4. Ceza Dairesi 2022/14625 E. , 2022/24913 K. "İçtihat Metni" KARAR Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanık ...'ın beraatine dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 26/10/2020 tarihli ve 2020/229 esas, 2020/469 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. İstem yazısında; Sanığın ... adlı internet sitesinde yaptığı 25/07/2015 tarihli paylaşımında, Cumhurbaşkanı ...'a yönelik olarak, "Pkk sizin o şizofren Cumhurbaşkanı'nız gibi sinirle hareket edip anlık tepkiler vermez...” şeklinde ifadeler kullandığı som
**4. Ceza Dairesi 2022/14625 E. , 2022/24913 K.** **"İçtihat Metni"** KARAR Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanık ...'ın beraatine dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 26/10/2020 tarihli ve 2020/229 esas, 2020/469 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. İstem yazısında; Sanığın ... adlı internet sitesinde yaptığı 25/07/2015 tarihli paylaşımında, Cumhurbaşkanı ...'a yönelik olarak, "Pkk sizin o şizofren Cumhurbaşkanı'nız gibi sinirle hareket edip anlık tepkiler vermez...” şeklinde ifadeler kullandığı somut olayda; Mahkemece, her ne kadar sanığın paylaşımında kullandığı ifadelerin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp ağır eleştiri kapsamında kaldığından bahisle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de; sanığın Cumhurbaşkanına hitaben kullandığı "şizofren” şeklindeki sözün incitici, küçük düşürücü ve Cumhurbaşkanının toplum içindeki saygınlığını zedeleyici mahiyette kullanıldığı ve hakaret vasfı taşıdığı gözetilmeden, sanığın mahkumiyeti yerine, yazılı şekilde beraatine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 05/08/2022 gün ve 94660652-105-33-435-2021-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunur." denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/04/2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14/11/1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.) İnceleme konusu somut olayda; Mahkemece, deliller değerlendirilip, sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturmadığı kabul edilerek beraat hükmü kurulduğuna göre, verilen bu karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, kanun yararına bozma isteminin, hakimlerin takdirine ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı'na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 08/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.