T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/723 Esas KARAR NO: 2026/19 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2022/1 Esas- 2022/959 Karar TARİH:24/11/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/723 Esas KARAR NO: 2026/19 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2022/1 Esas- 2022/959 Karar TARİH:24/11/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin toptan kumaş ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, davalı şirket ile arasında ticari ilişki bulunduğunu, cari hesap dökümüne göre davalı şirketin müvekkili şirkete 162.197,06 TL tutarında borcunun bulunduğunu, davalının cari hesap alacağı olan 162.197,06 TL'yi ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının, başlatılmış olan icra takibine dayanak göstermeksizin müvekkili şirkete karşı herhangi bir borcu olmadığını ileri sürerek haksız bir biçimde kötü niyetle takibe itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile davalının müvekkili şirkete ödemekle yükümlü olduğu alacak miktarının açıkça ortaya konulacağını, takip konusu alacağın likit durumda olduğunu, davalı tarafın alacağın gerçek miktarını belirlemek için gerekli tüm unsurları bildiğini, buna rağmen haksız ve kötü niyetli olarak takip konusu alacağa itiraz ettiğini, bu nedenle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı tarafın ticari ilişki içerisinde olduğunu, davacı tarafın alacaklı olduğunu iddia ettiği cari hesap ilişkisine dair müvekkili tarafından yapılan ödemeler mevcut olduğunu, ödemelerin bir kısmının çek ile bir kısmının nakit ve bir kısmının banka kanalı ile havale/EFT olarak yapıldığını, müvekkilinin ... numaralı ... Bankası hesabından davacı tarafın ... iban numaralı hesabına yapılan ödemeler olduğunu, bunun yanı sıra müvekkili şirketin yetkilisi... tarafından ...bank ... Şubesi ... iban numaralı hesaptan 06/11/2020 tarihinde davacı tarafın ... iban numaralı hesabına 5.000,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin keşidecisi olduğu hamiline yazılı ...bank ... Şubesine ait ... seri nolu 40.000,00 TL bedelli çek, ... seri nolu 40.000,00 TL bedelli çek, ... seri nolu 40.000,00 TL bedelli çek, ... seri nolu 40.000,00 TL bedelli çek, ... seri nolu 55.000,00 TL bedelli çek, ... seri nolu 55.000,00 TL bedelli çek, ... seri nolu 55.000,00 TL bedelli çek, ... seri nolu 55.000,00 TL bedelli çekin davacı tarafa ödeme amacıyla verildiğini, davacıya verilen bu çeklerden ... seri nolu 40.000,00 TL bedelli çekin 04/08/2020 tarihinde, ... seri nolu 40.000,00 TL bedelli çekin 16/07/2020 tarihinde, ... seri nolu 40.000,00 TL bedelli çekin 17/08/2020 tarihinde müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından takas tahsil işlemine istinaden ...bank'a ödendiğini, davacı tarafın, teslim aldığı ve ödemesi banka yoluyla yapılan bu 3 çeki cari ekstresine işlemediğini, bu hususun davacı tarafın kötüniyetli hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, takibin dayanağı olan cari ekstrede ..., ..., ..., ..., ... seri nolu ...bank ... Şubesine ait sırasıyla 40.000,00 TL, 55.000,00 TL, 55.000,00 TL, 55.000,00 TL, 55.000,00 TL bedelli çeklerin yer aldığını, işbu çek bedelleri müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından davacıya nakden ve peşinen elden ödenmiş olup çeklerin davacıdan iade alındığını, davacı tarafın bu çeklerin ödenmediğine ilişkin kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin yetkilisinin, işbu çeklerin ödemesini yaparak davacı taraftan teslim aldıktan sonra kullandığını, bahsi geçen 5 çeki keşide tarihlerini yeniden düzenleyerek paraflamak suretiyle ...Şirketi'ne borcuna karşılık olarak teslim ettiğini, çeklerin bedellerinin tahsil edilmeden iade edildiğine dair ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, çeklerin müvekkili şirkette bulunmasının borcun ödendiğine dair karine teşkil ettiğini, davacı tarafa teslim edilen 8 adet çeke dair davacı şirket çalışanı ... Bey'in ... numaralı telefonundan Whatsapp yazışmaları yapıldığını, müvekkilinin yaptığı ödeme miktarları ve davacı tarafın alacaklı olduğunu iddia ettiği miktar karşılaştırıldığında, müvekkilinin davacı taraftan alacaklı olduğunun görüleceğini, davacı taraf müvekkilininden alacaklı olmadığı gibi müvekkiline borçlu olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa ödemelerini yapmasına rağmen davacı tarafın kötüniyetli olarak müvekkilinin aleyhine icra takibi başlattığını, iş bu haksız icra takibi sebebiyle müvekkilinin haciz tehdidi altında kaldığını, yasal süresi içerisinde itiraz edilmesi üzerine haksız ve hukuka aykırı olarak başlatılan takibin durdurulduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarındaki farkın 162.197,06 TL + 97.802,94 TL =260.000,00 TL olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinde davalıdan 380.000 TL bedelli çek tahsilatı yapıldığı ve bu çeklerden 260.000 TL tutarındakilerin davalıya iade edildiğine dair kayıt olduğu, davacının 120.000 TL tutarlı üç adet çeki ise tahsil ettiği, ispat yükünün, toplam 260.000 TL tutarlı çekleri davalıya iade ettiğini kabul eden davacıya geçtiğini, çeklerin iade edilmesi ile bedellerinin haricen ödendiğine dair davalı lehine bir karine oluştuğu, bu karinenin aksinin ancak yazılı delile ispat edilebileceği, davacı tarafından çeklerin ihtirazi kayıtla iade edildiğine dair yazılı bir belge sunulmadığı ve yemin deliline başvurulmayacağına dair beyanı da nazara alındığında davacının, davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Yerel Mahkeme tarafından yapılan yargılamada tarafların ticari defterlerinin incelendiği ve her iki tarafın ticari defterleri arasındaki tek farkın, davacı şirketin davalı ile süregelen ticareti nedeniyle, herhangi bir bedel almaksızın, ticari itibarının zedelenmemesi adına davalıya iade ettiği 260.000 TL bedelli çeklerle ilgili olarak, davalının defterlerine yaptığı hatalı kayıttan kaynaklandığı, ödeme amacıyla verilmiş olan çeklerin, vadesinde ödenme imkanı bulunmaması karşısında, çek yaprağına yönelik karşılıksızdır işlemi yapılarak ticari itibarın zedelenmemesi adına, bankada işlem görmeden önce hamilinden iadesinin istenmesi ve değiştirilmesinin ticari hayatta oldukça sık karşılaşılan bir durum olduğu, Yerel mahkeme tarafından neredeyse ticari teamül haline gelmiş bu durum göze alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davalının çek bedellerinin elden ödendiği iddiasının maddi gerçeğe aykırı olduğu, gerçekleşmeyen bir olayın ispatının da mümkün olmadığı, bilirkişi raporunda da bahsedilmiş olduğu üzere, ilgili çeklerin teslimi sonrasında davalının borcunun icra takibinde talep edilen 162.197,06 TL'ye ulaştığı, davalının ise borcu 162.197,06 TL olmasına rağmen 260.000,00 TL ödediğini iddia ettiği, sırf bu hususun dahi davalının iddiasının maddi gerçeklerle uyuşmadığının açık delili olduğu, bu nedenlerle Yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, ticari defterleri ile dosya kapsamı üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, cevaba cevap ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; takip tarihi itibariyle davacının usulüne uygun şekilde tuttuğu ticari defterine göre davalıdan 162.197,06 TL alacaklı, davalının usulüne uygun şekilde tuttuğu ticari defterlerinde ise davacıdan 97.802,94 TL alacaklı olduğu, aradaki toplam fark olan 260.000 TL tutarında çekin ifa uğruna davacıya verildiği ve davacı tarafından da davalıya iade edildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davalının çekleri, bedellerini nakden ve haricen ödeyerek iade aldığını, davacının ise çeklerin karşılıklıksız işlemine maruz kalmaması maksadıyla davalıya iade edildiği ve karşılıklarının nakden ödenmediğini iddia ettiği, TBK'nın 103. maddesinde, borcu ödeyen borçlunun, buna ilişkin borç senedinin geri verilmesini veya iptalini talep edebileceği, 104. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, borç senedi borçluya geri verilmişse borcun sona ermiş sayılacağına dair düzenlemenin yer aldığı, buna göre davacı tarafından bankaya ibraz edilmeksizin davalıya iade edilen çek bedellerinden daha az miktardaki borcun sona erdiğine dair davalı lehine yasal karinenin oluştuğu, Mahkemece de açıklandığı üzere, davacının söz konusu karinenin aksini ispata yarar bir delil sunmadığı, yasal karinenin aksine dair bir ticari teamülün ise kabul edilemeyeceği, bu sebeple Mahkemece davanın reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.