11. Hukuk Dairesi 2011/3772 E. , 2012/10201 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi (Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi) Taraflar arasında görülen davada İstanbul 46. Asliye Ticaret (Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi) Mahkemesi’nce verilen 25/11/2010 tarih ve 2008/229-2010/452 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor di…
**11. Hukuk Dairesi 2011/3772 E. , 2012/10201 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi (Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi) Taraflar arasında görülen davada İstanbul 46. Asliye Ticaret (Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi) Mahkemesi’nce verilen 25/11/2010 tarih ve 2008/229-2010/452 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline sigortalı kumaş emtiasının Almanya'ya nakledilmek üzere İstanbul Atatürk Havalimanında davalı şirket deposunda bulunduğu sırada, 24.05.2006 tarihinde meydana gelen yangında tamamen yanarak zayi olduğunu, sigorta bedelinin ödendiği, davalının sorumlu olduğunu, müvekkilinin tazminat miktarı kadar zarar sorumlularına rücu hakkı bulunduğunu, yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yangının DHMİ denetiminde olan sundurmada meydana geldiğini, kusurları bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, sigortalı emtianın Lufthansa Cargo A.G. tarafından Almanya'ya nakledilmek üzere davalının antreposunda iken meydana gelen yangında zayi olmakla olayda uygulanması gereken hükümlerin, Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme (Varşova Sözleşmesi) ile bu sözleşmeyi değiştiren Lahey Protokolü olduğu, Varşova / Lahey Konvansiyonunun 1. maddesi ve aynı Sözleşmenin, 18 /1-2 maddeleri uyarınca yangının hava yolu taşıması sırasında meydana geldiği, yangında ziya olan emtia davalı tarafından, hava taşıyıcısına teslim edilmek üzere antrepoya alınmış olup, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı hava taşıyıcısının adamı niteliği taşıdığı, Lahey Protokolü'nün XIV maddesi ile sözleşmeye eklenen 25 A maddesi uyarınca, taşıyıcının temsilcisi veya adamlarına karşı dava açılması mümkün bulunduğu, ancak anılan Sözleşmenin 20.maddesine göre ve Borçlar Kanunu'nun 41. maddesi hükmüne göre, emtianın zarara uğramasına neden olan yangın, davalı antreposu dışında meydana gelmiş ve hızla yayılarak antrepoya da sirayet ettiği, davalının zararı tazmin yükümlülüğü bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalıya teslim edildiği iddia edilen emtianın, yangına dayalı olarak antrepoda hasar görmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece meydana gelen hasardan davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda, taraflar arasında, davacıya sigortalı bulunan ait emtianın Almanya'ya gönderilmek üzere, davalının işlettiği Atatürk Hava Limanında bulunan antrepoya bırakıldığı ve emtia burada iken çıkan yangın nedeniyle emtianın yanarak zayi olduğu hususlarında ihtilaf yoktur. İhtilaf, davalının oluşan zarardan sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise hangi sıfatla ve ne miktarda sorumlu olduğu hususlarında toplanmaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde, taşıyıcı havayolu şirketlerine antrepo hizmeti verdiğini, taşıyıcının ifa yardımcısı olduğunu, yangının DHMİ denetiminde olan sundurmada meydana geldiğini savunmuştur. Ancak, mahkemece hükme esas alınan raporu düzenleyen kurulda, hava taşıma konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişi olmadığı gibi, davalının neden taşıyıcının ifa yardımcısı olarak değerlendirildiği de açık olarak ortaya konulmamıştır. Yine dosya içinde mevcut, davalı tarafından davacı adına düzenlenmiş 24.05.2006 tarihli ardiye faturası bilirkişi tarafından yeterince değerlendirilmemiştir. Ayrıca, ardiye sahibinin Borçlar Kanunu’nun 474. maddesi gereğince kendisine muhafaza edilmek üzere teslim edilen emtiayı özenle koruma borcu bulunmaktadır. Bu bağlamda DHMİ sundurmasında meydana gelip, davalı antreposuna sirayet ettiği iddia edilen eden yangınla ilgili olarak, davalı ardiye sahibinin, davacıya ait malların yangından zarar görmesini önleyici ne gibi tedbirler alabileceği, yangın aşamasında malları kurtarmak bakımından gerekli her türlü özeni gösterip göstermediği hususları da incelenmemiştir. Bu itibarla, mahkemece, içinde hava taşıma hukuku konusunda uzmanlığı bulunan bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyetten, tarafların iddia ve savunmaları ile alınan bilirkişi raporlarına karşı tarafların yaptıkları itirazları değerlendiren, buna göre davalının hukuki durumu ile oluşan hasardan dolayı sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarının ne olduğunu belirleyen rapor alınmak suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.