T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2286 Esas KARAR NO : 2025/2248 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2024/389 Esas (Derdest) TARİHİ: 25/11/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara kar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2286 Esas KARAR NO : 2025/2248 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2024/389 Esas (Derdest) TARİHİ: 25/11/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dilekçesinde özetle; Davalı-borçlu aleyhine mahkemeniz nezdinde açılan itirazın iptali davasında (Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/389 E. sayılı dosya ve 2024/390 E. sayılı dosyalar işbu 2024/389 E. sayılı dosyada birleşmiştir.) müvekkilinin daha fazla telafisi imkânsız zararlara uğramaması için öncelikle teminatsız mahkeme aksi kanaatte ise mahkemece takdir edilecek teminatın yatırılması ile ihtiyati haciz kararı verilmesini, dosyanın geldiği aşama itibariyle de görüldüğü üzere davalı şirketin müvekkiline borçlu olduğunu ve bu borçlar muaccel olmasına rağmen müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığı tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortada olduğunu, müvekkilinin ödemelerinin yapılmaması müvekkilini ticaretini bitirme noktasına getirmiş müvekkilinin ve işyerinin mahvına neden olduğunu ileri sürerek müvekkilinin fazlaya ilişkin her türlü hak, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/389 E. sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/11/2025 tarihli, 2024/389 sayılı ara kararında;"........Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde; davacı tarafça dosyaya ibraz edilen belgeler, alacağın varlığı, miktarı ve muaccel olduğuna dair yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Dosyanın ek rapor için bilirkişiye teslim edildiği, alacağın varlığı yönünden araştırmaya devam edildiği, miktara yönelik yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Para alacağı bulunması alacağın muaccel olması ve ödemeden kaçınılmış olması yönünde İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği kanaatine varılarak ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki karar verilmiştir. " gerekçesi ile, ''1-Şartları oluşmadığından ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen ara kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, kaldırılması ve ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, müvekkil Nilüfer ... tarafından davalı ... ... Kurye Hizmetleri Anonim Şirketinin Ege Bölgesi dağıtım, nakliye ve taşımacılık iş ve işlemlerinin yapıldığını, müvekkil tarafından taraflar arasındaki dağıtım, nakliye ve taşımacılık işi ilişkisinden kaynaklı hak ettiği alacaklara ilişkin olarak; -Kasım ayı hak edişlerine ilişkin olarak 30.11.2023 tarih ve ...numaralı 680.175,86-TL miktarlı fatura -Aralık ayı hak edişlerine ilişkin olarak 31.12.2023 tarih ve ... numaralı 640.134,40-TL miktarlı fatura-Ocak ayı hak edişlerine ilişkin olarak 31.01.2024 tarih ve ... numaralı 603.352,54-TL miktarlı fatura-Şubat ayı hak edişlerine ilişkin olarak 29.02.2024 tarih ve ... numaralı 497.492,68-TL miktarlı faturanın tanzim edildiğini, müvekkil tarafından takibe dayanak yapılan faturalara konu nakliye, dağıtım, yük taşımacılığı hizmeti eksiksiz olarak yerine getirilmesine rağmen ve yine davalı ile müvekkil arasındaki iş ilişkisinden kaynaklı düzenlenen ve icra takibine dayanak faturalara konu olan borçların vadesi geçmiş olmasına rağmen müvekkile ödeme yapılmadığını, ödeme yapılmaması üzerine taraflarınca davalı - borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı - borçlu tarafından işbu icra takiplerine sırf müvekkile olan borcunu ödemekten kaçınmak / ödemeyi geciktirmek için itiraz edilmiş olduğunu, işbu itirazların haksız, hukuka aykırı ve açıkça kötü niyetli olduğunu, Yerel mahkemece verilen kararın aksine ihtiyati haczin tüm şartlarının yerine gelmiş olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporunda davaya konu olan takibe konu edilen faturalardan dolayı müvekkilin davalı ... ... Kurye A.Ş'den alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bilirkişice müvekkilin alacağının varlığı konusunda tereddüt olmadığını, ancak hesaplama hatasından kaynaklı müvekkilin alacağının eksik hesaplandığını, Davalı tarafça sırf müvekkilin alacağını sürüncemede bırakmak için dosyaya acentelik sözleşmesi adı altında bir sözleşme sunulduğunu, ancak davalı tarafça mahkemeye sunulan acentelik sözleşmesindeki imzaların müvekkile ait olmadığını, işbu acentelik sözleşmesindeki imzaların müvekkile ait olup olmadığına ilişkin imza incelemesi yaptırılmış olduğunu, yerel mahkemeye sunulan bilirkişi raporundan da görüleceği üzere sözleşmedeki imzaların müvekkile ait olmadığının tespit edildiğini, söz konusu imzalar müvekkile ait olmadığından sözleşmenin müvekkili bağlayıcı bir tarafı bulunmadığını, 90 günlük vade vs söz konusu olmadığını, TBK ilgili hükümleri gereğince takibe dayanak faturalardaki borçların hizmetin yerine getirilmesi ve işin yapılması ile doğduğunu ve doğumu anında muaccel olduğunu, dosyaya sunulan belgelerin davalı - borçlunun müvekkile borçlu olduğunu ve bu borçlar muaccel olmasına rağmen müvekkile borcunu ödemediğini tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterdiğini, zira davalı - borçlunun müvekkile borçlu olduğunun sunulan belgelerle alacağı yaklaşık değil tam olarak ispatladığını, Taraflarınca yerel mahkemeye sunulmuş olan cari, hesap dökümlerinden de görüldüğü üzere davaya konu faturaların davalı - borçlu tarafça müvekkil lehine alacak olarak kaydedildiğini, işbu cari hesap dökümleri ile de sabit olduğu üzere müvekkilin davalı - borçludan işbu fatura miktarının çok çok üzerinde alacaklı olduğunun sabit olduğunu, yine taraflarınca yerel mahkemeye sunulan davalı - borçlu şirket çalışanı ... tarafından müvekkil şirkete iletilen mailde de 'acente hesap kesimi' adlı evraktaki alacak kısmında yazan 1.930.026,24-TL'lik miktarın müvekkil şirketin Aralık 2023 - Ocak / Şubat / Mart 2024 aylarındaki fatura alacağı olduğunun teyit edildiğini, davalı - borçlu şirket sahibi ... tarafından tüm acentelere iletilen mailde de ödemelerin yapılamadığı belirtilerek müvekkil şirketin alacaklı olduğunun da ikrar edildiğini, yine yerel mahkeme dosyasına sunulan teklif belgesinde de görüleceği üzere müvekkil şirketin davalı şirketten alacağı olduğunun sabit olduğunu, davalı şirketin hem borçlarını zamanında ödemeyerek müvekkilin ticaretini bitme noktasına getirmekte hem de açılmış olan icra takiplerine davalara rağmen müvekkili soktuğu zor durumdan da faydalanmaya çalışarak müvekkilin alacağı bedelden çok daha azına razı olmaya zorlamakta olduğunu, İşbu faturalar kesildiği anda taraflar arasındaki ... isimli ortak sisteme hakediş listesi adı altında giriş yapıldığını, ... sisteminin ... firmasının çalıştığı her şirketin kullanımına açılan ve her şirkete verilen özel şifrelerle giriş yapılan proaktif bir uygulama olduğunu, ... firması tarafından şirketlerin keseceği fatura miktarlarının KDV tevkifat miktarlarına varana kadar hak edilen meblağ üzerinden kesmesi talep edilen fatura bilgileri gönderildiğini, müvekkil şirketin bu bilgiler doğrultusunda faturaları tanzim ettiğini, faturaların ortak sisteme yüklendiğini ve karşılıklı kontrol sonrası her iki tarafın carisine işlendiğini, bu sistemi gösterir faturalar kesildiği anda bu sisteme yüklendiğini gösterir fotoğraflar ve video kaydının yerel mahkemeye sunulduğunu, görüleceği üzere davalı tarafın müvekkil şirkete borçlu olmasına rağmen borcunu ödemeyerek müvekkilin mahvına neden olmakla birlikte haksız ve kötü niyetli olarak alacaklarla ilgili yapılan icra takiplerine itiraz edilerek müvekkilin alacağı engellenmeye sürüncemede bırakılmaya çalıştığını,Davalı - borçlunun müvekkil şirkete borçlu olduğunun dosyaya imzaya ilişkin ve alacağa ilişkin bilirkişi raporları ile yine taraflarınca sunulan belgelerle ve bizzat davalı - borçlu şirket tarafından ikrar niteliğini taşıyan yazışmalarla cari hesap dökümleri ile sabit olmasına rağmen yerel mahkemece yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı yönündeki gerekçesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalıdan alacaklı oldukları davaya konu miktarın herhangi bir şekilde rehin yahut ipotek ile de teminat altına alınmadığını, mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde müvekkil şirketin telafisi imkansız olan zararlara uğrayacağını, öyle ki müvekkil şirketin iflasın eşiğine geleceğini, Açıklanan nedenlerle teminat altına alınmamış olan alacakları için İİK'nın 257 maddesinin aradığı şartların gerçekleştiğini, bu durum karşısında yerel mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinin müvekkilin mahvına neden olacağını, yerel mahkemece verilen işbu ara kararın açıkça hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, faturaya dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece, İhtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.Somut olaya döndüğümüzde, mahkemece 18/11/2025 tarihli duruşma ara kararı ile; Önceki celse ara kararda belirtilen hususlar ve taraf vekillerinin ek rapora ilişkin itirazları ile bilirkişinin rapordan sonra sunduğu 16/07/2025 tarihli beyan dilekçesi dikkate alınarak önceki bilirkişi ..ı tarafından hazırlanan rapordaki çelişkinin neyden kaynaklandığının belirtilerek hükme ve denetime elverişli olacak şekilde yeniden ek rapor alınmasına, karar verildiği ve bilirkişinin ek raporununu ibraz etmediği, buna göre dosyaya ibraz edilen belgeler alacağın varlığı, miktarı ve muaccel olduğuna dair HMK'nın 390/3 maddesine göre karar tarihi itibariyle yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, ara karar tarihi itibariyle İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.