7. Hukuk Dairesi 2014/4311 E. , 2014/11563 K. Mahkemesi : Ordu İş Mahkemesi Tarihi : 14/01/2014 Numarası : 2012/502-2014/12 Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK'nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmü…
**7. Hukuk Dairesi 2014/4311 E. , 2014/11563 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Ordu İş Mahkemesi Tarihi : 14/01/2014 Numarası : 2012/502-2014/12 Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK'nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı işyerinde 23.06.2009-19.03.2012 tarihleri arasında ilaç satış temsilcisi olarak çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından kendisine tahsis edilen araçla buzlanmadan dolayı kaza yapması nedeniyle feshedildiğini belirtip kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı, davacının daha öncede hakkında çeşitli nedenlerden ötürü tutanak tutulduğunu, en son kaza yapması ve daha önce yaşanan diğer olumsuzluklardan dolayı davacının iş akdinin haklı nedene dayalı olarak feshedildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş sözleşmesinin, işçinin işverene zarar vermesi nedeniyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu belirtilmiştir. İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması durumunda, işverenin haklı fesih imkânı olmadığı gibi işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarının bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının hukukî sonuca etkisi bulunmamaktadır. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir. Zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net olarak dikkate alınması gerektiği noktasında Yasada herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir. Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır. Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içersinde değerlendirilmemelidir. Ancak, ücretin garanti ücret üzerine yapılan işe göre ilave ücret veya satış pirimi olarak belirlendiği hallerde, gerçek ücretin bu ödemelerin toplamı olarak değerlendirilmesi yerinde olur. Örneğin uygulamada uluslararası yük taşıyan tır şoförleri asgarî ücret ve sefer pirimi karşılığı çalışmaktadır. Sefer pirimi olarak adlandırılan kısım da dar anlamda ücrettir. Bu durumda maddenin uygulanması anlamında otuz günlük ücret, tır şoförleri yönünden her iki ödemenin toplamına göre belirlenmelidir. Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz. İşverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş olması fesih hakkını ortadan kaldırmaz. 4857 sayılı İş Kanununun 26 ncı maddesi yönünden bir yıllık hak düşürücü süre, zarara neden olan olayın oluşumu tarihinden itibaren başlar. Ancak altı işgünlük ikinci süre, zarar miktarının belirlenmesinin ardından, bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacaktır. Zarar miktarının belirlenmesi bazen uzun zaman alabilir ve fesih hakkının kullanılması bakımından zarar miktarının belirlenmesi ve işçinin ücreti ile kıyaslanması zorunluluğu vardır. Somut olayda, davacı iş akdinin işverence haksız nedenle feshedildiğini iddia etmiş, davalı ise davacının trafik kazası geçirdiğini ve durumu kendilerine bildirmediği gerekçesi ile şirket disiplin kurulunun 19.03.2012 tarihli kararı ile şirket Araç Yönetmeliğine aykırı araç kullanmak ve Keymen İlaç Disiplin Yönetmeliğinin 10.14. maddesine aykırı olarak iş güvenliğini tehlikeye düşürmek ve şirket malına zarar vermek eylemlerinden dolayı iş akdi fesh edildiğini savunmuştur. Davalının dayandığı fesih nedeni 4857 sayılı Kanun 25/II-ı maddesi kapsamındadır. Dosya içerisinde bulunan trafik kazası tutanağı ve D.Otomotiv tarafından düzenlenen 15.03.2012 tarihli faturaya göre davalının feshe gerekçe olarak gösterdiği trafik kazasından dolayı uğradığı zararın sadece 50,50 TL. Olduğu, kazanın boyutunun küçük olduğu ve buzlanmadan kaynaklı olarak davacının kusuru dışında gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Gerek kazanın davacının kusuru dışında meydana gelmesi, gerekse oluşan zararın 4857 sayılı Kanun 25/II-ı maddesinde düzenlenen 30 günlük ücret miktarını aşmaması nedeniyle davacının iş akdinin davalı tarafından feshi haklı nedene dayanmayıp, mahkemece bu husus gözetilemeden kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar vermek gerekirken reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 28.05.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.