T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1420 Esas KARAR NO:2026/115 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2022/316 Esas - 2023/242 Karar TARİHİ:30/03/2023 DAVA :İtirazın İptali KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyas…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1420 Esas KARAR NO:2026/115 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2022/316 Esas - 2023/242 Karar TARİHİ:30/03/2023 DAVA :İtirazın İptali KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin diğer davalılarca müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, sözleşmeler uyarınca kullandırılan kredilere ilişkin borcun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek düzenlenen ihtarnamenin davalılara gönderildiğini, borcun ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazları ile durduğunu ileri sürerek itirazların iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu genel kredi sözleşmesindeki müvekkiline atfen atılan imzanın müvekkili eli ürünü olmadığını, ayrıca kimlik bilgilerinin de müvekkilince yazılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin genel işlem koşullarına aykırı şekilde hazırlandığını, şirket ortağı veya yetkilisinin şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağını, kefalet geçerlilik şartlarının mevcut olmadığını, talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 30/03/2023 tarih ve 2022/316 Esas - 2023/242 Karar sayılı kararında;"...Davacı vekili 21/02/2019 tarihli dilekçesinde davadan önce ve dava tarihinden sonra yapılan ödemeleri tarih ve miktar itibariyle tek tek belirtmiştir. Takip tarihi 27/10/2017 dava tarihi ise 21/11/2017'dir. Daha önceki karardan önce alınan bilirkişi raporu ve gerekçeli kararda yapılan açıklama dikkate alındığında; davacı taraf takip talebinde, yapılan 10.000,00TL'nin asıl alacaktan 2.820,00TL'lik ödemenin ise işlemiş faizden düşüldüğünü belirtmiş, bilirkişi ise takipten önce yapılan ödemeleri 5.000,00TL, 32.000,00TL, 2.820,00TL olarak belirlemiştir.Davacı vekiline takip talebinde belirtilen ödemeleri açıklayarak belgelerini sunması için süre verilmiş, davacı vekili 07/06/2019 tarihli dilekçesinde 06/10/2017 tarihinden 5.000,00TL, 25/10/2017 tarihinde 2.820,00TL ödenmesine rağmen sehven 5.000,00TL'lik ödemeyi 10.000,00TL olarak düştüklerini bildirmiştir. Bilirkişi raporun 10.sayfasında takip tarihi itibari ile alacak miktarını tablo halinde hesaplamıştır. Takip talebinde belirtildiği şekilde asıl alacak miktarı olan 461.264,15TL'den yapılan 10.000,00TL'lik ödeme mahsup edilerek asıl alacak miktarı 451.264,15TL kalmıştır. Bilirkişi temerrüd faizinin 10.028,09TL olarak hesaplamış ise de takip talebinde istenen temerrüd faizi daha az olup 9.890,72TL'dir, bunda takip talebinde belirteldiği şekilde 2.820,00TL'lik ödeme düşüldüğünde kalan işlemiş faiz miktarı 7.070,72TL'dir. 9.890,72TL işlemiş faizin BSMV'si 494,53TL yapmaktadır. 765,81TL ihtarname gideri, 440,00TL ihtayati haciz vekalet ücreti, 87,70TL ihtiyati haciz masrafı eklendiğinde toplam miktar 460.122,91TL yapmaktadır. Takip tarihinden önce 32.000,00TL'lik bir ödeme daha olup davacı taraf bu ödemeyi düşmeden takip başlatmıştır, bu miktar öncelikle faiz ve masraflardan düşüldüğünde kalan miktar 428.122,91TL asıl alacaktır, dava tarihinden sonra ... haricinde yapılan ödemelerin ise infazda nazara alınması gerekmektedir. Toplanan tüm deliller, alınan bilirkişi raporu, imza incelemesine ilişkin daha önceki bilirkişi raporu ile Adli Tıp Raporu, İstinaf ilamı dikkate alınarak, ... hakkında açılan davanın reddine, ... vekilince istinaf ilamından sonra dilekçe ile talep edilen kötüniyet tazminatının şartlarının oluşmaması nedeniyle kötüniyet tazminat talebinin reddine, kredi borçlusu ... ile kefil ... yönünden ise açılan davanın kısmen kabulüne, dava tarihinden sonra borçlular tarafından yapılan ödemelerin infazda nazara alınmasına aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davacının ... hakkında açtığı davanın reddine,Davalı ...'nın kötü niyet tazminat talebinin reddine, 2-Davacının diğer davalılar hakkında açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile, İstanbul 28 icra müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasına davalı ... ve ... .. Aş tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin; 428.122,91TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %50 temerrüd faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına,Dava tarihiden sonra 28/11/2017 tarihinde 20.000,00 TL, 20/12/2017 tarihinde 30.000,00 TL, 07/02/2019 tarihinde 20.555,00 TL, 03/01/2018 tarihinde 27.399,00TL olmak üzere toplam ödeme miktarı olan 97.954,00 TL'nin icra müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, 85.624,58 TL icra inkar tazminatının davalılar ... AŞ ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar ... ve ... ....A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar ... ve .....A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe dayanak yapılan sözleşme maddelerinin genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, sözleşmenin içeriğine ve birçok maddenin dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yazılmamış sayılması gerektiğine yönelik beyanda bulunduklarını, bu beyanlarına rağmen yerel mahkeme tarafından bu yönüyle herhangi bir inceleme yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,Davacı ile müvekkil arasında akdedilen sözleşmenin davacı tarafından TBK m.20 uyarınca genel işlem koşullarına aykırı şekilde hazırlandığını, tek taraflı ve güçlü tarafça hazırlanan bu sözleşme maddelerinin genel işlem koşullarına aykırı nitelikte olduğunu, takibe konu genel işlem koşulu niteliğindeki sözleşmenin hüküm doğurabilmesinin güçsüz olan karşı tarafa, bu tarafın menfaatine aykırı sözleşme maddeleri hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasıve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlı olduğunu, aksi takdirde TBK'nın 21. maddesi gereği genel işlem koşullarına aykırı bu maddelerin yazılmamış sayılacağını, İşbu sözleşmenin davacı tarafından tek başına hazırlandığını, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmasının amaçlandığını, müvekkil şirkete pazarlıksız ve tartışma imkanı tanınmadan, müvekkili açıkça bilgilendirmeden imzaya sunulduğunu, müvekkilin sözleşmedeki her şartı kabul ettiğine, teker teker inceleyip onayladığına ilişkin delil bulunmadığını, Müvekkile sözleşmenin suretinin verilmediğini, bir an için sözleşmenin suretinin müvekkile verildiğinin kabulü halinde dahi sırf bu hususun varlığının, sözleşmenin içeriğinde mutabık kalındığı anlamına gelmediğini, müvekkilin kredi kat edilene kadar kredi taksit ödemelerini gerçekleştirmiş olmasının da sözleşme üzerinde mutabık olunduğunun göstergesi olmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin aksine müvekkilerin menfaatine ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden sözleşme maddelerinin yazılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmekte iken usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, Takibe dayanak sözleşmedeki kefalet düzenlemelerinin şekle aykırı olduğunu, kesin hükümsüz olduğunu, işbu sözleşmede müvekkil ...'ün müteselsil kefil olduğunun iddia edildiğini, ancak genel kredi sözleşmesindeki kefalete ilişkin bölümde müvekkilin eşinin rızasının bulunmadığının anlaşıldığını, kefilin ismi, kefaletin tarihi, kefalet miktarı ve kefalet türünün de kefil olacak kişi tarafından el yazısıyla yazılması gerektiğini, ilgili bölümün müvekkil tarafından yazılmamış olması sebebiyle kefaletin şekli unsurlarını taşımadığından bahisle müvekkilin kefil olduğunun söylenemeyeceğini, Genel kredi sözleşmesindeki kefalete ilişkin düzenlemeler incelendiğinde müvekkilin eşinin rızasının alınmadığının anlaşılacağını, TBK'nın 564. maddesi doğrultusunda bu durumun şekle aykırılık sebebiyle kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüzlüğü sonucunu doğuracağını, müteselsil kefaletin var olduğu bir an için kabul edildiğinde dahi TBK 586. maddesi uyarınca borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içerisinde olması gerektiğini, ancak davacının tek ihtarname ile hem asıl borçlu şirket hem de müteselsil kefil olduğunu iddia ettiği ...'e karşı takip başlattığını, asıl borçlunun borcunu ödemekte olduğunu, dolayısıyla kefile başvuru şartının da gerçekleşmediğini, nihayetinde şekle aykırı olarak düzenlenen kefalete ilişkin düzenlemelerin kesin hükümsüz olduğunu, müvekkilin müteselsil kefil olarak takip edilemeyeceğini, Kabul anlamına gelmemekle birlikte; sözleşme ve kefalete ilişkin düzenlemelerin geçerli olduğu kabul edilse dahi davacının icra takibinde müvekkil ile aralarında yapılan iskonto kredisine dayanan çek bedellerini dahil ederek icra takibi başlatamayacağını, davacı banka ile müvekkil ... arasında çek karşılığında kredi kullanımı anlaşması yapıldığını, iskonto kredisinin ticari işlemlerden doğmuş ve vadesi gelmemiş çek ve senetlerin nakde çevrilmesini sağlayan bir kredi ürünü olduğunu, bu anlaşma gereğince müvekkilin 17/03/2017 tarihinde 50.000 TL bedelli, 31/03/2017 tarihlinde 30.000 TL bedelli, 13/04/2023 tarihinde 32.000 TL bedelli, 15/05/2017 tarihinde 27.399 TL bedelli, 01/06/2017 tarihinde 40.555 TL bedelli çek teslim ettiğini, bu çekler karşılığında faiz alınarak kalan kısmın müvekkili hesabına aynı gün kredi olarak düşürüldüğünü ve söz konusu çeklerin teslim edildiği tarih ile çek düzenleme tarihi arasında zaman diliminde müvekkil bankaya çek bedelleri kadar kredi borçlusu göründüğünü, davalı bankanın çeklerin vadesini beklemeden hem dayanak yaptığı genel kredi sözleşmesini hem de iskonto kredisi tutarlarını bir bütün olarak işbu davaya konu İstanbul 28.İcra Müdürlüğünde ... sayılı icra dosyası ile talep ettiğini, davacı bankanın müvekkil ile aralarındaki iskonto kredisi anlaşmasına riayet etmeden söz konusu icra takibinde çek bedellerini de dahil ederek takip başlatmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ve kötü niyetli olduğunu, iskonto kredisine dayanan çek bedellerinin takibe dahil edilmemesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından icra takibine dayanak yapılan genel kredi sözleşmeleri ve müvekkil ile davalı arasında krediye konu çek bedellerine dayanan iskonto kredisi konusunda herhangi bir inceleme yapılmadığını, bu yönüyle de kararın eksik ve hatalı olduğunu, Kabul anlamına gelmemekle birlikte; sözleşme ve kefalete ilişkin düzenlemelerin geçerli olduğu kabul edilse dahi müvekkillerin kredi garanti fonunun ödediği miktar kadar bu borçtan kurtulacağını, takibe konu sözleşmelerin ve müteselsil kefalete ilişkin düzenlemelerin geçerli olduğu varsayılsa dahi müvekkileri takibe konu bedelin tamamı bakımından sorumlu tutmanın mümkün olmadığını, takibe konu kredinin büyük bir bölümünün ... tarafından davacı bankaya ödendiğini, ...'nun takibe konu sözleşmeler için 208.472,27 TL ödeme yaptığını, müvekkillerin sözleşmeden sorumlu tutulmasına karar verilse dahi takibe konu bedelin tamamı bakımından borçlu olduklarının kabul edilemeyeceğini, zira iddia edilen kredi borcunun 208.472,27 TL'sinin ... tarafından itfa edildiğini, müvekkillerin sorumlu olacağı miktarın ...'nun yaptığı ödemeden sonra kalan bakiye miktardan ibaret olacağını, dolayısıyla yerel mahkemece ...'nun yaptığı ödemelerin düşülmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,Yerel mahkemece her ne kadar icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu gerekçesi ile müvekkiller aleyhine tazminata hükmedilmiş ise de kararın bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı lehine tazminata hükmedilebilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, borçlunun geçerli bir itirazda bulunmuş olması, süresi içerisinde açılmış bir itirazın iptali davası bulunması, alacaklının icra inkar tazminatını talep etmiş olması ve borçlunun itirazının haksız olduğuna kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilin işbu takibe yapmış olduğu itirazında haksız olmadığının dosya kapsamında sabit olduğunu, dolayısıyla belirtilen şartlar işbu dosya kapsamında gerçekleşmediğinden ve alacaklının alacağı likit olmadığından yerel mahkeme tarafından icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, 1-Davalı ... hakkında açılan davanın reddine, 2-Diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulüne,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar ... ve .....A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı banka ile davalı asıl borçlu ... arasında 26/09/2009, 15/11/2011, 03/07/2012, 26/08/2014, 24/02/2015 tarihlerinde genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, ...' ün asıl borçlu şirketin yöneticisi olduğu ayrıca bütün kredi sözleşmelerinde ...'ün kefil olarak yer aldığı görülmektedir. Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu hükümlerine göre ... yönünden kefalet sözleşmelerinin BK. (yeni TBK. )hükümlerine uygun olarak yapılmış ve kefaletin geçerli olduğu anlaşılmıştır.Davacı banka tarafından Kahramanmaraş ...Noterliğinden gönderilen 05/02/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile hesap kat edilmiş, kat ihtarı asıl borçlu şirket ve kefil ...'e 09/10/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.Dairemizin 15/12/2021 tarih ve 2019/2418 Esas - 2021/1809 Karar sayılı kaldırma kararına konu ilk derece mahkemesinin İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ) 13/06/2019 tarih ve 2017/1025 Esas - 2019/585 Karar sayılı kararı ile; ''1-Davacının ... hakkında açmış olduğu davanın reddine, 2-Davacının diğer davalılar hakkında açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile davalıların İstanbul 28. İcra dairesinin ... nolu icra dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen iptali ile takibin;428.122,91TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %50 temerrüt faizi ve faizini %5 oranın BSMV uygulanmasına,Dava tarihinden sonra 28/11/2017 tarihinde 20.000tl, 20/12/2017 tarihinde 30.000 TL, 26/12/2017 tarihinde 20.555 TL, 03/01/2018 tarihinde 27.399,00 TL çek tahsilatı olarak, 26/02/2018 tarihinde ise ... tarafından ödenen 208.472,27 TL olmak üzere toplam 306.426,27 TL'nin icra Müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, 85.624,58 TL İcra inkar tazminatın davalılar.... Aş ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Davacının fazlaya ilişkin talebin reddine, '' karar verilmiş ve bu karara karşı sadece davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davalılar ... ve .... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı, davacı vekili de bu davalılarla ilgili sadece ... A.Ş. tarafından yapılan ödemelerin borçlu tarafından yapılan ödeme gibi değerlendirilemeyeceği, dava tarihinden sonra 26/02/2018 tarihinde ... tarafından ödenen 208.472,27 TL. Nin icra Müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, ilişkin kısmın istinaf edildiği, davalılar ... ve .... Yönünden verilen hükmün diğer kısımları istinaf edilmediği, bu durumda Dairemizin 15/12/2021 tarihli kaldırma kararına konu ilk derece mahkemesinin 13/06/2019 tarihli karar ile davalılar ... ve ... Yönünden kurulan hükmün;'' 2-Davacının diğer davalılar hakkında açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile,İstanbul 28 icra müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasına davalı ... ve ... Aş tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin; 428.122,91TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %50 temerrüd faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına,Dava tarihiden sonra 28/11/2017 tarihinde 20.000,00 TL, 20/12/2017 tarihinde 30.000,00 TL, 07/02/2019 tarihinde 20.555,00 TL, 03/01/2018 tarihinde 27.399,00TL olmak üzere toplam ödeme miktarı olan 97.954,00 TL'nin icra müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, 85.624,58 TL icra inkar tazminatının davalılar .. AŞ ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, '' kısımları yönünden karar kesinleştiğinden davalılar vekilinin sözleşmelerin genel işlem koşuluna aykırı olduğu, kefaletin geçersiz olduğu, mahkemenin hüküm altına aldığı borca ve icra inkar tazminatına yönelik istinaf sebepleri dairemizce değerlendirilmemiştir.Dairemizin 15/12/2021 tarihli kaldırma kararına konu ilk derece mahkemesinin 13/06/2019 tarihli kararı davacı tarafça istinaf edilmiş ve dava tarihinden sonra 26/02/2018 tarihinde ise ... tarafından ödenen 208.472,27 TL. Nin icra Müdürlüğünce infazda nazara alınmasına ilişkin kısım istinaf edilip hükmün bu kısmı kesinleşmediği, dairimizin kaldırma kararından sonra da ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu verilen hüküm gerekçesinde İstanbul BAM 14 HD. Kararını ilgi tutarak; ''... tarafından yapılan ödemenin davacı tarafça kredi borçlularından talep edilmesi yasal olduğundan daha önceki hükümdeki infazda nazara alınması yönündeki ibarenin çıkartılmasına karar verilmiştir. ... AŞ ile davacı banka arasında akdedilen kefalet çerçeve sözleşmeleri, kefalet protokolü ve Bakanlar Kurulu kararı birlikte incelendiğinde, anılan hükümler karşısında ... AŞ tarafından yapılan kefalet ödemesi bulunması halinde, kredi veren bankanın icra takibine devam ederek tahsil ettiği bedelden tazmin edilen kefalet miktarını ... AŞ'ye aktaracağı anlaşılmaktadır.Somut olayda, hesap kat ihtarnamesine konu taksitli ticari kredi,"... A.Ş.’nin kefaleti ile kullandırılmış olup, ilgili bakanlar kurulu kararları ve davacı bankanın "... A.Ş. ile akdetmiş olduğu kefalet protokolü gereği takibe konu borcun tamamı tahsil edilinceye kadar davacı banka yasal takip işlemlerine devam etmekle yükümlüdür. Bu nedenle yapılan ... ödemesi, takip borcundan düşülmemelidir. Bu açıklamalar doğrultusunda davalılar vekilinin davacı bankanın ...'den alacağın bir kısmını tazmin etmesine rağmen tahsil edilen miktarın borçtan düşülmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davalılar ... ve ....A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar ... ve....A.Ş.'nin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 29.245,08 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 7.293,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 21.951,18 TL'nin davalılar ... ve ....A.Ş.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 22/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.