10. Ceza Dairesi 2023/16542 E. , 2025/1584 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/659 E., 2016/237 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının kabule şayan olmadığı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak i
**10. Ceza Dairesi 2023/16542 E. , 2025/1584 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/659 E., 2016/237 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının kabule şayan olmadığı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının kabule şayan olmadığına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 14.02.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.07.2023 tarihli ve 2023/10186 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.09.2023 tarihli ve KYB-2023/92400 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.09.2023 tarihli ve KYB-2023/92400 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/1. maddesinde yer alan, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâllerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde hüküm çeşitlerinin tahdidi olarak sayıldığı, somut olayda mahkemesince açılan kamu davası hakkında durma kararı verilerek, sanığın 10/11/2015 havale tarihli dilekçesi ile yapmış olduğu itirazının değerlendirilerek bir karar verildikten sonra denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması hâlinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 06.05.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2015 tarihli ve 2014/93066 Soruşturma, 2015/856 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süre ve merciinin gösterildiği, kararın, şüpheliye tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurarak, tedbirin infazına başladığı, tedbirinin infazı sırasında şüpheliden alınan tahlil sonucunda şüphelinin yeniden uyuşturucu madde kullandığının anlaşılması üzerine, Manisa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 20.10.2015 tarihli ve 2015/1328 DS, 2015/2903 Karar sayılı kararı ile dosyasının kapatılarak Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verildiği, kararın şüpheliye 02.11.2015 tarihinde tebliği üzerine şüphelinin 10.11.2015 tarihli dilekçesi ile "kullanmadığım için tekrardan kontrol olmak istiyorum" şeklinde itiraz ettiği, bu itiraz dilekçesinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından 10.11.2015 tarihli yazı ekinde dosyanın kapatıldığı belirtilerek yazı ekinde gönderildiğinin belirtildiği, C. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 23.11.2015 tarihinde kaldırıldığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2015 tarihli ve 2014/93066 Soruşturma, 2015/44658 Esas, 2015/35604 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, D. İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 30.06.2016 tarihli ve 2015/659 Esas, 2016/237 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, "Denetimli serbestlik müdürlüğü infaz işleri değerlendirme komisyonunca verilen kararın itiraz ve şikayet yolunun açık olduğu sanığa tebliğ olunmuş ve ardından sanıkta 10/11/2015 tarihi itibarıyla itiraz dilekçesi verilmiş olmasına rağmen bu itirazı doğrultusunda herhangi bir karar yapılmadığı gibi işlemin de gerçekleştirilmemiş olduğu, Dolayısıyla sanığın bu itirazı çerçevesinde usul ve mevzuata aykırı olarak itirazının değerlendirilmemesi" gerekçesi ile kabule şayan olmadığına ve "Verilen kararla birlikte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak hükümlü kişi hakkında verilen dava açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılmasına dair kararın kaldırılarak denetimli serbestliğe yeniden kaldığı yerden devam olunması hususunun bildirilmesine", karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin kesinleştiği, E. İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2016 tarihli kararı üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2017 tarihli ve 2016/152934 Soruşturma ve 2017/45860 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Anlaşılmıştır. F. İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2016 tarihli kararını takiben, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2017 tarihli ve 2016/152934 Soruşturma ve 2017/45860 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde hukuki değerden yoksun olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede; Cumhuriyet savcısı tarafından hakkında denetimli serbestlik tedbiri veya tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilen şüpheliyle ilgili infaz işlemlerinin, 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu hükümleri çerçevesinde, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı, adalet komisyonunun bulunduğu yerlerde denetimli serbestlik müdürlüğü ile koruma kurulları aracılığıyla yürütüldüğü, ayrıca, Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığının ve denetimli serbestlik müdürlükleri ile bürolarının teşkilat, görev, çalışma ve denetimine ilişkin usul ve esaslar ile denetimli serbestlik kararlarının infaz işlemleri hakkındaki kurallara, bu sürece katılan kişilerin görev, yetki, hak ve yükümlülüklerine ilişkin düzenlemelere Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nde yer verildiği, 05.04.2023 tarihli ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun’un 27.maddesi ile 5402 sayılı Kanun’a eklenen 12/A maddesi ile “Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullananlar hakkında uygulanacak tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin görevler”in ayrıca düzenlendiği; 5402 sayılı Kanun’a eklenen 12/A maddesinde yer alan; "(1) Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi gereğince Cumhuriyet savcısı tarafından hakkında denetimli serbestlik tedbiri veya tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilen şüpheliyle ilgili olarak denetimli serbestlik müdürlüğünce; a) Tedaviye tabi tutulmak, b) Belirlenen programlara katılmak, c) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren ortamlarda çalışmaktan yasaklanmak, d) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek, e) Bir bölgede denetim veya gözetim altında bulunmak, f) Eğitim kurumuna, eğitim programına veya mesleki uğraşlarına ilişkin eğitime devam etmek, g) Belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmak, h) Gözetim altında ücret karşılığı çalıştırılmak, ı) Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek, i) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek, yükümlülüklerinden en az üçüne veya daha fazlasına karar verilir. Yükümlülükler, şüphelinin ihtiyacına göre bu fıkrada belirtilenlerle sınırlı olarak her aşamada değiştirilebilir veya ilave yükümlülükler getirilebilir. Gerekli görülmesi halinde denetimli serbestlik süresi içinde şüphelinin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi için denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından test yapılabilir veya bu amaçla şüphelinin ilgili kuruma sevki sağlanabilir. (2) Birinci fıkra uyarınca tedaviye tabi tutulmak yükümlülüğüne karar verildiği takdirde bu karar derhal ilgili sağlık kurumuna gönderilir. Bu durumda şüpheli, sağlık kurumunda ayakta veya yatarak tıbbi tedaviye tabi tutulur. Sağlık kurumu, gerekli görmesi halinde şüphelinin rehabilitasyon amaçlı programlara katılmasına da karar verir. Şüpheli, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespiti için her zaman sağlık kurumunca çağrılabilir, kolluk görevlileri aynı amaca yönelik olarak şüpheliyi sağlık kurumuna yönlendirebilir. Kolluk görevlileri sağlık kurumunun çağrısının gerçekleştirilmesi bakımından sağlık kurumuna yardım etmekle görevlidir. (3) Soruşturma evresinde veya bu madde uyarınca belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında Cumhuriyet savcısı veya yetkili kamu görevlileri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 432 nci maddesinde yer alan koşulların bulunması halinde ayrıca bu durumu, yetkili vesayet makamına bildirir. (4) Yükümlülüklerin belirlenmesi veya yerine getirilebilmesi bakımından gerekli görülmesi halinde bu madde uyarınca yapılacak iş ve işlemler hakkında şüphelinin ailesine bilgi verilebilir veya ailesinden bilgi istenebilir. (5) Şüpheli, bu madde uyarınca yapılan işlemlerin kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle iki hafta içinde şikâyet yoluyla Cumhuriyet savcısına başvurabilir. Cumhuriyet savcısı bu başvuruları gecikmeksizin değerlendirir. (6) Bu madde hükümleri Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilecek kararlar bakımından da uygulanır. Bu durumda beşinci fıkra uyarınca yapılacak başvurular, kararı veren mahkemece değerlendirilir. (7) Bu maddenin ikinci fıkrası uyarınca uygulanacak yükümlülükler ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infaz edilmesi durumunda uygulanan tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğü, Sağlık Bakanlığının uygun göreceği tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinde yerine getirilir. Sağlık Bakanlığınca uygun tedavi ve rehabilitasyon merkezleri açılır. Sağlık Bakanlığınca uygun görülen kurum ve kuruluşlar tarafından da bu merkezler açılabilir. Kendiliğinden bu merkezlere başvuran kişiler de tedavi ve rehabilitasyon hizmetinden faydalandırılır. Sağlık Bakanlığının tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine ilişkin ihtiyaç ve talepleri tüm bakanlıklar, belediyeler ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından karşılanır. (8) Bu madde uyarınca hakkında yükümlülüğe karar verilenler için yetki ve görevleri dahilinde tüm bakanlıklar, belediyeler ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından görevleri kapsamında eğitim, sosyal uyum ve denetim amacıyla her türlü çalışma yürütülür.” düzenlemelere göre, şüphelinin, bu madde uyarınca yapılan işlemlerin kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle iki hafta içinde şikâyet yoluyla Cumhuriyet savcısına başvurabileceğinin ve Cumhuriyet savcısının bu başvuruları gecikmeksizin değerlendireceğinin açıkça belirtildiği, bu kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin infaz işlemlerinde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının yetkili olduğu, ayrıca, 5237 sayılı TCK’nın 191/8. maddesi kapsamında değişen suç vasfına göre eylemin kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçunu oluşturduğu kanaatiyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararlarının infazının Denetimli Serbestlik Müdürlüklerince, Mahkeme kararına istinaden yerine getirilmesi nedeniyle, tedbirin infazı ile ilgili işlemlere ilişkin başvuruların kararı veren Mahkemece değerlendirilmesi gerektiği, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre de anılan Kanun yürürlüğe girmeden önce kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin infaz işlemlerinde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının yetkili olduğunun kabul edildiği, Somut olayda ise, İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2016 tarihli kararı ile, Manisa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 20.10.2015 tarihli dosya kapatma kararına karşı süresi içinde sanık tarafından sunulan itiraz dilekçesi ile ilgili herhangi bir karar yapılmadığı gibi işlemin de gerçekleştirilmemiş olduğu gerekçesi ile, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının kabule şayan olmadığına ve tedbirin infazının devamı için dosyanın denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş ise de; 23.11.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırıldığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2015 tarihli ve 2014/93066 Soruşturma, 2015/44658 Esas, 2015/35604 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı gözetildiğinde, 10.11.2015 tarihli itiraz dilekçesinin, Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesinin ardından, soruşturmayı yürüten yetkili Cumhuriyet Savcısı tarafından kamu davası açılması ile birlikte zımnen reddedildiğinin kabulünün gerekeceği, 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde, "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır " şeklinde ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinde, "Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde yer alan düzenlemeler dikkate alındığında, Mahkemece, 10.11.2015 tarihli itiraz dilekçe içeriğinde sanığın uyuşturucu madde kullanmadığını belirtmesi nedeniyle, Manisa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden tahlil sonuçlarına ilişkin araştırma yapılmasının istenmesi ve sonucuna göre "kovuşturma şartının" gerçekleşmediği kanaatine varılır ise, 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere "davanın durmasına" ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine aksi halde yargılamaya devamla hüküm kurulması gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde karar ve hüküm türleri arasında sayılmayan "kamu davasının kabule şayan olmadığına" dair karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2016 tarihli ve 2015/659 Esas, 2016/237 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2025 tarihinde karar verildi.