T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/93 KARAR NO : 2025/1424 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/689 KARAR NO : 2021/710 DAVA TARİHİ: 02/10/2019 KARAR TARİHİ: 18/10/2021 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 10/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava di…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/93 KARAR NO : 2025/1424 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/689 KARAR NO : 2021/710 DAVA TARİHİ: 02/10/2019 KARAR TARİHİ: 18/10/2021 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 10/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı ... Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin 05.05.2015 - 05.05.2016 vadeli ... numaralı ... Paket Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, Yafes mah. Ustani Cad. ...Cizre/Şırnak adresinde 25/09/2015 tarihinde saat 06.25 sıralarında sigortalı ... Dış Ticaret Ltd. Şti.'ye ait ... Deposu adı altında faaliyet gösteren sosyal tesiste yangın meydana geldiğini, yangına işletme de kullanılmakta olan davalı markaya ait buz makinesinin kısa devre yapmasının sebebiyet verdiğini, eksper raporunun bağlayıcı nitelikte olduğunu ve rücu imkanının bulunduğunun belirtildiğini, sigortalının zararının karşılanmış olması nedeniyle sigortalı haklarına halef olunduğunu, İstanbul 29. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra dosyasına davalı tarafından haksız itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın rücu talebine konu edilen İtv marka ürünün müvekkili şirket tarafından üretilen, ithal edilen ve satışı gerçekleştirilen bir ürün olmadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, yangın raporunda, yangına sebebiyet veren buz makinasının İtv marka olduğunun açıkça yer almakta olduğunu, davacının hiçbir ispat vasıtasına dayanmaksızın salt 3. kişinin beyanına dayanarak müvekkili şirkete haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip talebine itirazın iptaline ilişkin davada, bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, mahkemece verilen kararda dikkate alındığı gerekçesiyle Davanın REDDİNE karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi kurulu raporunun eksik incelemeyle tanzim edildiğinden hükme esas alınamayacağını, bilirkişi heyeti kendisine verilen yetki ve görev alanının dışına çıkarak eksik sigorta hususuna ilişkin incelemelerde de bulunduğunu, bilirkişi raporunda varılan sonucun aksine eksik sigorta değil aşkın sigorta söz konusu olduğunu, bilirkişi heyetinde yangın sigortası hususunda uzman bir bilirkişinin yer alması gerektiğini, bilirkişi heyetinin ekspertiz raporu ile çelişkili görüş ve kanaat bildirdiğini, sigortalı işyerinde 2 adet buz makinesi bulunmakta olup bir tanesi alarko flair marka salon tipi klimanın yanında, diğerinin ise empero marka bardak yıkama makinesinin yanında yer aldığını, yangına sebep olan buz makinesinin davalı ... tarafından imal edildiğini, mahkemece iddialarının değerlendirilmeye alınmadığını ve çelişkilerin ortadan kaldırılması maksatlı dosyanın yeni bilirkişi heyetine tevdi edilmeden hüküm kurma yoluna gidildiğini, istinafa konu kararın gerekçesiz bir şekilde verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, ... paket sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu İstanbul 29. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının iş bu dava davacısı, borçlunun ise davalısı olduğu, 15.129,82 TL asıl alacak ve 2.145,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.274,94 TL üzerinden 12.06.2017 tarihinde başlatılan icra takibinde "dahili su borcu nedeniyle rücu" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 15.06.2017 tarihinde tebliğ edildiği, 16.06.2017 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı ... Dış Ticaret Ltd. Şti.'ye ait işyeri için 3403.02635360.0000 nolu 05.05.2015-05.05.2016 başlangıç ve bitiş tarihli ... paket sigorta poliçesinin düzenlendiğini, teminat limitinin emtea/yangın için 12.000,00 TL, makina-tesis./yangın için 55.000,00 TL, kasa muht./yangın için 20.000,00 TL ve demirbaş /yangın için 315.000,00 TL olduğu, dava konusu yangının 25.09.2015 tarihinde meydana geldiği, sigortalıya 09.11.2015 tarihinde 15.129,82 TL ödeme yapıldığı, davada davacı sigorta şirketinin haklarına halef olduğu sigortalı ile davalının ticari işletmesinde kaynaklı nispi ticari dava olması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu, davacının TTK'nın 1472. maddesindeki halefiyet ilkesi gereği aktif husumetin bulunduğu anlaşılmıştır.TBK'nın 49. maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt II, s.1059). Kusur sorumluluğunda bir zararı başkasına tazmin ettirmek, ancak zarar onun kusurlu bir fiilinden doğmuş ise mümkündür (Tandoğan Haluk, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1967, s. 89). TBK'nın 49. maddesinde ifadesini bulan haksız fiilden söz edilebilmesi için öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunması, fiili işleyenin kusurlu olması, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğması, doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunması gerekmekte olup sayılan dört unsurun birlikte bulunması zorunludur. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemez.28.09.2015 tarihli yangın raporu:"...Çıkış sebebinin tahminen buz makinesi aksamından vuku bulduğu söz konusu meydana gelen yangında muhtelif eşyanın yandığı ve maddi hasarın oluştuğu İtfaiye ekiplerimiz tarafından tespit edilmiştir." şeklindedir.05.11.2015 tarihli ekspertiz raporu:"...Ekspertiz mahallinde yapılan incelemelerde, hasarlandığı beyan edilen buz makinesi tarafımızca görülerek fotoğraflanmıştır. Yapılan incelemelerde, İTV marka 40 Kg kapasiteli buz makinesi dışında, Empero marka bardak yıkama makinesinin tamamıyle yanmış vaziyette olduğu görülmüştür. Buz makinesinin alev alması sonucu, yakınında bulunan... marka salon tipi limanında yüksek ısı ve dumandan etkilendiği görülmüş, çalışmadığı tespit edilmiştir...Oluşan hadisenin, buz yapma makinesinde oluşan kısa devre nedeniyle, açığa çıkan ark kıvılcımlarının kablo izolelerini tutuşturması neticesinde meydana geldiği kanısına varılmıştır. Hadisenin gerçekleşmesi bakımından; Sn şirketiniz, üretici firmaya rücu hakkı bulunmaktadır..." şeklindedir.İlk Derece Mahkemesince sigorta uzmanı, yüksek elektrik elektronik mühendisi ve makine mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 02.07.2021 tarihli raporda:"...dava konusu yangının, buz makinesinin elektriksel bir yangına sebep olabilecek aksamlar içermesi sebebiyle, buz makinesinin ana öznesi olduğu bir sorun sebebiyle meydana gelmiş olduğu değerlendirilmektedir...Elektriksel kaynaklı yangınlarda, yangının çıkışına sebep veren elektrikli aletin veya makinenin yangına ilk olarak maruz kaldığı için en önce ve en büyük hasarı alması beklenen ve olağan bir durumdur. Dolayısıyla, dava konusu yangında da ekspertiz raporunda da belirtilen İTV marka buz dolabının tamamen yandığı ve kullanılamaz hale geldiği tespit edildiğine göre; yangının çıkış noktasının İTV marka buz makinesi olduğu, diğer buz makinesinin yangına sebep olmuş olabileceğine dair somut bir bulgu bulunmadığı yönünde görüş ve kanaate varılmaktadır...Dava konusu yangının; buz makinesinin elektriksel bir yangına sebep olabilecek aksamlar içermesi sebebiyle, İTV marka buz makinesinin ana öznesi olduğu elektriksel kaynaklı bir sorun sebebiyle meydana gelmiş olduğu, Elektriksel kaynaklı yangınlarda, yangının çıkışına sebep veren elektrikli aletin veya makinenin yangına ilk olarak maruz kaldığı için en önce ve en büyük hasarı alması beklenen ve olağan bir durum olduğu için, dava konusu yangında da ekspertiz raporunda da belirtilen İTV marka buz dolabının tamamen yandığı ve kullanılamaz hale geldiği tespit edildiğine göre; yangının çıkış noktasının İTV marka buz makinesi olduğu, diğer buz makinesinin yangına sebep olmuş olabileceğine dair somut bir bulgu bulunmadığı, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerde, yangına sebep olan İTV marka buz makinesinin davalı tarafla ilintili olduğunu gösteren herhangi bir bulguya rastlanmadığı için, takdiri sayın Mahkemede olmak üzere, davalı tarafa herhangi bir kusur yüklenmesinin eldeki bulgulara göre mümkün olmadığı, Yangında hasar gören makinaların, fotoğraflardan görüldüğü kadarıyla bakım ve onarım yapma imkanı yoktur. Böyle bir ticari kuruluşta bu makinaları değerlendirmek mümkün değildir. Söz konusu makinalar hurda kapsamındadır, Ekspertiz raporunda Makine ve demirbaş için kabul edilen fiyatların, emsal fiyatları seviyesinde olduğu, ... Ekspertiz Hizmetleri Ltd. Şti.’nin rapora esas aldığı fiyatların Piyasa şartlarında olması sebebiyle aynı görüşte olunduğu, Üçüncü maddede belirtildiği üzere davalı ... Day Tük AŞ’nin rücu davası konusu meydana gelen hasarda sorumluluğuna gidilemeyeceğinin takdir ve değerlendirmesi Sayın Mahkeme’ye ait olmakla beraber, Sayın Mahkemece aksine hüküm kurulması durumunda, davacı sigorta şirketince 11,510.36 TL tazminat tutarını 09/11/2015 tarihinden itibaren yasal faiz ile davalıdan talep edilebileceğinin..." şeklinde kanaat bildirilmiştir.Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2021/1581 Esas 2021/3399 Karar sayılı ilamında ''... bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalar ile bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hükmün gerekçe bölümü, hâkimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını, ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yeralan 'Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.' şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasanın 141/3.maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yine HMK'nun 27.maddesinin 2. bendi “c” bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının 'Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini' de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır.Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür" belirtilmektedir. Davaya konu somut olayda; Anayasa'nın 141/III hükmüne göre, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” HMK’nun 388. maddesinde de (HMK m.297) mahkeme kararının içeriğinde bulunması gereken ögeler açıklanmıştır. Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Bu Anayasal ve yasal zorunluluklara rağmen mahkemece verilen kararda HMK’nun 388 (HMK 297) maddesine aykırı davranılarak kararın gerekçesiz olarak yazılması usul ve yasaya aykırıdır. Somut uyuşmazlıkta, dava dışı sigortalının işyerinde olay tarihinde bardak yıkama makinesinin yanında İTV marka buz makinesi ve klimanın yanında davalının üretici olduğu iddia olunan buz makinesi bulunduğu sabit olup, davacı taraf yangının klimanın yanındaki davalının üretici olduğu buz makinesinden kaynaklanması nedeniyle davalının sorumluluğu bulunduğunu, davalı taraf ise yangının üretici olmadıkları İTV marka diğer buz makinesinden kaynaklandığını savunmuştur. Yukarıda yer alan yangın raporu ve ekspertiz raporunda yangının buz makinesinden kaynaklandığı belirtilmesine rağmen hangi buz makinesinden kaynaklandığı açıkça ifade edilmemiştir. Ekspertiz raporunda İTV marka buz makinesinin yanarak kullanılmaz hale geldiği ayrıca belirtilmesine rağmen diğer davalının üreticisi olduğu iddia olunan buz makinesinin durumu hakkında herhangi bir tespit yapılmamıştır. Davacı sigorta şirketince yapılan ödemeye esas ekspertiz raporunda kalemler itibariyle de İTV marka buz makinesi bedeli yönünden ödeme yapıldığı, diğer davalının üretici olduğu iddia olunan buz makinesine ilişkin sigortalıya herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince itibar edilen ve yukarıda yer verilen bilirkişi heyeti raporunda makinelere ilişkin fotoğraflardan ve ekspertiz raporundaki tespitlerden dolayı davalının üreticisi olduğu iddia olunan klimanın yanındaki buz makinesinin yangına sebep olduğuna dair somut bir bulgu bulunmadığı ve işyerindeki bardak yıkama makinesinin yanındaki İTV marka buz makinesinin tamamen yanması nedeniyle elektriksel kaynaklı yangının ana öznesi ve çıkış noktası olabileceği ifade edilmiştir. Davaya konu zarara ilişkin buz makinelerinin mevcut olmaması nedeniyle incelenemediği de anlaşılmakla bilirkişi heyeti raporunun isabetli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla dava konusu yangının klimanın yanındaki davalının üreticisi olduğu iddia olunan buz makinesinden çıktığına ilişkin dosya kapsamı itibariyle bilgi, belge ve tespit bulunmadığı, TBK'nın 49. maddesi uyarınca haksız fiile ilişkin kusur sorumluluğu kapsamında davalının eyleminden kaynaklı olarak zararın meydana geldiğinin tespit edilemediği ve bu nedenle de davalının kusurlu olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı kanaatine varıldığından davanın reddine dair karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Açıklanan sebeplerle; 6100 sayılı Kanunun 355 maddesi atfıyla kamu düzenine ilişkin gerekçe yönünden davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca mahkemece kararın gerekçesinde hata edilmiş ise de düzelterek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜ ile, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/689 Esas, 2021/710 Karar sayılı ve 02/10/2019 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,a-Davanın REDDİNE,b-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,c-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 258,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 357,02 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,b-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,c-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,ç-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,d-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 2/3. ve 13/2 maddelerine göre hesaplanan 17.274,94 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,e-6235 sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri olarak) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,2-İstinaf yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davacı tarafça yatırılan 59,30 TL'den mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, c-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacı tarafa ilk derece mahkemesince iade edilmesine,ç-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,d-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/12/2025