İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın delil ve ispat yükü yerine getiri…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/239 KARAR NO : 2026/227 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/10/2025 NUMARASI : 2025/798 Esas (Derdest) DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın delil ve ispat yükü yerine getirilmeksizin, salt karşı tarafın soyut iddiaları üzerinden tesis edildiğini, karşı tarafın, ürünlerin kendisine ait olduğunu ileri sürdüğünü, ancak marka tescil belgesi, patent, veya sinai mülkiyet hakkına dair herhangi bir resmi belge sunmadığını, tedbire konu olayda, müvekkili şirketin herhangi bir müşteriyi yanıltıcı, gerçeğe aykırı veya itibar zedeleyici davranışta bulunduğunun ispat edilemediğini, tam aksine ihtiyati tedbir kararının müvekkili şirketinin kendi markalı ürünlerini dahi tanıtmasını engelleyecek nitelikte sınırlayıcı mahiyette bir durum yarattığını, verilen tedbir kararının ölçülülük ilkesine aykırı biçimde, müvekkili şirketin kendi markalı ürünleriyle ilgili açıklamalar yapmasını tamamen yasaklayan geniş bir çerçeveyi kapsadığını, karşı tarafın uğrayabileceği zarar iddiasının varsayıma dayalı olduğunu, müvekkili şirketin, ihtiyati tedbir nedeniyle uğradığı zarar mevcut müşteri portföyünde güven kaybı, ticari itibarın zedelenmesi, pazarda rekabet gücünün düşmesi şeklinde doğrudan ve telafi güç sonuçlar doğuracağından tedbir kararının derhal kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbire itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 15.10.2025 tarihli ara karar ile "...HMK'nun 389. maddesindeki şartlarının mevcut olması ve talep halinde ihtiyati tedbire karar verilmelidir. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; tedbire itiraz edenin yaklaşık olarak iddiasını ispat edemediği, tedbirin kaldırılmasını gerektirir delil sunamadığı ve İstanbul Anadolu 13. ATM'nin 2025/1014 Değişik iş dosyasında verilen teminatın yerinde olduğu ancak teminat alınmadığı görüldüğünden itirazın kısmen kabulüne İstanbul Anadolu 13. ATM tarafından 2025/1014 Değişik iş dosyasında teminat alınmadığı görülmekle ilave olarak 100.000 TL teminatın 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yatırılmasına" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hukuki dayanaktan yoksun olan ihtiyati tedbir kararının kalrılması gerkemteyken makul bir gerkçe sunulmaksızın tedbirin devamına dair verilen karar bu yönüyle hatalı ve istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, dosya ve talep dilekçesi kapsamında böyle bir somut tehlikenin varlığının söz konusu görünmediğini, tedbir kararı, müvekkilinin ticaret özgürlüğünü engelleyici, anlamsız bir hak kısıtlamasına dayanan, davacı tarafın taleplerinin aynen tekrarının ötesine geçemeyen ve talep eden lehine tek taraflı koruma sağlayan ölçüsüz bir müdahale niteliğine büründüğünü, ihtiyati tedbir kararının hukuki dayanağının yetersiz olduğunu, kararda tedbire neden gerek duyulduğu ikna edici bir şekilde açıklanmamış ve yaklaşık olarak ispatlanamadığını, davacı tarafın iddialarının aksine haksız rekabet için gerekli olan yasal unsurlar yargılmaya konu olayda mevcut olmadığını, tedbire konu olayda, müvekkili şirketin herhangi bir müşteriyi yanıltıcı, gerçeğe aykırı veya itibar zedeleyici davranışta bulunduğunun ispat edilememesi bir yana bu varsayımsal iddianın tespit bile edilmediğini, tam aksine, ihtiyati tedbir kararı, müvekkili şirketin kendi markalı ürünlerini korumasını engelleyecek nitelikte sınırlayıcı mahiyette bir durum yarattığını, müvekkilinin marka ve patenti kendisine ait olan ürünlerin üretilmemesini, bunların kendi izni ve oluru bulunmaksızın fiyat listeleri oluşturularak satılmamasını talep etmesi, bu bağlamda hakkına yönelik tecavüzlerin önlenmesi anlamında ihtarda bulunabilmek müvekkilinin en tabii hakkı olduğunu ve bu hakkın kötüye kullanılması gibi bir olguya da sebebiyet verilmiş olmadığını, verilen tedbir kararının ölçüsüz ve müvekkilinin ticari özgürlüğünü ihlal ettiğini, davacının açmış olduğu haksız dava ve tedbir kararı ve düşük olarak belirlenen teminat tutarı ile asıl müvekkili uhdesinde telafisi güç zarar oluşturduğunu, her ne kadar davacı tarafça 100.000,00 TL teminatın yatırılmasına dair karar verilmişse de, bu meblağın müvekkili zararlarını karşılaması mümkün olmayıp tedbirin kaldırılmasını, kabul anlamına gelmemek üzere ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilecekse dahi teminatın müvekkilinin uğradığı/uğrayacağı zararlara karşılık olabilecek tutarda teminatın davacı tarafından yatırılması yönünde bir değerledirime yapılması gerekeceği muhakkakken, aksi yöndeki kararın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca kararda yatırılmasına karar verilen teminat ile ilgili olarak nakdi teminata vurgu yapılmış ayrıca bir seçeneğe yer verilmemiş olmasına ve davacı tarafça ek bir karar alınmamış olmasına rağmen banka teminat mektubu sunulmuş olması da kabul edilebilir olmayıp, yasal süresi içinde karara uygun olarak nakdi teminat yatırılmadığından tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, Anayasa m. 36’da güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ile de korunduğunu, müvekkili şirketin savunması alınmadan, tek taraflı olarak ve karşı tarafın soyut iddiaları üzerine tedbir kararı verilmesinin, savunma hakkının açık ihlali niteliğinde olduğunu,açıklanan nedenlerle istinaf başvurularının kabulüne, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 20/08/2025 tarih, 2025/1014 Değişik İş, 2025/1022 Karar sayılı ihtiyati tedbir kararına itirazlarının tüm yönleri ile kabul edilerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerekmekteyken, aksi kanaatle gerekli incelemeler ve değerlendirmeler yapılmaksızın İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/798 Esas sayılı dosyanın 15.10.2025 tarihli duruşmada verilen "İhtiyati tedbir kararına itiraz talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine" dair kararı müvekkili davalı aleyhine yönler bakımından kaldırılarak, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Talep, ihtiyati tedbire itirazın reddine yönelik ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık, ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2025/1014 Değişik iş dosyasında, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile "davalı ... ... Anonim Şirketinin davacıya yönelik ... tarafından üretilen ve/veya marka patent hakkı ...'da olan ürünlerin ürettirilip satıldığı" yönünde yazılı, sözlü veya elektronik ortamda herhangi bir şekilde beyanlarda bulunmasının, bu nitelikteki beyan ve/veya ihtarnameleri üçüncü kişilere göndermesinin, sosyal medya, e-posta, posta ve sair iletişim araçlarıyla paylaşmasının, ayrıca mevcut paylaşımları yaymaya devam etmesinin tedbiren men'ine ilişkin karara itiraz edilmesi üzerine HMK'nın 394/2. maddesi gereğince esas hakkında davanın açıldığı İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince duruşma açılarak ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiş, bu ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Haksız rekabet, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 61/1 maddesi “Dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56.maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, HMK'nın ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verebilir.” hükmünü haizdir.Anılan hüküm uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için HMK 389 vd. maddelerindeki koşulların oluşması gerekir.HMK'nın 389/1. maddesi ise "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.Aynı yasanın 390/3. maddesi, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.TTK'nın 61. maddesinde belirtildiği gibi aynı yasanın 56/1-b ve c bendine göre, haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; ihtiyati tedbir yoluyla haksız rekabetin men'ini ve haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa, bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını talep edebilecektir. TTK 61. maddesi yollamasıyla TTK 56/1-b-c bendindeki ihtiyati tedbirin temeli, esasen haksız rekabetin, haksız fiilin bir türü olması ve dava açılmadan önce başlayan ve dava açıldığında ve sonrasında devam edegelen haksız bir eylemin varlığının bulunması nedeniyle yargılama sırasında telafisi güç muhtemel zararların en aza indirilmesi amacına dayanmakta olup, somut olayda, dava dilekçesi ekinde sunulan ihtarnamelerin içeriğinden HMK'nun 390.maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Diğer yandan geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından farklı olarak yaklaşık ispatla yetinilmiş olduğundan; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. İhtiyatı tedbir kararında tayin edilecek teminat tutarı ve türü, HMK 87 maddesine göre hakim tarafından serbestce tayin edilecektir.Eldeki uyuşmazlıkta ihtiyati tedbire itiraz hakkında kurulan ara kararda 100.000 TL teminatın alınmasına karar verilmiş olup, mahkemece kurulan ara kararda alınacak teminat, açıkça nakit olarak belirtilmediğine göre ilk derece mahkemesinin teminata ilişkin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/02/2026