. Dr. ...'nun Bankalar Kanunu Şerhi'nin (Ankara 2000) 725.sayfasındada bu hususa işaret edildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi kararında da 3182 sayılı Bankalar Kanununun 69.maddesini değiştiren 512 ve 538 sayılı KHK'larının iptali ile doğan hukuku boşluğun kanunun getiriliş amacına göre yorumlanarak hakim tarafından Medeni Kanunun 1.maddesi çerçevesinde doldurulması gerektiğine ve bankanın faaliyetinin durdurulmasına ne derece etkili olduğunun saptanması gerektiğinin belirtildiği, Yargıtay kararında iflas şartına gönderme yapılmadığı, netice itibariyle mülga 3182 sayılı kanun döneminde görev yapmış yöneticilerin de şahsi iflaslarına karar verilebileceği, davalıların sorumluluk miktarlarının ayrı ayrı belirtildiği yönünde görüş ve tespitlerde bulunulmuştur. Bilirkişi heyetinde yer alan Yrd. Doç. Dr.... tarafından sunulan ayrık görüşte ise; 3182 sayılı Kanunu döneminde görevde bulunmuş olan davalı ...'in 3182 sayılı kanuna tabi olduğu ve bu davalının şahsi iflaslarının talep edilebilmesinin bankanın iflası şartına bağlı olduğundan hakkında şahsi iflas istenemeyeceği, diğer davalılar yönünden her iki kanun döneminde görevde bulunmaları sebebiyle sorumluluklarının her iki kanun açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.Emekli Banka müdürü ..., Bankalar Yeminli Murakıbı ..., Bankalar Yeminli Baş Murakıbı...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 14/07/2020 tarihli raporda özetle; davalıların ... Bankası A.Ş. Yönetim kurulu üyeleri oldukları, ... Bankası hakim ortağı olan ...'un sahibi olduğu firmalara kullandırılan kredilerde kredilendirmelerin tabi olduğu Bankacılık Yasalarına, Kararnamelere, Bankacılık Teamüllerine uygun davranmadıkları, likitide sıkıntısı çeken ve aşırı ölçüde borçlu olduğu anlaşılan dava konusu grup firmaların öz varlıklarının çok üzerinde kredilendirmeleri ve kredilendirme ilkelerine özen göstermedikleri belirtiler bu firmalara ait risklerin %100 karşılık ayrılmak suretiyle tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılmasına neden oldukları ve bu suretle gruba kaynak aktararak gruba menfaat sağlayarak bankayı zarara uğrattıklarının belirlendiği, banka yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulu kararlarındaki ve kredi komitesindeki kararlarındaki imzaları esas alınmak üzere sorumluluklarının belirlendiği buna göre ...'un 457.334.643 TL, ...'in 248.904.532 TL, ...'ın 206.571.526 TL, ...'in 129.155.674 TL, ...'ın 136.422.658 TL, ...'in 141.733.122 TL, ...'un 46.710.202 TL'den sorumlu olduğu, davalılardan ...'in mirasçıları ile davacı arasında protokol düzenlendiği ancak bu protokolde daha önce tefrik edilen 11 davalı ile ... arasında yapılan protokol içeriğindeki davanın müracaata kalacağı şerhinin bulunmaması hususunda takdirim mahkeme ait olduğu yönünde görüş ve tespitlerde bulunulmuştur.Davacı vekili yapılan tahsilatlar ve zarara yönelik 28/07/2021 tarihli dilekçesinde; Dava tarihi 15/08/2003 olan davaya konu alacaklara ilişkin olarak dava tarihi öncesi toplam 38.355.703,67 TL ve dava tarihi sonrasında 169.188.441,46 TL olmak üzere toplam 207.544,145,14 TL tahsilat sağlandığı belirtilmiş, işbu dosya konusu konu alacaklarla ilgili olarak dava tarihi 15/08/2003 öncesinde ve sonrasında yapılan tahsilatların tablo halinde gösterilmiştir.Her bir davalının sorumluluk tutarı belirlenerek, faiz miktarı tespit edilip, tahsilatlar düşülerek bakiye sorumluluk miktarlarının hesap edilmesi yönünde ... Banka Müdürü ...,... Bankalar Yeminli Başmurakıbı ... ve YMM ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 09/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; usulüne uygun olmayan kredilendirme işlemlerinden doğan banka zararı 16 firma yönünden değerlendirilmiş, davalıların sorumlulukları yönünden ayrı ayrı inceleme yapılmış, hesaplamanın ise her bir kredide imzası olan kişiler yönünden oranlama yapılmak suretiyle sorumluluklarının tespit edildiği açıklanmış, 1-Davalı ... yönünden; 464.414.992,15 TL olarak hesaplanan zarardan dava tarihine kadar yapılan tahsilatlar ile dava tarihinden sonra yapılan tahsilatlar mahsup edildiğinde davalının sorumlu olduğu zarar miktarının 408.522.455,63 YTL, 2-Davalı ... yönünden; 248.904.531,95 YTL olarak hesaplanan zarardan dava tarihine kadar yapılan tahsilatlar ile dava tarihinden sonra yapılan tahsilatlar mahsup edildiğinde davalının sorumlu olduğu zarar miktarının 213.612.561,23 YTL, 3-Davalı ... yönünden; 206.571.526,42 YTL olarak hesaplanan zarardan dava tarihine kadar yapılan tahsilatlar ile dava tarihinden sonra yapılan tahsilatlar mahsup edildiğinde davalının sorumlu olduğu zarar miktarının 171.878.215 YTL 4-Davalı ... yönünden; 129.155.673,55 YTL olarak hesaplanan zarardan dava tarihine kadar yapılan tahsilatlar ile dava tarihinden sonra yapılan tahsilatlar mahsup edildiğinde davalının sorumlu olduğu zarar miktarının 113.151.399,76 YTL, 5-Davalı (müteveffa) ... yönünden; 113.765.880,90 YTL olarak hesaplanan zarardan dava tarihine kadar yapılan tahsilatlar ile dava tarihinden sonra yapılan tahsilatlar mahsup edildiğinde davalının sorumlu olduğu zarar miktarının 101.964.129,19 YTL, 6-Davalı ... yönünden; 141.733.121,52 YTL olarak hesaplanan zarardan dava tarihine kadar yapılan tahsilatlar ile dava tarihinden sonra yapılan tahsilatlar mahsup edildiği ve davalının sorumlu olduğu zarar miktarının 133.775.118,43 YTL, 7-Davalı ... yönünden; 46.710.202,40 YTL olarak hesaplanan zarardan dava tarihine kadar yapılan tahsilatlar ile dava tarihinden sonra yapılan tahsilatlar mahsup edildiğinde davalının sorumlu olduğu zarar miktarının 36.696.980,28 YTL hesaplandığı, ... Bankası TAŞ'nin kredilendirme kriterlerine göre kredi verilmemesi gereken mali yapılara sahip 16 firmaya kredi verilmesi, yeterli teminat alınmaması, kredi tutarlarının tamamına karşılık ayrılması suretiyle her bir davalının imzaladığı kredi tesis kararları tutarınca oluşan zarardan sorumlu oldukları, davalıların 30.000 YTL sermayeli bir bankayı sermayesinin çok üzerinde bir tutarla zarara uğratmak suretiyle Fona devrine neden olduklarından şahsen iflasa ilişkin koşulların oluştuğu, zarar tutarlarına dava tarihinden itibaren 6183 sayılı yasanın 51.maddesi çerçevesinde gecikme zammı istenmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.İstinaf sebeplerinin incelenmesi;3182 sayılı Bankalar Kanunu, 23 Haziran 1999'da yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun iflası düzenleyen ve şahsi sorumluluk başlığı taşıyan 17.maddesi; "1. Bir bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleri ile genel müdür, genel müdür yardımcıları ve imzaları bankayı ilzam eden memurlarının kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bankanın iflasına neden olduklarının tespiti halinde, bankaya verdikleri zararlarla sınırlı olarak bunların şahsi sorumlulukları yoluna gidilerek, Fon Kurulu kararına istinaden ve Fon'un talebi üzerine şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilir. Bu karar ve işlemler bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklara menfaat temini amacıyla yapıldığı takdirde, menfaat temin eden ortaklar hakkında da temin ettikleri menfaat üzerinden aynı hüküm uygulanır. 2. Bu madde, 14 üncü maddenin (3), (4) ve (5) numaralı fıkraları gereğince temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi veya hisseleri Fona devrolunan bankaların bu maddenin (1) numaralı fıkrasında sayılan ortakları ile anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında belirtilen işlemler ile (3) numaralı fıkrasının uygulanmasına neden olan işlemlerde sorumluluğu bulunan ve bu maddenin (1) numaralı fıkrasında sayılan banka görevlileri hakkında da bankanın iflası aranmaksızın uygulanır..." şeklinde düzenlenmiştir.Maddenin 1.fıkrasında, hakim ortak ve yöneticilerin şahsi iflası, bankanın iflası ön şartına bağlanmış, 2.fıkrasında ortaklık ve banka yönetimi Fon'a devredildiği hallerde hakim ortak ve yöneticilerin bankanın iflası aranmaksızın şahsi iflasları yoluna gidilebileceği öngörülmüştür.Resmi Gazete'de 26/12/2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanun'un 22. Maddesi uyarınca 4389 sayılı Kanunun 17. Maddesinin 1 numaralı fıkrasının birinci cümlesindeki ''üzerine'' ibaresinden sonra gelmek üzere ''doğrudan'' ibaresi eklenmiştir.4389 sayılı Bankalar Kanunu'nu ilga eden 01/11/2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun şahsi sorumluluğu düzenleyen 110.maddesinde ise; "Bir bankanın yöneticilerinin ve denetçilerinin kanuna aykırı karar ve işlemleriyle banka hakkında 71 inci madde hükümlerinin uygulanmasına neden olduklarının tespiti hâlinde, bankaya verdikleri zararlarla sınırlı olarak bunların şahsi sorumlulukları yoluna gidilerek, Fon Kurulu kararına istinaden ve Fonun talebi üzerine doğrudan şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilir..." şeklinde düzenleme ile banka yöneticilerinin veya deneticilerinin doğrudan şahsen iflaslarına karar verilebilmesi için 71.maddede düzenlenen bankanın faaliyet izninin kaldırılması ve Fon'a devrine neden olunması yeterli görülmüş, bunun yanı sıra daha önceki kanunlarda yer alığı gibi bankanın iflasına sebep olma koşulu aranmamıştır.5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 11.maddesinde; "Bu Kanunun yayımı tarihinden önce, 26.12.2003 tarihine kadar temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fona intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanunun 14, 15, 15/a, 16, 17, 17/a ve 18 inci maddeleri, ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı maddeleri ile geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasına devam edilir." düzenlemesine yer verildiğinden, somut olay yönünden 4389 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir.4389 sayılı Kanun'un 17.maddesinde belirtildiği üzere banka ortakları ve yöneticilerinin şahsi sorumlukları yoluna başvurulabilmesi yani iflas davası koşulları; kanuna aykırılık (yöneticilerin kanuna aykırı karar ve işlemleri), zarar, illiyet bağı (yöneticilerin kanuna aykırı karar ve işlemlerinin bankanın Fon'a devrine neden olması) ve kusurdur. Bu koşulların bulunması halinde bankaya verilen zararla sınırlı olmak üzere yöneticilerin şahsi iflası istenebilir.İlk koşul yönünden şahsi iflasa neden oluşturacak karar ve işlemler kararın alındığı veya işlemin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan kanunlara aykırı olması gerekmektedir. Doktrinde de belirtildiği üzere kanuna aykırılık halinin tespiti sadece Bankalar Kanunu'na bakılarak değil işlemin yapıldığı ya da kararın alındığı tarihte yürürlükte bulunan diğer kanunlar da değerlendirilerek tespit edilir. Ancak yapılan işlemlerin Kanuna aykırı olmadığı sadece bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı olduğunun tespiti halinde ise 17. madde uygulanmaz. İkinci koşul bankanın zarara uğramış olması olup bu zararın somut olarak ve miktar itibariyle tespit edilmesi gerekmektedir. Üçüncü koşul bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olan yöneticilerin kusurlu olmasıdır. Banka yöneticileri hakkında iflas davası açan Fon, bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olan karar ve işlemlerin kanuna aykırı olduğunu ve ilgilinin kusurunu ispat etmelidir. Son koşul ise illiyet bağıdır. Bu kişilerin kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bankanın ...'ye devrine ya da iflasına sebep olması yani kanuna aykırı eylemden doğan kesinleşmiş bir zarar sonucu bankanın iflas etmiş olması ya da Fon'a devredilmiş olması gerekir. "İflas yada bankanın Fon'a devri genelikle birbirini izleyen ve tamamlayan kararlar ile işlemler sonucu oluşan bir sürecin ürünüdür. Nadiren bir veya birkaç işlem veya karar bankanın iflasına yada Fon'a devrine neden olabilir. İflas sürecini, kanuna aykırı karar ve işlemleri ile başlatan, devam ettiren ve buna katkıda bulunarak bankanın iflasa yada Fon'a devredilmesine sürüklenmesinde etkisi olanların şahsi iflasları istenebilir" (Tekinalp, Ünal : Banka Hukukunun Esasları, İstanbul 1988, s. 79)Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2009 tarihli 2009/6343 E. 2009/8134 K. sayılı kararında; "...Davacı banka bünyesindeki Bankalar Kanunu’na aykırı usulsüz işlemler nedeniyle zor duruma düşmüş ve Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca yönetim ve denetimi ...’na devir edilmiştir. Dolayısıyla yapılan her türlü usulsüz işlemin bankanın Fona devrinde katkısı olduğu kuşkusuzdur... Kredi tahsisinde bir kısım koşullar bulunmasına rağmen bu koşullar yerine getirilmeden Yönetim Kurulu Başkanının talimatı ile kredi anılan şirkete ödenmiştir. Dolayısıyla tahsis kararında imza eksiği olması imzaları ile kredi tahsisine onay veren üyeleri doğacak sorumluluktan kurtarmaz. Banka Yönetim Kurulu Üyeleri olan kişilerin imza sorumluluklarını bilmeleri ve 3. kişilere kullandırılacak kredilerde kredi alacak kişi ve kuruluşların yapılarını araştırmaları ve 3. kişilerin bu krediyi geri ödeme imkanına sahip olup olmadığını incelemeleri gerekir..." şeklindedir.Somut dosyada; ... Ltd, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde ... bankacılık faaliyetinde bulunmak amacıyla kurulmuş olup 2.000.000 USD sermayesinin ortaklık yapısı %25 ..., %22,50 ..., %22,50 ..., %22,50 ..., %2,50 ..., %2,50 ..., %1 ..., %0,50 ..., %0,50 ... %0,50 ... şeklindedir. Dava dilekçesinde de zikredilen, ortak ve yöneticilerinin büyük çoğunlukla davalılar olduğu tespit edilen 16 şirkete ... tarafından krediler tahsis edilmiştir. Yine aynı şirketlere ... Bankası T.A.Ş'nin çeşitli yurtiçi şubeleri ile Malta şubesinden de tahsis edilen krediler mevcuttur. Söz konusu kredilerin ödenmediği ayrıca ...'den çekilen yeni krediler vasıtasıyla ödeme yapılmış gibi gösterildiği tespit edilmiştir. ... Bankası T.A.Ş.'nin mali denetimini yapan murakıplar tarafından çeşitli tarihlerde mali bünye izleme raporları sunulmuştur. Bu raporlardan 06/11/2000 tarih ve R-1 sayılı raporda; toplanan kaynakların çeşitli yollarla hakim hissedar grubuna kontrolsüz şekilde aktarılması sonucunda durulaştırılmış verilere göre Bankanın yükümlülüklerinin varlıklarını aştığı, Türkiye'den mevduat olarak topladığı fonları ağırlıklı olarak ... grubuna ait firmalara aktaran ...'nin mali bünyesindeki erozyon sonucunda bankanın ...'ye yaptığı depoların yükseldiği, yapılan depoların karşılığının genellikle ... grubuna kullandırılan krediler olması nedeniyle ...'nin mali durumundaki zafiyetin banka mali tablolarına sirayet etmeye başladığı, ...'nin varlığının Bankanın mali bünyesinin iyileştirilmesi için alınacak her türlü tedbirin nihai faydasını etkisiz hale getireceği belirtilmiş, çeşitli önlemlerin alınması öngörülmüştür. BDDK tarafından bu raporların değerlendirmesi sonucunda ... Bankası T.A.Ş.'nin mali bünyesinin bozulduğu, mevduat sahiplerinin haklarını ve sistemin istikrarını tehdit eder duruma geldiği tespit edilerek, mali bünyenin düzeltilmesi amacıyla 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14/2 maddesi uyarınca yazıda belirtilen gerekli önlemlerin alınması yönünde 28/11/2000 tarihli yazı ile talimat verilmiştir. Bu talimatlardan biri de ...'nin tasfiye edilerek veya şubeye dönüştürülerek bankanın gerçek mali bünyesinin netleştirilmesi şeklindedir. Akabinde ... Bankası T.A.Ş yönetim kurulu tarafından 01/12/2000 tarih ve 61 sayılı karar ile ... Bank'ın aktif ve pasifinin ... Bankası T.A.Ş ... Şubesince devralınmasına dair karar alınmış ve bu karara yönelik ... Bankası T.A.Ş ile... Bank arasında 04/12/2000 tarihinde BK'nın 179.maddesine göre TBD'nin tüm mevduat ve kredileri ile bunlara bağlı alacak ve borçlarının ... Bankası ... Şubesine devredilmesi hakkında işlem yapılmıştır. Karar sonrasında ...'den 300.346.000.000.000 TL tutarında varlık devri gerçekleştiği, devralınan bu aktifin 276.269.000.000.000 TL'sinin ... gubu firmaların ...'den kullandığı krediler ile bu kredilerin faizlerine ait olduğu, ...'nin Türkiye'den topladığı mevduatın tamamına yakınının ... grubu firmalara kredi olarak kullandırıldığı, devir rakamındaki 300,4 trilyon TL aktifin (kullanımın), 276,3 trilyon TL'sinin krediler, 24,1 trilyon TL'sinin diğer aktiflerden, bu miktarın temin edildiği pasiflerin (kaynakların) ise 16,06 trilyon TL O/N, 39.5 trilyon TL vadesiz mevduat, 115,3 trilyon TL vadeli mevduat ile 129,5 trilyon TL'nin ... Bankasının diğer şubelerince Bankalar Kanununa aykırı olarak toplanmış olan mevduatın genel müdürlükçe ...'nin kullanımına sunulmuş olduğunu gösteren "şubeler cari hesabından" karşılanmış olduğu tespit edilmiştir. Bu işlemler üzerine BDDK tarafından, Bankaya yönderilen 22/12/2000 tarihli yazıda; önceki talimatla kastedilenin ... nezdindeki depoların bankaya nakit girişi sağlayacak şekilde tasfiye edilmesi olup nakit girişi sağlanmadan gerçekleştirilen kaydi birleşmenin bankanın mali bünyesine olumlu bir katkı sağlamayacağı, bu nedenle herhangi bir nakit tahsilat yapılmaksızın ayrı bir tüzel kişiliği olan ...'nin aktif ve pasif hesaplarının banka kayıtlarına alınmasının uygun görülmediği bildirilmiş ancak Banka tarafından 01/02/2001 tarihli yazıyla bu talimatın yerine getirilemeyeceği yönünde yanıt verilmiştir. ... Bankası T.A.Ş hakkında yapılan incelemeler sonucunda BDDK'nın 15/03/2001 tarihinde aldığı 198 sayılı karar ile ... Bankası T.A.Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Bankalar Kanunu'nun 14.maddesinin 3 ve 4 numaralı fıkralarına istinaden ...'ye devredildiği, hesapların incelenmesinde bankanın yüksek miktarda nakit ve gayrinakit riski bulunduğu ve bu risklerin büyük bir bölümünün ...'den devralındığının tespit edilmiştir. İşbu dava konusu olan zarara sebebiyet verdiği belirlenen şirketlerin büyük çoğunluğunun hissedarlarının davalılar olduğu, alınan bilirkişi raporlarına göre bu şirketlerin mali durumları itibariyle borçlu, likidite sıkıntısı çeken, kredi verilmemesi gereken, kredi verilecek ise de ödenmesi hususunda gerekli teminatların alınması gereken şirketler olduğu açıktır. Buna rağmen davalılar tarafından söz konusu şirketlere kredi kullandırıldığı, tahsilat olmamasına rağmen kredilerin yenilendiği, kullandırılan bir kısım kredilerin ...şirketlere aktarıldığı gibi bir kısım kredilerin ...'den gönderilmiş gibi gösterilen krediler ile kapatılmaya çalışıldığı ve ...'nin devri sonucunda ... Bankası kredileri haline dönüştüğü anlaşılmıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere 4389 sayılı Kanun'un 17.maddesine göre iflas davası koşulları; kanuna aykırılık, zarar, illiyet bağı ve kusur olup şahsi iflas kararı verilen davalılar yönünden tüm koşullar oluşmuştur. Dava konusu oluşturan işlemler nedeniyle yapılan tahsilatlar tenzil edildiğinde bilirkişi raporuna göre toplam zararın 408.522.455,63 TL hesap edildiği, bu zarardan kredilerin kullandırıldığı dönemlerde görevli bulunan davalıların imzalarının bulunduğu kredi tahsis kararlarındaki miktarlara göre sorumlu oldukları, bu nedenle haklarında şahsi iflas kararı verilen davalılar hakkında verilen kararda ve sorumluluk tutarının tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı gibi mahkemenin zamanaşımı, derdestlik, birleştirme talepleri yönünden gerekçelerinin yerinde olduğu, ...tarafından protokol hükümlerinin yerine getirilmediği anlaşılmış, zararın tamamı ödenmediğinden bilirkişi raporuyla hesap edilen tutar üzerinden karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı ... yönünden her ne kadar murakıp raporunda 28/02/2000 tarihli yönetim kurulu toplantısına konu Kablonet şirketine kullandırılan kredi yönünden bir değerlendirme mevcut değil ise de bu davalının Bankalar Yeminli Murakıpları Kuruluna sunduğu 15/03/2002 tarihli imzalı dilekçesi ile söz konusu toplantıya katıldığını beyan ettiği anlaşılmakla, yönetim kurulu üyesi olarak katılmış olduğu toplantıda alınan karar nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu açıktır. İstinaf dilekçesi ekinde Adli Tıp Kurumu Belge İnceleme Ve Sahtecilik Uzmanı ... tarafından düzenlenen 24/04/2024 tarihli uzman raporunu ibraz ederek belgede yer alan imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş ise de belge tarihi 15/03/2002 olup uzman raporunda mukayeseye esas alınan evraklar 23/05/2014 ve 04/04/2024 tarihli vekaletname örnekleridir. Oysa imza incelemesinde mukayese evrakların incelemeye konu evrak tarihinden önceye ait olması gerekmektedir. Yine imza incelemesinin evrak asılları üzerinde yapılması gerekmesine rağmen fotokopi evraklar üzerinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle raporun esas alınması mümkün değildir. Zira Yerleşik Yargıtay kararları da bu yöndedir. Ayrıca dava tarihi 01/11/2003 olup kararın 28/12/2023 tarihinde verildiği yani 20 yıldır devam eden yargılama süresince davalı tarafından söz konusu belge üzerinde yer alan imzanın kendisine ait olmadığı yönünde bir savunmada bulunulmadığı da sabittir. HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alındığında da bu yöndeki itirazlarının reddi gerekmiştir.Davalı ... yönünden ise; ... ile ... mirasçıları arasında protokol düzenlenmiştir. İşbu protokolde Protokolün Konusu başlıklı 2.maddesi "... Bankası T.A.Ş.de 05.02.1996-07.01.1998 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi, ... A.Ş.de 17.08.1999-01.09.1999 tarihleri arasında genel müdür vekili, 01.09.1999-04.10.1999 tarihleri arasında murahhas üye ve 04.10.1999-01.06.2000 tarihleri arasında genel müdür olarak görev yapan ...'in, görevde bulunduğu dönemlerde ... firmalarının ... Bankası T.A.Ş.den, ... firmalarının ... A.Ş.den kullandığı ve 6183 sayılı yasanın mükerrer 35 inci maddesi kapsamında kanuni temsilci olarak sorumlu olduğu kredilerden kaynaklanan borçlarının sulhen çözüme kavuşturulmasına ilişkin şartların belirlenmesidir.", Protokole Konu Borcun Tespiti ve Kabulü başlıklı 3.maddesi; "Mirasçılar ... ve ..., ...'in; *27.06.2008 tarihi itibarıyla ... Bankası T.A.Ş.deki kanuni temsilciliğinden kaynaklanan anapara borç tutarının 750.883.735 TL (gecikme zammı hariç), *18.012013 tarihi itibarıyla ... A.Ş.deki kanuni temsilciliğinden kaynaklanan borç tutarının 5.659.412 TL olduğunu kayıtsız şartsız ikrar ile kabul ve beyan ederler." şeklinde olup, zarar tutarı protokole bağlandığından ve protokol hükümlerinin ihlal edildiği de iddia edilmediğinden, somut dava yönünden zarar şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Açıklanan nedenlerle kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ... vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... temsilcisinin, davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı ... vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... temsilcisinin, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yoluna başvuran davalılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince istinaf yoluna başvuran davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'den ayrı ayrı alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iadesine, 7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/04/2026