T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1956 - 2026/1371 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1956 KARAR NO : 2026/1371 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2024 NUMARASI : 2021/235 Esas, 2024/141 Karar DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fii…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1956 - 2026/1371 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1956 KARAR NO : 2026/1371 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2024 NUMARASI : 2021/235 Esas, 2024/141 Karar DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 28/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/04/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.03.2024 tarih 2021/235 Esas 2024/141 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/09/2011tarihinde ehliyetsiz küçük ... sevk ve idaresindeki davalılardan ... adına kayıtlı ... plakalı araç ile müvekkiller murisi ... adına kayıtlı ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç çarpışarak kaza meydana geldiğini, meydana gelen kaza da ... hayatını kaybettiğini, davacı müvekkilinin murisin vefatı nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla davalılar aleyhine, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/953 Esas sayılı dosyası ile davacı ... 50.000,00 TL manevi tazminat, 5.000,00 TL maddi tazminat, ... için 25.000,00 TL manevi tazminat, ... için 35.000,00 TL manevi tazminat, ... için 35.000 TL manevi tazminat, ... için 25.000,00 TL manevi tazminat talepli tazminat davacı açıldığını, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 20211/953 Esas sayılı dosyası kapsamında tüm deliller toplandığını, dosya kapsamında tazminat yönünden bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, 07/10/2013 tarihli bilirkişi raporunda davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı 26.607,92 TL hesaplandığını rapora göre ; asıl davanın 24.10.2013 tarihinde ıslah edilmiş ve maddi tazminat yönünden dava değeri ıslah yapılarak 26.607,92 TL ye çıkartıldığını, Islahtan sonra 12.11.2013 tarihinde; .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/953 E. Sayılı dosyasından; 07.10.2013 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alarak davacılardan ... için 26.607,92 TL maddi tazminat sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, diğer davalılar yönünden 18.09.2011 tarihinden, 10.000 TL manevi tazminat ve diğer davacılar için 5.000 'er TL manevi tazminatın sigorta şirketi hariç diğer davalılardan tahsiline karar verildiğini,.... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/953 E. 2013/591 K. Sayılı kararı 07.01.2014 tarihinde taraflarınca temyiz edildiğini,temyiz incelemesi sonunda yerel mahkeme kararının bozulduğunu,.... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/953 E sayılı dosyası Yargıtay'da bozulduktan sonra ; .... Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası 2017/139 esas aldığını, Bozma sonrası Yargıtay Bozma ilamı ve TÜİK verileri dikkate alınarak 07.12.2018 tarihinde yeni esas alan dosyada alınan ek bilirkişi raporunda destekten yoksun kalma tazminatı 89.064,46TL olarak hesaplandığını, alınan rapora itirazlarımız neticesinde 07.03.2019 tarihinde dosya da yeniden rapor alındığını, yeni raporda ; tüm davacılar için manevi tazminat yönünden takdirin mahkemeye ait olduğunu, davacı baba ... yönünden, sigorta şirketinin ödeme yaptığının kabulü halinde 71.265,55 TL, sigorta şirketinin ödeme yapmadığının kabulü halinde 91.570,19 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığını, müvekkil lehine hesaplanan 91.750,19 TL tazminattan ....Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/953 esas sayılı dosyasından hükmedilen 26.607,92 TL düştükten sonra 2019 yılı hesabına göre davalı şirketin bakiye 64.962,27 TL den sorumluluğu vardır. Buna göre rapor 2019 asgari ücret verileri ile hesaplandığını, karar tarihine en yakın asgari ücret verileri ile hesaplama yapıldığında müvekkilin hak ettiği tazminat daha da fazla olacağını, belirtilen nedenlerle ek davanın kabulü ile şimdilik 100,00 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 28.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 05/05/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bedeni zararlar halinde maddi tazminat talepleri için şahıs başına azami poliçe teminat limiti 200.000 TL ile sınırlı olduğunu,açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olup reddi gerektiğini,zira Müvekkili şirktin, bu kaza nedeni ile ödenmesi lazım gelen tazminatın tamamını davacı tarafa ödediğini, müvekkili şirket tarafından, söz konusu kaza sonucunda vefat eden ...'nın mirasçıları tarafından açılan .... Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/953E. Dosyasından verilen karar gereği 26.607,92TL tazminat hak sahiplerine ödendiğini, müvekkil şirketin iş bu talep için, bakiye bir sorumluluğu kaldığı hususunu kabul etmediklerini, bilindiği üzere poliçe teminatları, azami limiti ifade etmekte olup, iş bu teminat aşılamaz ve/veya mükerrer ödenmesi düşünülemeyeceğini, sorumluluğunu ödemiş olan müvekkili şirketin de başkaca bir sorumluluğu kalmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili sigorta şirketin sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu bütün bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. ISLAH: Davacı vekili 100,00 TL olarak talep etmiş oldukları miktarı 13.11.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile 173.392,08 TL'ye çıkararak ıslah etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 12.03.2024 TARİHLİ KARARI: Davanın Kabulü ile, 173.392,08 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 18/03/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; Kararı faiz başlangıç tarihi yönünden istinaf ettiklerini, davalı sigorta şirketinin temerrüdünün oluştuğu tarihin davalı sigorta şirketinin de taraf olduğu ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/953 Esas sayılı dosyasının kararının kesinleşmesi ile kararda belirtilen tarih olan 31.10.2011 tarihinin sabit olduğunu, kararın faiz başlangıç yönünden kaldırılmasını talep ettiklerini 31.10.2011 tarihinden itibaren faize hükmedilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/953 Esas sayılı dosyasının kesinleşmesi ile birlikte karar doğrultusunda ödeme yaptıklarından kesin hüküm sebebi ile davanın reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararın olmadığını, 18.09.2021 tarihinde müteveffanın yakınlarına 26.607,92 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin sigorta poliçesi hükümlerini tamamen yerine getirdiğini, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun ancak sigortalının kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı olacağını, başvuruda ispat külfetinin davacıda bulunduğunu, mütevefffanın davacıya destek olduğu hususunun ispatlanmasının zaruri olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla zararın tespiti için davacı tarafından elde edilen kazanımların belirlenmesi ve aleyhe hüküm kurulacak olması halinde bu kazanımların belirlenecek tazminattan indirilmesi gerektiğini, dava konusu trafik kazası ile ilgili açılmış bulunan bir ceza davası var ise bu davada doktrin ve yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca bekletici mesele yapılması gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacının maddi tazminat (ek dava) istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Sigorta şirketinin ise poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Dosya kapsamı incelendiğinde, işbu davanın ek dava olarak açılmış olduğu, davalı tarafça davalıya açılan asıl dava neticesinde 06/01/2014 tarihinde 26.607,92 TL ödeme yapılmış olduğu, davacı vekilinin ıslah dilekçesinde 13/11/2023 tarihinden itibaren faiz talep etmiş olduğu, Mahkemece temerrüt tarihi olarak 18/03/2021 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olup her ne kadar mahkemesince talep aşılmak suretiyle hüküm kurulmuş ise de, istinaf eden davacı taraf lehine hüküm kurulmuş olup davacı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu var ise de davacı aleyhine kaldırma yapılamayacağından (davalı tarafça bu yönlü bir istinaf başvurusu da bulunmadığından) davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin kesin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Kesin hüküm 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 303.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “(1)Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.(2)Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder.(3)Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir.(4)Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır.(5)Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir.” Maddenin 1. Fıkrasında açık olarak düzenlendiği üzere, kesin hükümden söz edilebilmesi için, iki davanın taraflarının, dava konusunun ve dava sebeplerinin, talep sonucunun aynı olması zorunludur. .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/853 Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacı ile birlikte bir kısım müteveffanın yakınlarının davalı sigortaya ve ... plakalı araç sürücüsü ve işletenine karşı açılmış maddi ve manevi tazminat davası olduğu, yapılan yargılama neticesinde hesap raporuna göre belirlenen 26.607,92 TL'lik alacak yönünden davacı vekilince 24/10/2013 tarihli ıslah dilekçesiyle dava dilekçesinin ıslah edilmiş olduğu, mahkemece verilen hükmün tarafların temyizi sonucunda Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin bozma ilamı gereği müteveffanın gelirinin ve buna bağlı olarak maddi tazminatın yeniden hesaplanması gerektiği belirtilmek suretiyle hükmün bozulduğu, mahkemece yapılan araştırma ve tespitler neticesinde yeniden alınan hesap raporuna göre belirlenen tazminatın talebi amacıyla ilk açılan davada 2.kez ıslah yapılamayacağından işbu davanın (ek dava olarak) açılmış olduğu anlaşılmakla bu durumda kesin hükmün varlığı savunmasının yerinde olmadığı kanaatine varılmış, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin destekliğin ispat edilmesi gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili, müteveffanın babasına destek olduğunun ispat edilememiş olduğunu, bu nedenle de davacı baba lehine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, müteveffa ...'nın vefat ettiğinde 28 yaşında olduğu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre bir çocuğun yetişkin dahi olsa hayatının her döneminde ve her durumda anne ve babasına destek olduğunun kabulü gerektiği, zira desteklik hususunun yalnızca maddi olarak değerlendirilmesi gerekmeyip yardım, hizmet, bakım gibi şekillerde de karşımıza çıkabileceği, bu nedenle çocuğunun vefatı nedeniyle onun yardım ve desteğinden mahrum kalan babanın destek tazminatına hak kazanacağı kabul edildiğinden davalı vekilinin bu yönlü istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; 6100 Sayılı HMK'nin Belirsiz Alacak ve Tespit davası başlığı altındaki 107/1.maddesinde “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” hükmüne, aynı maddenin 2. fıkrasında ise “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacının kaza nedeni ile vefat eden murisinin desteğinden yoksun kalması nedeniyle talep edebileceği maddi tazminat miktarlarının tam ve kesin olarak tespiti mümkün olmayıp davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceğinin kabulü gerekse de dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi incelendiğinde açılan davanın kısmi dava olarak açılmış olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Olay tarihli trafik kazası tespit tutanağına göre; sürücü belgesiz sürücü ...'ın 2918 sayılı KTK'nun 84.maddesinde yer alan sürücü asli kusurlarından manevraları düzenleyen genel şartlara uymama kusurunu işlediği, diğer sürücü ...'nın aynı kanunun 52/b maddesinde düzenlenen aracın hızını aracın yük ve teknik özelliğine göre görüş yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir. ....Çocuk Mahkemesinin 2011/1228 Esas sayılı dosyasından alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 11.01.2012 tarih ve 8618 sayılı raporunda sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu,müteveffa sürücü ...'nın tali derecede kusurlu olduğu belirtilmiştir. ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/953 Esas sayılı dosyasından alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 30.01.2013 tarih ve 16021 sayılı raporunda; sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyonet ile tek yönlü bölünmüş yolda seyri sırasında geldiği kavşak mahallinde, seyir halinde olduğu şeritten sağa doğru kontrolsüzce ve kurallara aykırı biçimde, arkadan sağ şeriti takiben gelen motosikletin önünü kapatacak şekilde doğrultu değiştirdiği sırada arkadan gelen motosikletin ön kısımlarıyla kamyonetinin sağ ön teker kısmına çarptığı kazada dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kural ihlali nedeniyle, % 60 oranında kusurlu olduğu, sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermemesi, hızını, mahal şartları ve trafik durumuna göre ayarlaması gerekmekte iken bu hususlara riayet etmemiş, sahip olduğu aşırı hızla mahalle yaklaşmış, bölünmüş yolda sağ şeritte seyredip, olay mahalli kavşağa hız azaltmaya özen göstermeden yaklaştığı esnada, orta şeritten sağa geçmek için önüne doğru hatalı biçimde ve kontrolsüzce doğrultu değiştiren ön ilerisinde seyreden kamyonetin sağ ön teker kısmına önlemsizce çarpması sonucu meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kural dışı davranışı nedeniyle kazanın oluşumunda % 40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamına alınan ATK raporuyla diğer kusur raporlarının olayın oluşuyla, dosya kapsamıyla ve birbiriyle uyumlu olduğu ve hükme esas alınmasının yerinde olduğu kanaatine varılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir. Dosya kapsamından, motosiklet sürücüsü olan desteğin kask takıp takmadığı tespit edilememiş ise de, 18/09/2011 tarihli ölü muayene tutanağı incelendiğinde murisin ölümünün genel beden travmasına bağlı, göğüs kemiği ve kol kemik kırıkları ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu gerçekleştiği belirtilmekle kask takıp takmamanın sonuca etkili olmayacağı değerlendirilmekle müterafik kusur indirimi talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmış, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan 03/10/2023 tarihli hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile müteveffanın gelirinin Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere hesaplanarak, bakiye yaşam sürelerinin, davacının zararının ve pay oranlarının içtihatlara göre yerinde belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı vekilince yapılan 26.607,92 TL'lik ödeme ile yükümlülüklerinin yerine getirilmiş olduğu ileri sürülmüş ise de Yargıtay bozma ilamına göre müteveffanın gelirinin ve buna göre davacı zararının bu miktardan fazla olduğunun kabulüyle hesap raporunun tanzim edildiği ve davalı tarafça yapılan ödemenin de hesaplanan tazminat miktarından mahsup edildiği anlaşıldığından davalılar vekilinin bu yönlü istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.844,41 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 2.533,50 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 9.310,91 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 28/04/2026 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.