İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/09/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:18/09/2025 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili ... Anonim Şirket hakkında İstanbul 24. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını ve gönderilen ödeme emrinin müvekkili şirketin UETS adresine tebliğ edildiğini, ödeme emrinin UETS sistemine gönderildiği tarihte müvekkili şirketin yetkilisi ...'un babasının ... Hastanesi'nde yoğun bak…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1717 KARAR NO: 2025/1501 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/05/2025 EK KARAR ESAS NO: 2025/204 D.İŞ KARAR NO: 2025/206 D.İŞ DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir Kararına itiraz İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/09/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:18/09/2025 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili ... Anonim Şirket hakkında İstanbul 24. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını ve gönderilen ödeme emrinin müvekkili şirketin UETS adresine tebliğ edildiğini, ödeme emrinin UETS sistemine gönderildiği tarihte müvekkili şirketin yetkilisi ...'un babasının ... Hastanesi'nde yoğun bakımda ağır tedavi görmekte olması ve babasına refakatçi olarak kalması nedeniyle elektronik tebligatı fark edemediğini, bu durum nedeniyle borca itiraz için öngörülen 7 günlük yasal sürenin söz konusu mazeret nedeniyle gözden kaçırılmasına yol açtığını, ... Limited Şirketi ile ... Anonim Şirketi'nin herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı gibi talep eden şirkete böyle bir borcun da olmadığını, zaten takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde alacaklı tarafça herhangi bir takip dayanağı dahi gösterilmeden ve dosyaya sunulmadan tamamen uydurma bir tutar belirtilmek suretiyle icra takibi başlatıldığını belirterek, talep eden şirket tarafından bu konuda menfi tespit davası ikame olunacağından ve ancak dava açılmadan önce dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulması zorunlu olduğundan dava ikamesinden önce müvekkilinin daha da mağdur olmaması bakımından İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İtiraz edenin ihtiyati tedbir kararına ve teminata yönelik itirazlarının REDDİNE, 3-İhtiyati tedbir kararı ile harç alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İhtiyati tedbir talep eden tarafça herhangi bir yargılama gideri yatırılmadığı anlaşılmakla, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-İhtiyati tedbir kararına itiraz eden tarafından yapılan yargılama giderinin itiraz edenin üzerinde bırakılmasına, ." dair karar verilmiştir. İş bu ek kararı ,... Ltd Şti vekili süresinde istinaf etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: ... Ltd Şti vekili'nin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; borçlu vekilinin tebligatın usulsüzlüğüne ve huzurdaki yargılamaya konu icra takibinden babasının rahatsızlığı nedeniyle yoğun hastane süreci sebebiyle yapılan elektronik tebligatı fark etmediğine dair iddialarının oldukça mesnetsiz olduğunu, açık kanun hükmünden anlaşıldığı üzere ödeme emri talep eden borçluya 16/01/2025 tarihinde elektronik tebligat yoluyla yapıldığını, 21/01/205 tarihinde tebligatın okunduğu sayıldığını, ilamsız takip yolunda alacaklarının icra takibine başvurulabilmesi için eline mahkeme ilamı bulunmasının zorunlu kılınmadığını, alacağın yazılı bir belgeye veya senede dayandırılmasının gerekmediğini, davanın dikkate alındığında davacının hukuki yararının bulunmadığının açıkça görüldüğünü, talep edenin haksız ve hukuksuz talepleri doğrultusunda mahkemece 09/04/2025 tarihli değişik iş kararı ile icra veznesine yatacak paranın karşı taraf alacaklı müvekkiline ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinin hukuk katliamı olduğunu, geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki korumadan ayıran diğer bir özelliğin ispat ölçütü bakımı olduğunu, geçici hukuki korumalarda bazen karşı tarafın dinlenilmemesi tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispatın yeterli görüldüğü durumlarda dahi basit bir iddianın yeterli olmadığının vurgulanmak istendiğini, yargılama sonucunda elde edilebilecek sonucu önceden sağlayan ve davaya konu uyuşmazlığı esastan çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece hukuka aykırı olarak verilen icra veznesine yatacak paranın alacaklı müvekkiline ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu ve ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin telafisi imkansız zararlara maruz kaldığının açık olduğunu, tüm bu nedenlerle haklı istinaf başvurularının kabulü ile hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak verilen icra veznesine yatacak paranın karşı taraf/ alacaklıya ödenmesine ilişkin kararın itirazları doğrultusunda kaldırılmasını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ihtiyati tedbir kararının devam etmesi halinde borçludan %100 den az olmamak kaydıyla uygun görülecek teminatın alınmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin talep eden üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Yapılan inceleme sonunda talep (D.İş dosyası üzerinden): "..İCRA TAKİP BİLGİLERİ: İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün... E(Takip tutarı : 100.674.657,53 TL dir ) KONU: İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyası ile yürütülen ilamsız icra takibi nedeniyle İİK 72/3 maddesi uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinden ibarettir. ...5-Yukarıda izah olunan hususlardan anlaşılacağı üzere takip alacaklısı şirket tarafından önce işbu ihtiyati tedbir talebine konu edilen İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyası ile takip başlatılıp UETS adresine ödeme emri tebliğ edilmiş ve sonrasında da müvekkilin özel sebepleri nedeniyle tebligatı fark edemeyip itiraz süresi geçince karşı tarafça bundan cesaret alınarak İstanbul 31.İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile bu defa daha da fahiş tutarda icra takibi başlatılmıştır. 6-Müvekkil şirket Kayseri ilinde uzunca yıllardır ticari faaliyetlerine devam eden saygın bir firma olup, müvekkilin borçlu olduğu başkaca herhangi bir icra takibi de bulunmamaktadır. 7-Müvekkil şirket tarafından menfi tespit davası ikame olunacağından ve ancak 6102 sayılı TTK 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulması zorunlu olduğundan dava ikamesinden önce müvekkilin daha da mağdur olmaması bakımından, İİK md 72 son fıkrası gereğince davalının da ikameti yetkili olduğundan ve davalının da adresinin Kayseri olduğudan sayın mahkemenizde işbu tedbir talebinde bulunma zorunluluğu hasıl olmuştur. DELİLLER :İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyası, İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/145 D.İş sayılı dosyası, müvekkil şirkete ait ticari defter ve belgeler, Vergi Dairesi Kayıtları, Ticaret Sicil Kayıtları, Yeminli mali Müşavirlik tarafından tasdikli belge, taraf şirket yetkililerine ait nüfus kayıtları, hastane kayıtları, Bilirkişi incelemesi, muhasebe kayıtları vs ilgili deliller SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyası ile müvekkil şirket hakkında yürütülen takip nedeniyle 1-Takip miktarının %15 i veya sayın mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında İİK 72/3 maddesi uyarınca icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini 2-Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi..." talebine ilişkindir. Davacı tarafça istenen ihtiyati tedbir yönünden mahkemesince 09/04/2025 tarihli 2025/206 D.İş karar sayılı gerekçeli kararıyla : "...Mahkememizce İstanbul 24. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı takip dosyası Uyap sistemi üzerinden eklenerek içeriği incelenmiş, takip talebi ve ödeme emrinde takibe konu edilen alacağın belgeye dayalı olmadığı görülmüştür. Ayrıca talep dilekçesi ekinde sunulan deliller incelenmiştir. HMK'nun 389/1. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nun 390/2. maddesi göre de talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK 392 göre ise mahkemem gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmaksızın ihtiyati tedbire karar verebilir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için "Yaklaşık ispat" yeterlidir yani çekişmeli vakanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesi gerekir. HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda tam kanaat değil kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğu kabul edilmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimali gözardı edilmemelidir, bu sebepledir ki davacının haksız olma ihtimali dikkate alınarak HMK'nın 392. maddesi uyarınca teminat alınması gerekir. İİK'nun 72/3. maddesi hükmüne göre "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15 'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir". Somut uyuşmazlık yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde, talep edenin icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istediği görülmektedir. İİK'nun 72/3. maddesi hükmüne göre takipten sonra açılan menfi tespit davalarında teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin durdurulmasına karar verilebilir. Talep eden vekilince de menfi tespit davası öncesinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinde bulunduğu, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için bu aşamada yaklaşık ölçüde ispata elverişli delil olduğu kanaati ile talep edenin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, takip konusu olan 100.674.657.53-TL'nin taktiren %15'i oranında nakdi teminat veya süresiz kesin teminat mektubu karşılığında icra veznesindeki paranın karşı taraf alacaklıya ödenmemesi talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. KARAR :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Talep edenin icra veznesine yatırılan paranın karşı taraf ...Ltd. Şti.'ne ödenmemesi hususundaki ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE, 2-Takip konusu olan 100.674.657,53-TL'nin taktiren %15'i oranında (15.101.199,00-TL) nakdi teminat veya kesin ve süresiz teminat mektubu dosyaya ibraz edildiği takdirde İstanbul 24. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra takibine konu olan borç için İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine yatırılacak paranın karşı taraf/alacaklı ...Ltd. Şti.'ne ÖDENMEMESİNE, 3-Teminat yatırıldığında tedbir kararının infazı için İstanbul 24. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra takip dosyasına müzekkere yazılarak bilgi verilmesine, 4- HMK'nun 397/1. maddesi gereğince teminatın yatırıldığı tarihten itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde, tedbire ilişkin açılacak menfi tespit davası ile ilgili arabulucuya başvurulduğu veya menfi tespit davasının açıldığı hususunda mahkememize belge sunulmasına, 2 haftalık kesin süre içerisinde, açılacağı belirtilen davanın esasının bildirilmemesi veya arabulucuya başvurulduğuna ilişkin belge sunulmaması halinde tedbirin kendiliğinden kalkacağı ve bu hususta ilgili İcra Müdürlüğü'ne yazı yazılacağı husususun ihtarına, (işbu kararın tebliği ile ihtarın yapılmış sayılmasına) 5-(4) nolu ara karar uyarınca tedbirin kaldırılması halinde ivedi olarak İstanbul 24. İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ihtiyati tedbirin kaldırılmasının istenilmesine, 6-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 7-İşbu kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, tebligat masrafının talep edenin gider avansından karşılanmasına, 8-İhtiyati tedbir isteyen tarafından yatırılan avansın kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep edene iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz yolu açık olmak üzere oy birliği ile ..." verilmiştir. Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen karşı taraf şirket vekili işbu işbu karara 15/04/2025 tarihli dilekçesiyle süresinde itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesiyle "...Borçlu vekilinin tebligatın usulsüzlüğüne ve huzurdaki yargılamaya konu icra takibinden babasının rahatsızlığıyla ilgili yoğun hastane süreci sebebiyle yapılan elektronik tebligatı fark edemediğine dair iddiaları oldukça mesnetsizdir. Kendisinden basiretli bir tacir olarak hareket etmesi beklenen karşı tarafın bu tarz sebepler ileri sürerek hukuka uygun olarak yapılan tebligat akabinde kesinleşen icra takibine itiraz etmesi kabul edilemez. Bilindiği üzere 7201 sayılı Tebligat Kanununun 7/a maddesi; "...Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. 7. Kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır..." şeklindedir. Açık Kanun hükmünden anlaşıldığı üzere ödeme emri, talep eden borçluya 16.01.2025 tarihinde elektronik tebligat yapılmış ve 21.01.2025 tarihinde tebligat okundu sayılmıştır. Bu tarihten itibaren de 7 günlük itiraz süresinde itiraz edilmemiş ve takip kesinleşmiştir. Dosya incelendiğinde tebligatın usulüne uygun olduğu açıkça görülecektir. Nitekim talep eden taraf, talep dilekçesinde yer alan "Müvekkil şirket hakkında İstanbul 24. İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız takip sürecinde, gönderilen Örnek No:7 ödeme emri müvekkil şirketin UETS (Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi) adresine tebliğ edilmiştir. Ancak müvekkil şirketin yetkilileri, gönderilen elektronik tebligatı babasının rahatsızlığı ile ilgili yoğun hastane süreci nedeniyle fark edememiş ve bu sebeple borca itiraz için öngörülen 7 günlük yasal süreyi kaçırmışlardır." şeklinde ifadelerle itiraz süresinin geçirilme nedeninin açıkça kendi kusurlarından kaynaklandığını bizzat belirtilmiştir. Talep eden, basiretli bir tacir olmanın gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmemesinin sonucunu adeta işbu dosyayı ikame ederek kötü niyetle ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Bilindiği üzere ilamsız takip yolunda alacaklının icra takibine başvurabilmesi için elinde mahkeme ilamı bulunması zorunlu kılınmamış olup alacağın yazılı bir belgeye veya senede dayandırılması da gerekmemektedir. Takip talebi alacaklı tarafından yapılır ve icra dairesinin takip işlemleri ödeme emri aşaması ile başlar. İcra dairesi; genel haciz yolu ile takipte, istenen alacağın mevcut ya da muaccel olup olmadığını veya zamanaşımına uğrayıp uğramadığını araştırma imkanına sahip değildir; zira bu tür itirazlar, ancak kendisine gönderilen ödeme emri ile hakkında icra takibi başlatıldığını öğrenen borçlu tarafından ileri sürülebilmektedir. Genel haciz yoluyla yapılan ilamsız icra takibinde alacaklının alacağını bir belgeye bağlamak zorunluluğu bulunmamaktadır. Kanun bu sıkı şekil şartları nedeniyle; icra ve iflas dairelerinin yaptığı işlemlerin Kanuna ya da olaya uygun olmaması durumunda icra mahkemelerine 7 gün içinde şikâyet yoluna başvurulabileceğini düzenlemiştir. Zira, Kanunun 61. maddesine göre gönderilen ödeme emrinin kendisinden beklenen sonuçları doğurması, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi ile mümkündür. Yukarıda açıkladığımız üzere işbu ödeme emri usulüne uygun şekilde borçluya tebliğ edilmiş ve borçlu takipten haberdar olmuştur. Borçlu her ne kadar bu durumu "babasının rahatsızlığı ile ilgili yoğun hastane süreci nedeniyle" fark edemediğini, 21.03.2025 tarihinde UETS adresini kontrol ettiğinde haberdar olduğunu belirtmişse de kendisine usulüne uygun yapılan bir tebligatı dikkate almayan ve basiretli bir tacir olmanın gerekliliğine uygun davranmayan talep edenin işbu davayı ikame etmekte haksız ve kötü niyetli olduğu ortadadır. Talep eden kendi kusurundan kaynaklanan durumu görmezden gelerek ve bu durumu örtbas etmek için huzurdaki başvuruyu yapmıştır. Hiçbir şekilde talep edenin iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte Kanun ve yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğu üzere takibin iptali talebinin 7 gün içerisinde İcra Hukuk Mahkemesine yöneltilmesi şarttır. Talep eden tarafından İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesi 2025/173 E. sayılı dosya ile işbu takibin iptali talep edilmiştir. Fakat işbu dava da 7 günlük süre geçtikten sonra ikame edilmiş olup Sayın Yerel Mahkeme de bu hususta ret kararı vermiştir. (EK-1: İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/173 E. 2025/231 K. sayılı ve 10.04.2025 tarihli gerekçeli kararı) TEDBİR TALEP EDEN TARAFIN KÖTÜ NİYETLİ OLARAK MÜVEKKİLİN HAKLI İCRA TAKİBİNE KARŞI AÇTIĞI DAVALARLA MÜVEKKİLİN ALACAĞINA ULAŞMASINI ENGELLEMEYE VE SÜRECİ UZATMAYA ÇABALADIĞI ORTADADIR. BU NEDENLE HUZURDAKİ DEĞİŞİK İŞ DOSYASI İLE ALINAN HAKSIZ İHTİYATİ TEDBİR KARARININ KALDIRILMASI GEREKMEKTEDİR. Bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilke niteliğindeki kararı açıktır: "...14.Bilindiği gibi genel icra hukuku ilamlı icra ve ilamsız icra olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 24 ve devamı maddelerinde mahkeme ilamlarının nasıl icra edileceği düzenlenmiş iken; İİK’nin 42 ve devamı maddelerinde de ilamsız icra prosedürüne yer verilmiştir. İİK’nin 42. maddesinde yer alan “Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine dair olan cebri icralar takip talebiyle başlar ve haciz yoliyle veya rehnin paraya çevrilmesi yahut iflas suretiyle cereyan eder” düzenlemesinden de açıkça anlaşıldığı gibi ilamsız icra yolu ile takip yalnız para ve teminat alacakları için kabul edilmiştir. Bu takip yolunda alacaklının icra takibine başvurabilmesi için elinde mahkeme ilamına ihtiyacı olmadığı gibi, alacağın yazılı bir belgeye ya da senede dayandırılması zorunluluğu da yoktur. 15.Bütün takip yollarında olduğu gibi yapılacak olan takip, alacaklının icra dairesine yazılı, sözlü ya da elektronik ortamda yaptığı takip talebi ile başlamaktadır. Takip talebi; İİK’nin 58. maddesindeki ve İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 20. maddesindeki geçerlilik şartlarını taşıdığı takdirde bu talebi alan icra dairesi, borçluya İİK’nin 60. maddesine uygun olarak bir ödeme emri gönderir. Takip talebi alacaklı tarafından yapılır ve icra dairesinin takip işlemleri ödeme emri aşaması ile başlar. Geçerli bir takip talebini alan icra dairesi; genel haciz yolu ile takipte, istenen alacağın mevcut ya da muaccel olup olmadığını veya zamanaşımına uğrayıp uğramadığını araştıramaz. Bu itirazlar ancak; kendisin gönderilen ödeme emri ile hakkında icra takibi başlatıldığını öğrenen borçlu tarafından ileri sürülebilir. 16.Hemen belirtilmelidir ki; ödeme emri takip talebine uygun olarak düzenlenmelidir. İİK’nin 60. maddesinde belirtildiği üzere, ödeme emri iki nüsha olarak düzenlenir. Borçluya takip talebi değil ödeme emri gönderilmektedir. Başka bir deyişle ödeme emrinin nüshası borçluya gönderilir, diğeri icra dosyasına konulur. Alacaklı isterse kendisine ayrıca tasdikli bir nüsha verilir. Nüshalar arasında fark bulunduğu takdirde borçludaki muteber sayılır. 17.Takip talebinde bulunan alacaklı yapmış olduğu takibin içeriğini ve alacağın kaynağını usulüne uygun olarak belirtmelidir. Başka bir deyişle alacaklı yapmış olduğu takip talebini kontrol yükümlülüğü altındadır. Genel haciz yoluyla yapılan ilamsız icra takibinde alacaklı alacağını bir belgeye bağlamak zorunda olmadığı ve icra dairesinin şeklî inceleme yapmak zorunda olduğu unutulmamalıdır. Kanun bu sıkı şekil şartları nedeniyle; icra ve iflas dairelerinin yaptığı işlemlerin Kanun’a ya da olaya uygun olmaması durumunda icra mahkemelerine yedi gün içinde şikâyet yoluna başvurulabileceğini düzenlemiş ve bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikâyet olunabilineceğini belirtmiştir. Zira İİK’nin 61. Maddesine göre gönderilen ödeme emrinin kendisinden beklenen sonuçları doğurması, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi ile mümkündür. Bu tebliğden sonra borçlu süresinde takibe itiraz ettiğinde itiraz ile kendiliğinden duran takibe devam edilebilmesi için alacaklının ya itirazın kaldırılması ya da itirazın iptali yoluna başvurması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 17.06.2021 tarih ve 2017/1299 E. 2021/779 K. ) Ayrıca işbu davanın niteliği yukarıda açıklamış olduğumuz hususlar dikkate alındığında davacının hukuki yararının da bulunmadığı açıkça görülecektir. Hukuki yarar dava şartı olup taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Dava şartlarını düzenleyen HMK m.114 gerekçesinde de izah edildiği gibi hukuki yarardan maksat davacının hakkına kavuşabilmesi için mahkemeye başvurmasında hukuken korunmaya değer bir menfaatinin bulunmasıdır. Talep edenin haksız ve hukuksuz talepleri doğrultusunda Sayın Mahkemenizce 09.04.2025 tarihli değişik iş kararı ile icra veznesine yatacak paranın karşı taraf/ alacaklı müvekkile ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi hukuk katliamıdır. Müvekkil hukuka uygun şekilde başlatmış olduğu icra takibinde borçluya usulüne uygun şekilde tebligat yaptırmış ve usul ve yasaya uygun şekilde cebri icra yolu ile alacağını tahsil etmeye çalışmıştır. Buna rağmen borçlu tarafından haksız ve mesnetsiz iddialarla huzurdaki dosya ikame edilerek ihtiyati tedbir kararıyla icra veznesine yatacak paranın alacaklı müvekkile ödenmemesine karar verilmiştir. Borçlu tarafından işbu süreç içerisinde mal kaçırması ve alacağın tahsilini imkansız hale getirmesi oldukça muhtemeldir. Buna rağmen Sayın Mahkemenizce icra takibine konu alacak miktarı da gözetildiğinde alt sınırdan belirlenen %15 oranındaki teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesi müvekkili telafisi imkansız zararlara maruz bırakmaktadır. Salt söz konusu yargılama nedeniyle müvekkilin alacağına kavuşmasının önüne geçilmiş ancak uğraması oldukça muhtemel olan zararlara karşılık olmak üzere alt sınırdan teminat belirlenmiştir. Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımındandır. Kanunda açıkça öngörülmemişse yada işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Yani zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak yada işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil; kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı yada ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara, özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak karar verilmelidir. Geçici hukukî korumalarda bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görüldüğü durumlarda dahi basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir “…Ne var ki, istemde HMK’nın 390. maddesinin üçüncü bendindeki şartların bulunması ve haklılığın yaklaşık biçimde ispatlanması da gerekir…” (Yargıtay 23. HD, 02.02.2012, 207/650) “…Tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m.390/3) ispat ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir…” (Yargıtay 15. HD, 06.07.2012, 4060/5172) Yargılama sonucunda elde edilebilecek sonucu önceden sağlayan ve davaya konu uyuşmazlığı esastan çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. Bilindiği üzere HMK md 389/1 “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Yargılama sonucunda elde edilebilecek sonucu önceden sağlayan ve davaya konu uyuşmazlığı esastan çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi talep edenin iddiasının yargılama gerektirdiği durumlarda ihtiyati tedbir yada haciz kararı verilemez. Mahkemece kural olarak, esas uyuşmazlığı çözecek tarzda ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. (Bkz. KURU/ARSLAN/YILMAZ, s. 561). Bu doğrultuda Sayın Mahkemenizce hukuka aykırı olarak verilen icra veznesine yatacak paranın alacaklı müvekkile ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğu ve işbu ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkilin telafisi imkansız zararlara maruz kaldığı açıktır. Öncelikle işbu haksız ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak hukuka aykırılığın ortadan kaldırılması gerekmektedir. Sayın Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde ise en azından ihtiyati tedbir kararının devam etmesi halinde müvekkilin uğrayacağı zararları teminat altına almak adına borçludan %100 den az olmamak kaydıyla uygun görülecek teminatın alınması elzemdir. HUKUKİ NEDENLER: HMK, İİK, Tebligat Kanunu vs. ilgili mevzuat. HUKUKİ DELİLLER: Talep eden tarafça sunulacak delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla; İstanbul 24. İcra Dairesi... E. sayılı dosyası, (Celbini talep ederiz.) İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesi 2025/173 E. Sayılı dosyası, (Celbini talep ederiz.) Tanık, bilirkişi, yemin ve hukuken muteber sair deliller. SONUÇ VE TALEP: Yukarıda izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re'sen gözetilecek nedenlerle; hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak verilen icra veznesine yatacak paranın karşı taraf/ alacaklıya ödenmemesine ilişkin kararın itirazlarımız dogrultusunda KALDIRILMASINA, Sayın Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde ise en azından ihtiyati tedbir kararının devam etmesi halinde borçludan %100 DEN AZ OLMAMAK KAYDIYLA UYGUN GÖRÜLECEK TEMİNATIN ALINMASINA, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin talep eden üzerinde bırakılmasına karar verilmesini..." ileri sürmüş ve talep etmiştir. Mahkeme itirazı duruşmalı incelemiş,12/05/2025 tarihli duruşmaya taraf vekilleri katılmış,mahkemece dinlenmişlerdir.Aynı celsedeki kısa kararıyla itiraz edenin ihtiyati tedbir kararına ve teminata yönelik itirazlarının reddine dair karar vermiştir.Bu kısa kararı yönünden mahkemece ayrıca gerekçeli olarak 12/05/2025 tarihli ek karar da yazılmıştır. İşbu ek kararında da: "...İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun ''uyuşmazlık konusu hakkında'' diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (6100 sayılı HMK madde 389/1). İstanbul 24. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra takip dosyası Uyap sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiştir. Uyuşmazlığa esas teşkil eden İstanbul 24. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra takip dosyasının Uyap kayıtlarının incelenmesinden, itiraz eden tarafından ihtiyati tedbir talep eden taraf aleyhine 100.000.000,00-TL asıl alacak ve 674.657,53-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 100.674.657,53-TL alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde, takip talebi ve ödeme emrinde senet ve senet tarihi ve senet yoksa borcun sebebi kısımlarında "10/01/2025 faiz başlangıç tarihli 100.000.000,00-TL tutarındaki asıl alacak (alacak)" yazdığı, takip dayanağının ve sebebinin yazılmadığı ve takip talebine ekli belge olmadığı anlaşılmıştır. İhtiyati tedbir talep eden vekili müvekkili şirketin takipte alacaklı görünen şirket ile ticari ilişkisinin olmadığı gibi müvekkili şirketin böyle bir borcunun bulunmadığını ileri sürmektedir. İİK'nun 58/4. maddesi gereğince takip konusu alacak senede (belgeye) bağlı ise, senedin tarihi ve (varsa) numarası ile özetinin takip talebinde yazılması gerekir. Alacak senede (belgeye) bağlı değilse, alacaklının takip talebinde borcun sebebini göstermesi gerekir (İİK md 58/4.). Mesela, kira bedeli, satılan malın bedeli, ödünç alınan para ve sair gibi (Baki Kuru-İcra İflas Hukuku, İstanbul-Kasım 2004). HMK'nun 389/1. maddesinde vurgulanan "... uyuşmazlık konusu hakkında ..." lafzı belirtmektedir ki, taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hak veya yargılama konusunu oluşturan şey ihtiyatî tedbirin konusu olan hakkı da oluşturmaktadır. Mahkemenin ihtiyatî tedbire karar verilebilmesi için aradığı şartlardan biri de ihtiyatî tedbir sebebinin bulunmasıdır. Bahsi geçen maddeden de anlaşılacağı üzere; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyatî tedbir kararı verilebilir. Kanun koyucu hakimin takdir yetkisini son derece geniş tutmuştur. Hakim, uygun görebileceği herhangi bir ihtiyatî tedbire karar verebilir; hâkimin ihtiyatî tedbire karar vermesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması ya da halen var olması gerekmez. Hakim hali hazırda ortaya çıkmamış ancak ortaya çıkabilecek tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verebilir. Lakin, ihtiyati tedbiri talep eden tarafın belirtilen sebeplerden birisinin gerçekleşme ihtimalinin bulunduğunu yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Bu noktada yaklaşık ispat yeterlidir, hakim hiçbir zaman ihtiyatî tedbir talebi hakkında karar verirken talep edilen tedbirin şartlarının oluşup oluşmadığını tam ispat seviyesinde ispat edilmesini aramamalıdır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında itiraz edenin ihtiyatî tedbirin şartlarına ve teminat miktarına ilişkin iki ayrı itirazı olduğu görülmektedir. İtiraz edenin ihtiyatî tedbirin şartlarına ilişkin itirazlarının incelenmesinde; somut uyuşmazlık, yukarıda yapılan genel açıklamalar, dosya içeriği, bahse konu edilen yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde İstanbul 24. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra takip dosyasında itiraz eden tarafından ihtiyati tedbir talep eden taraf aleyhine 100.000.000,00-TL asıl alacak ve 674.657,53-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam100.674.657,53-TL alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinde, takip talebi ve ödeme emrinde senet ve senet tarihi ve senet yoksa borcun sebebi kısımlarında "10/01/2025 faiz başlangıç tarihli 100.000.000,00-TL tutarındaki asıl alacak (alacak)" yazdığı, takip dayanağının ve sebebinin yazılmadığı ve takip talebine ekli belge olmadığı, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin müvekkili şirketin icra takibinde alacaklı görünen şirket ile ticari ilişkisinin olmadığını ve müvekkili şirketin böyle bir borcunun bulunmadığını ileri sürdüğü, itiraz eden tarafından ise takibe konu ettiği alacağının sebebinin açıklanmadığı, dayanağı hakkında yaklaşık ölçüde delil de sunulmadığı, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin ise talep dilekçesi ekinde icra takibinde alacaklı ve borçlu olarak gösterilen taraf şirketler arasında ticari ilişkinin bulunmadığına ilişkin yeminli mali müşavirden alınan 03/04/2024 tarihli belgenin sunulduğu, mevcut dosya içeriğine göre ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ölçüde ispat durumunun mevcut olduğu, bu nedenle ihtiyati tedbir konulmasının yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir. İtiraz edenin teminat miktarına ilişkin itirazlarının incelenmesinde; HMK'nun 392/1. maddesinde "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. ..." hükmü mevcuttur. HMK, teminat gösterilmesini bir zorunluluk olarak düzenlemekle beraber, burada hâkime teminat konusunda bir takdir yetkisi tanındığı kabul edilmektedir. İhtiyati hacizde belirlenecek teminatın miktarını ve şeklini hakim serbestçe takdir etse de uygulamada genellikle alacağın %10 ile %15 arasında teminat alınmaktadır. Mahkememizce 09/04/2025 tarihli kararda takibe konu alacağın %15'i oranında nakdi teminat veya banka teminat mektubu karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesi taktir edilmiştir. İcra takibindeki tahsili istenilen alacak miktarının tamamı üzerinden teminat alınmasının hak arama özgürlüğünün ihlaline sebebiyet verebileceği, mahkememizce alınan teminatın ise yerleşik yargı kararlarıyla ve tarafların menfaat dengesiyle uyumlu olduğu, HMK'nun 392. maddesine göre takdir edilen teminat miktarı yönünden usul ve yasaya aykırılık olmadığı, mahkememizce verilen ihtiyati tedbirin şekline göre olayda %100 oranında teminat yatırılması zorunluluğunu öngören bir yasa hükmünün mevcut bulunmadığı, bu nedenle itiraz edenin teminat miktarına ilişkin itirazlarının yersiz olduğu ve reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar çerçevesinde itiraz edenin ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata yönelik itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı olmadığı değerlendirilmiş ve itiraz edenin ihtiyati tedbir kararına ve teminata yönelik itirazlarının reddine karar vermek gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İtiraz edenin ihtiyati tedbir kararına ve teminata yönelik itirazlarının REDDİNE, 3-İhtiyati tedbir kararı ile harç alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İhtiyati tedbir talep eden tarafça herhangi bir yargılama gideri yatırılmadığı anlaşılmakla, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-İhtiyati tedbir kararına itiraz eden tarafından yapılan yargılama giderinin itiraz edenin üzerinde bırakılmasına, 6-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Kararın mahiyeti gereği ihtiyati tedbir kararına itiraz eden lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 8-İhtiyati tedbir kararı talep eden kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden itirazın reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 9.500,00-TL maktu vekalet ücretinin ihtiyati tedbir kararına itiraz edenden alınarak ihtiyati tedbir kararı talep edene verilmesine, 9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına, Dair, itiraz eden vekilinin ve talep eden vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı..." şeklinde belirtilmiştir. İtiraz eden karşı taraf şirket vekili 13/08/2025 tarihli dilekçesiyle işbu ek kararı süresinde istinaf etmiştir. Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,itiraz eden vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri yönünden esastan inceleme yapılmıştır. İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece İİK 72/3 md uyarınca takdiren tayin ettiği teminat türü ve miktarı karşılığında verilmiş ihtiyati tedbir kararının içeriği, bu tedbir kararına karşı yapılan itiraz sebepleri, itirazın duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonunda mahkemesince verilmiş ve istinaf edilmiş olan 12/05/2025 tarihli gerekçeli ek kararında mahkemesince yazılı ayrıntılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Talebin, icra takibinden sonraki aşamada ileri sürülen menfi tespit iddiasına ve istemine ilişkin olması , İİK 72. maddesine göre :"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir..." şeklinde hüküm altına alınmış olması. Mahkemece de İİK 72/3 md uyarınca icra veznesindeki paranın karşı taraf alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararının verilmiş olması, İİK 72/3 maddesine göre yaklaşık ispata dair yeterli koşulları varsa borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilecek olması, incelenen dosya kapsamına göre sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bulunması,zira burada yasaca arananın kesin bir ispat olmayıp yaklaşık ispatın yeterli olması, ve İİK 72/3 md ile mevcut dosya kapsamına uygun şekilde mahkemesince teminatın türü ve miktarının tayin edilmiş olması nedeniyle ,mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararında yazılı ayrıntılı açıklamalar ,yasal sebep ve gerekçeler de nazara alındığında sözkonusu ihtiyati tedbir kararında usul,yasa ve mevcut dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılığın bulunmadığı,dolayısıyla itiraz eden karşı taraf vekilinin işbu ihtiyati tedbir kararın yönelik ileri sürdüğü itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı ,reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle ve mahkemesince de duruşmalı olarak yaptığı inceleme ile verdiği ve istinaf edilen 12/05/2025 tarihli gerekçeli ek kararıyla itiraz eden karşı taraf şirket vekilinin sözkonusu ihtiyati tedbir kararına yönelik yaptığı itirazının reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen gerekçeli ek kararda da usul, yasa ve mevcut dosya kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ek kararının hukuka uygun olduğu , bu sebeplerle itiraz ve istinaf eden karşı taraf şirket vekilinin yukarıda yazılı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/204 D.İş Esas-2025/206 D.İş karar sayılı, 12/05/2025 tarihli ek kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle itiraz eden karşı taraf ...LTD. ŞTİ vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden karşı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan karşı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 394/5 bendi uyarınca KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 17/09/2025