12. Hukuk Dairesi 2026/3386 E. , 2026/2765 K. "" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz incelemesinin murafaa…
12. Hukuk Dairesi 2026/3386 E. , 2026/2765 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi: Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına ve temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle bozma gereğine ve usule uygun İlk Derece Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 732,00 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 22.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. ONS/AK Üye Dr.... ile Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; İİK’nın 128/son maddesinde; “Ticari ve ekonomik bütünlük arz eden ya da bir bütün hâlinde satıldığı takdirde daha yüksek gelir elde edileceği anlaşılan mal ve haklar bir bütün olarak paraya çevrilir.” şeklindedir. Somut olayda ... İcra Müdürlüğünün 2019/2782 Talimat sayılı dosyasının incelenmesinde; .... İcra Müdürlüğünün 2009/2502 Esas sayılı icra dosyasının alacaklısının temlik alan ... A.Ş. ve borçluların ... ... A.Ş., ... San. ve .... A.Ş., ... ... ve ... A.Ş., ... Pazarlama ve ... A.Ş.,... ....A.Ş. ile ipotek borçlusu ...San. ve ....A.Ş. olduğu, ipotek borçlusu ...San. ve ....A.Ş.'ye ait "Kocaeli İli, ... İlçesi, ... Mah., 370 Ada, 675-6 76... parsel sayılı taşınmazlar" ile borçlu... ....A.Ş.'ye ait "Kocaeli İli, ... İlçesi, ... Mah., 370 Ada, 678 Parsel sayılı taşınmazın" satışının yapılması için talimat yazıldığı, taşınmazların 338.186.621,77 TL muhammen bedel üzerinden 02.09.2022 tarihinde yapılan ihalede 170.000.000,00 TL bedelle alacağa mahsuben takip alacaklısı ... A.Ş.'ye ihale edildiği anlaşılmıştır. İİK'nın 128/son maddesi uyarınca aralarında ticari ve ekonomik bütünlük bulunmayan mahcuzların birlikte satılması, eş söyleyiş ile tek bir ihalede satılması kural olarak mümkün değildir. Ancak, mahcuzların aralarında ekonomik bütünlük bulunduğunun belirlenmesi halinde birlikte satılmaları mümkündür. Ekonomik ve ticari bütünlüğün tespiti hâkimin sahip olmadığı özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden 6100 sayılı HMK'nın 266 ve devamı maddeleri gereğince bilirkişinin oy ve görüşünün alınması gerekir. HMK'nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin 2. ve 3. fıkrasında “Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir." hükmüne hâvi olup, aynı Kanun'un 282. maddesi ile de hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği belirtilmiştir. Mahkemece, kimya-çevre yüksek mühendisi, endüstri yüksek mühendisi, elektrik-elektronik mühendisi, inşaat mühendisi, makine mühendisi, kadastro fen bilirkişisi marifetiyle mahallinde 06.10.2023 tarihinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, taşınmazlar arasında fiili, ekonomik ve ticari bütünlük bulunup bulunmadığı ve birlikte satılmalarının gerekip gerekmediğini belirlemek amacıyla rapor alınmıştır. 09.01.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; 1-Aynı ekonomik bütünlük içinde yer alma durumunu belirlemede; birinin diğerinin fiili olarak tek başına kontrol etme hakkına sahip olup olmadığı, çıkar birliği olup olmadığı, dava konusu parsellerde yer alan faaliyetlerin her birinin ... Boya firmasının ana faaliyeti olan boya üretimi faaliyetini destekleyici süreçleri/prosesleri kapsayıp kapsamadığı şeklindeki kriterlerin esas alındığı; parsel içerisinde yer alan tüm kiracı firmaların kendi faaliyetlerine ait işleri ve üretimi yapmakta olduğunun görüldüğü; firmaların içlerinin tek tek gezildiği, yaptıkları üretimlerin görüldüğü, yaptıkları faaliyetlerin kendi işlerine ait faaliyetler olduğunun tespit edildiği; birbirlerinden bağımsız olarak sadece kendi firma faaliyetlerini yürüttüklerinin görüldüğü;..., Kazan Dairesi gibi üretim süreçlerinin bir parçası olarak düşünülebilecek yardımcı işletmeler hizmetlerinin ortak olduğu, enerjinin ... tarafından tek bir sayaç üzerinden kiralayan firmaya fatura edildiği, kiralayan firma tarafından süzme sayaçlar üzerinden kiracı firmalara tek tek fatura edildiğinin tespit edildiği, 2-Isınma ve enerji kaynaklarının kiralayan firma tarafından temin edilmesi kiracı firmaların üretiminin zorunlu bir unsuru olmadığı; firmaların tercihi olduğu; enerjinin ... tarafından tek bir sayaç üzerinden kiralayan firmaya fatura edildiği; kiralayan firma ise süzme sayaçlar üzerinden kiracı firmalara ortak kullanımlar da dahil edilerek tek tek fatura ettiği; ısınma ve enerji kaynaklarının kiralayan firma tarafından tek bir ana sayaç üzerinden temin edildiği, kiracı firmalara ise süzme sayaçlar üzerinden fatura ettiğinin tespit edildiği; hem trafonun hem jeneratörün parsele ortak hizmet vermesinin nedeninin yukarıda açıklanan tespitler olduğu; bu durumun kiralayan firma ile kiracı firmalar arasında fiili ve ekonomik bütünlük açısından bir gösterge olmayacağı kanaatine varıldığı; depoların bulunduğu yerdeki firmaların kendi yürüttükleri faaliyetlerine yönelik hizmet verdiğinin saptandığı, 3-676, 6 77... numaralı parsellerin kuzeyinde bulunan ...Caddesi’ne cepheli olduğu, bu parsellere ait giriş çıkışların bu cepheden de yapılabileceği görülmektedir. Bu durumda, her ne kadar fiili durumda tüm parsellere tek bir noktadan giriş mevcut olsa da, diğer parsellerin de ...Caddesi’ne cephesi olduğu için teknik olarak diğer parsellere de giriş sağlanması mümkündür. 675 numaralı parselde bulunan güvenlik kulübesinin fiziken yerinde kalmış olduğu, ancak parsel içerisinde birden fazla firma olduğundan girişte kimlik kontrolü, hangi firmaya gelindiği vb. sorgulamanın yapılmadığı, tam bir güvenlik kontrolü olmadığının görüldüğü, 4-675, 676, 6 77... parsellerin sınırdaş (yanyana) olduğu, üzerilerindeki fabrika, bina ve müştemilatlarıyla birlikte etrafı duvarla çevrili, kapısında ... tabelası ve güvenlik kulübesinin bulunduğu şeklindeki tespitlere ve fiili ticari-ekonomik bütünlük içinde olduğu uzman görüşünde beyan edilse de; parsellerin yola cephelerinin duvarla çevrili olmakla birlikte ana girişteki güvenlik kulübesinin işlevsiz ve fiziken yerinde kalmış olduğu, giriş ve çıkışların kontrol edilmediği, parsellerdeki taşınmazlardaki faaliyetlerin kiracı olarak kendi şirket faaliyetlerini yürüttüğü, birbirinden bağımsız ve farklı sektörlerde hizmet verdikleri veya üretim yaptıkları, dolayısı ile sınırdaş 675, 676, 6 77... parsellerin ve üzerindeki işletilen işletmeler, işletmelerin depoları, tesisleri ve müştemilatlarından oluşan taşınmazların proses açısından birbirine bağımlı ve tamamlayıcı nitelikte sayılamayacağı kanaatinin oluştuğu; ...San.....A.Ş.'ye ait 3 adet parselin (ada/parsel: 370/675, 370/676, 370/677) ve... ....A.Ş.‘ye ait 1 adet parselin (370/678) ve üzerindeki taşınmazlarda kiracı olarak yürütülen çeşitli sektörlerde faaliyetler olduğu, başka bir ifadeyle entegre bir boya üretim tesisi prosesi açısından birbiriyle bağımlı ve tamamlayıcı nitelikte işletmeler olarak sayılamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı şeklinde tespitler yapıldığı anlaşılmıştır. Dayanak bilirkişi heyet raporunda; ihaleye konu 675, 676, 6 77... parsellerin sınırdaş (yan yana) olduğu, üzerlerindeki fabrika, bina ve müştemilat ile birlikte etrafının duvarla çevrili bulunduğu, kapısında ... tabelası ve güvenlik kulübesi yer aldığı, bu yönüyle fiili ticari ve ekonomik bütünlük bulunduğu yönünde değerlendirme yapılmış ise de; ana girişte bulunan güvenlik kulübesinin işlevsiz olup yalnızca fiziken mevcut bulunduğu, giriş ve çıkışların kontrol edilmediği, parseller üzerindeki taşınmazlarda kiracı sıfatıyla birbirinden bağımsız ve farklı sektörlerde faaliyet yürütüldüğü, bu nedenle söz konusu parseller ile üzerlerindeki depo, tesis ve müştemilatın üretim prosesi bakımından birbirine bağımlı ve tamamlayıcı nitelikte sayılamayacağı kanaatine varıldığı; ...San. .... A.Ş.’ye ait 370/675, 370/6 76... /677 parseller ile... .... A.Ş.’ye ait 370/678 parsel üzerindeki faaliyetlerin entegre boya üretim tesisi prosesi bakımından birbirine bağımlı ve tamamlayıcı işletmeler niteliğinde olmadığı tespit edilmiştir. 09.01.2024 tarihli bilirkişi raporundaki bu saptamaların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, buna göre ihale konusu dört farklı parsel üzerindeki taşınmazlar arasında ticari ve ekonomik bütünlük bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle şikayete konu ihalenin feshine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır(Zîra Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 09.01.2024 tarih, 2023/5914 Esas-2024/1 10... .01.2024 tarih, 2023/5797 Esas-2024/100 Karar, 09.01.2024 tarih, 2023/5803 Esas-2024/99 Karar, 09.01.2024 tarih, 2023/5804 Esas-2024/98 Karar sayılı kararları da benzer niteliktedir.). İhale alıcısı/alacaklı vekili tarafından aşamalarda dosyaya sunulan hukuki mütalaa, uzman görüşleri, teknik rapor ve ek görüşlerde ihaleye konu taşınmazların ticari-ekonomik bütünlük arz ettiğinin belirtilmesine rağmen mahkemece dikkate alınmadığı, çelişkinin giderilmediği belirtilmişse de dosyaya sunulan mütalaanın ve uzman görüşlerinin teknik değil hukuki mahiyette olduğu görüldüğünden, hukuki tespitlerin mahkemeyi bağlamayacağı, dosyaya tarafça sunulan teknik raporun, mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunu bertaraf edemeyeceği, zîra hukuku uygulama yetki ve görevinin münhasıran mahkemeye ait olduğu, mahkemece de hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda yapılan tespitlerin denetime elverişli olduğu anlaşılmış olup, bu yöndeki temyiz nedenleri isabetli görülmemiştir. Hâkimin, bilirkişi raporunu serbestçe takdir etmesi ve bilirkişi raporunun aksine de karar verebilmesi, kendisini bilirkişinin yerine koymasını haklı kılmaz. Çünkü hâkimin, bilirkişi raporunun aksine karar verebilmesi, sağlam gerekçeler ve dayanaklar göstermesi koşuluna bağlıdır. Bilirkişinin oy ve görüşünü, hâkimin serbestçe değerlendirebilme yetkisine sahip kılınmış olması, onun bu konuda keyfi bir tutum ve davranış içine girebileceği anlamına da asla gelmez. Hâkim, raporun aksine bir çözümlemeye ulaşmışsa, bunun dayanaklarını somut, tutarlı, açık ve rasyonel bir biçimde ortaya koymak ve vereceği hükümde de tartışmayı yapmak zorundadır(..., S.: Hukukumuzda Bilirkişilik, Ankara 2017, s. 124). Hâkimin bilirkişi delilini diğer (takdiri) deliller gibi serbestçe değerlendirme hakkına sahip olmasının anlamı, bilirkişi görüşünün bağlayıcı olmamasıdır. Yoksa, bilirkişi görüşüne ihtiyaç duyan hâkimin, onu tümüyle göz ardı ederek şahsi bilgisi ile karar vermesi değildir(..., .: Türk Hukukunda Bilirkişilik, ..., 2015, s. 505). Belirtilen nedenlerle; mahkemece aldırılan tek bilirkişi heyet raporu yeterli ve denetlenebilir olarak görülmüyorsa ya yeniden keşif yaptırılarak heyet raporu aldırılmalı ya da mevcut bilirkişilerden raporun eleştirilen yönlerine işaret edilerek ek rapor alınmak suretiyle sonuca gidilmesi için araştırma bozma kararı verilmesi gerekirken, "...İhale konusu taşınmazlar arasında ticari-ekonomik bütünlük bulunduğu ve birlikte satılmasının daha yüksek gelir getireceği kanaatiyle ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki sayın çoğunluğun kesin bozma..." şeklinde tezahür eden kararına iştirak edemiyorum. İhalenin feshine konu taşınmazların muhammen bedeli 338.186.621,77 TL olup 02.09.2022 tarihinde yapılan ihalede 170.000.000,00 TL kaşılığı alacağa mahsuben ihale edildiği, İİK’nın 128/son fıkrası kapsamında taşınmazlar arasında ticari ve ekonomik bütünlüğün bulunmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği, taşınmazların ayrı ayrı satılması halinde çok daha fazla bir bedelle satılabileceği kanısının oluştuğu, gayrimenkullerin Kocaeli İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde.. yolunun üzerinde konumlandığı, her bir taşınmazın ana yola cephesinin bulunduğu, taşınmazların üzerindeki binalardan ziyade arsaların daha değerli olduğu, bu taşınmazların ayrı ayrı satılması halinde daha fazla alıcı çıkmasının ihtimal dahilinde olduğu, bütün bu nedenlerle ihalede talep ve talibi etkiler hâlin gerçekleştiği, ihaleye tek alıcı olarak alacaklının katılmasının da bu durumu teyit eder nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; aralarında ticari ve ekonomik bütünlük bulunmayan ve tamamı tek bir borçluya ait olmayan taşınmazların ayrı ayrı satılmaları gerekirken, tek bir ihalede parsellerin birlikte satılması talep ve talibi azaltıcı nitelikte görüldüğünden, kararın onanmasına karar verilmesi gerekirken, aksi yöndeki Dairemizin sayın çoğunluğunun kesin bozma kararına iştirak edemiyorum. Yukarıdaki mezkur bozma kararımız üzerine dava dosyası Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden esasa kaydedilmiş, 22.10.2025 tarihli bozma sonrası tensip ara kararıyla bozma ilamı taraflara usulünce tebliğ edilmiş, 22.01.2026 tarihli duruşmada taraf vekillerinin huzurunda Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 25.09.20 25... /4585 E.-2025/5623 K. sayılı BOZMA ilamı okunup, taraf vekillerinin beyanları alınmıştır. Davacılar vekili Yargıtay bozma ilamına direnilmesini talep etmiş, davalı vekili ise Yargıtay bozma ilamına uyulmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince “Usul ve yasaya uygun Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 25.09.20 25... /4585 E.-2025/5623 K. sayılı ilamına uyulmasına” karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince bozma kararı doğrultusunda ihalenin feshi şikayetinin reddine karar verilmiş olup, kararın davacı/borçlular tarafından temyiz edildiği görülmüştür. "Aleyhe bozma yasağını" açıklamak gerekirse; taraflardan yalnız birinin temyiz etmiş olduğu hükmün temyiz eden tarafın aleyhine bozulamayacağını ifade eden aleyhe bozma yasağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307/4 üncü maddesinde açıkça hükme bağlanmış ise de hukuk yargılaması yönünden bu hususa ilişkin açık bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Yargıtayın yerleşik uygulamasında hükmün temyiz edenin aleyhine bozulması hâlinde, hükmü temyiz etmemiş olan diğer taraf lehine karar verilmiş olacağı, bu durumun hâkimin tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olduğu, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceği ilkesine aykırı düşeceği (6100 sayılı Kanun md. 25... ) ve usulî kazanılmış hakların zedeleneceği yaklaşımı ile aleyhe bozma yasağının hukuk usulünde de geçerli olacağı, kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağından, hüküm bakımından ise aleyhe hüküm verme yasağından bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2023 tarihli ve 2022/11-277 Esas, 2023/408 Karar; 29.11.2022 tarihli ve 2021/13-431 Esas, 2022/1614 Karar sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. "Aleyhe bozma yasağı/usulî müktesep hak" ilkesi dikkate alınarak, Dairemizin 25.09.2025 tarihli bozma kararına yukarıdaki açıklamalarımız yönünden muhalefet görüşümüz bâki kalmak kaydıyla, Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak bozma kararına İlk Derece Mahkemesince uyulmak suretiyle karar verildiğinden, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılması usulen mümkün olmadığından, kararın bu gerekçeyle onanması gerekirken, Dairemizin sayın çoğunluğunun farklı gerekçeyle onama kararına katılamıyoruz.22.04.2026