11. Hukuk Dairesi 2023/1097 E. , 2024/4785 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1353 Esas, 2022/1758 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2018/233 E., 2018/450 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi
**11. Hukuk Dairesi 2023/1097 E. , 2024/4785 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1353 Esas, 2022/1758 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2018/233 E., 2018/450 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Tekirdağ 2. İcra Müdürlüğünün 2018/5943 E. sayılı dosyası ile başlattığı icra takibinde 120.000,00 TL bedelli, üzerinde nakden yazan, 10.04.2015 tanzim tarihli bonoyu borcun sebebi gösterdiğini, müvekkilinin bu tarihte böyle bir para almasının açıklaması bulunmadığını, davalının müvekkilinin eski eşinin annesi olduğunu, anılan tarihin davacının eşi ile arasının açık olup evden uzaklaştığı döneme tekabül ettiğini, bir kimsenin boşanmakta olan kızının kocasına para vermesinin mantık sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceğini, bononun uzun yıllan önce müvekkilinin kandırılması sonucu boş imzalatıldığını, boşanma sonrası kötü niyetle doldurulduğunu ileri sürerek davacının 120.000,00 TL borçlu olmadığının tespitini, Tekirdağ 2. İcra Müdürlüğünün 2018/5943 E. sayılı icra takibinin iptalini, kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; boş bırakılan yerlerin anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddianın davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesinin kabul edildiğini ileri sürerek davanın reddini, %20 oranından az olmamak üzere tazminatın tahsilini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bononun bağımsız borç ikrarını içerdiği, bir illete bağlı olmaksızın sebepten mücerret olduğu, kural olarak senedin bedelsizliğini ileri sürenin ispatlaması gerektiği, bononun yasada öngörülen zorunlu şekil şartları dışında diğer kısımların boş olarak doldurulup düzenlenebileceği, tedavüle çıkarılırken doldurulmuş olması halinde doldurulan kısımların anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği, dosya kapsamı itibariyle davacının bononun anlaşmaya aykırı düzenlendiği ve borcun bulunmadığı yönündeki iddiasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinde senetle ispat zorunluluğuna istisnalar getirildiği, bu istisnalardan birinin aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ile damat arasındaki işlemlerde senetle ispat zorunluluğunun bulunmadığının ifade edildiği, bu fıkrada sayılan kişilerin kendi aralarında yaptıkları işlemleri senede bağlamış iseler bu durumda yakın akrabalık ilişkisi bulunsa bile iddialarını ancak yazılı delillerle ispatlanabileceği, dava konusu uyuşmazlıkta tarafların damat- kaynana hısımlılık ilişkisi varsa da icra takibine dayanak senedin kambiyo senedi olan bono olmasından dolayı davacının iddialarını yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, icra takibinde vezneye yatan paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine dair 20.06.2018 tarihli ihtiyati tedbir kararı verildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince davanın alacaklı lehine bittiği ve alacaklının alacağına kavuşmasının tedbir yoluyla geciktirildiği, tazminat talebinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın reddine, 24.000,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin böyle bir para almadığını, borcu kabul etmediğini, boşanma arifesindeki davacının kayınvalidesinden böyle büyük bir miktarı elden almasının mantık sınırları dahilinde düşünülemeyeceği, bononun uzun yıllar önce kandırma suretiyle ve boş olarak imzalattırıldığı, delil başlangıcının bulunması halinde tanık dinlenebileceği ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Kanun’un 200 üncü maddesi gereğince senetle ispat zorunluluğu bulunduğu, aynı Kanun’un 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği eski kayın valide ve eski damat arasında görülen davada senede bağlanan alacak mevcut olduğundan senetle ispat kuralı geçerliliğini devam ettirdiği, dava konusu bononun kanuni şartları taşır vaziyette davacı keşideci tarafından imzalanarak nakden kaydı ile usule uygun olarak düzenlenip davalıya verildiği, senette mücerretlik ilkesinin geçerliliği karşısında davacının, davalının kızı olan dava dışı kişi ile arasındaki boşanma davasının varlığının işbu senedin düzenlenmesine mani nitelikte olduğunu ileri süremeyeceği, imza inkârında bulunulmadığı gibi senedin verilme sebebine ve senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğuna dair davacının soyut iddialarının bulunduğu, davacının bononun bedelsiz kaldığını yazılı delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin böyle bir para almadığını, borcu kabul etmediğini, boşanma arifesindeki davacının kayınvalidesinden böyle büyük bir miktarı elden almasının mantık sınırları dahilinde olamayacağını, bononun uzun yıllar önce kandırma suretiyle ve boş olarak imzalattırıldığı, ticaretle uğraşmayan müvekkilinden basiretli bir tacir gibi davranmasının beklenemeyeceğini, delil başlangıcının bulunması halinde tanık dinlenebileceği ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 203 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Her ne kadar davacı dava dilekçesinde tedbir talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince de 20.06.2018 tarihli kararla “Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin 18.000,00 TL teminat yatırıldığı takdirde veya 18.000,00 TL değerinde kesin ve süresiz teminat mektubu sunulduğu takdirde Tekirdağ 2. İcra Dairesi'nin 2018/5943 İcra sayılı dosyasında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine” yönünde karar verilmişse de 19.10.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında davacının ihtiyati tedbir talebinin %15 teminat ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin karar verildiği, teminat şartının yerine getirilmediğinin anlaşıldığı hususu tutanağa bağlanmış, dosyaya fiziken gönderilen Tekirdağ 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/5943 E. sayılı dosyası içinde de tedbir kararının işleme konulduğuna dair bir belgeye rastlanmamıştır. Bu durumda 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç aldığından söz edilemeyeceğinden anılan fıkra uyarınca davalı yararına tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.