T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/928 KARAR NO : 2025/1524 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) TARİHİ: 30.09.2021 NUMARASI : 2018/373 Esas - 2021/387 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Römorkaj hizmetinden kaynaklı tazminat) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılama…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/928 KARAR NO : 2025/1524 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) TARİHİ: 30.09.2021 NUMARASI : 2018/373 Esas - 2021/387 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Römorkaj hizmetinden kaynaklı tazminat) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... Liman ve ... A Ş'nin donatanı ve diğer davalının acentesi olduğu İzmir liman sicilinde kayıtlı, ... "..." isimli geminin, 04.02.2018 tarihinde Haydarpaşa limanında verilen yanaştırma hizmeti sırasında, müvekkiline ait olan KURTARMA-7 römorkörünün MOB şamandırasının bulunduğu güverte punteli ve bağlantılı olduğu güverte sacı ile dış kaplama alan sacı ve ana güverteden üst güverteye çıkış merdiven puntelinin hasarlandığını, olay sonrası gemi kaptanına protesto mektubu verilerek hasardan sorumlu olduklarının bildirdiğini, 16.02.2018 tarihli proforma faturaya göre 17.500 TL hasar oluştuğunu, hasarın ödenmesi için davalıya yapılan bildirimin sonuçsuz kaldığını, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu donatanın malik olarak zarardan sorumlu olduğunu, acentenin ise müvekkiline verdiği kılavuzluk ve römorkör hizmetleri talep formunda, müvekkilince tahakkuk ettirilecek her türlü borcu ödemeyi taahhüt ettiğini, uluslararası kurallara göre römorkaj hizmetinin römorkörün personeli ile birlikte hizmet alana kiralanması şeklinde yürütüldüğünü, kiralanan römorkör ve personelini yönlendirme, emir ve talimat verme gibi yetkilerin hizmet verilen gemi kaptanına ait olduğunu, hizmet süresince römorkörde veya römorkörce hizmet verilen gemi veya üçüncü kişilere verilen tüm zararlardan talep sahibinin sorumlu olduğunu, Büyük Britanya Standart Römorkaj ve Diğer Hizmetler Şartları hükümlerine göre, kiralanan deniz vasıtasında, kiralama süresi içerisinde meydana gelebilecek her türlü kaybın hasar ve sair zararın, sorumluluğunun kiralayana ait olduğunun belirlendiğini ileri sürerek, takibe yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Liman ve ... AŞ vekili, cevap dilekçesinde özetle; gemi sahibi olmanın, taşıyan ya da donatan sıfatına sahip olma anlamına gelmediğini, geminin müvekkilince ...Taşımacılık ve ... AŞ'ye kiralandığını, usulüne uygun bir hasar ihbarı yapılmadığını ve müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin donatan olmadığını, geminin yük operasyonu için 04.02.2018 tarihinde Haydarpaşa Limanında, kalkış ve yanaşma manevrası sırasında yahut tamamlandıktan sonra, davacı tarafından bildirim yapılmadığını, davacının hasarın ne zaman ve hangi sebepten meydana geldiğini ispat etmesi gerektiğini, manevranın baştan sona emniyetle tamamlandığını, kılavuz kaptanın kayıt tutmadığını, hasarla ilgili sözlü ya da yazılı bildirimde bulunulmadığını, talebinin fahiş ve afaki olduğunu, talep edilen tutarın neye göre belirlendiğinin belli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ...Taşımacılık ve ... AŞ vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumlu olmadığını, TTK'nın 105/3. maddesi gereğince acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı açılacak davalar sonucunda alınan kararların acentelere uygulanamayacağını, kaptan raporu ve protesto mektubuna göre, hizmetin yanaştırma hizmeti olduğunu, çekme ve itme işlemi olmadığını, römorkaj ve kiralama hizmeti olmadığını, yanaştırma hizmetinin kılavuz kaptanı taşıyan geminin, hizmeti alacak gemiye aborda olması akabinde, kılavuzun gemiye çıkarak, geminin yanaşmasına yardımcı olmasından ibaret olduğunu, bu hizmetin kılavuzluk hizmeti olarak nitelendirilebileceğini, davacının bir yandan römorkaj hizmetine atıfta bulunduğunu, bir yandan da römorkajı kiralama hizmetiyle bağdaştırmaya çalıştığını, hizmet fişinin de verilen hizmetin sadece kılavuzlu yanaşmadan ibaret olduğunu gösterdiğini, hasarın gerçekten bu römorköre ait olup olmadığına dair davacının somut bir delil sunamadığını, hasarın başka bir zaman ve sebepten meydana gelmiş de olabileceğini, ağır deniz koşullarının olmasının mücbir sebep olduğunun göstergesi olduğunu, bu nedenle, hizmet alan geminin hasarın meydana gelmesinde kasıt, ihmal, kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davanın muhatabının geminin ilgilisi ... ... ve Nakliyat AŞ olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Eldeki olayda davacı hizmeti veren vekil davalı ise hizmeti alan müvekkil konumundadır ve davaya konu zararın oluşumunda davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı dosyada alınan bilirkişi raporundaki teknik açıklamalar ile sabittir. (Bu yönden bilirkişi raporları mahkemece esas alınmıştır.) Davacı ise zarar nedeniyle, her halde davalının sorumlu olduğunu aralarındaki sorumluluk anlaşmasına dayandırmaktadır. Davaya konu olayda; davacının römorkaj hizmetini resmi makamlar tarafından kendisine verilen izin ile yaptığı düşünüldüğünde, Türk Borçlar Kanunu 115. Maddesi gündeme gelecek ve yukarıda bahsedildiği şekilde anılan madde olaya uygulandığında, davacı aleyhine ve davalı lehine sonuçlar doğacak olup; mahkemece davalının römorkör hasarı nedeni ile sorumluluğunu ağırlaştıran, kusursuz sorumluluk öngören sözleşme hükümleri geçersiz kabul edilmiş ve davacıya ait römorkör hasarının meydana gelmesinde, davalının herhangi bir kusuru bulunmadığından zararın tazmini noktasında davalının sorumluluğu bulunmadığı, aksini öngören sorumluluk anlaşması hükümlerinin ise geçersiz olduğu..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dava konusu olayda yapılan yanaştırma manevrası sırasındaki deniz ve hava şartlarının ağır olduğunun hükme esas alınan bilirkişi raporunda kabul edildiğini, ayrıca gemi kaptanın da üç römorkör talebinin hava şartlarının ağır olduğunun kanıtı olduğunu, bilirkişi raporunda belirtilen VTS görüntülerinin, manevra sırasında ki anlık kayıtlar olduğunu, her iki geminin halat verme sırasındaki vaziyetini tam olarak belirlenmediğini, rapordaki 5 nolu görüntünün halat verme zamanından önce olduğunu, müvekkilinin römorkörünün ... gemisine manevra yaptırmak için gemiye yetişildiğini, sonra hava ve deniz şartları ağır olmasına rağmen gemi ile aynı hıza gelinerek gemiye yanaşarak halat verme pozisyonuna geldiğini ve gereğinin kusursuz bir şekilde yapıldığını, traktör tip römorkörlerce gemilere manevraların kıç tarafından yapıldığını, oysa römorkörün baş tarafına göre manevra yaptığının kabul edilerek rapor düzenlendiğini, esas olanın römorkörün kıç tarafı ile yaklaşmak, halat vermek ve bu yönde kılavuz kaptan talimatları ile gerek güç vermek gerekse etkisiz kalarak manevrayı yaptığını, bu nedenle gemiler ile römorkör arasında manevra doğası hız farkı olduğunu, bilirkişilerinin römorkörlere ve manevra tarzlarına ilişkin yeterince bilgi sahibi olmadan rapor düzenlediklerini, Mahkeme kararında, imtiyaz kapsamında hizmet veren müvekkilinin her hâlde ve şartta yapılan hizmetlerde kesinlikle kusursuz olmasının beklendiğini, bu beklentinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını,Müvekkilinin tekel şeklinde verdiği imtiyaz hizmetini vermekten kaçınamayacağını, hizmet verilecek geminin veya olayın şartlarının seçilemeyeceğini, özen borcunun gerektiği gibi yerine getirilmediğinin doğru olmadığını, müvekkilinin kusurlu olması halinde dahi Büyük Britanya (U.K.) Standart Römorkaj ve Diğer Hizmetler Şartları hükümlerine göre ve davalı ile yapılan sözleşme kapsamında, bu sözleşme ile aynı paralellikte, uluslararası örf ve adete göre düzenleme içermekte olan müvekkilinin Kuruluş Kılavuzluk, Römorkaj ve Diğer Hizmetler Tarifesinin sorumluluk başlıklı 4.1. maddesinde, kiralanan deniz vasıtasında kiralama süresi içinde meydana gelebilecek her türlü kayıp, hasar ve sair zararın sorumluluğunun kiralayana yüklendiğini, bu nedenle kusurun hangi tarafta olduğuna bakılmaksızın, zararın tümünün davalılar tarafından karşılanması gerektiğini, ek bilirkişi raporunda bu ayrıntılara dikkat edilmediğini, müvekkilinin hizmet vermekten kaçınamayacak olması nedeniyle, verilen hizmet sırasında oluşacak zararlardan kendini korumasının doğal hak olduğunu, teamüllere uygun şekilde kendisini korumaya çalışan müvekkilinin bu eyleminin haksız olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalılara römorkaj hizmeti veren römorkörün, hizmetin verildiği esnada hasarlanması nedeniyle oluşan zararın davalılardan tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı gemiye 04.02.2018 tarihinde Haydarpaşa limanında verilen yanaştırma hizmeti sırasında, davacı kuruluşa ait Kurtarma 7 isimli römorkörün M.O.B şamandırasının bulunduğu, güverte punteli ve bu puntelinin bağlantı olduğu güverte sacı ile dış kaplama alan sacı, ana güverteden üst güverteye çıkış merdiven puntelinin hasarlandığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, söz konusu halat hasarından davalıların sorumlu olup olmadıkları, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, 04.02.2028 tarihinde davalı gemiye Kurtarma 7 römorkü ile verilen yanaştırma hizmeti sırasında oluşan hasarın 17.000 TL olduğu, davalıların talep edilen hasar bedelini ödememesi üzerine bu davanın açıldığı belirlenmiştir. Mahkemece, tarafların delillerini dosyaya ibraz ve celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. ... Genel Müdürlüğü Ana Statüsünün örneği ve ekleri dava dilekçesinde ibraz edilmiştir. Ana statüsünün 4.maddesinde, kuruluşun amaç ve faaliyet konusuna yer verilmiştir. Kılavuzluk, Römorkaj ve Diğer Hizmetler Tarifesi'ne dair düzenlemenin 4.1. maddesinde sorumluluk yer almaktadır. Söz konusu maddede kiralanan deniz vasıtasının kiralayana tahsis edildiği andaki durumu gerektiğinde bir tutanakla tespit edileceği, kiralanan deniz vasıtasında kiralama süresi içinde meydana gelebilecek her türlü hasar ve zararın sorumluluğunun kiralayana ait olacağı belirtilmiştir. Mahkemece alınan 29.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalıların donatan ve acentesi olduğu, gemiye Haydarpaşa Limanında davalı acentenin talep formu ile verilen yanaştırma hizmeti sırasında Kurtarma 7 römorkörün hasarlandığı, KEGM Klavuzluk Römorkaj Ve Diğer Hizmet Tarifesinin 1.4.3 maddesine göre kiralanan deniz vasıtasında kiralama süresi içinde meydana gelebilecek hasar ve zayi sorumluluğunun kiralayana ait olması nedeniyle davalıların zarardan sorumlu olduğu belirlenmiştir. İtiraz üzerine aynı kuruldan alınan 16.10.2020 tarihli raporda, kira sözleşmesi için yazılı bir kiralama sözleşmesinin gerekmediği ve davalının TBK'nın 25, 26 ve 115.maddesine ilişkin itirazların yerinde olmadığı, iptal edilmeyen tarifenin geçerli olduğu, davalının talep yazısı ile tarifeyi kabul ettiğini, hasarın oluşumunda davalının kusurunun bulunmamasının zarardan sorumluluğu kaldırmayacağı görüşü bildirilmiştir. İtiraz üzerine mahkemece yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak alınan 25.01.2021 tarihli raporda, manevra şeklinin klavuz kaptan tarafından römorkördan talep edilmiş olma ihtimalinde dahi hem klavuz kaptanın kusurundan hem de römorkör kaptanın kusurundan bahsedileceği, klavuzun hem de römorkör kaptanının davacının çalışanı olması nedeniyle hasarın davacı yardımcılarının kusuru ile oluştuğu, tarifenin 1.4.1 ve Büyük Britanya UK Standart Römorkaj ve Diğer Hizmetler şartlarının 4. maddesinde ön görülen davacının sorumsuz, davalının ise sorumlu olduğuna ilişkin kayıtların TBK'nın 115 ve 116. maddelerine göre hükümsüz olduğu, sözleşmenin genel işlem koşullarına göre denetim içeriğine tabi olduğu belirlenmiştir. Dosya kapsamındaki belgelerle, hasarın davalıların kusur ve eyleminden kaynaklanmadığı, hasarın tamamen davacının yardımcı personelinin kusurundan kaynakladığı anlaşılmaktadır. Ancak davacı, Tarife hükümlerine göre kiralanan kurtarma aracında oluşan her türlü hasarın davalıların sorumluluğunda olduğu ileri sürülmüştür. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; meydana gelen hasarın davacının çalışanı olan klavuz kaptan ile römorkör kaptanının kusurundan meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davacı yasal düzenleme kapsamı bu hizmeti vermektedir. Dairemizin 18.04.2019 tarihli kararında belirtildiği üzere, Yargıtay 11. HD'nin 2016/8059 Esas, 2018/5032 Karar sayılı emsal ilamına göre, verilen römork hizmeti bir işin görülmesi şeklinde nitelendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda vekil konumundaki davacının vekaleti ifa sebebiyle uğramış olduğu zarar talep edildiğinden, TBK'nın 510/2. maddesi gereğince değerlendirme yapmak gerekecektir. Anılan düzenlemede, vekilin, vekaletin ifası sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini vekalet verenden isteyebileceği ancak, vekalet verenin kusuru bulunmadığını ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda hasara neden olayın, davacı kurumun çalışanları olan kişilerin eylemlerinden ve rüzgar, dalgalar vb. mücbir nedenlerle oluştuğu ve davalının kusurunun bulunmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Zarara neden olan hasarda davalıların herhangi bir kusuru bulunmadığı, aksine davacının çalışanlarının eylemi ile zararın oluştuğu, bu durumun aksi davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşıldığından, davanın reddine dair ilk derece mahkemesince verilen kararda usule yasaya aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan bu gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.