T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/748 - Karar No:2025/1284 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/748 KARAR NO : 2025/1284 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/06/2023 NUMARASI : 2023/25 E-2023/445 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR T…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/748 - Karar No:2025/1284 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/748 KARAR NO : 2025/1284 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/06/2023 NUMARASI : 2023/25 E-2023/445 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/12/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan anlaşma neticesinde müvekkili şirketin ... adresindeki ... içerisinde bulunan tenis kortlarının idari bina, cafe ve seyir terasının yapımı ve mevcut tenis kortları bakımından yapım ve brandalarının yenilenme işini yaptığını, iş karşılığında davalı şirkete faturalar kesildiğini, işin bitimi sonrasında müvekkili tarafından yapılan işler için kesilen faturalardan kaynaklı alacak tahsil edilmediği için davalının yazılı ve sözlü olarak ihtar ihtar edildiğini, ihtarlardan bir sonuç alınamayınca davalı şirket aleyhine Ankara 4. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6348 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalı şirket tarafından bahsi geçen icra dosyasına yapılan itiraz neticesinde arabuluculuk sürecine başvurulduğunu, anlaşma sağlanmaması üzerine Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 Esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklar saklı tutarak 20.000,00 TL dava değeri üzerinden itirazın iptali davası açıldığını, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 Esas sayılı dosyasında devam eden yargılama sırasında mahkemece yapılan keşif ve aldırılan bilirkişi raporu uyarınca müvekkil şirket alacağının 150.603,16 TL olduğunun tespit olduğunu, bu aşamada müvekkil şirket tarafından 130.603,16 TL bakiye bedel üzerinden Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/201 Esas sayılı dosyasında ek dava ikame edildiğini ve bu dosya Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 Esas sayılı dosyasında birleştirildiğini, birleşme sonrasında mahkemece asıl dava yönünden müvekkil şirketin haklı bulunarak asıl davayı kabul ettiğini, birleşen dava yönünden bakiye 130.603,16 TL'lik kısım için açılan davanın itirazının iptali davası olması nedeniyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete kesilen faturaların ticari defterlere işlendiğini, müvekkili şirketin alacağının davalı şirket yetkilisi tarafından da kabul edildiğini ancak borcun ödenmediğini, işlere ilişkin bir kısım fotoğrafları dilekçe ekinde sunduklarını belirterek, 130.603,16 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; taraflar arasında 01.09.2019 tarihinde bir eser sözleşmesi imzalandığını, iş bu sözleşmede davacı tarafın müvekkil şirket için tenis evi, dış bağlantıları, tratuvar, giriş, 3'lü kort PE branda değişimi, seyir terası ve 5'li ekkort ek işlerinin yapımını üstleneceğinin düzenlendiğini, son teslim günü ve tutarların sözleşmede kararlaştırıldığını, davacı tarafça yerine getirilecek olan bu edimlerin, sözleşmede kararlaştırılan günde tam olarak bitirilememiş olduğunu, bu zamana kadar yapılan edimlerin de eksik ve hatalı yapıldığını, eksik ve ayıpların müvekkili tarafından e-mail ile davacıya bildirildiğini, işin süresi içerisinde akdedilen sözleşme kapsamında eksiksiz, kusursuz, ayıpsız bir şekilde yerine getirilen tüm edimlerin ücretinin ödendiğini, fakat davacı tarafça son ödemelerin neden yapılmadığı bilinmesine rağmen mahkeme nezdinde bu davanın açıldığını, karşı tarafın Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 Esas sayılı dosyasına atıf yaparak müvekkilinin davacı şirkete borçlu olduğu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, zira Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dava kapsamında istinaf itirazlarının- hatalı bir şekilde tanzim edilen bilirkişi raporlarının hükme esas alınması, mahkemece yapılan incelemenin yetersiz olması, itirazlarının değerlendirilmemesi- bulunduğunu ve dosyanın henüz kesinleşmediğini, bilirkişi raporunun takdiri delillerden olup, daha önce açılan kısmi davada alınan bilirkişi raporunun bağlayıcılığından söz edilemeyeceğini (Yargıtay (kapatılan) 15.HD'nin 2017/2403 E- 2017/4270 K sayılı ilamı) belirterek, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın usulden reddine, aksi taktirde ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı vekilinin, davalı ile yapılan anlaşma gereği tenis kortları, idari bina, cafe ve seyir terasının yapımı ile mevcut tenis kortlarının bakımlarının yapım ve brandalarının yenilenme işini yaptıklarını, kesilen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Ankara 4. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6348 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 Esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 20.000,00 TL yönünden itirazın iptali davası açıldığı, bilirkişi raporu ile alacağın 150.603,16 TL olarak tespit edilmesi üzerine bakiye 130.603,16 TL yönünden Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/201 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali talebi ile açılan davanın Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, yargılama sonucu asıl davanın kabul edilip birleşen davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, kararın kabul edilen kısmı yönünden kesinleştiği ileri sürerek bakiye kısım için eldeki davanın açıldığı hususunun belirtildiği , davalı vekilinin, asıl davanın istinaf aşamasında olup davacı ile aralarında 1.9.2019 tarihli eser sözleşmesi imzalandığı ancak davacının işleri eksik, kusurlu ve ayıplı olarak yapması nedeniyle sözleşme gereği hakedişlerinden kesinti yapıldığı, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden alınan raporun hatalı olduğu ve kendilerini bağlamayacağı, zamanaşımının dolduğu belirtilerek davanın reddinin talep edildiği, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek davalı vekilinin zamanaşımı itirazının kabul edilmediği, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/653 Esas sayılı dosyasının istinaftan döndüğü kararın kesinleştiği ve dosyanın celp edilerek incelendiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacı defterlerine göre alacağın 161.798,16 TL olduğu, davalı defterlerinde bu miktarda borcun göründüğü ve defterlerin birbirini doğruladığı, davacının montajını yaptığı brandalardaki yamalar nedeni ile branda bedelinden %5 nefaset kesintisinin yapıldığı, kortun farklı noktalarındaki su akıntıları nedeniyle de 5.000,00 TL nefaset kesintisinin yapıldığı sabit olup, Ankara BAM 31. Hukuk Dairesinin 2022/653 E- 2023/476 K sayılı ilamı ile alınan bilirkişi raporunda ayıbın niteliği belirtilmemiş ise de, davalı tanıklarınca brandalar getirildiğinde bir kısmının yırtık olduğunun derhal bildirildiğinin beyan edilmesi nedeni ile ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü ile taraf defterlerinin de örtüşmesi nedeniyle nefaset uygulanarak hak edilen iş bedelinin hesaplanmasında hata görülmediği tespit edilip kararn bu yönüyle kesinleştiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacı ile müvekkili şirket arasında 01.09.2019 tarihinde eser sözleşmesi imzalandığını ve davacı tarafın müvekkili şirket için tenis evi, dış bağlantıları, tratuvar, giriş, 3'lü kort PE branda değişimi, seyir terası ve 5'li ek kort ek işlerinin yapımını üstlendiğini, son teslim günü ve tutarların sözleşmede kararlaştırıldığını ancak davacı tarafça vaadedilen bazı iş ve işlemlerin hiç yapılmadığını, yapılan iş ve işlemlerin eksik, hatalı ve ayıplı yapıldığı gibi sözleşmede kararlaştırılan sürelerde teslim edilmediğini, müvekkili şirketçe ayıplı ve geç teslim edilen ürünlerde nefaset indirimi ve hakediş kesintisi yapılarak ödeme yapıldığını, bunun üzerine davacının, Ankara 4. İcra Dairesi'nin 2020/6348 sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetle icra takibi başlattığını, takibe itiraz edilmesi üzerine Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine itirazın iptali davası açıldığını, aynı zamanda davacı tarafından 28.03.2022 tarihinde ek dava açılmış olup anılan ilk derece mahkemesi dosyası ile birleştirildiğini, yagrılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verildiğini, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 2022/653 E- 2023/476 K sayılı kararıyla kesinleştiğini, işbu davanın, müvekkili şirket ile davacı taraf arasındaki yapım işine karşılık olarak davacı tarafından müvekkiline kesilen faturaların ödenmediği iddiasıyla, yukarıda bildirilen dava sürecinin akabinde ikame edildiğini, davacı tarafça yerine getirilecek olan edimlerin, sözleşmede kararlaştırılan günde tam olarak bitirilmemiş olup, bu zamana kadar yapılan edimlerin de yarım yamalak, eksik ve hatalı yapıldığını, işbu eksiklikler ve hataların müvekkili tarafından davacı tarafa e-mail gönderilerek bildirildiğini, yapılan yazışmalarda da görüleceği üzere sözleşmede kararlaştırılan son gün geçmesine rağmen müvekkili tarafından bu durumun hoşgörüyle karşılandığını, sadece tamamlanan işlemler için ödeme yapılacağının, diğer ödemelerin iş bitiminde yapılacağının davacı karşı tarafa söylendiğini, buna rağmen davacının, sözleşmede kararlaştırılan işlemleri zamanında ve verilen sürede bitirmediğini, müvekkili şirketin de işbu nedenle işi kabul etmediğini, mahkemece gerekli araştırmalar yapılmadan sadece bir başka dosya kapsamında alınan bir bilirkişi raporuna dayanılarak, dosyanın karara çıkarıldığını, bu durumun hukukilikten yoksun ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arasındaki ana sözleşmenin 8.maddesinin "b" bendine göre, iş sahibi, işlerin eksik, kusurlu veya ayıplı olmasının tespiti durumunda, belirlenecek maddi bedeli yüklenicinin hakedişinden kesebilecek olup, tarafların işbu sözleşmeyi aralarında mutabık kalarak imzaladığını, müvekkilinin de, işbu maddeye dayanarak eksik ve hatalı yapılan işi yüklenicinin hakedişinden kestiğini, yine sözleşme uyarınca eksik, hatalı ve kusurlu yapımlarda işverenin hakedişten kesinti yapabileceğini, nitekim bu kesinti yapabilme hakkının sadece aralarında imzalamış oldukları sözleşmeden de değil, aynı zamanda emsal Yargıtay kararlarından da doğduğunu ve bu durumun hem hukuka hem de hakkaniyete uygun olduğunu (Yargıtay (kapatılan) 15. H.D.'nin 2018/2922 E- 2019/1003 K, 2010/7058 E- 2011/7049 K, 2020/230 E- 2020/1103 K sayılı ilamları), aynı sözleşmenin "Sözleşmenin Feshi" başlığı altında düzenlenen 21.1.2. maddesinden de anlaşılacağı üzere, işin süresinde ve gereği gibi yapılmaması durumunda iş sahibinin fesih hakkı bile bulunurken, müvekkilinin iyi niyetiyle sadece, yükleniciye ihbarda bulunduğunu ve işin süresi içerisinde yapılması gerektiğinin hatırlatıldığını ancak müvekkilinin, ortadaki ağır kusur ve ayıba rağmen, sözleşmeyi feshetmediğini, sadece yüklenicinin hakedişinden kesinti yapıldığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında eksiksiz, kusursuz, ayıpsız bir şekilde yerine getirilen tüm edimlerin ücretinin, müvekkili şirketçe zamanı geçirilmeden ödendiğini, fakat davacı tarafça son ödemelerin neden yapılmadığının bilinmesine rağmen dava açıldığını, davalı şirketçe yerine getirilen işlemlerin hem hatalı, hem de sözleşmede kararlaştırılan tarihten sonra ifa edilmiş olup, işi kabul etmeyen müvekkilinin ise, işbu nedenlerle son ödemeleri yapmaktan imtina ettiğini, dava dilekçesindeki "davalı şirkete faturalar kesilmiş, alacak ticari defterlere işlenmiş, müvekkil şirketin alacağı davalı şirket yetkilisi tarafından da kabul edilmiş ancak borç ödenmemiştir." iddiasının bulunduğunu, mahkemece malum görüldüğü üzere ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre; faturaların ticari defterlerde kayıtlı olması veyahut faturaya itiraz edilmemiş olmasının faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin kabulü anlamına gelmeyeceğini (Yargıtay 11. H.D.'nin 05.05.2005 tarih ve 2004/7832 E- 2005/4738 K, Yargıtay 19. H.D.'nin 18.06.2013 tarih ve 2012/13790 E- 2013/11317 K sayılı ilamları), müvekkilinin, yapılması gereken işlemlerin zamanında yapılmamış olması, yapılanların da eksik ve ayıplı yapılmış olması nedeniyle hakedişten kesinti yaptığını, bu durumun hiçbir şekilde alacağı kabul anlamına gelmediğini, nitekim karşı tarafın bu yöndeki beyanlarının da yalnızca soyut iddialardan ibaret olduğunu, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen itirazın iptali davası kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda %5 nefaset kesintisi hesaplandığını ancak nefaset kesintisinin, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mahkemece de malumu olduğu üzere TBK'nın 360.madde hükmüne göre yapılmakta olup, işbu oranın belirlenmesi açısından belirli bir kıstas olmaması sebebiyle, davanın açıldığı yıllara göre farklılık gösterebileceğini, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun, 2020 tarihinde tanzim edildiğini, dava kapsamında nefaset oranını belirlemek ve hükme esas alabilmek için yeni bir bilirkişi raporu tanzim edilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesi tarafından bu yola başvurulmadığını ve bu durumun açıkça kanuna ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun takdiri delillerden olup, bu nedenle daha önce açılan kısmi davada alınan bilirkişi raporunun bağlayıcılığından söz edilemeyeceğini (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/15-2007/614 Esas ve 2007/696 Karar, Yargıtay 15. H.D.'nin 2017/2403 E- 2017/4270 K sayılı ilamları) ancak ilk derece mahkemesince dosyanın, daha ön inceleme duruşmasında, gerekli hiçbir araştırma yapılmaksızın, yalnızca önceki davada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, eksik ve hatalı olarak karara çıkarıldığını, ispat yeterliliğine sahip olmayan bir bilirkişi raporuna dayanılarak dosyanın karara çıkartılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, yerleşik yüksek mahkeme içtihatlarına da aykırı olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizin 25/06/2025 tarih ve 2023/924 Esas- 2025/743 Karar sayılı geri çevirme kararı gereğince mahkemece Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/510 Esas sayılı dosyasının temin edilerek istinaf incelemesi için dosya Dairemize gönderilmiştir. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davacı tarafça bakiye alacağından kesinleşen dosyadaki eksik ve ayıplar düşülerek talepte bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 8.921,50 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL + 1.960,53 TL olmak üzere toplam 2.230,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.691,12 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır