T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/263 KARAR NO : 2026/278 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30.10.2025 tarihli ek karar. NUMARASI : 2025/2049 D.İş. - 2025/2011 K.. DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz (Finans) Taraflar arasında görülen değişik iş dosyasında ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı ne…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/263 KARAR NO : 2026/278 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30.10.2025 tarihli ek karar. NUMARASI : 2025/2049 D.İş. - 2025/2011 K.. DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz (Finans) Taraflar arasında görülen değişik iş dosyasında ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına borçlu ... vekilince yapılan itirazın reddine dair verilen 30.10.2025 tarihli ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan değişik iş dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden/alacaklı vekili, talep dilekçesinde özetle; ... AŞ ve ... tarafından, müvekkili şirkete olan borçları nedeni ile 25.12.2024 tanzim tarihli, 30.06.2025 vade tarihli, 500.000.000 TL bedelli bono tanzim edilip teslim edildiğini, borçlular tarafından vade tarihinde ödenmesi gereken ve muaccel hale gelen bono bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500.000.000,00-TL ( beş yüz milyon TL ) alacak yönünden borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 01.08.2025 tarihli değişik iş kararında; " ...- İhtiyati haciz talebinde bulunan alacaklı vekili Mahkememize verdiği dilekçe ile, müvekkilinin borçludan ibraz edilen vadesi geçmiş kambiyo senedi nedeniyle alacaklı olduğunu belirtilerek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Talep dilekçesi ve belge asılları ile tüm dosya kapsamına göre; talebin İ.İ.K'nun 257. ve devamı maddeleri gereğince yerinde olduğu anlaşılmakla, TALEBİN KABULÜ İLE, Alacaklının iddia ettiği yukarıda belirtilen alacak miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla, borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE, 2-Alacağın %15 oranında 75.000.000,00-TL nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubunun alacaklı tarafından 10 gün içerisinde Mahkememiz veznesine teminat olarak yatırılmasına,yatırılmadığı takdirde ihtiyati haczin kalkmasına," karar vermiştir. Bu karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekili tarafından, İİK'nın 265. maddesi uyarınca, süresinde itiraz edilmiştir. İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekili, itiraz dilekçesinde özetle; ... AŞ'nin şirket yetkilisi/ortağının imza tarihinde müvekkilinin eşi olup müvekkilinin ilgili kambiyoya hatır üzerine imza attığını, dolayısıyla borçtan asıl sorumluluğun şirkete ait olduğunu, borcu bulunmadığını, gerçek bir borç olmadığını, bankanın GKS'ye bağlı kredi sözleşmesini de kat etmeden ve müvekkiline herhangi bir kat ihtarı göndermeden usule aykırı şekilde ihtiyati haciz başvurusunda bulunduğunu, alacağın muaccel olmadığını, talebe konu kambiyo senedinin GKS ile bağlantılı olarak verildiğini, sebepten mücerretliğini yitirdiğini, müvekkilinin adresinin Kayseri olup yetkisiz mahkeme ve icra dairesinde yetkisiz mahkeme ve icra dairesinde işleme başlanılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, görevli ve yetkili mahkemenin Kayseri Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğunu, bononun ... AŞ'ye genel kredi sözleşmesi gereği olarak verildiğini, her ne kadar kambiyo senedine dayalı takip yapılmış ise de bono kambiyo vasfını ve dolayısıyla sebepten mücerretliğini yitirdiğini, kat ihtarı çekilmemesi nedeniyle ana borca bağlı bir temerrüt oluşmadığı gibi, muaccel olmuş herhangi bir borçtan da söz edilemeyeceğini,müvekkilinin bonoyu hatır üzerine ve eski eşinin psikolojik baskısı altında imzalamak durumunda kaldığını, müvekkili ile eski eşi şirketinin durumu nedeniyle büyük fikir ayrılıkları yaşadıklarını, bu olaylar neticesinde de müvekkili ile eski eşi boşanma kararı aldığını, müvekkilinin anılan tarihte senedi imzalarken avalist sıfatına bakmadan müşterek/müteselsil kefil olduğunu düşünerek imzaladığını, ... AŞ'nin mevcut durumu itibariyle konkordato halinde olduğu dikkate alındığında müvekkilinin kambiyonun imzalandığı tarihte baskı altında olduğunun kabulü gerektiğini, kambiyonun zorunlu unsurlarından vade tarihinin bulunmadığını, davalı bankanın vade tarihini sonradan doldurduğu ve hangi tarihi muacceliyet kabul ettiği (herhangi bir kat ihtarı olmaması açısından da) anlaşılamadığını, dolayısıyla vade tarihinin sonradan doldurulması kambiyonun vasfını yitirmesine neden olacağını, bununla birlikte bir an vadenin sonradan doldurulması hususu geçerlilik şartını arz etmediği düşünülse dahi, GKS'ye bağlı sebeple mücerret bir kambiyo niteliği taşıdığının aşikar olduğunu, bu nedenle de müvekkilin avalist sıfatıyla değil, müşterek/müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığının kabulü zorunlu olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/11657 E. 2014/16175 K. sayılı kararında " kambiyo hukuku çerçevesinde kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirdiği bir senet bakımından artık avalist sıfatından söz edilemeyecektir. Mahkemece aval veren yönünden bu ilkeler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir." şeklinde karar verildiğini, kambiyo vasfı taşımayan , sebepten mücerretliğini yitirmiş ve aynı zamanda vadesi sonradan doldurulmuş takibe konu kambiyonun vasfını yitirdiği, bu nedenle de her ne kadar avalist sıfatı ile müvekkilinin ihtiyati hacze konu bonoyu imzalamış ise de sebepten mücerretliğini kaybetmiş kambiyo nedeniyle müvekkil aleyhine ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini belirterek, ihtiyati hacze itiraz etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 30.10.2025 tarihli ek kararında;"...Dava İ.İ.K.nın 265. maddesi gereğince ihtiyati haciz kararına itirazdır. Mahkememizin 01/08/2025 tarih ve 2025/2049 D.İş ve 2025/2011 K. sayılı kararının incelenmesinde; ... Bankası A.Ş. tarafından borclu ... ve ... A.Ş. aleyhine 25/12/2024 düzenleme, 30/06/2025 ödeme tarihli 500.000 TL bedelli bonaya ilişkin ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu, Mahkememizce % 15 teminat karşılığı ihtiyati haciz kararı verildiği, ihtiyati haciz kararının İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takibe konulduğu görülmüştür. İİK'nın 257/1 maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel olması ve rehinle temin edilmemiş olması gerekir. İİK'nın 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına itiraz sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup, borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, Mahkemenin yetkisine ve teminata karşı huzuruyla yapılan hacizlerde haczin tatbiki aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliğ tarihi itibariyle 7 gün içerisinde Mahkemesine müracaat ile itiraz edebilir. İhtiyati haciz kararına itiraz eden ihtiyati haczin dayandığı sebeplere ve yetkiye itiraz etmiştir. İhtiyati haciz kararına konu bonoda İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu düzenlendiğinden, İİK.50 ve 258. maddeleri ve HMK.nın 17. maddesi gereğince Mahkememiz yetkili olduğundan bu itiraz yerinde görülmemiştir. İhtiyati haciz kararına itiraz edenin diğer itiraz sebeplerinin İİK'nın 265. maddesinde gösterilen ihtiyati haciz kararına itiraz sebeplerinden olmadığı, başka davaların konusunu oluşturabileceği, senet kapsamına göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli şartların bulunduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle, ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde;... AŞ'nin şirket yetkilisi/ortağının imza tarihinde müvekkilinin eşi olup müvekkilinin ilgili kambiyoya hatır üzerine imza attığını, dolayısıyla borçtan asıl sorumluluğun şirkete ait olduğunu, borcu bulunmadığını, gerçek bir borç olmadığını, bankanın GKS'ye bağlı kredi sözleşmesini de kat etmeden ve müvekkiline herhangi bir kat ihtarı göndermeden usule aykırı şekilde ihtiyati haciz başvurusunda bulunduğunu, alacağın muaccel olmadığını, talebe konu kambiyo senedinin GKS ile bağlantılı olarak verildiğini, sebepten mücerretliğini yitirdiğini, müvekkilinin adresinin Kayseri olup yetkisiz mahkeme ve icra dairesinde yetkisiz mahkeme ve icra dairesinde işleme başlanılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, görevli ve yetkili mahkemenin Kayseri Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğunu, bononun ... AŞ'ye genel kredi sözleşmesi gereği olarak verildiğini, her ne kadar kambiyo senedine dayalı takip yapılmış ise de bono kambiyo vasfını ve dolayısıyla sebepten mücerretliğini yitirdiğini, kat ihtarı çekilmemesi nedeniyle ana borca bağlı bir temerrüt oluşmadığı gibi, muaccel olmuş herhangi bir borçtan da söz edilemeyeceğini, müvekkilinin bonoyu hatır üzerine ve eski eşinin psikolojik baskısı altında imzalamak durumunda kaldığını, müvekkili ile eski eşi şirketinin durumu nedeniyle büyük fikir ayrılıkları yaşadıklarını, bu olaylar neticesinde de müvekkili ile eski eşi boşanma kararı aldığını, müvekkilinin anılan tarihte senedi imzalarken avalist sıfatına bakmadan müşterek/müteselsil kefil olduğunu düşünerek imzaladığını, ... AŞ'nin mevcut durumu itibariyle konkordato halinde olduğu dikkate alındığında müvekkilinin kambiyonun imzalandığı tarihte baskı altında olduğunun kabulü gerektiğini, kambiyonun zorunlu unsurlarından vade tarihinin bulunmadığını, davalı bankanın vade tarihini sonradan doldurduğu ve hangi tarihi muacceliyet kabul ettiği (herhangi bir kat ihtarı olmaması açısından da) anlaşılamadığını, dolayısıyla vade tarihinin sonradan doldurulması kambiyonun vasfını yitirmesine neden olacağını, bununla birlikte bir an vadenin sonradan doldurulması hususu geçerlilik şartını arz etmediği düşünülse dahi, GKS'ye bağlı sebeple mücerret bir kambiyo niteliği taşıdığının aşikar olduğunu, bu nedenle de müvekkilin avalist sıfatıyla değil, müşterek/müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığının kabulü zorunlu olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/11657 E. 2014/16175 K. sayılı kararında " kambiyo hukuku çerçevesinde kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirdiği bir senet bakımından artık avalist sıfatından söz edilemeyecektir. Mahkemece aval veren yönünden bu ilkeler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir." şeklinde karar verildiğini, kambiyo vasfı taşımayan, sebepten mücerretliğini yitirmiş ve aynı zamanda vadesi sonradan doldurulmuş takibe konu kambiyonun vasfını yitirdiği, bu nedenle de her ne kadar avalist sıfatı ile müvekkilinin ihtiyati hacze konu bonoyu imzalamış ise de sebepten mücerretliğini kaybetmiş kambiyo senedi nedeniyle müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Talep, İİK'nın 257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine; istinaf ise ihtiyati hacze borçlu tarafın yaptığı itirazın reddi ek kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına borçlu ... vekilince yapılan itirazın reddine dair verilen 30.10.2025 tarihli ek karara karşı, borçlu ... vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, somut olayda ihtiyati haciz kararı verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı, itirazın reddi kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Talep konusu bononun incelenmesinde; keşidecisinin ... AŞ, lehtarının... Bankası AŞ olduğu, 25.12.2025 düzenleme tarihli, 30.06.2025 ödeme tarihli ve 500.000.000 TL bedelli olduğu, ihtilaf halinde İstanbul mahkemelerinin yetkili kılındığı, bononun itiraz e den borçlu tarafından aval veren sıfatıyla imzalandığı, ''Aval içindir'' yazılı olduğu, bononun talep eden alacaklı vekilince vadesinde ödenmediği iddia edilerek ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği, mahkemece %15 oranındaki teminat karşılığında 01.08.2025 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildiği, bu karar karşı karşı taraf/borçlu vekilince itiraz edildiği, itiraz üzerine mahkemece itirazın reddine dair eldeki ek kararın verildiği anlaşılmaktadır. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir.Öte yandan, İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaate varılması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. İİK'nın 265/1.maddesi hükmü uyarınca ise borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.Bu tespit ve bilgiler kapsamında somut olayın incelenmesinde; alacaklı tarafından yukarıda bilgileri yazılı olan bonoya dayalı olarak ihtiyati haciz talep edilmiştir. İhtiyati haciz isteyen bonoda lehtar olarak, karşı taraf/borçlu ise aval veren olarak yer almaktadır. Bonoların düzenleme yeri Kayseri olup ihtilaf halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu kabul edilmiştir.HMK'nın yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar, sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Yine bonoda yetki şartı bulunması halinde de yetki şartının geçerli olması için HMK'nın 17. maddesine göre, uyuşmazlığın tacirler arasında doğmuş olması şartı aranmaktadır. Somut olay bakımından, keşideci şirket tacirdir. Bonodaki yetki şartı geçerli olduğu gibi, karşı taraf/borçlu ... aval verendir. TTK'nın 702/1. maddesi gereğince, aval veren kimsenin, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi sorumlu olduğu gözetildiğinde, bonoya aval veren karşı taraf/borçlu yönünden de yetki şartı bağlayıcıdır. Bu sebeple itiraz edenin mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Talep konusu bononun tüm unsurlarını taşıdığı, ihtiyati haciz talebinde bulunanın lehtar olduğu, vadesinin geçtiği ve alacağın muaccel olduğu anlaşılmakta olup ihtiyati haciz kararı verilmesi yerindedir. Her ne kadar borçlu tarafça vade tarihinin sonradan doldurulduğu, senedin baskı altında imzalandığı, genel kredi sözleşmesi sebebiyle verildiği, hatır üzerine imzalandığı, itiraz ve istinaf nedeni olarak ileri sürmüş ise de, bu ve belirtilen diğer hususlar açılacak bir menfi tespit davasının konusu olabilecek nitelikte olup, ihtiyati haciz bakımından somut olayda yaklaşık ispatın sağlandığı nazara alındığında, mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesi ve bu karara yapılan itirazın reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu 30.10.2025 tarihli ek karar usul ve yasaya uygun olup, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ... tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ... tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.02.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 265/son maddeleri gereğince karar kesindir.