11. Hukuk Dairesi 2013/8431 E. , 2013/22422 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.11.2012 tarih ve 2012/224-2012/592 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t
**11. Hukuk Dairesi 2013/8431 E. , 2013/22422 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.11.2012 tarih ve 2012/224-2012/592 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin önceden davalı ... şirketinin acenteliğini yaptığını, bir kısım sigorta poliçesinin tanzim edilmesinden sonra ilgililerin vazgeçtiğini, bu hususun liste halinde davalının Bölge Müdürlüğü'ne bildirildiğini ve anılan poliçelerin iptalinin istendiğini, ancak davalının bu poliçeleri iptal etmediğini, sanki poliçe bedelleri tahsil edilmiş gibi de müvekkiline borç tahakkuk ettirilip aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını ileri sürerek müvekkilinin acentelik sözleşmesinden dolayı borcu bulunmadığının tespitini, ipoteğin fekkini, %40 tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, acentelik sözleşmesindeki hükmün hilafına davacının iddia ettiği gibi Bölge Müdürlüğü'ne poliçe iptali talebi yapılmadığını, sadece 01.11.2004 tarihinde müvekkiline ulaşan tarihsiz yazısı dışında bir talebinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ihtilaf çıkması halinde sigorta şirketinin defter ve kayıtlarının herhangi bir belge ibrazına gerek olmaksızın delil teşkil edeceği şeklinde delil sözleşmesi yapıldığı, buna göre düzenlenen bilirkişi heyeti raporuna göre davacının 12.426,87 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, davacının davalı şirkete gönderdiği bazı poliçelerin iptal edildiğine ilişkin yazı ekinde, sözleşmenin 9/a maddesi uyarınca poliçe ve zeyilnamelerin bütün kopyalarının ve bunlara ait bütün evrakların gönderilmesi gerektiği halde, davacının bu maddeye uygun iptal isteminde de bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin 15/b maddesine göre poliçe ve zeyilnamelerin primlerinin esas itibariyle nakden ve peşin olarak tahsil edileceğine ilişkin hüküm ile acentelik sözleşmesinin diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının, düzenlediği ve usulüne uygun olarak iptal edilmeyen poliçe ve zeyilnameler karşılığı tahsil edilmesi gereken primlerden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-) Dava, iptali gerektiği ileri sürülen sigorta poliçeleri nedeniyle tahakkuk ettirilen primlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Görüşüne başvurulan ve 23.06.2006 tarihli raporu ibraz eden bilirkişi heyeti "mükerrer düzenlenen poliçe için prim toplamının borçtan düşülmesi ile davalının takip tarihi itibariyle 11.973,65 TL alacağının bulunduğu" yönünde rapor vermiş, 16.06.2008 tarihli raporu sunan bilirkişi heyeti de "davacı hesabına mükerrer verilen komisyonun tenzili ile davalı alacağını 12.426,87 TL" olarak hesaplamıştır. Davalı icra takibini 12.929,75 TL asıl alacak üzerinden başlatmıştır. Mahkemece, davalı ... şirketinin defterlerine göre bilirkişilerce hesaplanan borç miktarları gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kaldı ki; davalı vekili, 24.09.2012 tarihli dilekçesi ile "davacının 12.426,87 TL prim borcunun bulunduğu belirlenen 16.06.2008 tarihli rapora göre karar verilmesini" talep etmiş olup davalı vekilinin bu beyanı da değerlendirilmeksizin verilen kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.