11. Hukuk Dairesi 2023/3877 E. , 2024/5988 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1464 Esas, 2023/356 Karar HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/175 E., 2019/63 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın dav
**11. Hukuk Dairesi 2023/3877 E. , 2024/5988 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1464 Esas, 2023/356 Karar HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/175 E., 2019/63 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2006/11452, 2005/12837, 2011/110856, 2011/110858 ve 2011/110859 numaraları ile tescilli markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin tescilli markalarının ortak özelliğinin “PRESTIGE” ibaresinin yanı sıra esas unsurlarının figüratif “P” harfi olmasının olduğunu, söz konusu markaların mizanpajına bakıldığında kelime unsurunu oluşturan “PRESTIGE” kelimesinin markanın üst kısmında büyük harf karakterleri ile fakat markanın diğer ana unsurunu oluşturan figüratif “P” harfinin ise daha baskın bir biçimde ve kelime unsuruna göre daha büyük ve daha dikkat çekecek biçimde tertip edildiğini, markalara asıl karakterini veren ana unsurun figüratif “P” harfi olduğunun göze çarptığını, davalı adına 2010/39190 sayı ile tescilli “PASSION SLIMS + figüratif P şekli” markasının ise, müvekkilinin markaları ile karıştırılma ihtimali bulunduğunu, nitekim taraflar arasında figüratif “P” harfi sebebiyle pek çok dava görüldüğünü ve müvekkilinin bu davaları kazandığını, bazılarının kesinleştiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2010/39190 sayılı “PASSION SLIMS + figüratif P şekli” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 3 yıl geçtikten sonra dava açtığını, davacının davalıya ait diğer markalarla ilgili davalar açtığı halde bu markayla ilgili dava açmadığını ayrıca Ankara 3. ... Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/35 E., 2014/48 K. (yeni Esas 2016/120) davanın mevcut olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili davalı firmanın markasında yer alan "SLIMS" ibaresinin tanımlayıcı ibare olduğunu, markalar arasında bütüncül izlenimde benzerlik bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davalının davaya konu olan ve davacı markalarından daha sonra tescil edilen markasının görsel olarak davacının seri markalarına benzer olduğu, her iki tarafın markalarında da esas unsurun ön plana çıkartılan figüratif "P" harfi olduğu, "P" harfinin yazım şekillerinin dahi benzerlik gösterdiği, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, ayrıca her iki tarafın markalarının da 34. sınıfta tütün, tütün ürünleri, sigara, buna benzer ürünlerle ilgili eşyalar için tescil edilmiş oldukları, her ne kadar davalı taraf sigara ve tütün kullanıcılarının ortalama tüketiciden daha bilinçli oldukları ve karıştırılma ihtimalinin buna göre değerlendirilmesini talep etmişse de, sigara ve tütün tüketicilerinin toplumun her kesiminden olabileceği, bu nedenle ortalama tüketici oldukları, bilinçli tüketici olarak kabul edilemeyecekleri, kaldı ki bilinçli tüketici olsalar dahi taraf markalarının yalnızca sigara ve tütün ürünleri için değil, bu ürünlerle ilgili günlük kullanılabilecek eşyalar içinde tescil edildikleri, ayrıca markalar arasındaki yüksek benzerlik nedeniyle yine de karıştırılma ihtimali olabileceği, sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının "PASSION SLİMS + Figüratif P Şekil" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın bir bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında iltibas şartlarının oluşmadığının açık ve net olduğunu, tescilli bir markanın önceki tescilli bir markaya karşı iltibas yaratıp yaratmadığı hususunda yapılacak incelemede bütünsellik ilkesi gereği inceleme yapılması gerektiğini, markalar arasında görsel olarak iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, görsel bir benzerlik olduğu varsayılsa dahi sigara piyasasında özellikle de sigara kullanıcılarının sigaralara raflardan bizzat ulaşamadıkları marka adı ile kasiyer veya satıcılardan talep ettikleri düşünüldüğünde sigaranın ambalajındaki görselliğin iltibasa elverişli bir netice ortaya koymadığının açık olduğunu, birden fazla kelime unsuru içeren markalarda, kelime unsurlarından sadece birisinin aynı olmasının markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu anlamına gelmeyeceğini, farklı nitelikteki kelime unsurlarının markaya ek bir ayırt edici nitelik katıp katmadığı, ilgili kelimenin ayırt edicilik niteliğinin gücü, başvuruda yer alan ek kelimelerin ortalama tüketici üzerinde yaratacağı ilk ve genel marka algısını etkileyip etkilemeyeceği, önceki markanın toplumdaki bilinirlik düzeyi, sonraki markanın ek kelime unsurlarıyla birlikte bütünsel bir anlam kazanıp kazanmadığı gibi hususlar birden fazla kelime unsurundan oluşan markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olup olmadıklarını tespitinde dikkate alınacağını, birden fazla ibareden oluşan markalarda, kelime unsurlarından birisinin diğerine oranla markanın bütününe hakim olacak derecede veya ilk bakışta diğer ibareyi geri planda ve bırakacak şekilde büyük puntolarla veya daha koyu karakterlerle yazılmış olması halinde, ön plandaki kelimenin markanın asli ayırt edici unsuru olduğu kabul edilir ve benzerlik testi daha büyük ön plandaki kelime esas alınarak uygulanacağını, ancak, ikinci planda yer alan kelime ilk bakışta görsel olarak kolaylıkla algılanabilir nitelikte ise veya ön plandaki kelime görsel olarak markanın geneline hakim değilse, benzerlik testinde sadece ön plandaki kelimeye odaklanmadan, markanın bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alınacağını, müvekkilinin tescilli markası ile davacı markası arasında bütün olarak bıraktığı izlenim de dikkate alındığında herhangi bir iltibas söz konusu olmadığını, emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2017/3812 E., 2019/1021 K. sayılı ilamının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/11-242 E.- 2011/307 K. 11.5.2011 tarihli ilamının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/11551 E, 2018/4377 K. ilamının bulunduğunu, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsurun markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aranması gerektiğini, bir markanın koruma kapsamının bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre saptanması gerektiğini, şekil ve sözcüklerden oluşan kompozit markalarda ise karıştırma ihtimali bakımından kural olarak sözcüğe ağırlık verilmesi gerektiğini, zira sözcük markalarının hem sözle, hem de yazı ile kolayca ifade edilebildiğini, bununla birlikte eğer markadaki şekil unsuru ön plana çıkıyor ise değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiğini, markaları ile davacıya ait tescilli markalar arasında müşteri kitlesi nezdinde ayırt edilebilecek farklılık barındırdığının açık ve net olduğunu, sigara ve tütün kullanıcılarının bilinçli tüketici olmadığı gerekçesi ile ortalama tüketicinin dikkat düzeyi dikkate alınmadan hüküm kurmanın hatalı olduğunu, emsal mahiyette Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 20. Hukuk Dairesi'nin 22.11.2018 tarih, 2018/528 E. ve 2018/1224 K. sayılı ilamında açıkça sigara emtiasında tüketicinin dikkat ve özen düzeyinin yüksek olduğunun vurgulandığını, CJEU'e göre ortalama tüketici, değişik markalar arasında karşılaştırma imkanını nadiren bulabilir, daha çok markaları hafızasında tutabildiği kadar görüntüsüne göre değerlendirme yapar öte yandan bir markayı taşıyan ürünün devamlı müşterileri de, sigara emtiasında olduğu gibi, o marka yönünden aşina olmaları nedeniyle, markalar arasındaki farklılıklar algılama bakımından daha dikkatli ve seçici olacakları hususunun somut olayda gözetilmesi gerektiğini, sigara gibi bağımlılık düzeyi yüksek ve tercih edilen ürünün isim ve paketinden çok içim zevkine ve kullanıcının mamülden aldığı keyife göre değişmesi sebebiyle tüketicinin bilinç düzeyinin bu sektörde diğer sektörlerden çok daha fazla olacağının kabulünün gerekeceğini, bu hususun değerlendirilmesi gerektiğini, söz konusu markaların karıştırılabilirliği bakımdan geniş bir sektörel değerlendirme yapılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, mahkemenin davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybının bulunmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının davasını geç açmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını, yeniden yargılama ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla sigara ve tütün mamullerini kullanan tüketicilerin 18 yaşından büyük yetişkin oldukları, dikkat seviyelerinin ortalama halk kitlesine göre daha yüksek olduğu, tüketicilerin sigara alırken şekil unsurundan ziyade yazı unsurunu dikkate aldıkları ve ürünleri daha çok isim söyleyerek satın aldıkları, davalının benzer ses/ harf ve ambalaj yakınlaştırılması ile ürün satışı halinde davacı markasının başka ürün/ seri çıkarttığı, ülkemizde satışına başlandığı izlenimini oluşturması, davacının ürününü bilen açısından denenmek arzusu uyandırması, tercih edilmesinin de mümkün olduğu, tüketicilerin ürünü alırken isim söyledikleri ve markadaki şekil unsurunun tercih belirlemede etkili olmadığı ancak işitsel olarak aynı kelimelerin kullanılmasının davalı ürününün davacı markası ile iltibasa ve haksız rekabete sebep olacağının da sabit olduğu, taraf markalarının benzer olduğu, aynı mal/ hizmet alanında tescil edilmesi ve kullanılması, davacının markası ile arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil ortalama düzeyde bir tüketici nazarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının markaları ile davalı markasının harf karakteri, renk, şekil-biçim ve İngilizce kelime ses ve sözcük benzerlikleri, sigara paketi ambalaj tasarımı yönünden yüksek düzeyde aslına benzerlik içerdiğine kanaat getirilmekle toplanan delillere, iddia ve savunma kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı ve kararın gerekçesinde hata edildiği gerekçesiyle kararın kaldırılarak davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2010/39190 numaralı "PASSION SLİMS + Figüratif P Şekil" markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen belirlenecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemesi kararında tarafların davaya konu tescilli markalarının görsel unsurlarına da yer verilmiş olup, mahkeme kararlarının niteliği ile hangi hususları kapsayacağına ilişkin yasal düzenlemeler incelendiğinde, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun’un “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde mahkeme kararlarının nasıl yazılacağı, kararda hangi hususların yer alacağı açıkça gösterilmiştir. Hükümler, davayı esastan halleden ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır (6100 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesi). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Gerekçe, hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar (Kuru Baki, ... ...,... Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, Ankara 2011,22.Bası, s. : 472). Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Bölge Adliye Mahkemesi kararında davaya konu davalı markasının görseline yer verilmiştir. Mahkemece, gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere kararın ekinde yer verilebilirse de hükmün gerekçe kısmında, yukarıda anılan yasal düzenlemelere uygun düşmeyecek biçimde görüntü ve şekillere yer verilmesi, davadan yeni davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüte neden olunmasına yol açabilecektir. VI. KARAR Açıklanan sebeple ; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.