İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/11/2025 Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ve dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/708 KARAR NO : 2025/1558 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/02/2025 NUMARASI : 2023/1071 Esas - 2025/180 Karar DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/11/2025 Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ve davalının karı koca olup dava dışı şirketi birlikte kurduklarını, davalının şirketin kuruluşundan beri tek yetkili müdür olduğunu, müvekkiline karşı Küçükçekmece 7.Aile Mahkemesinin 2023/811 esasına kayıtlı olarak boşanma davası açtığını, davalının genel kurul yapmadığını, ticaret sicil kayıtlarına göre son genel genel kurulun 16/03/2021 tarihli olduğunu, şirketle haksız rekabet içerisinde olduğunu gösterir faaliyetler içerisinde bulunduğunu, davalının müdürü olduğu şirketle aynı adreste % 100 kendisine ait olan ... Ambalaj Kağıtcılık ünvanlı şirket kurduğunu tespit ettiklerini, kuruluşun 04/02/2020 tarihli olduğunu, aynı iş kolunda şirket olmasının rekabet yasağına aykırılık taşıdığını, vergileri zamanında ödemediğini, şirketi ortakları hukuka aykırı olanak borçlandırması ve bağlılık yükümüne aykırı olduğundan müdürlükten azlinin gerektiğini, kar dağıtılmadığını, müdürlükten azil sebepleri yaklaşık olarak ispat edildiğinden kayyım atanmasının gerektiğini belirterek davanın kabulü ile davalının şirket müdürlüğünden azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tebligatın usulsüz olduğunu, taraflar arasındaki boşanma davasının devam ettiğini, davacının haksız, kötüniyetli olarak dava açtığını, davacının şirket genel kurulunun toplanmasını talep edebileceğini, bu hususunun azil sebebi olamayacağını, ... Ambalaj şirketinin davacının bilgisi dahilinde kurulduğunu, davacı tarafın rızası hilafına kurulmuş olması halinde 16/03/2021 tarihinde şirket müdürlüğünün 5 yıl uzatılması kararının verilmeyeceğini, kar dağıtımı yapılabilmesi için şirketin bu yönde karar almasının gerektiğini, bu hususun da müdürün azli sebebi sayılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dava, TTK m.630/2 gereğince açılan şirket müdürünün azli talepli dava olup, uyuşmazlığın; şirket müdürünün görevden azlini gerektirir haklı sebebin mevcut olup olmadığı, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal edip etmediği hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. 6102 Sayılı TTK'nın 630. maddesinde de, "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur." hükmünü haizdir. (Yargıtay 11. HD'nin 03/05/2017 tarih ve 2015/15039 Esas, 2017/2589 Karar.)6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmekte olup, mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliler ve itibar olunan bilirkişi raporlarına göre davalının şirketten alacaklı olduğu tutarın 48.451.570,15 TL olup, bu miktarın şirketin aktif yapısı, satış tutarları, öz sermaye tutarı, net kar tutarları, ortağın şirkete aktardığı para ile örtüşmediği, davalı ve şirket arasında uygun olmayan parasal ilişkinin mevcudiyetinin tespit edildiği, kayıt dışı satışa ilişkin emarelerin bulunduğu, davacının bilgi alma ve inceleme taleplerinin yerine getirilmediği, müdür olarak eylem ve işlemlerinin dava dışı şirketin çıkarlarını zedeleyecek nitelikte olduğu ve şirketi finansal olarak güç duruma düşürdüğü tespit edilmekle açılan davanın kabulü ile TTK 630/2 maddesi gereğince davalının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 772668 sicil numarasına kayıtlı ... Ambalaj Koli Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ni temsil yetkisinin kaldırılmasına, kararın kesinleşmesinden sonra, Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda da mütalaa edildiği üzere davacının 16/03/2021 tarihli şirket Ortaklar Kurulu Toplantısında müvekkilini tekrardan 5 yıl müdür seçilmesi kararına imza atmakla müvekkilinin önceki dönem müdür olarak yaptığı işleri onamış olduğunu, bilirkişinin de bu hususu çelişkili işlem yapma yasağı kapsamında ele alarak ancak 16/03/2021 tarihindeki sonraki şirket işleriyle ilgili davacı iddialarının irdelenmesinin mümkün olacağını mütalaa ettiğini, Yerel Mahkemenin ise taraflarının bu yöndeki savunmalarına rağmen hükmü 16/03/2021 tarihi ile dava tarihi arasındaki olgulara hasredilmesi şekilde tesis etmediğini, tüm müdürlük dönemine dair değerlendirme yaptığını, yerel mahkemenin davacının bilgi alma hakkının engellendiğinden bahisle müvekkilinin şirketteki temsil yetkisini kaldırmışsa da davacının huzurdaki dava tarihi itibariyle bilgi almaya dair bir talebi olmadığını, işbu davanın ikamesinden sonra 29/11/2024 tarihinde bilgi almaya yönelik yasal müracaatta bulunduğunu, azle gerekçe gösterilen haklı sebebin dava tarihi itibariyle mevcut olması gerektiğini, bu nedenle davadan sonra gelişen olaydan bahisle müvekkilinin temsil görevinin elinden alınmasının kabul edilemeyeceğini, mahkemenin müvekkilinin, şirkete borç para vermek suretiyle finans gücü sağlamasını uygun olmayan bir para ilişkisi görüp müdürlükten azline karar verdiğini, yüksek mahkemenin yönetici ortağın şirkete borç para vermesini azil sebebi olmak bir kenara dursun şirket devamlılığı adına müspet bir olgu gördüğünü, yöneticinin azli için şirketin zarar etmesi ve zararın şirket yöneticinin kötü idaresinden kaynaklandığının ispatı gerektiğini, somut olayda böyle bir ispat bir kenara dursun şirketin kârda olduğunu, müvekkilinin şirkete reel olarak para koyduğunu banka dekontlarıyla ortaya koyduğu gibi müvekkilce sağlanan işbu finansla yurtdışından makine satın alındığı fatura ve satıcı firmaya yapılan ödeme belgeleriyle dosyadan sabit olduğunu , hal böyle olmakla huzurdaki dava redde mahkumken müvekkilinin temsil yetkisnini kaldırılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle Yerel Mahkemenin bilirkişinin varsayıma dayalı müvekkilin şirketten ortaklar hesabında 48.451,00 TL alacağı bulunmasının münasip durmadığı yönündeki mütalaasını esas alarak azle karar vermesinin açıkça yasaya aykırı olduğunu, ayrıyeten çelişkili işlem yapma yasağı gereği 2019 ve 2020 yılına dair iş ve işlemleri davacı yan azil sebebi gösteremeyeceğinden 2019 yılı için 9.326.016,06 TL, 2020 yılı için 8.145.477,55 TL, 16/03/2021 tarihine kadar ki 4.178.300,00 TL olmak üzere müvekkilin şirkette olan toplam 21.649.793,61 TL alacağının dışlanması suretiyle 23.801,00 TL alacak üzerinden değerlendirme yapılacak yerde tüm döneme şamil 48.451,00 TL alacaktan bahisle farazi şekilde verilen hükmün mutlak kaldırılması gerektiğini, 2023 yılında şirket öz malında artış meydana gelmiş olup bu hususun ticari defterlerde de sabit olduğunu, buna rağmen müvekkilinin sanki şirketi zarara uğratmış gibi yönetim yetkisinden azline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu hususun mutlak kaldırma nedeni olduğunu, şirkette organ boşluğu söz konusu olmayıp, aslolan şirketin seçilmiş organlarıyla idare edilmesi olduğunu, şirketler hanesindeki müvekkili alacağının reel ve tevsikli olduğu ortada olup, yönetimden azli gerektiren hiçbir sebep olmadığını, davacının samimi olmayıp, kendisine yöneltilen boşanma davasından mütesessir olması sebebiyle işbu kötüniyetli davayı açtığını, şirket kurulduğundan bu yana önceden de var olan baştan beri davacıca bilinen haddizatında davacının yönlendirmesindeki uygulamalarla yönetildiğini, Mahkemenin müvekkilinin... Bankası İkitelli Şubesi hesap hareketlerinde görünen koli kutu açıklamalı para girişlerinin kayıt dışı satış emaresi olduğunu kabul etmiş ise de müvekkilinin malvarlığı bu dosyanın konusu olmayıp, müvekkilin şahsi banka hesapları huzurdaki dava için kişisel veri niteliğinde olduğunu, davacı tarafın, boşanma dosyasından eriştiği banka dökümlerini huzurdaki dosyaya ibraz ederek haksız suretle kişisel veri aktarımında bulunduğunu, kişisel veri niteliğinde delilin mahkeme marifetiyle dosyaya celbini istemek yerine taraflarının bilgi ve rızası hilafına dosyaya ibraz edilmesi ve hükme esas olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilgi ve rızaları hilafına KVKK mevzuatıyla basit yargılama usulüne aykırı sunulan bankadan teyit edilmeyen hesap hareketlerine göre verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu gibi gerekçeden de yoksun olmakla fahiş yanılgılı olduğunu, bir an için hesap hareketlerinin delil gücü olduğu düşünülse dahi işbu para girişlerinin ... Ambalaj şirketine ait olmayıp, müvekkilinin diğer ortak ve yönetici olduğu 04/02/2020 yılında kurulan ... Ambalaj Kağıtçılık ve San Tic Ltd Şti'ne ait olduğu, bu şirkette tek ortak müvekkili olduğundan müvekkilinin şahsi hesabına para gelmesinde bir beis görmediğini, bilirkişinin zaten kesin bir yargıda bulunulamasa demek suretiyle ihtimali değerlendirmede bulunduğunu ancak açık ve net bir saptama hükme esas olabilecek olup ihtimali değerlendirmeyle ile kimseyi ilzam edecek bir hüküm tesis edilemezken müvekkili aleyhine hüküm kurulmasının fahiş yanılgılı olduğunu, 26/02/2025 tarihli oturumda kayyım raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, beyan vermek için taraflarına süre verilmesi isteminde bulunmuşsalar da yerel mahkemece hukuki dinlenilme haklarının ihlal edilerek dosyanın karara çıkarıldığını beyanla Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin usul ve yasaya aykırı davanın kabulü kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 630/2 maddesine dayalı olarak limited şirket müdürünün haklı nedenle azli istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dava dışı ... Ambalaj Koli Sanayi Ticaret Ltd. Şti'nin 11.04.2011 tarihinde kurulduğu, şirketin tescilli sermayesinin 10.000.000 TL olduğu, davacının, şirkette %60, davalının %40 oranında pay sahipliğinin bulunduğu, şirketin kuruluştan itibaren temsil ve ilzama münferiden yetkili kılınan şirket müdürünün davalı olduğu, Ticaret Sicil Gazetesinin 25.03.2021 tarihli 10295 sayfasında yayınlanan ilana göre 16.03.2021 tarihli toplantıda davalının 16.03.2026 tarihine kadar münferiden temsile yetkili müdür olarak seçildiği anlaşılmaktadır.Uyuşmazlık, davalı şirket müdürünün azline ilişkin haklı sebeplerin oluşup oluşmadığı noktasındadır.TTK 625. ve 626. maddelerine göre, müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. Müdürler, kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkilidirler. Kural olarak şirketler genel kurul tarafından seçilen yöneticileri tarafından temsil ve ilzam edilmesi gerekir. Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır. TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekir. TTK’nın limited şirketlere ilişkin düzenlemelerinde işlem yasağına ilişkin ayrı ve açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte bu hususta Anonim Şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 395.madde hükmünün kıyasen limited şirket müdürüne uygulanması söz konusudur. TTK 'nın 395/1.maddesine göre yönetim kurulu üyeleri, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamazlar; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir, diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz. Eldeki uyuşmazlıkta yapılan bilirkişi incelemesinde, finansman giderleri hesabı ve ortaklar cari hesaplarının incelenmesi sonucunda davalının müdürü olduğu şirketle aynı adreste 04.02.2020 tarihinde %100 kendisine ait olan ... Ambalaj Kağıtçılık ünvanlı şirket kurduğu, her iki firmanın birbirleriyle olan ticari münasebetlerine ilişkin cari hesap dökümleri incelendiğinde her iki firmanın da birbirlerine karşılıklı olarak emtia alım satımında bulundukları, davalının kurduğu ... Ambalaj Kağıtçılık San. isimli şirketin ile müdürü olduğu şirketin adresinin birebir aynı olduğu, her iki şirketin iştigal konusunun örtüştüğü , dosya içeriğinde rekabet yasağının kaldırıldığına dair bir genel kurul kararına rastlanmadığı ancak her iki şirketin adreslerinin aynı olması sebebiyle davacının ... Ambalaj isimli şirketin kurulduğundan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu sebeple davacının zımni izninden bahsedilebileceği, iki yıldır genel kurul yapılmamış olmasının tek başına davalının azline yol açmayacağı , şirketin beş yıllık net kâr/zarar tutarlarına bakıldığında 2021 takvim yılı haricindeki zarar dışında, diğer yıllarda kâr elde edildiğinin görüldüğü , 2023 yılında da 784.249,57 TL kar elde ettiği, kâr dağıtımının zorunlu olmadığı, dava dışı şirketin ancak davacının bilgi alma ve inceleme talebinin yerine getirilmediği, davalının 31.12.2023 tarihi itibariyle şirketten alacağının, şirketin aktif yapısı, satış tutarları, öz sermaye tutarları, net kâr tutarları ile davalının şirkete aktardığı parasal tutarın ve yıl sonu bakiyeleri karşılaştırıldığında şirket hacmiyle mütenasip olmayan bir parasal ilişkinin mevcut olduğu , dosyada yer alan davalıya ait 18.09.2018-19.09.2023 tarihleri arasındaki hareketleri gösteren ... TL hesabına ilişkin hesap ekstresinin incelenmesinde, bireysel hesapların olağan seyrine aykırı birçok para girişinin olduğu , bir kısım para girişlerinin açıklamalar kısmında karton, koli, separatör, kutu vb. ifadeler yer alırken, bir kısmında da sadece gönderici adı ve soyadı yer aldığı, sahte fatura iddiası ile ilgili olarak fatura tanzim edilen firmalara ait herhangi bir vergi inceleme raporu veya yargı kararına rastlanmadığı fakat mevcut verilerle kesin bir yargıda bulunmak mümkün değilse de gelen paraların kayıt dışı satışlara işaret edebileceği belirtilmiştir. Mahkemece 11.12.2024 tarihli duruşmada dava dışı ... Ambalaj Koli Sanayi Ticaret Limited Şirketi’ne onay ve denetim kayyımı atanmasına, 26.12.2024 tarihli ara karar ile de şirketin çalışan sayısı, ticari faaliyeti ve şirket hacmi gözetilerek hukukçu kayyımın yanı sıra şirkete yeminli mali müşavir olarak görev yapmakta olan bir kayyım daha görevlendirilmek suretiyle heyet olarak kayyımlık görevinin devamına karar verilmiştir.Haklı sebeplerin varlığının iddia ve ispat edilmesi halinde, mahkemece müdürün yetkisinin sınırlandırılması veya tamamen kaldırılması mümkündür. Haklı sebep, kanunda tanımlanmamıştır. Somut olayın özelliğine göre hakim haklı sebebin varlığını takdir edecektir. Haklı sebep, genel olarak limitet şirketin idare ve temsil yetkisinin kullanılmasında basiretsizlik, ağır ihmal ve benzeri haller olarak sayılabilecektir. Bu nedenle davacı, öncelikle azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmek zorundadır.Genel kurul toplantısı yapılmamasının şirkete verdiği somut bir zararın iddia ve ispat edilememesi halinde genel kurul toplantısı yapılmaması, tek başına, müdürün azli için haklı sebep teşkil etmez. Yine kâr payı dağıtımı ortaklar kurulunun alabileceği kararlardan olup, kâr payının dağıtılmamış olması da müdürün azli için haklı sebep teşkil etmez. Öte yandan TTK 625. ve 626.maddelerine göre müdürün, görevini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü olduğu tartışmasızdır.Somut olayda davalı tarafça 16.03.2021 tarihli davacının da katıldığı toplantıda müdür olarak seçilmesi nedeniyle önceki dönem müdür olarak yaptığı işlerin onanmış olduğu, sonraki dönemde gerçekleştirilen şirket işleriyle ilgili inceleme yapılabileceği savunulmuş ise de bu durum yönetim ve temsil organı olan müdürlük fonksiyonuyla bağdaşır nitelikte olmadığı gibi (Yargıtay11. Hukuk Dairesi'nin 2010/7512 Esas ve 2012/7760 Karar sayılı kararı) davacı tarafça ileri sürülen nedenleri kapsar şekilde davalı müdürün ibra edilmesi söz konusu olmadığına göre davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafça beyan dilekçesi ekinde sunulan davalıya ait banka kayıtları ve incelenen dava dışı şirket defterlerine göre davalının dava dışı şirketten alacaklı olduğu tutarın, şirketin aktif yapısı, satış tutarları, öz sermaye tutarı, net kar tutarları, ortağın şirkete aktardığı para ile örtüşmediği, davalı ve şirket arasında uygun olmayan parasal ilişki olduğu, kayıt dışı satışa ilişkin emarelerin bulunduğu tespit edilmiş olup, kârda olan bir şirketin ortağına borçlanması hayatın olağan akışın aykırı olduğu gözetildiğinde davalının müdürlük görevini dürüstlük kuralı çerçevesinde gereken özeni göstererek yerine getirmediğinin kabulü gerekir. Eldeki davada davacı tarafça delil olarak banka kayıtlarına da dayanılmış olup, davalı tarafça ... Bankası hesap hareketlerinin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) hükümleriyle basit yargılama usulüne aykırı olarak dosyaya sunulduğu ve teyit edilmeyen hesap hareketlerine göre hüküm verildiği iddia edilmiş ise de içeriği inkar edilmeyen hesap hareketlerine ilişkin bilgilerin mahkemece talep edilmesi halinde bu bilgilerin KVKK istisnası kapsamında dosyaya sunulabileceği anlaşılmakla davalının bu yöndeki istinaf istemi haklı bulunmamıştır. Davalı tarafından verilen karar ve işlemlerin geçerliliğinin kayyım onayına bağlı tutulması amacıyla atanan denetim ve onay kayyımı raporunun davalıya tebliğ edilmemesinin de davanın sonuca bir etkisi olmadığı gözetildiğinde mahkemece davalının dava dışı şirketi temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmekle birlikte yönetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. Kanun yoluna başvuru sırasında tedbir verilebileceğine ilişkin HMK'da açık bir düzenleme bulunmadığı gibi müdürlükten azil istemine ilişkin eldeki davada, azil kararıyla birlikte hükmün kesinleşmesi halinde davalının müdürlük görevinin sona ereceği açıktır. Bu aşamada ... Ambalaj Koli Sanayi Ticaret Ltd. Şti'nde organ boşluğundan söz edilemeyeceği gözetildiğinde yönetim kayyımı atanmasının koşulları oluşmamış olup, davacı vekilinin yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03/11/2025 ...