T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/1224 - Karar No:2025/1209 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1224 KARAR NO : 2025/1209 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/09/2023 NUMARASI : 2021/758 E-2023/565 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Davacı vekili ta…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/1224 - Karar No:2025/1209 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1224 KARAR NO : 2025/1209 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/09/2023 NUMARASI : 2021/758 E-2023/565 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasında 29.04.2020 tarihli Ankara – Niğde Otoyol İnşaatı İşi BSK (Bitümlü Temel Binder TMA) Üretimi Ve Plent Altında Satışı Sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşmede davalının yüklenici, müvekkilinin alt yüklenici olarak tanımlandığını, davalının sözleşmedeki edimini yerine getirmediğini, sözleşmenin 3.12. maddesiyle almayı garanti ettiği 100 bin ton malzemeyi almadığını, Bekdik-2 ocağından yükleme dahil 9,9 TL/ton + KDV bedelli asgari 250.000 Ton BSK agregasını müvekkile sağlamadığını, sözleşmeye göre müvekkilinin mahallinde asfalt plenti kuracağı, davalının müvekkiline BSK üretimi için agrega vereceği, müvekkilinin üretimi yapacağı, ürettiği bu malzemeyi bedeli mukabilinde plent altında müvekkilinden teslim alacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin imal ederek davalıya teslim edeceği BSK birim fiyatlarının sözleşme süresince sabitlendiğini, müvekkilinin de içinde olduğu, ... AŞ & ... AŞ Adi Ortaklığının, Ankara-Niğde Otoyolu Kırşehir Bağlantı Yolu km. 3+200 ilâ 34+493 km arası toprak işleri,sanat yapıları, drenaj işleri ve üst yapı işlerinin yapımını 28/9/2018 tarihli sözleşme ile yüklendiğini, işin geçici kabulünün 28/12/2020 tarihinde yapıldığını, işin kesin hakedişi yapılarak davalı tarafça 31/05/2021 tarihinde onaylandığını, davalı, davaya konu sözleşmeyi ifa etmediğinden, sözü edilen işin geçici kabulü 28/12/2020 tarihinde yapıldığından, müvekkilinin 15/02/2021 tarihli başvurusu ile işbu asfalt tesisinin mevcut durumunu Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/2 Değişik İş dosyasında yaptırdığını, tespit bilirkişisi tarafından rapor düzenlendiğini, davalının bu sözleşme ile müvekkiline kurdurttuğu asfalt plentinden garanti ettiği malzemeyi almadığını fakat müvekkile ait tesise yakın mesafede kurulan başka bir asfalt tesisinden malzeme satın aldığını, müvekkilin yaptığı harcamaların boşa gitmesine sebep olduğunu ve elde etmeyi umduğu gelirden mahrum bıraktığını, müvekkilinin uğradığı zararın sınırlandırılması kaydıyla; müvekkilinin asfalt plentini 242 nolu parsele kurduğunu, 21/05/2020 tarihinde işyerini SGK nezdinde tescil ettirerek sözleşmenin ifası için işçi çalıştırmaya başladığını, sözleşmenin ifa edilmemesi üzerine de 08/06/2021 tarihinde iş yerini kapattığını, müvekkilinin işçilerin ücreti olarak 160.338,78 TL + işveren primi olarak 26.318,15 TL + işsizlik primi olarak 3.151,92 TL + GV olarak 10.070,52 TL= 199.879,37 TL maliyet yüklendiğini, bu kalemden şimdilik 150.000,00 TL talep ettiklerini, davalı, müvekkilinden sözleşme gereği 100.000 ton BSK almayı garanti ettiğinden davalının almadığı BSK malzemesi için müvekkilinin uğradığı zarar (gelir kaybı) hesabının ihtisas işi olmakla bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini, taleplerinin şimdilik 150.000,00 TL olup fazlaya dair haklarının saklı olduğunu, davalının; Bekdik-2 ocağından yükleme dahil 9,9 TL/ton+KDV bedel ile asgari 250.000 ton BSK agregası alabilme hakkını müvekkile karşı yüklenmiş olmasına rağmen bu edimini ifa etmemiş, adi ortaklığa verdiği agregayı 11,77 TL/ton bedelle teslim ettiğini, müvekkilinin uğradığı zararın 11,77-9,90 = 1,87 TL/ton olup 250.000 ton x 1,87 TL=467.500,00 TL olmakla birlikte talebinin bu kalem için şimdilik 350.000,00 TL olduğunu belirterek her bir kalem için fazla hakları saklı olmak üzere sözleşmenin davalı tarafından ifa edilmemesi nedeniyle şimdilik 650.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Davacının sözleşmeden kaynaklı yükümlülükleri yerine getirdiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının arızalar nedeniyle üretemediği, ürettiği ya da temin ettiği diğer imalatların ise, kendi taahhüdüne dahi yetişemediği açık iken sözleşmeden kaynaklı müvekkilince alım yapılmadığı iddiasıyla dava açılmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen işçi maaşları, sigorta ve prim zararları ile gelir kaybı talebinin de haksız olduğunu, davacı tarafça yaptırılan delil tespitinin müvekkiline haber verilmeksizin yapıldığını, raporun da tebliğ edilmediğini, bu bağlamda söz konusu rapordaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, bu raporun davada dikkate alınmaması gerektiğini, davacının müvekkiline ait tesise yakın bir mesafede kurulan başka bir asfalt tesisinden malzeme satın alındığını ve müvekkilinin yaptığı harcamaların boşa gitmesine neden olduğunu dile getirdiğini, ancak Bekdik-2 plentinin çalışmaması, sürekli arıza vermesi, üretim tonajlarına erişememesi ve hali hazırda sıkı bir takvime bağlı olan ve belli bir tarihte açılması gereken otoyol yapım işi dolayısıyla işin vaktinde yetişmesiyle yükümlü ana yüklenici müvekkili şirketin zarara uğradığı konusunda suskun kaldığını, bu hususa ilişkin tüm dava haklarının saklı olduğunu, uyuşmazlığın özünün, davacı tarafın plenti kurarak sözleşme kapsamında yükümlülüğünü yerine getirdiğini iddia etmesi fakat kurdukları plentin hiçbir zaman sözleşme gerekleri doğrultusunda çalışmaması, sürekli arıza vermesi, beklenen performansı göstermemesi ve bu bağlamda sözleşmede yer verilen maddelerden de görülebileceği üzere sözleşmenin ifası için öncelikle, sözleşmeye uyar performans sergilemesi beklenen plentin kurulmasının gerekli olduğunu, dolayısıyla, açılışı belirli bir takvim dahilinde yetişmesi zorunlu Ankara-Niğde Otoyolu yapım işi için müvekkili şirketin davacı ile aralarında akdettikleri sözleşmedeki süreçte mağdur olduğunu, bununla birlikte öncelik olarak otoyol yapım işinin programa uygun biçimde yetişmesi gerektiği bilinci ile oldukça fazla zararlara katlanarak başka firmalardan alım yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, eser/ satış karma sözleşmesine dayalı olarak, müspet zararın ve yapılan masrafların tahsili talepli olduğu, davacı yanın taraflar arasında imzalanan 29/4/2020 tarihli sözleşme kapsamında, yüklendiği asfalt plentinin kurulacağı saha için taşınmazı 30/4/2020 tarihinde, 240 ton saat kapasiteli Mobil Asfalt Plentini ise kurutucu fırın ile birlikte 28.4.2020 tarihinde satın aldığını ve 242 parsele nakledip işletmeye hazır hale getirdiğini, 17/5/2020 tarihli yazı ile asfalt plentinin 22/5/2020 tarihinde asfalt üretimine hazır hale geleceğinin davalıya bildirildiğini, bütün edimlerini yerine getirdiği halde, davalının, sözleşmenin 3.12. maddesi ile almayı taahhüt ettiği 100.000 ton malzemeyi almadığını, Bekdik-2 ocağından yükleme dahil 9,90-TL/ton+KDV bedelli asgari 250.000 ton BSK agregasını davacıya sağlamadığını iddia ederek, bu nedenle katlanılan maliyetler ile davalının almayı garanti ettiği malzemenin alınmamış olması nedeniyle uğranılan zararın tazminini talep ettiği, davalı yanın ise, davacı alt yüklenicinin taahhüt ettiği miktarda üretim yapamadığını, asfalt plentinin sürekli arıza vermesi nedeniyle müvekkilinin zor duruma düştüğünü, müvekkilinin, iş sahibine olan yükümlülüğünün sekteye uğramaması için üçüncü kişilerden alım yapmak zorunda kalındığını savunarak, davanın reddini istediği, buna göre, taraflar arasında, davacının makine ve teçhizatlarının, sözleşme ile taahhüt ettiği üretimi yapabilecek kapasitede olup olmadığı, davacının yapmış olduğu masrafları ve davalının alım garantisini yerine getirmediğinden bahisle uğradığını iddia ettiği zararı davalıdan tazmini talebinin yerinde olup olmadığı konusunda taraflar arasında ihtilaf olduğunun anlaşıldığı, somut olayda tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın kurmuş olduğu asfalt plent sisteminin, sözleşmeyle taahhüt ettiği imalatı gerçekleştirebilecek kapasitede olduğunu iddia etmekte, davalı yan ise davacıya ait asfalt plentinin bazı günler arızalandığını, üretim yaptığı günlerde ise üretimin taahhüt edilen seviyeye ulaşmadığını, bu nedenlerle üçüncü kişilerden alım yapmak zorunda kalındığını belirttiği, sözleşmenin 3.1. maddesine göre, davacının asfalt plentini, sözleşme tarihi olan 29.04.2020 tarihinden en geç 1 ay sonrasında yani 29.05.2020 tarihinde kurmuş olması gerektiği, davalının dosyaya sunulan itirazları, plentin kurulduğu tarihin geciktiği yönünde olmayıp, plentin arızalı olduğu, çalışmadığı yönünde olduğu, davacı tarafça dosyaya sunulan delillere göre, davacının asfalt plentinin kurulacağı araziyi ve mobil asfalt plentini satın aldığı, iş yeri olarak SGK açılışını da 21.05.2020 tarihinde yaptırdığının anlaşıldığı, ancak davacının asfalt plentinin çalışır durumda ve sözleşmeye uygun üretim yaptığına dair somut bir delil sunamadığı, Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/2 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan tespit sonucu düzenlenen 22.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda da, davaya konu asfalt plenti ile ilgili “gerekli ekipmana sahip olsa da asfalt plenti tesisinde operatör bulunmadığı için çalıştırılarak deneme yapılamadığı"nın belirtildiği, ayrıca tesisin çalıştığına dair taraflar arasında düzenlenmiş hakediş, fatura vb. gibi yapılan imalata yönelik bir delilin davacı tarafça sunulamadığı, buna göre davacının, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, davacının davalının sözleşme kapsamında alım taahhüdünü yerine getirmemesinden kaynaklanan zarar iddiası ve işçilik giderlerinden kaynaklanan zarar iddiasının “müspet zarar” niteliğinde olduğu, TBK.'nın 125. maddesinde; “Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir” düzenlemesinin yer aldığı, müspet zararın sözleşmenin hiç veya gereği gibi yahut vadesinde yerine getirilmemesinden kaynaklanan zarar olduğu, müspet zararın tazminini isteyen kişinin, hem sözleşmeden dönen taraf olmaması, hem de kusuru bulunmaması gerektiği, somut olayda ise, davacının, asfalt yapım işinin geçici kabulünün yapılmasının ardından, SGK nezdinde işyeri kapama talebinde bulunulduğu ve 08/06/2021 tarihinde fiilen sona erdirildiğinin anlaşıldığı, bu sebeple hem sözleşmeyi sonlandıran/fesheden, hem de sözleşmedeki taahhüdünü yerine getirecek kapasitede üretim yaptığına dair bir delil sunamayan davacının müspet zarar talebinin yerinde görülmediği, davacının davalının Bekdik-2 ocağından yükleme dahil 9,90 TL/ton+KDV bedel ile asgari 250.000-ton BSK agregası alabilme hakkını davacıya karşı yüklenmiş olduğu iddiasına yönelik olarak ise, taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin 3.13. maddesinde; “İşbu sözleşme kapsamında alt yüklenici, işbu sözleşmeye konu plentle sınırlı olmaksızın ve ancak her hal ve şartta ve ... A.Ş. – ... A.Ş. ile yüklenci arasındaki 28.09.2018 tarihli Ankara- Niğde Otoyol İnşaatı işi toprak işleri, sanat yapıları, drenaj işleri ve üstyapı işleri yapım sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerinin ifası amacıyla kullanılmak üzere Bekdik-2 ocağından yükleme dahil 9,90 TL/ton + KDV bedel ile kullanılmak üzere ve asgari olarak 250.000 ton BSK agregası alabilecektir.” düzenlemesinin yer aldığı, sözleşmenin bu maddesine göre “alabilecektir” ibaresi ile davacıya seçimlik hak sunmuş olup, dava dosyası kapsamı değerlendirildiğinde, davacının bu hakkını kullandığına dair delil sunulmadığı, bu sebeplerle davacının, sözleşmeye dayalı olarak, müspet zararın ve yapılan masrafların tahsili talepli davasının reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararındaki gerekçelerin hatalı olduğunu, gerekçeye göre müvekkilinin asfalt plentini ve kurulacağı araziyi satın aldığı, Asfalt Plentini süresinde kurduğu konusunda çekişme olmadığını, 04.04.2022 tarihli dilekçe ekinde sundukları 9.6.2020 tarihli Parker 3000 Mobil Asfalt Plent Kapasite raporu ve 1.6.2020 tarihli Parker Asfalt Plenti Kalibrasyon formunun asfalt plentinin çalışır halde olduğunu gösterdiğini, ancak gerek bilirkişi raporunda, gerekse mahkeme kararında tesisin kurulum tarihini takip eden 10 günlük sürenin tarihini taşıyan bu 2 belgeden hiç bahsedilmediğini, sözleşmenin 29.4.2020 tarihli olduğunu, en geç 1 ay sonrası olan 29.5.2020 tarihinden önce 30.4.2020 tarihinde, tesisin kurulacağı taşınmazın satın alındığı, işyeri tescilinin 21.5.2020 tarihinde yapılıp işçi çalıştırılmaya başlandığı, asfalt tesisi için 6.195.000,00TL'nin satıcıya ödendiği, taşınmaz için de ayrıca bedel ödendiği, çalışan işçilere ayrı bedel ödeneceği delilleri ile sabit iken müvekkilinin bu kadar harcamayı çalışmayan bir tesis için yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağını, hal böyle iken asfalt plentinin çalışır durumda olduğuna dair somut bir delil bulunmadığına dair değerlendirmenin haklı olmadığını, Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/2 D.İş nolu bilirkişi tespit raporunda 13 adet fotoğraf ile asfalt plentinde sıcak asfalt üretimi için tüm makina/ekipmanların mevcudiyetinin tespit edildiği belirtilip tesise ait 09.06.2020 tarihli teknik rapor ve 01.06.2020 tarihli kalibrasyon formu değerlendirilerek agrega kantarının bitüm kantarının, filler kantarının kalibrasyonlarının yapılmış olduğunun anlaşıldığının belirtildiğini, sözleşmenin 3.6 maddesinde, davalının, 2 gün önceden müvekkiline ihtiyaç konusu BSK (malzeme) talebini ileteceği, müvekkilinin davalının vereceği programa uymak zorunda olduğu, 3.7 maddede, müvekkilinin davalının bildireceği miktardaki BSK’yı, Plent altında ve en geç her takvim ayı sonunda davalıya ve/veya göstereceği kişiye teslim edeceği hükme bağlanmışken ve davalı bu maddelere göre müvekkilinden istediği malzemeyi gösterecek herhangi bir delil sunamamışken ve/veya davalının isteyip de müvekkilinin veremediği malzemeyi ispatlayamamışken tesisinin çalışmadığı sonucuna varılmasının açık hata olduğunu, 04.04.2022 tarihli dilekçelerinde, Asfalt Plenti Tesisinin kurulmasından itibaren davalının 41 ton sıcak karışım-BSK aldığı, davalının tesisten 100.000 ton malzeme almayı garanti ettiğine göre 99.959 ton malzeme almadığının beyan edildiğini, bu beyanı teyid için aynı dilekçeye ek.4 olarak tablo ve evrakları içeren pdf dosyasının eklendiğini, pdf dosyanın açılıp dosya içine katılmama ihtimaline dayalı olarak bu eklerin dosya içine katılmasını talep edildiğini, ayrıca bilirkişi raporunda müvekkili tarafından teslim edilmiş BSK malzemesinden bahsedildiğini, bu durumda Asfalt Plenti Tesisinin çalıştığının tartışmasız olduğunu, mahkemenin kararına dayanak aldığı bilirkişi raporunda; sözleşmenin 3.6 maddesi ile ilgili olarak davalının davacıdan malzeme talep ettiğine dair dosyada herhangi bir evrak bulunmadığı, sözleşmenin 3.18.maddesi gereği davalının davacıya ithafen yazmış olduğu "plent sahasında yapılması gereken tadilatlar" konulu bir talimatın dosyada olmadığı, 3.19 maddesi gereği testler sonucunda uygun bulunmayan malzemelerin bulunduğuna dair düzenlenmesi gereken tutanakların dosyada bulunmadığı, 3.20 maddesi gereği uygun olmayan malzemelerin uygun hale getirilmesi süresi olan 5 günün aşıldığına dair bir evrakın dosyada bulunmadığının açıkladıklarını, belirtilen sözleşme düzenlemelerinin müvekkilinin asfalt tesisinde üretim yapamaması halinde davalının gerçekleştirmesi gerekenleri gösterdiğini, davalının ilgili maddelerde belirtildiği biçimde herhangi bir ihtaratı olmadığına göre tesisin çalışmadığı sonucuna varılmasının hatalı olduğunu, kaldı ki sözleşmenin 3.7 maddesinde davalı taleplerinin her ay sonunda müvekkili tarafından üretilerek davalıya teslim edileceği düzenlendiğine göre bir an için tesiste randıman düşüklüğü olduğu farz edilse bile, örneğin davalı 100 ton isteyip de müvekkili 70 ton hazırlamış ise böyle bir durumun tevsikine dair sözleşmedeki uygulamaların hiçbirinin varlığının ispatlanamadığını, Asfalt Plenti'nin gereken kapasiteye ulaşamadığı ve/veya üretim gerçekleştiremediği ileri sürülmekte ise de davalının, eğer varsa müvekkilinden talepte bulunup da alamadığı malzeme miktarlarını hiç belirtmediğini, sözleşmenin 4.1, 7.3, 7.4 maddelerinde cezai şarta dair düzenlemelerin yer aldığını, müvekkiline sözleşmede yer alan cezai şartların uygulanmadığını, sözleşmenin anılan hükümleri dikkate alındığında, eğer müvekkilinin kendisinden talep edilen malzemeyi temin edememiş ya da tesis istenilen performansta çalışmıyor olsa idi müvekkilinin cezai şart ödemekle yükümlü olacağını, bu durumun bile müvekkilinin kendisinden talep edilen malzemeyi sağlayamadığı ve/veya tesisin çalışmadığı sonucuna varılmasının açık bir şekilde hatalı olduğunu gösterdiğini, bu açıklamaların dosya muhtevası ile sabit olup bunlara rağmen, Asfalt Plenti Tesisinin çalıştığının ispat külfetinin müvekkiline ait olduğuna ve giderek tesisin çalışmadığına karar verilmesinin kararın kaldırılma sebebi olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin feshine dair herhangi bir bildiriminin kesinlikle olmadığını, sözleşmenin 3.12 maddesi hükmü gereğince davalı 100.000 ton BSK’yı 30.9.2020 tarihine kadar müvekkilinden almayarak sözleşmeyi kendisi münfesih hale getirmiş olduğunu, sözleşmede, 100.000 ton BSK’nın davalı tarafından satın alınması konusunda belirtilen süre kesin süre olduğundan (30.9.2020) davalının mütemerrit durumda olduğunu, sözleşmenin 3.13 maddesi hükmü gereğince de davalının, 28/9/2018 tarihli sözleş me konusu işte müvekkilin kullanacağı 250.000 ton BSK malzemesini de vermediğini, işin geçici kabulünün 28.12.2020 tarihinde yapıldığını, geçici kabul yapılıp iş tamamlanınca 250.000 ton BSK'yı davalının vermeyeceğinin de sübuta erdiğini, müvekkilinin 250.000 ton agregayı davalının vermeyeceğinin ve davalının 30.9.2020 tarihine kadar alması gereken 100.000 ton BSK'yı almayacağının böylece kesinleşmesi üzerine sözleşmenin yapılma amacı ortadan kalkmakla tesisi bir süre beklettikten daha fazla zarara uğramamak için tesisi oradan kaldırıp işyerini kapattığını, mahkeme gerekçesinde, TBK.'nin 125. maddesinde; “Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir." hükmünün yer aldığı belirtmiş ise de aksine karar vermiş olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi feshetmediğini, davalının edimlerini yerine getirmeyerek sözleşmenin uygulanma imkanını ortadan kaldırdığını, davalının 250.000 ton agregayı müvekkiline vermediğini, bu durumun müvekkilinin agregayı kullanarak sözleşmedeki BSK malzemesini üretme imkanını ortadan kaldırdığını, aynı şekilde müvekkilinden 100.000 ton BSK malzemesi satın almasına dair davalının yüklenimini de bertaraf ettiğini, sözleşmeye göre davalının 100.000 ton BSK malzemesini 30/9/2020 tarihine kadar satın almayı garanti ettiğini, bunun anlamının 250.000 ton agreganın bu tarihten önce müvekkiline teslim edilmesinin şart olduğu olduğunu, diğer yandan sözleşmenin 3.13 maddesinde alt yüklenici olan müvekkilinin, sözleşmeye konu plentle sınırlı olmaksızın ve ancak her hal ve şartta ve ... A.Ş.-... A.Ş. ile yüklenici arasındaki 28.09.2018 tarihli Ankara-Niğde Otoyol İnşaatı işi toprak işleri, sanat yapıları, drenaj işleri ve üst yapı işleri yapım sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerinin ifası amacıyla kullanılmak üzere Bekdik-2 ocağından yükleme dahil 9,90 TL/ton x KDV bedel ile kullanılmak üzere ve asgari olarak 250.000 ton BSK agregası alabileceği düzenlemesinin olduğunu, fakat davalı yüklenicinin bu malzemeyi vermediğini, bu maddede geçen sözleşmenin 28.12.2020 tarihinde tamamlanarak artık malzemenin kullanılma imkanı kalmadığını, müvekkilinin ortağı ... AŞ ile birlikte çok daha yüksek fiyattan malzeme temin ederek oradaki edimlerini tamamladığını, davalının müvekkiline 250.000 ton agregayı 9.90 TL/ton bedelle verseydi, 11.77 TL/ton bedelle malzeme almayacak olduğunu, müvekkilinin cebinden fazladan çıkan bedelin de 11,77-9,90= 1,87-TL/ton olup 250.000-ton x 1,87-TL=467.500,00TL olduğunu, davalı edimini ifa etmediği gibi aynı malzemeyi otoyol işinin alt yüklenicisine 11,77 TL/ton bedelli vererek hem kâr ettiğini hem de müvekkilini zarara uğrattığını, bu durumda TBK'nun 125.maddesinde yazılı olduğu üzere, temerrüde düşen davalı borçlunun, verilen süre içinde, borcunu ifa etmediğine göre müvekkilinin her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahip olduğunun kabulü gerektiğini, mahkeme karar gerekçesinde belirtilen sözleşmenin 3.13 maddesi ile müvekkiline seçimlik hak sunulduğuna dair kanaatin maddenin getirdiği anlam ve amaçla ilgi ve alakası olmadığını, sonuç olarak davalının müvekkiline taşınmaz aldırıp üzerine asfalt tesisi kurdurduğunu, tesiste davalının yüklenimindeki Ankara-Niğde Otoyol İnşaatı işi toprak işleri, sanat yapıları, drenaj işleri ve üst yapı işleri yapım sözleşmesi kapsamında kullanılmak amacıyla 250.000 ton agregayı sabit birim fiyatla vereceğini ve tesisten 100.000 ton agregadan üretilen BSK malzemesini satın alacağını taahhüt ettiğini, bu edimlerini hiçbirini gerçekleştirmediğini, müvekkilinin bütün zararlarını davalıdan talep etme hakkının bulunduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1madde gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır