10. Ceza Dairesi 2023/17529 E. , 2023/9316 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin ve sanık ... hakkında verilen ek kararların; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muha
**10. Ceza Dairesi 2023/17529 E. , 2023/9316 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin ve sanık ... hakkında verilen ek kararların; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri ve ek kararları temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanıklar Cesur, Doğukan ve Necati yönünden Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.05.2014 tarihli ve 2014/76 Esas, 2014/122 Karar sayılı kararı ile aynı Mahkemenin 2013/218 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/218 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir. B. Sanıklar Aytekin, Eyüp, İlkay ve ... yönünden Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2014 tarihli ve 2014/82 Esas, 2014/152 Karar sayılı kararı ile aynı Mahkemenin 2013/218 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/218 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir. C. Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2014 tarihli ve 2013/218 Esas, 2014/283 Karar sayılı kararı ile; Sanıklar Erdinç ve Kadir'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 1500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanıklar hakkında 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 1500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 6 yıl hapis ve 1200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; Sanık ...'ın 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 5 yıl hapis ve 1000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; Sanıklar Cesur, Doğukan, Eyüp, İlkay ve ...'in 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanıklar Eyüp ve ... hakkında 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; Sanık ...'nin uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 120,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; Karar verilmiştir. D. Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2014 tarihli ve 2013/218 Esas, 2014/283 Karar sayılı ek kararı ile sanık ...'in temyiz talebinin ve aynı Mahkemenin 11.12.2014 tarihli ve 2013/218 Esas, 2014/283 Karar sayılı ek kararı ile sanık ... müdafiinin temyiz talebinin yasal temyiz süresinde yapılmaması nedeniyle süre yönünden reddine karar verilmiştir. E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; sanıklar Erdinç, Kadir, Aytekin, Ahmet, Feyyaz, Necati hakkında verilen hükümlerin usul ve yasaya uygun olması nedeniyle onanması, sanıklar Cesur, Doğukan, Eyüp ve İlkay hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmamasının yasaya aykırı olması nedeniyle hükümlerin bozulması, sanık ... hakkında verilen ek kararların onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ve Ek Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; 1. Sanıklar Cesur, Doğukan, Eyüp, İlkay hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 ncü maddesinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, B. Sanık ...'in temyiz sebepleri özetle; hükmü temyiz etmek istediğine, C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 2. Sanığın eyleminin Erdinç'i asıl satıcılara ulaştırmak için yardım etmekten ibret olduğuna, Ç. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; hükmün hukuka aykırı olduğuna, D. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Sanığın kullandığı telefon hattının çalıştığı işyerine ait olduğuna, işyeri personeli ve harici kişilerin görüşme yapabildiğine, bu nedenle telefon görüşmelerinin kesin delil niteliğinde olmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmesi gerektiğine, E. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına, 3. Yeterli ve somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, F. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suç tarihinde sanığın yaşının küçük olduğuna, dosyasının tefrik edilerek Çocuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiğine, 2. Sanığın eyleminin aracılık yapmaktan ibaret olduğuna, G. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Suç vasfının tayin edilmesinde hataya düşüldüğüne, 3. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 4. Lehe hükümlerin uygulanmadığına, Ğ. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Yeterli ve somut delil olmadığına, 2. Gizli soruşturmacıların kışkırtıcı ajan gibi hareket edemeyeceğine, suçluların yasal yöntemlerle yakalanmaları gerektiğine, vatandaşın suça teşvik edilemeyeceğine, 3. Ana dava dosyasına konu 12.09.2013 tarihli olay yönünden sanık hakkında hüküm kurulmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanması bakımından etkili olması nedeniyle mutlak bozma nedeni olduğuna, 4. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığına, 5. Görüntü kayıtları izlettirilmeden ve iletişim tespit tutanakları tek tek okunup sanıkların savunmaları alınmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, 6. 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmamasına ilişkin soyut gerekçelere yer verildiğine, H. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Sanığın kullanıcı olduğuna, buna ilişkin herhangi bir karar verilmediğine, 2. Sanığın uyuşturucu madde satmadığına, I. Sanık ...'ın temyiz sebepleri özetle; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığına, İ. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında verilen hüküm ile 11.12.2014 ve 19.12.2014 tarihli ek kararların usul ve yasaya aykırı olduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. 2013/218 Esas Sayılı Ana Dava Dosyası Yönünden 1. 28.07.2013 Tarihli Olay Yönünden Sanıklar Erdinç ve Kadir, 20.08.2013 Tarihli Olay Yönünden Sanıklar Kadir ve Aytekin Hakkında İletişimin tespiti tedbiri ve istihbari çalışma sonucu, 28.07.2013 tarihinde, sanık ...'in uyuşturucu madde nakledeceğinin değerlendirildiği, Erdinç'in kullandığı aracın uygulama noktasına yaklaştığı sırada kaçması üzerine kovalamaca sonucu sanığın yakalandığı, sanığın elinde bulunan poşette 99 paket XLR-11 içeren madde ile kovalamaca sırasında attığı poşette 1982 adet MDMA içeren hap ele geçtiği, Erdinç'in suça konu maddeleri Kadir aracılığıyla temin ettiğini beyan ettiği olay ile; Yine iletişimin tespiti tedbiri ve istihbari çalışma sonucu, sanık ... ile hakkında verilen beraat hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık ...'ın 20.08.2013 tarihinde, uyuşturucu madde nakledeceklerinin değerlendirildiği, Kadir ile M. Erdal'ın bulunduğu aracın uygulama noktasında durdurulduğu, Kadir'in oturduğu sağ ön koltuk paspası üzerindeki poşette 3 parça halinde toplam 131 paket JWH-018 ve AM-2201 içeren madde ile 1000 adet MDMA içeren hap ele geçtiği, Erdinç'in suça konu maddelerin kendisinin 28.07.2013 tarihinde satın aldığı maddelerin devamı niteliğinde olduğunu, bu maddelerle ilgilenmesi için Aytekin'e Kadir'in telefon numarasını verdiğini beyan ettiği olayda; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; 28.07.2013 tarihinde ele geçen uyuşturucu maddeleri Erdinç'in Kadir'in gösterdiği kişilerden satın aldığı, ancak satıcıların ellerinde yeterli mal olmadığından sadece suça konu olan uyuşturucu maddenin teslim alınıp nakledildiği, Erdinç'in suça konu uyuşturucu maddeleri satmak için aldığı, bu olay nedeniyle tutuklanan Erdinç'in Aytekin'e Kadir'in telefon numarasını vererek teslim alınmayan uyuşturucu maddelerle ilgilenmesini istediği, bu amaçla Aytekin ve Kadir arasında telefon görüşmeleri yapıldığı, Erdinç'in olayı anlatması sonucu Aytekin'in bilerek ve isteyerek suça iştirak ettiği gerekçesiyle sanıklar Erdinç, Kadir ve Aytekin'in mahkûmiyetlerine, 20.08.2013 tarihinde ele geçen uyuşturucu maddelerin, 28.07.2013 tarihinde ele geçen uyuşturucu maddelerin devamı niteliğinde olduğu, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmıştır. 2. 01.08.2013 Tarihli Olay Yönünden Sanık ... Hakkında İletişimin tespiti tedbiri, istihbari çalışma ve fiziki takip sonucu, sanık ... ile hakkında verilen beraat hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık ...'ın buluştukları, Ahmet'in indiği araçta bulunan kimliği tespit edilemeyen (X) şahsın araçla ayrıldığı, Yaşar ile görüştükten sonra Ahmet'in de yaya olarak ayrıldığı, sonrasında (X) şahsın araçla geri döndüğü ve elinde bulunan poşeti Yaşar'a verdikten sonra tekrar araçla ayrıldığı, Yaşar'ın aracının uygulama noktasında durdurulduğu, sağ ön koltuk paspası üzerindeki poşette 51 paket AM-2201 içeren madde ele geçirildiği anlaşılan olayda; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; Yaşar'ın uyuşturucu madde satın almak amacıyla Ahmet'i aradığı, buluşma sonucu Yaşar'ın Ahmet'ten suça konu uyuşturucu maddeleri satın aldığı, Yaşar'ın Ahmet'e iftira atmasını gerektirecek sebep bulunmadığı, Ahmet'in üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun tüm unsurları ile sübuta erdiği gerekçesiyle Ahmet'in mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. 3. 12.09.2013 Tarihli Olay Yönünden Sanıklar Necati ve Feyyaz Hakkında İletişimin tespiti tedbiri, istihbari çalışma ve fiziki takip sonucu, sanıklar Necati, Feyyaz ve hakkında verilen beraat hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık ...'un aynı araçla birlikte İstanbul'a gittikleri, Tekirdağ'a dönüş yolunda Feyyaz'ın araçtan indiğinin ve aracın Tekirdağ istikametine doğru devam ettiğinin tespit edildiği, bu aşamada Feyyaz'ın yakalandığı ve iç çamaşırı içinde bulunan 1000 adet MDMA içeren hapı rızaen teslim ettiği, Necati ve Feyyaz'ın bulunduğu aracın uygulama noktasında durdurulduğu, başkaca suç unsuruna rastlanmadığı anlaşılan olayda; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; Feyyaz'ın suça konu uyuşturucu maddeleri satmak amacıyla satın aldığı, üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun tüm unsurları ile sübuta erdiği gerekçesiyle Feyyaz'ın mahkûmiyetine karar verildiği; Necati'nin suça konu uyuşturucu maddelerle ilgisinin olmadığı, atılı suçtan mahkûmiyetini gerektirici her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, ancak bu olaya ilişkin iddianame düzenlenmesinden önce hukuki kesinti olmaksızın işlediği iddia edilen başkaca suçlar yönünden iş bu ana dava dosyası ile birleştirilen 2014/76 Esas sayılı dosya kapsamının da değerlendirilmesi gerektiğine karar verildiği anlaşılmıştır. B. 2014/76 Esas Sayılı Birleşen Dava Dosyası Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesi uyarınca "gizli soruşturmacı görevlendirilmesi" ve aynı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca "teknik araçlarla izleme" koruma tedbirleri uygulanarak yürütülen projeli çalışmada: 1. 13.07.2013 tarihinde (Cesur-Necati), gizli soruşturmacılar ile Cesur arasında gerçekleşen diyalog sonucu, Cesur'un Necati'den uyuşturucu madde alıp satma teklifinde bulunduğu, gizli soruşturmacılardan para alarak tek başına Necati'nin evine gittiği, döndüğünde 1 paket MAM-2201 ve XLR-11 içeren maddeyi teslim ettiği; 2. 21.07.2013 tarihinde (Cesur-Necati), gizli soruşturmacılar ile Cesur arasında gerçekleşen diyalog sonucu, Cesur'un Necati'den uyuşturucu madde alıp satma teklifinde bulunduğu, gizli soruşturmacılardan para alarak tek başına Necati'nin evine gittiği, döndüğünde 3 paket esrar teslim ettiği; 3. 10.09.2013 tarihinde (Doğukan-Necati), Necati'ye ait ikamette bulunan Doğukan'ın ikamet önünde bekleyen şahıslara Necati'nin olmadığını, kendisinin yardımcı olacağını söylemesi üzerine Doğukan'dan 3 paket AM-2201 içeren madde satın alındığı; 4. 12.09.2013 tarihinde (Doğukan-Necati), Necati'ye ait ikamette bulunan Doğukan'ın uyuşturucu madde satma teklifi üzerine Doğukan'dan 4 paket AM-2201 içeren madde satın alındığı, Doğukan'ın suça konu uyuşturucu maddeleri Necati'ye ait ikametin bahçesinden alarak teslim ettiği; 5. 23.12.2013 tarihinde (Doğukan), Doğukan'ın uyuşturucu madde satma teklifi üzerine kendisinden 1 paket esrar satın alındığı olaylarda; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; Cesur ve Doğukan'ın üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarının tüm unsurları ile sübuta erdiği, Cesur yönünden 13.07.2013 tarihinde, Doğukan yönünden 10.09.2013 tarihinde satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurduklarının belirlendiği, suçların delillerinin elde edildiği, buna rağmen Cesur ve Doğukan'ın yakalanmayıp Cesur'dan 21.07.2013 tarihinde, Doğukan'dan 12.09.2013 ve 23.12.2013 tarihlerinde bir kez daha uyuşturucu madde satın alınmasının gizli soruşturmacıların görevi kapsamında olmadığı, gizli soruşturmacıların görevinin delil toplamak olduğu, bu görevi yerine getirirken başkalarını suç işlemeye azmettiremeyecekleri, daha fazla ceza almalarını sağlamak için suça yönlendiremeyecekleri, bu nedenlerle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle mahkûmiyetlerine karar verildiği; Necati'nin ise Cesur ve Doğukan tarafından satışı yapılan uyuşturucu maddeleri satmaları için Cesur ve Doğukan'a verdiği, suçlara konu uyuşturucu maddeleri satmak amacıyla evinde bulundurduğu, bu suretle üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği, Cesur ve Doğukan'a satmaları amacıyla değişik tarihlerde uyuşturucu madde verdiğinden 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç koşullarının oluştuğu gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. C. 2014/82 Esas Sayılı Birleşen Dava Dosyası Yönünden 1. 18.06.2013 tarihinde (Eyüp), ...'e ait ikamette bulunan Eyüp'ün uyuşturucu madde satma teklifi üzerine kendisinden 1 paket esrar satın alındığı; 2. 01.07.2013 tarihinde (Eyüp), ...'e ait ikamette bulunan Eyüp'ün uyuşturucu madde satma teklifi üzerine kendisinden 2 adet MDMA içeren hap satın alındığı; 3. 21.07.2013 tarihinde (Eyüp), Eyüp'ün uyuşturucu madde satma teklifi üzerine kendisinden 1 paket AM-2201 içeren madde satın alındığı; 4. 07.10.2013 tarihinde (...-Aytekin), soruşturma kapsamında daha önceki tarihlerde başkaca şahıslardan uyuşturucu satın alınmasına aracılık etmesi nedeniyle tanınan dosya dışı Semih'in ... ile birlikte olduğu sırada gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde temin etmeyi teklif ederek Aytekin'e yönlendirdiği, Semih ve ...'in sıkıntı olmadığını belirtmeleri üzerine ...'e ait ikamette bulunan Aytekin'in ikamete girdiği, Semih'in de gizli soruşturmacılardan aldığı para ile ikamete girdiği, bir süre sonra ...'in de ikamete girdiği, akabinde Aytekin, Semih ve ...'in birlikte ikametten çıktıkları, Semih'in Aytekin'den aldığı 1 paket AM-2201 ve XLR-11 içeren maddeyi teslim ettiği; 5. 08.10.2013 tarihinde (İlkay-Aytekin), Aytekin'in teklifi ve yönlendirmesi sonucu İlkay'dan 5 paket esrar satın alındığı; 6. 27.12.2013 tarihinde (İlkay), İlkay'ın gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde satma teklifinde bulunmasına karşın uyuşturucu madde temin edemediği, bunun üzerine yanında bulunan dosya dışı Sergen'e (İlkay'ın beyanına göre Tuncay'a) yönlendirmesi sonucu Sergen'den 1 paket esrar satın alındığı olaylarda; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; Eyüp ve İlkay'ın üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarının tüm unsurları ile sübuta erdiği, Eyüp yönünden 18.06.2013 tarihinde, İlkay yönünden 08.10.2013 tarihinde satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurduklarının belirlendiği, suçların delillerinin elde edildiği, buna rağmen Eyüp ve İlkay'ın yakalanmayıp Eyüp'ten 01.07.2013 ve 21.07.2013 tarihlerinde, İlkay'dan 27.12.2013 tarihinde bir kez daha uyuşturucu madde satın alınmasının gizli soruşturmacıların görevi kapsamında olmadığı, gizli soruşturmacıların görevinin delil toplamak olduğu, bu görevi yerine getirirken başkalarını suç işlemeye azmettiremeyecekleri, daha fazla ceza almalarını sağlamak için suça yönlendiremeyecekleri, bu nedenlerle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle mahkûmiyetlerine karar verildiği; ...'in 11.04.2013 ila 16.08.2013 tarihlerinde cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu, Eyüp'ün 18.06.2013 ve 01.07.2013 tarihlerinde ...'in evinde kaldığı, Eyüp'ün bu tarihlerdeki eylemleri ile ...'in ilgisi bulunmadığı, ancak 07.10.2013 tarihinde suça konu uyuşturucu maddeyi ...'in yeğeni olan Aytekin'e satması için verdiğinin sabit görüldüğü, bu nedenle ...'in üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun tüm unsurları ile sübuta erdiği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği; Aytekin'in 07.10.2013 tarihinde ...'den aldığı uyuşturucu maddeyi sattığı, 08.10.2013 tarihinde ise İlkay'ın satmış olduğu uyuşturucu maddeyi Aytekin'den temin ettiği, bu nedenle üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğinin kabul edildiği, 2013/218 Esas sayılı ana dosyaya konu 20.08.2013 tarihli olayda Aytekin'in suça iştirak ettiğinin kabul edilmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç koşullarının oluştuğu gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden 19.11.2014 tarihinde sanık müdafiine tefhim edilen ve 02.12.2014 tarihinde sanığa tebliğ edilen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 10.12.2014 tarihinde sanık müdafii ve 19.12.2014 tarihinde sanık tarafından temyiz edildiği, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği asıl kararın re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla; aynı Kanun’un 315 inci maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; "Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder." şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, ek kararlarda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görülmemiştir. B. Sanıklar Erdinç, Aytekin ve Necati Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Sanık ... hakkında sübutu kabul edilen 28.07.2013 tarihli eylem yönünden, sanığın savunmasının ana dava dosyasında müdafii olmaksızın alındığı (19.02.2014 tarihli celse); Sanık ... hakkında sübutu kabul edilen 20.08.2013 tarihli eylem yönünden, sanığın savunmasının ana dava dosyasında müdafii eşliğinde alındığı (19.02.2014 tarihli celse); ancak sübutu kabul edilen 07.10.2013 ve 08.10.2013 tarihli eylemler yönünden, sanığın savunmasının birleşen dava dosyasında müdafii olmaksızın alındığı (30.05.2014 tarihli celse), ana dava dosyasında bu eylemlere ilişkin savunmasının müdafii eşliğinde tekrar alınmadığı; Sanık ... hakkında ana dava dosyasına konu 12.09.2013 tarihli eylem yönünden sübut kabul edilmemekle birlikte, bu eyleme ilişkin savunmasının müdafii eşliğinde alındığı (19.02.2014 tarihli celse); ancak sanık hakkında sübutu kabul edilen 13.07.2013, 21.07.2013, 10.09.2013 ve 12.09.2013 tarihli eylemler yönünden, sanığın savunmasının birleşen dava dosyasında müdafii olmaksızın alındığı (07.05.2014 tarihli celse), ana dava dosyasında bu eylemlere ilişkin savunmasının müdafii eşliğinde tekrar alınmadığı anlaşılmakla; 1. 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihleri itibarıyla sanıkların üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafii tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, hüküm tarihinde, 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayinini gerektirdiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilerek sanıkların savunma hakkının kısıtlanması, 2. Sanıkların müdafi tayin edilerek müdafileri huzurunda usulüne uygun savunmaları alındıktan sonra, savunmaları ile tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun ve 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması, 3. Kabul ve uygulamaya göre ise; iddianamede sevk maddesi içerisinde yer almayan ve esas hakkındaki mütalaada bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin sanıklar hakkında uygulanması ihtimaline binaen sanıklara ek savunma hakkı verilmeden sanıkların cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, Hukuka aykırı görülmüştür. C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden 1. Yukarıda (B-1) ve (B-2) harfleri ile gösterilen bozma nedenlerine göre; sanıklar Erdinç ve Aytekin'e 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca zorunlu müdafi görevlendirilerek müdafileri huzurunda savunmaları alındıktan sonra, sanığın savunması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun sanıklar Erdinç ve Aytekin ile birlikte değerlendirilerek, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması, 2. Kabul ve uygulamaya göre ise; iddianamede sevk maddesi içerisinde yer almayan ve esas hakkındaki mütalaada bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin sanık hakkında uygulanması ihtimaline binaen sanığa ek savunma hakkı verilmeden sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, Hukuka aykırı görülmüştür. Ç. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden 1. Sanığın, temyiz dışı sanık ...'a 01.08.2013 tarihinde uyuşturucu madde verdiğini kabul etmemesi karşısında; fiziki takip tutanağı ve olay tutanağında isimleri yazılı, olayı gören ve vicdani kanaat oluşturacak sayıda tutanak mümzilerinin tanık olarak dinlenilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Sanığın iletişimin tespiti tedbirine konu hattı kendisinin kullanmadığını ve telefon görüşmelerinin kendisine ait olmadığını beyan etmesi karşısında; ses örneklerinin alınarak telefon görüşmelerinin sanığa ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, Hukuka aykırı görülmüş; 3. İddianamede sevk maddesi içerisinde yer almayan ve esas hakkındaki mütalaada bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin sanık hakkında uygulanması ihtimaline binaen sanığa ek savunma hakkı verilmeden karar verilmiş ise de; sanık hakkında tekerrüre esas alınan mahkûmiyetin 5237 sayılı Kanun'un 165 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi" suçuna ilişkin olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinde yapılan değişiklikle bu suçun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmış olup; tekerrüre esas alınan bu ilam nedeniyle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunduğu değerlendirilmiştir. D. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği; Mahkemenin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, suçun teşebbüs aşamasında kalmayıp tamamlandığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki hususlar dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. 1. 12.09.2013 tarihinde ele geçen uyuşturucu maddelerin, hakkında arama kararı bulunmayan sanığın üzerinde kaba üst yoklaması yapılması suretiyle bulunabilecek bir yer olmayan iç çamaşırında, rızaen teslim sonucu ele geçirildiği anlaşılmakla; aleyhinde yeterli delil bulunmadığı aşamada iç çamaşırında bulunan suça konu uyuşturucu maddeleri teslim ederek ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüş; 2. Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu değerlendirilmiştir. E. Sanıklar Cesur, Doğukan ve Eyüp Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gizli soruşturmacıların değişik tarihlerdeki satın alma fiillerinin suçları ve faillerini belirleyerek suç delillerini elde etmeye yönelik çalışmalar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, sanıklardan ikinci kez uyuşturucu madde alınmasının ayrıca suç oluşturmayacağı ve gerçek anlamda bir "alım - satım" söz konusu olmadığı, sanıkların hareketlerinin bütünüyle “uyuşturucu maddeyi satışa arzetme” suçunu oluşturduğu, dolayısıyla gizli soruşturmacılara yapılan uyuşturucu madde satışlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek yapılan incelemede: Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkânının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması halinde yetkili ve görevli mahkemece gizli soruşturmacı görevlendirilecektir. Dava konusu suçların, uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu, ancak örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar olmadığından; 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre gizli soruşturmacı görevlendirilmesi mümkün değildir. Yapılan soruşturma işlemleri kovuşturma kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre sonuç olarak; 1. Suçların sübutunun tespiti için sanıklardan uyuşturucu madde alma - temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar kolluk görevlisi iseler "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadıklarının sorulması, a. Adli kolluk görevlisi iseler 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmü de gözetilerek her bir olay yönünden alıcı görevli sıfatıyla duruşmada tanık olarak dinlenilip, sanıkların savunmaları ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun ve 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması, b. Adli kolluk görevlisi olmadıklarının tespiti halinde ise "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunamayacaklarından bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceği hususu gözetilerek sanıkların hukuki durumları tartışılmadan hüküm kurulması, Hukuka aykırı görülmüş; 2. İddianamede sevk maddesi içerisinde yer almayan ve esas hakkındaki mütalaada bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin sanık ... hakkında uygulanması ihtimaline binaen sanığa ek savunma hakkı verilmeden karar verilmiş ise de; sanık hakkında tekerrüre esas alınan mahkûmiyetin 5237 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "hırsızlık" suçuna ilişkin olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinde yapılan değişiklikle bu suçun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmış olup; tekerrüre esas alınan bu ilam nedeniyle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunduğu değerlendirilmiştir. F. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden 1. Sanık hakkında sübutu kabul edilen 08.10.2013 ve 27.12.2013 tarihli eylemler yönünden, sanığın savunmasının birleşen dava dosyasında müdafii olmaksızın alındığı (07.05.2014 tarihli celse) anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihleri itibarıyla sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, hüküm tarihinde, 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayinini gerektirdiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması, 2. Sanığın müdafi tayin edilerek müdafii huzurunda usulüne uygun savunması alındıktan ve gizli soruşturmacılar adli kolluk görevlisi iseler 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmü de gözetilerek her bir olay yönünden alıcı görevli sıfatıyla duruşmada tanık olarak dinlendikten sonra, sanığın savunması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması, Hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) harfi ile gösterilen bentte açıklanan nedenlerle Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2014 tarihli ve 2013/218 Esas, 2014/283 Karar sayılı ek kararlarında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle, ek kararların Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanıklar Erdinç, Kadir, Aytekin, Ahmet, Feyyaz, Cesur, Doğukan, Necati, Eyüp ve İlkay Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde gösterilen bentlerde açıklanan nedenlerle Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2014 tarihli ve 2013/218 Esas, 2014/283 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının, sanıklar Kadir, Aytekin, Ahmet, Feyyaz, Cesur, Doğukan, Necati ve Eyüp müdafileri ile sanıklar Erdinç, Aytekin, Doğukan, Necati ve İlkay'ın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, sanıklar Erdinç, Aytekin, Necati, Kadir, Ahmet, Cesur, Doğukan, Eyüp ve İlkay yönünden sair yönleri incelenmeksizin oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2023 tarihinde karar verildi.