T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/17 - Karar No:2026/104 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/17 KARAR NO : 2026/104 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/05/2023 NUMARASI : 2020/576 E-2023/430 K DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/17 - Karar No:2026/104 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/17 KARAR NO : 2026/104 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/05/2023 NUMARASI : 2020/576 E-2023/430 K DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 04/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/02/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; müvekkilinin "..." isimli binanın "Lobi tavan aydınlatma İmalatı ve Montajı" işini üstlendiği, bu işin yapımı hususunda da davalı firma ile anlaşıldığı, bu kapsamda davalı tarafından yapılan özel imalatların "..." isimli binanın Lobisine monte edilerek yapılan bu özel imalatları da içerecek şekilde 01.07.2016 tarihli bir fatura düzenlendiği, birinci imalat ve montaj sonrasında işveren tarafından zemine konulan paslanmaz levha birleşimlerinin birbirini yakalamadığı, kenar bitimlerinde paslanmaz ile yan yüzey arasında açıklıklar kaldığı, tüm paslanmaz malzemelerin yüzlerce vida ile özensiz bir şekilde tavana monte edildiği, en üst bitimde konulan aydınlatma profillerinin bir çoğunun yamuk eğri olduğunun tespit edildiği, bu halde aydınlatma imalatının kabul edilmeyerek düzeltilmesi ya da yeniden yapılmasının davalıdan istendiği, bunun akabinde davalı firmanın, yaptığı ayıplı işleri düzelteceğini taahhüt ettiği ve işin bitiminde ödenmesi gereken bedelden ön ödeme yapılmasını talep ettiği, bu ödemenin de kendilerine yapıldığı ancak sonrasında davalı tarafından düzeltildiği iddia edilen yeni imalatın da yine eksiklikler ile teslim edilmeye çalışıldığı, söz konusu imalattaki eksikliklerin ve müvekkilinin zararının tespiti için Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/212 Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespit yaptırıldığı, tespitteki bilirkişi raporunda da imalatın onarımının mümkün olmadığı, sökülüp yeniden yapılması gerektiği, bunun da maliyetinin 51.035,00 TL olacağının belirtildiği, bu durumun davalı tarafa Ankara 36. Noterliği 14.12.2016 tarih ve 21199 sayılı ihtarı ile bildirildiği, davalı tarafça imalatın sökülüp yeniden yapılmadığı gibi Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2016/18454 Esas sayılı dosyası müvekkili aleyhine icra takibine geçildiği, bu takibe müvekkili firma tarafından haksız olduğundan bahisle itiraz edildiği ve Ankara 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/785 Esas sayılı dosyasından yapılan yargılama sonucunda itirazlarının haklılığına karar verildiği, yapılan temyiz incelemesi sonunda kararın Yargıtay'ca da onanıp kesinleşmiş olduğu, bu süreçte müvekkili tarafından ... Mühendislik ile yapılan anlaşma gereği işin belirlenen sürede teslimi gerektiğinden söz konusu işin başka bir firmaya yaptırılarak bu firmaya 43.220,34 TL ödeme yapıldığı, her ne kadar ayıplı işin 3. bir şahsa yaptırılması için müvekkilince ödenmek zorunda kalanın ekstra bedel 43.220,34 TL olsa da Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce yapılan tespitte belirlenen bedelden kaynaklanan haklarının saklı olduğu, ayrıca işin davalı tarafından yapımı aşamasında müvekkilinden tahsil edilen paraların da davalı uhdesinde kalmış olup bu iş için davalıya ödenen 5.000 TL'nin müvekkiline iade edilmediği belirtilerek davalının yapmadığı iş nedeniyle aldığı iş avansı 5.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline , davalının üstlendiği işi gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle başkasına yaptırılmasından dolayı uğranılan 43.220,34 TL zararın yapıldığı tarihten itibaren reeskont faizi ile ve 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/212 sayılı D.İş dosyası için 880,00 TL, 36. Noterliğinden çekilen ihtar masrafı 281,84 TL’nin yapıldığı tarihten itibaren reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle; davacı tarafça imalatı yaptırılan işin 60 cm derinliğindeki havuza, krom boru profillere led ampul takma işi olduğunu, müvekkilinin havuz yapmak ya da mdf imalatı yapmak gibi bir yükümlülüğü olmadığını, iş sahibince yerin hazırlanması akabinde aydınlatma montajı yapmaktan ibaret olduğunu, bu nedenlerle iddia edilen havuzun yan taraflarında açıklıkların kalmasının sebebinin müvekkiline gönderilen havuz ölçüsünün gerçekte tavanda bulunan havuz ölçüsünden 30 cm uzun olduğundan kaynaklanmakta olduğunu, müvekkiline e-mail ile gönderilen autocad çizimi ile şu an tavanda mevcut davaya konu havuzun ölçümleri yapıldığında beyanlarının doğru olduğunun görüleceğini, aydınlatma profillerinin yamuk gelmesinin sebebinin, davacı firmanın aydınlatma havuzuna döşedikleri mdflerin ciddi biçimde yamuk olmasından kaynaklandığını, davaya konu işte havuz ölçülerinde ve mdf kaplamalarında ciddi hatalar yapmaları sonucunda mali yükün yüksek olduğunu görmeleri neticesinde müvekkili firmaya kusur bulmaya çalıştıklarını, ancak bilirkişi incelemesi neticesinde ölçülerin birbirini tutmadığı ve teklifte mdf kaplama olmadığı görüldüğünde davanın mesnetsiz gerçeklikten uzak olduğunun görüleceğini, taraflar arasındaki ticari defterlerin incelenmesi ile müvekkili şirket tarafından iş teslim edilmesi ile birlikte gönderilen faturaların defterlere işlendiğini, davacının bu faturalara da itirazı ya da iade edilmiş faturası bulunmadığını, alacak davası devam ederken davanın ispatına yarayacak deliller davacı tarafça ortadan kaldırılmış olup, bu sebeple mahkemenin 2016/785 Esas sayılı dosyasının davacı lehine delil olarak dayanılması ve buna itibar edilmesinin mümkün olmadığını, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/785 Esas sayılı dosyasında dava derdest halde devam ederken bilirkişi raporlara itiraz aşamasında davacı tarafın kendisinin, mahkemeden sorgusuz sualsiz müvekkili şirketin yapmış olduğu aydınlatmayı kaldırmış olduğunu, bilirkişi raporunda dava dilekçesinde belirtilen hususlar dikkate alınmadan inceleme ve değerlendirme yapıldığını, davalı firmanın müvekkili firmaya vermiş olduğu yanlış ölçü verdiğini, müvekkilinin de kendisine verilen ölçüler doğrultusunda işi doğru yaptığını belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesinin ayıp ve eksik yapılması ve ayıplı işleri dava dışı 3. kişiye yaptırılması nedeniyle oluşan zarar ve işin yapımı için davalıya verilen avansın tahsili için açılan alacak davası olduğu, mahkemenin 2016/785 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; tarafları ile aynı olduğu, davacı ... Aydınlatma Şirketi tarafından davalı ... Şirketi hakkında eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası açıldığı, ... isimli binanın lobi tavan aydınlatma imalatı ve montajı işinin davacı tarafından eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edildiği halde davalının üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle açıldığı, davalının eserin ayıplı ifa edildiği yönünde savunmada bulunduğu, mahkemenin 12/10/2017 tarihli kararında ayıplı ifa mahkemece sabit görüldüğünden davalı yanca BK 475 maddesinde düzenleme bulan seçimlik haklardan bakiye bedelin ödenmemesinde hukuka aykırı yön bulunmadığından davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk dairesinin 16/06/2020 tarihli kararı ile istinaf talebi süresinde yapılmadığından reddine karar verildiği, ilgili karara karşı temyiz başvurunda bulunulduğu, kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 02/10/2020 tarihli karar ile onanmasına karar verildiği, davacı müteahhit firmanın ... isimli binanın lobi tavan aydınlatma imalatı ve montajı işi için davalı firma ile anlaştıklarını, davalının yaptığı işin ayıplı olduğunu, ayıplı işin 3. kişiye tamamlattırılması nedeni ile oluşan zararını ve işin yapılması için verilen avansını talep ettiği, mahkemenin 2016/785 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu, yine Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nden 2016/212 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ile; eserin ayıplı ifa edildiği, ayıbın açık ayıp olduğunun tespit edildiği, eserin ayıplı olduğuna ilişkin verilen kararın taraflar açısından kesinleştiği, davalının yaptığı imalatı ne zaman teslim ettiğine ilişkin bir belge bulunmadığından ve davalıya şifaen bildirilip ayıpların giderilmesinin istendiği ve davalı tarafından bir takım düzelmeler yapılmaya çalışılmış olup bu durumda davalıya ayıp ihbarının yapıldığının mahkemece kabul edildiği, dava konusu işin bedelinin 27.140,00 TL olarak kararlaştırıldığı, ancak eserin davalı tarafından ayıplı ifa edildiği, ayıplı imalatlar önce davalıya yaptırılmaya çalışılmış ise de sonuç alınmayınca başka bir firmaya 43.220,34 TL 'ye yaptırıldığı, (43.220,34 - 27.140,00 = 16.080,34 TL) işin 3. kişiye yaptırılması nedeni ile davacının zarar uğradığı ve uğradığı zarar miktarını ve eser sözleşmesi nedeni ile verilen 5000,00 TL avans bedelini davalıdan istemekte haklı olduğu değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne; 5000,00 TL avans bedeli ile 16.080,34 zarar bedeli olan toplam 21.080,34 TL'nin dava tarihi olan 24/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işi ayıplı ifa ettiği, ayıbın tadilatla düzeltilemeyeceği, sökülüp tümden yapılması gerektiği konusunda haklı tespitler yapıldığı, ayıbın davalı tarafa ihbar edildiği, söz konusu eksikliklerin ve müvekkilinin zararı için Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/212 değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi imalatın onarımının mümkün olmadığının anlaşıldığı, sökülüp yeniden yapılması gerektiği ve bunun da maliyetinin 51.035,00 TL olacağının bildirildiği, 43.220,30 TL işin başkasına yaptırılmak zorunda kalınmasından kaynaklana zarar, 10.965,37 TL ayıplı iş için ödenmiş olunan bedel olmak üzere 54.185,71 TL alacak tahakkuk ettiği, (fazlaya ilişkin haklarının saklı olduğu), bu nedenle davanın tamamının kabulü gerekir iken kısmen kabul kısmen ret şeklinde verilen kararın hatalı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ticari defterlerden de görüleceği gibi işin teslim edilmesi ile birlikte gönderilen faturaların deftere kaydedildiği, faturaların iade edilmediği, bu anlamda da faturada yer alan işin davacı tarafça kabul edildiği, bilirkişi raporlarında müvekkilinin bakiye alacağının olduğunun tespit edildiği, müvekkiline yapılmış usulüne uygun şekilde yapılmış ayıp ihbarı olmadığı, davacının tacir olduğu, basiretli davranma yükümlülüğü altında bulunduğu, malın tesliminden itibaren iki gün içinde, her halükarda 8 gün içinde bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu, bilirkişilerin Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/785 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu ve karara göre alıntı yaptıkları, raporda "Davalı (...) tarafın her ne gerekçe ile olursa olsun işin iş sahibin isteklerine göre düzeltilmesi talebini kabul edip bazı düzenlemelerde bulunması davalı tarafça yapılmış bir ayıp ihbarını ve davacı tarafın buna yönelik zımni bir kabulünü ortaya koymaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki ayıbın mevcudiyeti Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/D-İş sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporundan anlaşılabilmektedir." dendiği, müvekkilinin ayıba yönelik zımni kabulü bulunmadığı, davacının üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek zemindeki aksaklıkları düzeltmesi gerektiği, müvekkilinin duvar ustası olmadığı, bu nedenle zeminden kaynaklı aksaklıkları giderme yükümlülüğü bulunmadığı, sorumluluklarının davacı tarafça imalatı yaptırılan 60 cm derinliğindeki havuza krom boru profiller ile LED ampul takmak olduğu, müvekkilinin havuz yapmak ya da MDF imalatı yapmak gibi bir yükümlülüğü olmadığı, dolayısıyla imalatını yapmadığı bir husus nedeniyle sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığı, u sebeple iddia edilen havuzun yan taraflarında açıklıkların kalmasının sebebinin müvekkiline gönderilen havuz ölçüsünün gerçekte tavanda bulunan havuz ölçüsünden 30 cm uzun olduğundan kaynaklandığı, müvekkiline e-mail ile gönderilen autocad çizimi ile tavanda mevcut davaya konu havuzun ölçümleri yapıldığında beyanlarının doğru olduğunun anlaşılacağı, fakat talep edilmesine rağmen autocad çizimlerinin incelemeye tabi tutulmadığı, aydınlatma profillerinin yamuk gelmesinin sebebinin davacının aydınlatma havuzuna döşedikleri MDF’lerin ciddi biçimde yamuk olmasından kaynaklandığı, müvekkilinin aydınlatma sistemlerini imal ettiği, doğrama ve kereste işlerinden anlamadığı, gönderilen teklif formunda ahşap doğrama işi bulunmadığı, davaya konu işte havuz ölçülerinde ve MDF kaplamalarında ciddi hatalar yapmaları sonucunda mali yükün yüksek olduğunu görmeleri neticesinde davacının müvekkiline kusur bulmaya çalıştığı, müvekkilinin ekstra talepler gelmesine rağmen zerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği, davacının sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeni ile mağdur oldukları, davacının tespitteki keşiften sonra davayı konu eseri ve havuzu söktürdüğü, yeni imalat yaptırdığı, bu nedenle sonrasında keşif de yapılamadığı, delil tespitindeki raporun yeterli olmadığı, yokluklarında tek taraflı olarak yapılan delil tespiti ve buna istinaden alınan bilirkişi raporunu kabul etmedikleri, bunun yanı sıra; taraflar arasında eda davası devam ederken tespit amaçlı olarak talepte bulunulmasının hukuken mümkün olmadığı, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/785 Esas sayılı dosyasında dava derdest halde devam ederken bilirkişi raporuna itiraz aşamasında davacının mahkemeden sorgusuz sualsiz müvekkilinin yapmış olduğu aydınlatmayı kaldırdığı, devamında davacı tarafça delil tespiti yaptırılıp, bunda dayanmakta ise de: söz konusu dosya ve raporun delil niteliği bulunmadığı, bunun yanı sıra taraflar arasında eda davası devam ederken tespit amaçlı olarak talepte bulunulmasının mümkün olmadığı, zira taraflarınca bakiye alacaklarının tahsil amacı ile mahkemenin 2016/785 Esas sayılı dosyasında dava ikame edildiği ve bu davanın devamı esnasında davacı tarafça haberleri dahi olmadığı bir tespit talebinde bulunarak kanuna aykırı delil üretildiği, k kanun yolunu aşmak suretiyle yapılan bu delil tespiti ve alınan raporun delil niteliği bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2022/11-397 Esas, 2022/701 Karar sayılı kararında “dava açılmadan önce delil tespiti yaptırma yoluna gidilmiş olmasının, davaya konu edilen zarar veya alacak miktarının belirli hâle getirdiği şeklinde yorumlamak Kanunun amacına aykırıdır.” şeklinde karar verildiği, davalının sakat bir hukuki işlem ile delil yarattığı, bilirkişilerce mahkeme kararının olduğundan söz edilmiş ise de ortada onanmış bir karar bulunmadığı, dosyanın istinaf ve Yargıtayca usulden incelenerek onandığı, davacının avansı isteme hakkı olmadığı gibi mahkeme gerekçesinin de anlaşılamadığı, işin davacının talimatları doğrultusunda eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edildiği, dolayısıyla iade edilecek iş avansı bedelinin bulunmadığı, işin 3. kişiye çok farklı şekilde yaptırıldığı, kendi çizimlerini beğenmediklerini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Davalının istinaf incelemesine gelince; davacı, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini iddia ederek avans olarak ödediği iş bedelinin iadesi ile aynı işin 3. kişiye daha fazla bedele yaptırılması nedeni ile uğradığı zararın tazminini talep etmektedir. 17.01.1990 gün ve 13/392-1 sayılı Hukuk Genel Kurulu kararı ile Dairemizin ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre işin ayıplı ifa edilmesi sonucu aynı işin 3. kişiye daha fazla bedelle yaptırılması nedeni ile uğranılan menfi zarar; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan sözleşmenin hüküm ifade etmemesi veya yerine getirilmemesi nedeniyle güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarar olarak tanımlanmaktadır. Uygulamada kaçırılan fırsat nedeniyle uğranılan zararın giderimi şeklinde adlandırılan bu çeşit davalarda davalı ile sözleşme yapmadan önce davacıya en yakın teklifte bulunan ya da teklifte bulunan olmasa dahi davalı dışında başka bir şahıstan sözleşme konusu işin yaptırılması halinde ödenecek miktar ile sözleşme yapma fırsatının kaçırılması sonucu teklif fiyatı veya ödenecek miktar ile haklı fesihten sonra aynı koşullardaki işin makul bir sürede başka bir yükleniciden temini için yapılan sözleşme fiyatı arasındaki fark menfi zarar olarak hesaplanması gerekmektedir. Bununla birlikte eser sözleşmelerinde; Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulu’nun emsal kararları ile Dairemizin ve Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin emsal 02.05.2019 günlü, 2019/269 Esas, 2019/2018 Karar sayılı ilamı ile yine 14.12.2017 günlü, 2016/6275 Esas, 2017/4429 Karar sayılı ilamlarında sözleşmenin feshinde her iki taraf kusurlu olduğunda, başka bir ifade ile ortak kusur halinde tarafların birbirlerinden tazminat talebinde bulunamayacağı ve sadece birbirlerine kazandırdıklarını yasanın geri verme hükümlerine göre isteyebilecekleri, geri vermenin kapsamının tayininde de kıyas yolu ile sebepsiz zenginleşme kurallarının uygulanacağı, tarafların sözleşmenin feshinde ortak kusurlu olması halinde iş sahibinin fesih nedeniyle uğradığı menfi zarara ilişkin talepte bulunamayacağının açıkça belirtildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda; davalının sözleşme konusu işin kesinleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/785 Esas, 2017/659 Karar sayılı kararı ile ayıplı ifa edildiği sabit olsa da dosya kapsamından da davacının tüm iş bedelini ödemediği anlaşıldığından sözleşmenin feshinde tarafların ortak kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda sözleşmenin feshinde her iki taraf kusurlu olduğunda, başka bir ifade ile ortak kusur halinde tarafların birbirlerinden tazminat talebinde bulunamayacağı ve sadece birbirlerine kazandırdıklarını yasanın geri verme hükümlerine göre isteyebilecekleri dikkate alındığında davanın ödenen avans bedeli olan 5.000,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile kaçırılan fırsat kapsamındaki menfi zararın tazminine de hükmedilmesi ve kabule göre de yerleşik içtihatlara göre sözleşme yapmadan önce davacıya en yakın teklifte bulunan ya da teklifte bulunan olmasa dahi davalı dışında başka bir şahıstan sözleşme konusu işin yaptırılması halinde ödenecek miktar ile sözleşme yapma fırsatının kaçırılması sonucu teklif fiyatı veya ödenecek miktar ile haklı fesihten sonra aynı koşullardaki işin makul bir sürede başka bir yükleniciden temini için yapılan sözleşme fiyatı arasındaki fark olarak inceleme yapılıp karar verilmesi gerekirken bu tespitleri içermeyen rapora göre hüküm kurulması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 madde gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b.2 madde gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL alacağa dava tarihi olan 24/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, 3-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/05/2023 tarih ve 2020/576 Esas, 2023/430 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 4-Davanın kısmen kabulüne, 5-5.000,00 TL alacağa dava tarihi olan 24/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine 6-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 843,33 TL harçtan mahsubu ile bakiye 111,33 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 843,33 TL peşin harç ve 54,40 TL başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta masrafı ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.878,10 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre 190,06 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.320,00 TL giderin davadaki kabul/ret oranına göre 133,58 TL'sinin davalıdan, 1.186,42 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 11-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davada kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 12-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 44.382,18 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 13-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, İstinaf incelemesi yönünden; 14-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 15-Davacı tarafından ödenen istinaf başvurma harcının ve yaptığı istinaf masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 16-Davalı tarafından ödenen 360,00 TL peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 17-Davalı tarafından ödenen 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04.02.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır