T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 17/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACILAR : (Müteveffa ........ ) 1- ........ 2- ........ 3…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 17/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACILAR : (Müteveffa ........ ) 1- ........ 2- ........ 3- ........ 4- ........ 5- ........ 6- ........ 7- ........ 8- ........ 9- ........ 10- ........ VEKİLİ :Av..... DAVALILAR : 1- ........ VEKİLİ : Av..... 2- ........ 3- ........ VEKİLİ :Av..... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı dava dilekçesinde özetle; müvekkili ........'ün kullandığı araç ile 19/08/2020 tarihinde davalı ........ idaresindeki ........ plaka sayılı minibüs ile çarpışmak suretiyle kaza yaptığını, kaza neticesinde Müvekkil ........ ve eşi ........'ün ağır yaralı olarak Ereğli Devlet Hastanesine kaldırıldığını, müvekkilinin eşi ........'ün hayatını kaybettiğini, veraset ilamı ile müvekkillerinin murisin mirasçıları olduklarını, hayatını kaybeden murisin hastane ve defin masraflarını müvekkillerin kendilerinin karşılamak zorunda kaldıklarını, Ereğli(KONYA) Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E.-... K. Sayılı dosyası ile davalı ........'nın ceza aldığını, müvekkili ........'ün meydana gelen trafik kazası neticesinde, günlerce hastanede yatmak zorunda kaldığını, yaşanılan elim kaza sonucu maddi ve manevi zarara uğradığını, ayrıca müvekkilinin aracına ait maddi zarar tespiti yaptırıldığını, davalı ........'nın ........ plaka sayılı minibüsün yaşanılan kaza tarihinde ruhsat sahibi olması, davalı ........'nın ise ........ plaka sayılı minibüse yapılan Karayolları Trafik Kanunu zorunlu kaza sigortası şirketi olması hasebiyle husumet yönetildiğini, müvekkillerinin maddi ve manevi kayıpları için PTT A.Ş 'nin ........ Takip gönderi kodu ile davalı ........ A.Ş. 'ye başvuru yapıldığını, kurum ile anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk bürosuna başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlamadığını, meydana gelen kaza neticesinde müvekkillerin yoksun kaldığı destek, murisin hastane tedavi giderleri ve defin giderleri ile kazadan kaynaklı diğer harcama ve giderler nedeniyle şimdilik 20.000 TL maddi tazminat ve kazanın oluşturduğu olumsuz etkenler nedeniyle müvekkillerin yaşadığı üzüntü ve elemin bir miktar azaltılabilmesi adına 150.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak taraflarına ödenmesini, ayrıca işleten ve sürücünün taşınır taşınmaz malları ile bankalardaki ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine “ihtiyati tedbir” konulmasını talep ve dava etmiştir. Davalılar ........ ile ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı definde bulunduklarını, taleplerinin tamamının reddine karar verilmesini, dava dilekçesinde manevi tazminat talebinin toplu olarak istendiğini, bu nedenle usulsüz olduğunu, davanın reddi gerektiğini, maddi tazminat talebi adı altında talep edilen rakamın açık ve net olarak ne için istendiğinin belirtilmediğini, ........'e ait aracın kaza neticesinde zarar görüp perte çıktığı iddiasını kabul etmediklerini, tek taraflı olarak Ereğli Sulh Hukuk Mahkemesinin D.iş dosyasından yaptırılan tespiti ve raporu kabul etmediklerini, kazanın meydana gelmesinde ve sonucun doğmasına davacı diğer araç sürücüsü ........ kendi kusurlu eylemleri nedeniyle sebebiyet vermiştir. Bu husus kaza tespit tutanağında sabit olup kazanın meydana gelmesinde davacı ........'ün tamamen kusurlu olduğunu, davalı araç sürücü ........'nın kusursuz olduğu yönündeki tespitle de ortaya çıktığını, Ereğli Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosya içeriğinde olan gerek kaza tespit tutanağı gerekse de mahalli bilirkişi ve ATK raporlarında davacı ........'ün tamamen ve asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, hâl böyleyken müvekkilin kusurlu olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, dosya kapsamında mevcut 21.09.2020 tarihli ayrıntılı trafik bilirkişi raporu ile ceza dava dosyasında hükme esas alınan 16.10.2020 tarihli Ankara Trafik İhtisas Daire Başkanlığı'nın kusur değerlendirmesine ilişkin raporlar birbiriyle çelişkili olduğunu, taleplerinde olduğu halde iki rapor arasındaki çelişki giderilmeksizin ve ATK raporuna üstünlük tanınarak eksik araştırmaya dayalı ceza davasında hüküm kurulduğunu, davacıların murisi müteveffanın ölümü ile sonuçlanan kazada kafa travmasına bağlı olarak öldüğü anlaşıldığından müteveffanın araç içerisinde emniyet kemeri takmayıp zararlı sonucun kendi kusurlu eylemleri dolayısıyla da doğduğu ortaya çıktığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; davacıların 19/08/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, dosya kapsamında aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporları ile davacının bedel artırım dilekçesi birlikte değerlendirilerek maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının manevi tazminat talepleri yönünden yapılan incelemede ise ; kazanın meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumu, paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ve istenilen manevi tazminatın miktarı ile manevi tazminatın amacı göz önünde bulundurularak, davacıların manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve ; Davacı ........'ün MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE destekten yoksun kalma tazminatı olarak 391.743,28 TL, geçici iş göremezlik sürecindeki uğradığı maddi zararı için 1.577,98 TL, tedavi gideri 750,00 TL olmak üzere toplam 394.071,26 TL maddi tazminatın, davalılar ........ ve ........'dan kaza tarihi 19/08/2020 tarihinden, davalı sigorta şirketinden 02/06/2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacıların defin gideri talebinin REDDİNE, Davacılar ........, ........, ........, ........, ........, ........, ........, ........ ve ........'nün destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin AYRI AYRI REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar ........ ve ........ vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; Meydana gelen yargılamaya konu trafik kazasında olayın meydana geldiği yerdeki kavşağa müvekkil sevk ve idaresindeki minibüs ile girdiği esnada sol tarafından kazaya sebebiyet veren davacı ........'ün, kontrolsüz ve hızlı şekilde geçiş önceliğine uymayıp hiç durmaksızın tali yoldan karşı tali yola geçmek için kavşağa girdiği esnada meydana gelen kazada müvekkile atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, ceza davasında verilen hükmün dayandığı eksik araştırma içerikli ATK raporunun ise kusur durumunu doğru şekilde ortaya koymadığını, tazminat miktar hesaplamasında TRH-2010 ve PMF-1931 tabloları bakımından ayrı ayrı hesaplama yapılmışken mahkemenin Yargıtay içtihatlarından farklı hareket ederek fahiş miktarda olan TRH-2010 mortalite tablosundaki rakamı esasa almasının hukuka aykırı olduğunu, her bir davacı adına hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş nitelikte olup hükmedilen hem maddi hem de manevi tazminat miktarlarına ilişkin olarak takdiri indirim yapılmadığını, zira kaza gerçekleştiğinde müteveffa davacı kocasının sevk ve idaresindeki aracına vefat ettiğini, davacı koca meydana gelen kazada tam kusurlu iken ve de müteveffanın kaza anında koruma ve emniyet tedbirlerine aykırı olarak emniyet kemerini takmamasından ötürü kendi eylemlerinden kaynaklı olarak zarar görmesi de manevi tazminat miktarı belirlenmesinde indirim olarak göz önüne alınmadığını, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar numaralı 17/07/2025 tarihli hatalı ve yetersiz kusur ve tazminat hesaplama raporlarına dayalı, fahiş tazminat miktarlarına hükmeden kararın kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir. Davalı ........ A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava konusu kaza sebebiyle desteklerinin vefat ettiği iddiasına istinaden müvekkilden talep ettiği bedensel zarar tazminatı hususunda müvekkiline usulüne uygun bir başvurusunun bulunmadığını, davacının tazminat hesaplamasında esas alınan yaşam tablosunun yasa, usul ve içtihatlar gereği hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,65 teknik faizin dikkate alınarak tekrar rapor aldırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müteveffa ........'ün kaza anında emniyet kemeri takmadığı tespit edilmiş olup hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ... Karar sayılı kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı ........ vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; Mütevvefanın çocuklarına her daim katkı sağladığı dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler ile sabit olduğunu, müteveffanın çocukları olan her bir davacı yönünden ayrı ayrı durumları değerlendirilerek hesaplama yapılarak rapor tanzim edilerek hüküm kurulmamasının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerin müteveffanın defin işlemlerine yönelik yapmış oldukları masrafların dosya kapsamında belediye evrakları ile sabit olmasına rağmen bu yönde hüküm kurulmamasının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, her bir müvekkilin hak ve alacaklarının, ayrı ayrı ve tam anlamıyla hesaplanmadan hüküm kurulmasının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, tüm taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava trafik kazası nedeniyle tazminat talebine ilişkin olup mahkemece verilen karar davacılardan ........ (diğer davacıların istinafının yapılmamış sayılmasına dair ek karar kesinleşmekle), davalı Sigorta ile diğer davalılar tarafından aşağıda belirtilen yönlerden istinaf edilmiştir. -Davalı sigortanın, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı, dolayısıyla temerrüt/faize ilişkin istinafı; 2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir. Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına (ya da Güvence Hesabına) karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır". HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş, 2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup; 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacı tarafın, dava tarihinden önce davalı sigortalara belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurduğu, dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği, temerrütün de başvuru tarihinden itibaren geçmesi gerekli sekiz günlük yasal süre de nazara alındığında bu tarih itibariyle oluştuğundan, davalı vekilinin bu hususlara ilişkin itirazı yerinde değildir. -Kamu düzeni ve davalıların istinafı yönünden yapılan incelemede; 1086 sayılı HUMK'nın 381-389.maddelerinde ve (6100 sayılı HMK.nin 294. - 297. maddeleri), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK.nin 297/2. maddesi); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Ayrıca ilamların infaz edilecek kısmı, hüküm bölümü olup, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Gerek icra dairesi ve gerekse sınırlı yetkili İcra Mahkemesi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. -1997/776 K.; 22.03.2006 gün ve 2006/12-92 E.-2006/85 K.; 25.06.2008 gün ve 2008/12-451 E.- 2008/453 K. sayılı ilamları) 6100 sayılı HMK’nın 24 üncü ve 26 ncı maddelerine göre, yargıç, tarafların talebi olmadan bir uyuşmazlığı kendiliğinden inceleyemez ve karara bağlayamaz. Kanunda açıkça belirtilmedikçe hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya icra takibini yapmaya zorlanamaz. Yargıç, bir davada tarafların talep sonuçları ile bağlıdır; talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez. Ancak, duruma göre talepten daha azına karar verilebilir. Yargıcın, tarafların talepleriyle bağlı olmadığına dair kanun hükmü veya kamu düzenini ilgilendiren bir durum varsa bu kural uygulanmaz. Örneğin, sosyal güvenlik hakkı, anayasa ile güvence altına alınmış vazgeçilemez temel sosyal haklardandır. Bu sebeple, hizmet tespiti davalarında davadan feragat geçersizdir. Yine bütün davalarda yargılama giderleri, harç ve vekâlet ücreti konusunda tarafların bir talebi olmasa dahi mahkeme, kamu düzenini ilgilendiren bu konularda re’sen hüküm kurmak zorundadır. 6100 sayılı HMK'nun 26/1 maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" düzenlemesine yer verilmiştir. HMK'nun 176. maddesi (HUMK'nun 83. md.) ve devam maddelerinde ıslah müessesesi düzenlenmiş olup, bu yolla, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkanı sağlanmıştır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Bu hale göre yargılaması devam eden bir dava içinde, ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Islahla, dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir. İfade olunan yasal düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda; dava dilekçesinde maddi tazminat olarak açıkça sadece murisin (muris için yapılan) yapmış olduğu tedavi giderleri ile cenaze defin giderleri ve ayrıca davacılar bakımından destekten yoksun kalma tazminatının istenilmiş bulunmasına, davacılardan eş ........ yönünden maluliyet veya tedavi, bakıcı vs. yönünden herhangi bir talepte bulunulmadığı gibi sunulan davacı beyan dilekçesinde dahi bu yönde talep olmamasına karşın bilirkişi raporlarından sonra sunulan ıslah dilekçesinde yapılan hesaplamalara göre davacı ........ için geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerine karar verilmesi yukarıda belirtilen ilkelere ve talepten fazlaya karar verilememesi kuralına aykırı olup davalıların istinafının bu sebeple kamu düzeni nedeniyle kabulü ile mahkemenin buna yönelik kurulan tazminat kalemlerinin yeniden kurulan hükümde reddine dair karar verilmesi gerekmiştir. -Davalıların kusura yönelik itirazın incelenmesinde; Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Yine aynı kanunun, 50. Maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" hükmüne yer verilmiştir. Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir. Olaya ilişkin kaza tespit tutanağı, ceza dosyasında alınan kusur raporları ile mahkemece alınan kusur raporu arasındaki çelişkiyi gideren aynı kazaya ilişkin alınan Karayolları Fen Heyeti uzman bilirkişi heyetinin kusur rapor ile tüm dosya kapsamındaki deliller nazara alınarak kazadaki kusur durumunun dosya kapsamına, oluşa uygun şekilde belirlenmiş olmasının, çelişkileri gideren, ayrıntılı, gerekçeli, hükme elverişli fen heyeti raporunun ceza dosyasındaki ATK raporuna paralel olarak tarafları yüzde elli kusurlu olarak belirlemiş bulunmasında bir isabetsizlik olmamasına göre, davalı tarafın itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir. - Kamu düzeni gereği ve istinaf sebebi nedeniyle aktüer ve maluliyet raporuna yönelik; İDM ce meydana gelen kazanın ve ödemeye esas olan poliçe başlangıç tarihinin 01/06/2015 tarihinden sonra olması nedeniyle 01/06/2015 tarihli genel şartlarda belirtilen usule göre hesaplama yapılıp karar verildiği anlaşılmaktadır. Ne varki AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı). Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir. Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir. Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır. Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında; AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE Aynı kaza ile ilgili olmak üzere İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır. Öte yandan icra ve iflas kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7327 sy nın 18. madde ile 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere cümle ve maddeye fıkra eklenmiştir Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” düzenlemesi 19/06/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 2918 sy da yapılan Bu düzenleme sonrası 04/12/2021 tarihli resmi gazetede düzenlenen düzenleme ile yasaya uygun yeni genel şartlarda değişikliğe gidilmiştir Bu bakımdan 04-12-2021 tarihinden sonra düzenlenecek poliçelerde bu genel şartlara uygun ve dayanak 2918 sy ya uygun hesaplama yapılması gerekecek ve yasal düzenleme bu ise de 2918 sy nın 90, maddesine eklenen 1. Fıkradan sonra gelen hüküm Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.) Karayolları Trafik Kanunu’nun 90’ıncı maddesinde yer alan trafik sigortası kapsamında ödenen değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatlarına ilişkin hesaplamada dikkate alınacak kriterler ile maddenin uygulanmasına ilişkin SEDDK’ya düzenleme yapma yetkisi verilen hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. 2918 sy nın 90. Maddesinin son haline göre Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. (3) (Ek fıkra:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.) şeklindedir. Görüldüğü üzere;son iptal kararı ile Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplanacağı Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı; Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği; Hükümleri Anayasaya aykırı bulunmuş olup,iptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir. Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir. ÖTE YANDAN DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 SAYILI KARARI İLE Davacı tarafında dilekçesinde belirttiği üzere Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, E:2019/40, K: 2020/40 sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ibaresi ile "...ve genel şartlarda..." ibaresinin iptali sonrasında 90. madde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şekline gelmiş, böylece tazminat hesaplamalarına dair usul ve esasların Genel Şartlar ile düzenlenmesine temel dayanak olan ibareler, iptal edilmiştir. Bu itibarla; kanuni dayanağı ortadan kalkmış Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda değişiklik yapılmasına ilişkin dava konusu 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğin dava konusu düzenlemelerinin iptali gerekmektedir. GEREKÇESİYLE Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in; 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 1'inde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 1'in, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 2'sinde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 2'nin, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 3'ünde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 3'ün İPTALİNE KARAR VERİLİDİĞİ YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 SAYILI KARARI İLE Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 16. maddesinin ve Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 15. maddesi ile değişik "Ek 2:Sakatlık Tazminatları Hesaplaması" başlıklı kısmının 6. maddesinin İPTALİNE KARAR VERİLDİĞİ VE GENEL ŞARTLARIN BU İPTAL KARARLARI İLE BİRLİKTE UYGULANABİLİRLİĞİ İMKANI KALMAMIŞTIR Bu halde Aym'ce verilen HER İKİ iptal kararları sonrası VE DANIŞTAYIN İPTAL KARARI GEREĞİ düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve bu genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. (Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları) Bu halde Söz konusu belirlemenin Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. O halde mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de; Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere; 11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir. Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin "çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir. Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından "11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre ve usule uygun heyet teşkili suretiyle rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır. Keza AYM 'ce verilen HER İKİ iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak 01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir. Bu halde mahkemece, AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sistemine göre hazırlanan raporuna itibar edilmesi gerekirken, TRH yaşam tablosu ve yanlış maluliyet yönetmeliği esas alınarak karar verilmesi isabetsiz olup aktüer raporuna yönelik itirazlar ve kamu düzeni nedeniyle, bu hususlardan dolayı kararın kaldırılması, yeniden kurulan hükümle düzeltilmesi gerekmiştir. Ayrıca taraf itirazlarından olarak; davacı ........'nin emeklilik sonrası pasif dönemi için net asgari ücret üzerinde hesaplama yapılmasına; AYİM tablosuna göre evlenme indirimi bulunmamasına; destek paylarının belirlenmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına göre buna yönelik itirazların yerinde olmadığı görülmüştür. - Davalıların müterafik kusura ilişkin itirazın incelenmesinde : Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, destek yolcu ........'nin emniyet kemerinin takılı olup olmadığı "belirsiz" olarak işaretlenmiştir. Emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, emniyet kemerinin takılı olmadığının ispatı davalı taraf üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından ve emniyet kemerinin takılı olmadığının tespiti yapılamadığından, davalının bu yöndeki itirazının reddi gerekmektedir. -Davacının cenaze defin gideri bakımından itirazında; 6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanununun 53. maddesi ise bedensel zararların kapsamını şu şekilde tayin etmiştir. “Ölüm halinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar." Yukarıdaki yasa maddelerinden de görüleceği üzere; trafik kazası sonucu şayet ölüm meydana gelmişse defin ve cenaze masrafları ile vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının talep edebileceği destek yoksun kalma tazminatı talep edilebilecek zarar kalemlerini oluşturur. Trafik kazası sonucu yaralanma halinde ise tedavi giderleri, tedavi sırasında çalışılamayan günlere ilişkin zararlar, kalıcı bir maluliyet varsa, kalıcı maluliyetin getirdiği maddi gelir kaybı en önemli maddi tazminat kalemleridir. Ölümü halinde ise defin cenaze masrafları ve vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının zarar talep edebilecek tazminat kalemleri olup bu zarar da sigorta teminatı kapsamındadır. Keza Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin gideri istemine ilişkindir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları gereği davalı taraf davacıların meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan gerçek defin gideri zararlarını tazmini ile sorumlu olup davacı tarafın kendi milli değerlerine, yerel örf ve adetlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değildir. Somut olayda her ne kadar bir kısım cenaze masrafları Belediyece sağlanmakta ise de ,davacının belediyenin karşılamadığı, trafik kazası sonucu oluşan ve belgeye bağlanması mümkün olmayan gerçek defin gideri zararları olacağı açıktır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları gereği davalı taraf davacıların meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan gerçek defin gideri zararlarını tazmini ile sorumlu olup davacı tarafın kendi milli değerlerine, yerel örf ve adetlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değildir. Bu bağlamda; taziye teşekkür giderleri, yemek giderleri, mevlit gideri vs gibi zorunlu olmayan cenaze merasimi giderlerine yönelik istemler kapsam dışıdır. Mahkemece, davacıların gerçek cenaze ve defin gideri zararının ne kadar olduğunun belirlenmesi için belediyeden gelen yazı cevaplarına göre bunun dışında cenaze defin gideri bulunduğu ispatlanmadığından itirazın reddine karar verilmiştir. - Davalıların manevi tazminat miktarına ilişkin itirazlarında; 6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir. Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, kusur durumları, oluşan vefat durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davacılar için belirlenen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete göre fazla olmadığı görüldüğünden, buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir. Bu nedenle, davacı ........ vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacı ........ vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle) 1-Davacı ........'ün MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE destekten yoksun kalma tazminatı olarak 285.640,86- TL maddi tazminatın, davalılar ........ ve ........'dan kaza tarihi 19/08/2020 tarihinden, davalı sigorta şirketinden 02/06/2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-DAVA KONUSU OLMAYAN DAVACI ........'NİN GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK VE TEDAVİ GİDERİNE, AYRICA CENAZE DEFİN GİDERİNE İLİŞKİN TALEPLERİNİN REDDİNE, 3-Davacılar ........, ........, ........, ........, ........, ........, ........, ........ ve ........'nün destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin AYRI AYRI REDDİNE, 4-Davacıların MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile; Davacılar ........, ........, ........, ........, ........, ........, ........, ........, ........ ve ........ için ayrı ayrı 15.000,00 TL( toplam 150.000,00 TL) manevi tazminatın davalılar ........ ve ........'dan kaza tarihi 19/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 5-Alınması gereken 29.758,62 TL karar ve ilam harcından, tamamlama harcı dahil peşin alınan 1.918,05 TL harcın mahsubu ile kalan 27.840,57 TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, (Davalı ........'nın 18.235,57 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına) 6-Davacı tarafından yapılan peşin harç ve tamamlama harcı dahil 1.918,05 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, (Davalı ........'nın 1.256,32 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına) 7-Davacılar tarafından yapılan 3.929,10 TL başvuru harcı gideri, 1.578 TL ATK fatura gideri, 737,15 TL posta ücreti gideri, 10.300 TL bilirkişi ücreti gideri, 4.660 TL sağlık kurulu raporu gideri olmak üzere toplam 21.204,25 TL yargılama giderinin kabul olunan miktara oranla hesaplanan 16.942,19 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine(Davalı ........'nın 11.097,13 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına), kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ........ tarafından yapılan tarafından yapılan tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 125 TL yargılama giderinin reddolunan miktara oranla hesaplanan 25,12 TL'sinin davacılardan alınarak davalı ........'ya verilmesine, kalan kısmın ilgili davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Maddi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı ........ vekili için 45.702,54 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'e verilmesine, 10-Maddi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar vekilleri için 45.000 TL vekalet ücretinin davacı ........'den alınarak davalılara verilmesine, 11-Maddi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddedilen dava değerinin 1.800 TL olduğunun kabulü ile) davalılar vekilleri için 1.800 TL vekalet ücretinin davacı ........'den alınarak davalılara verilmesine, 12-Maddi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddedilen dava değerinin 1.800 TL olduğunun kabulü ile) davalılar vekilleri için 1.800 TL vekalet ücretinin davacı ........'den alınarak davalılara verilmesine, 13-Maddi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddedilen dava değerinin 1.800 TL olduğunun kabulü ile) davalılar vekilleri için 1.800 TL vekalet ücretinin davacı ........'den alınarak davalılara verilmesine, 14-Maddi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddedilen dava değerinin 1.800 TL olduğunun kabulü ile) davalılar vekilleri için 1.800 TL vekalet ücretinin davacı ........'den alınarak davalılara verilmesine, 15-Maddi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddedilen dava değerinin 1.800 TL olduğunun kabulü ile) davalılar vekilleri için 1.800 TL vekalet ücretinin davacı ........'den alınarak davalılara verilmesine, 16-Maddi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddedilen dava değerinin 1.800 TL olduğunun kabulü ile) davalılar vekilleri için 1.800 TL vekalet ücretinin davacı ........'den alınarak davalılara verilmesine, 17-Maddi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddedilen dava değerinin 1.800 TL olduğunun kabulü ile) davalılar vekilleri için 1.800 TL vekalet ücretinin davacı ........'den alınarak davalılara verilmesine, 18-Maddi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddedilen dava değerinin 1.800 TL olduğunun kabulü ile) davalılar vekilleri için 1.800 TL vekalet ücretinin davacı ........'den alınarak davalılara verilmesine, 19-Maddi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddedilen dava değerinin 1.800 TL olduğunun kabulü ile) davalılar vekilleri için 1.800 TL vekalet ücretinin davacı ........'den alınarak davalılara verilmesine, 20-Manevi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ( kabul edilen dava değerinin 15.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 15.000 TL vekalet ücretinin davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'e verilmesine, 21-Manevi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ( kabul edilen dava değerinin 15.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 15.000 TL vekalet ücretinin davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'e verilmesine, 22-Manevi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ( kabul edilen dava değerinin 15.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 15.000 TL vekalet ücretinin davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'e verilmesine, 23-Manevi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ( kabul edilen dava değerinin 15.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 15.000 TL vekalet ücretinin davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'e verilmesine, 24-Manevi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ( kabul edilen dava değerinin 15.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 15.000 TL vekalet ücretinin davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'e verilmesine, 25-Manevi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ( kabul edilen dava değerinin 15.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 15.000 TL vekalet ücretinin davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'e verilmesine, 26-Manevi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ( kabul edilen dava değerinin 15.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 15.000 TL vekalet ücretinin davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'e verilmesine, 27-Manevi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ( kabul edilen dava değerinin 15.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 15.000 TL vekalet ücretinin davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'e verilmesine, 28-Manevi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ( kabul edilen dava değerinin 15.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 15.000 TL vekalet ücretinin davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'e verilmesine, 29-Manevi Tazminat Davasında Davacı ........ yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ( kabul edilen dava değerinin 15.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 15.000 TL vekalet ücretinin davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'ye verilmesine, 30-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.560 TL yargılama giderinin, 1.127,88 TL'sinin davalı ........ A.Ş.'den, 432,12 TL'sinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 31-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen taraflara iadesine, İstinaf Yargılaması Yönünden; 32-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harçlarının talep halinde davalılara iadesine, 33-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 34-Davalı ........ tarafından istinaf başvuru gideri olmak üzere yapılan 16.831,00 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davalıya ödenmesine, 35-Davalı ........ tarafından istinaf başvuru gideri olmak üzere yapılan 16.831,00 TL ve 74,75 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 16.905,75 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davalıya ödenmesine, 36-Davalı ........ tarafından istinaf başvuru gideri olmak üzere yapılan 16.831,00 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davalıya ödenmesine, 37-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 38-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi 30/12/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.