T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1383 KARAR NO : 2026/173 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/02/2022 NUMARASI : 2019/238 E. - 2022/120 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dai…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1383 KARAR NO : 2026/173 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/02/2022 NUMARASI : 2019/238 E. - 2022/120 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının otomobil sektöründe faaliyet göstermekte olup otomobil satışı ve servis hizmeti verdiğini, satışını yaptığı araçlara trafik tescil tarihinden itibaren başlayarı 2 yıllık süreç veya 100.000 km garantisi verdiğini, davacının garanti suresi içerisinde garanti belgesinde öngürülen şartlar yerine getirildiği takdirde araçta meydana gelecek tüm arızalardan kendisini sorumlu tuttuğunu, davacının ... şasi nolu, ... motor nolu, ... 2017 müdel aracı, trafik tescil tarihi 08.05.2017 tarihinde davalı tarafa sattığını, bu satış üzerine taraflar araşında ... satış sonrası garanti belgesi imzalandığını, davalının aracını araçta arız olduğunu belirterek 03.09.2018 tarihinde davacıya getirerek şirketin servisine bıraktığını, bu sırada aracın kilometresinin 64.494 km olduğunu, davalı aracında yapılan kontroller neticesinde garanti şartlarında öngörülen durumlara aykırı kullanım sebebiyle ciddi arızalar oluştuğunun görüldüğünü, arızanın giderilmesinin 2,5 ayı bulduğunu, davalının bakımları zamanında yaptırmamasından dolayı oluşan arızaların giderilmesinin araç motorunun komple değişmesiyle mümkün olduğunu, motor değişikliğiyle beraber araçta birçok arızanın da giderilmiş olduğunu, yapılan tüm işlemlerin garanti kapsamı dışında kalması sebebiyle işlem bedelinin davalıya fatura edildiğini, garanti belgesinin 5 nolu maddesinde öngörülen araçların her 10.000 km veya 12 ayda bir servis olma zorunluluğuna riayet etmeyen davalı tarafın aracı tam, eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim almasına karşılık kendisine kesilen fatura bedellerini ödemediğini, Bakırköy 18. Noterliğinin 36.11.2018 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, sonuç alınamadığını, bu sebeple İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, davanın görev yönünden reddi gerektiğini, davalının davaya konu aracı garantili olarak davacıdan satın aldığını, iş bu garanti kapsamının iki yıl ve 100.000 km ile sınırlandırıldığını, davalıya ait aracın arızalanması sebebiyle garanti kapsamında arızaların giderilmesi için davacıya ait yetkili bayiiye bırakıldığını ve yetkili bayii tarafından aracın garanti kapsamında onarılacağının beyan edildiğini, aracın yaklaşık 2,5 ay süre ile onarım için serviste kaldığını, bu aşamalarda davalıya hiçbir şekilde aracın ücretli yapılacağına ilişkin bilgi verilmediğini, bu hususlara ilişkin onay dahi alınmadığını, davacı tarafın aracı garanti kapsamında onarma yükümlülüğü bulunmasına rağmen davalıya davaya konu faturayı düzenlediğini, davalıya ait araçta yaygın görülen hastalıklı motor arızası bulunduğunun anlaşıldığını ve bu durumda motorun garanti kapsamında değiştirildiğini, bu olayın ... marka araçlarda oldukça yaygın rastlanıldığını, nitekim konunun uluslararası hukuk boyutuna dahi taşındığını, aracın garanti kapsamında ücretsiz onarımı hakkının seçildiğini, savacının talebinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir: İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut olayda, Mahkememizce gerek araç motoru üzerinde yaptırılan teknik inceleme ile düzenlenen 25/05/2021 tarihli ek rapor, gerekse Yargıtay'ın emsal kararları uyarınca üç kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 24/11/2021 tarihli rapor ile; araçta motor yatak sarma arızası meydana geldiği, 0 kilometre yeni kullanılmamış olarak satın alınmış olan aracın 1 yaşındaki motorun yağının değiştirilmesi gerektiği tarihten itibaren 5.543 km.değiştirilmeden kullanılması nedeniyle görünen şekilde bir yatak sarmasına bağlı motor arızası meydana gelmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, bu nedenle araçtaki motor arızasının motor yataklarında kullanılan malzeme-imalat teknolojisinden kaynaklanan nedenlerle meydana geldiği, aracın ekonomik ömrüne ve motor servis ömrüne göre 64.000 km.gibi kısa kullanım süresinde ortaya çıkan motor arızasının bakım eksikliği ve yağda bozunma ile ilişkilendirilemeyeceği, hasar gören kol yatak dışında yağlama yağının temas ettiği diğer krank yataklarında ve parçalarda sarma emarelerinin bulunmamasının motordaki üretim hatasını gösterdiği, satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre inceleme ile anlaşılması mümkün olmayan, belirli bir kullanım sonrası ortaya çıkan esaslı motor arızası nedeniyle aracın gizli ayıplı olduğu, aracın arıza yaptığında davacıya ait yetkili servise götürüldüğü, bu durumun ayıp ihbarı anlamına geldiği ve ihbarın süresinde olduğunun kabulu gerektiği, dolayısıyla üretim hatasına dayalı gizli ayıp nedeniyle aracın motor aksamının değişmesinin garanti kapsamında olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu aracın garanti süresinin 2 yıl olduğu, aracın satış tarihi olan 09/05/2017 tarihinden itibaren dava tarihine kadar 2 yıllık garanti süresinin dolmadığı üretici firmanın, satıcı ve satış sonrası garanti veren davacı firmanın birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, dolayısıyla davacı vekilinin husumet yönündeki talebinin de yerinde olmadığı değerlendirilmiş olup, aksine üretim hatasından kaynaklanan motor arızası nedeniyle yapılan giderlere davalının katlanmasını beklemek TMK 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralıyla da bağdaşmaz. Bu nedenle motor değişim masraflarının tamamından davacının sorumlu olduğu değerlendirilmekle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının araçta bulunan gizli ayıptan dolayı herhangi sorumluluğu bulunmadığını, mahkeme dosyasında üç tane bilirkişi raporu ve bir tane dışarıdan dosyaya sunulmuş olan mütala yer aldığını, raporlar arasında farklı görüşler olduğunu, davacının satıcı olmadığını, aracın alım satımında herhangi bir bağlantısının olmadığını, komisyoncu olmadığını, ithalatçı olmadığını, araç markası ...'ın yetkili servisi olmadığını, yurt dışından getirtilen sıfır km araçlara belli şartlar altında garanti sözleşmesi yaptığını ve buradaki amacının, araç bakım servis hizmetinin kendisinden alınmasını sağlamak olduğunu defalarca belirtmelerine rağmen yerel mahkemenin bunların hiçbirini dikkate almadığını, aksi düşünülse dahi araçtaki ayıbın satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre inceleme ile anlaşılması mümkün olmayan, belirli bir kullanım süresi sonrası ortaya çıkan esaslı bir ayıp olduğunu, davacının sıfır km araçta kullanımla ortaya çıkan ayıptan dolayı sorumlu tutulamayacağını, üretim hatasından kaynaklanan motor arızası nedeniyle yapılan giderlere davalının katlanması TMK. 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz iken üretim hatasından kaynaklanan motor arızasından dolayı yapılan giderlere üretici olmayan, ithalatçı olmayan, komisyoncu olmayan, yetkili servis olmayan davacının katlanmasının TMK. 2 maddesinde dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, taraflar arasındaki garanti belgesi sözleşmesi ile belli şartlara bağlandığını, davalının bu şartlara uymadığını, garanti belgesinin 5 nolu maddesinde araçların her 10.000 km veya 12 ayda bir servis alma zorunluluğu bulunduğunu, davalının kendi üzerine düşen şartlarını yerine getirmemiş iken servis hizmetinin kendisinden alınması amacıyla işbu belgeyi veren müvekkilinden araçtaki gizli ayıbın sorumluluğunu beklemesinin eşitsizlik olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma konu aracın davacı tarafından onarılması sebebiyle doğan fatura alacağının davalıdan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde; araç satışı ve servis hizmeti veren davacının, dava konusu ... şasi nolu, ... motor nolu, ... 2017 model aracı 08.05.2017 tarihinde davalıya satıp teslim ettiğini, aracın arızalanması sebebiyle 03.09.2018 tarihinde davacıya bırakılan aracın 2,5 ayda onarıldığını, arızanın garanti kapsamında olmadığını, garanti kapsamında kalması için gerekli şartların davalı yanca yerine getirilmediğini, bu sebeple onarım masraflarına ilişkin takip ve dava konusu fatura bedelinden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili beyan dilekçesinde; arızanın giderilmesinin garanti kapsamında davacının yükümlülüğünde olduğunu, araçta yaygın motor arızası bulunduğunu, kullanım hatası olmadığını ve onarım masraflarından davalının sorumlu olmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul 7.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 120.000,00 TL asıl alacak, 448,77 TL işlemiş faiz, 2.693,00 TL asıl alacak, 10,07 TL işlemiş faiz, 182,00 TL asıl alacak, 01.68 TL işlemiş faiz, 864,00 TL asıl alacak, 3,23 TL işlemiş faiz, 304,00 TL asıl alacak, 1,14 TL işlemiş faiz, 470,00 TL asıl alacak, 1,76 TL işlemiş faiz, 75,00 TL asıl alacak, 0,28 TL işlemiş faiz, 99,00 TL asıl alacak, 0,37 TL işlemiş faiz, 251,00 TL asıl alacak, 0,94 TL işlemiş faiz, 334,00 TL asıl alacak, 1,25 TL işlemiş faiz, 624,00 TL asıl alacak, 2,33 TL işlemiş faiz, 2,33 TL işlemiş faiz, 57,00 TL asıl alacak, 0,21 TL işlemiş faiz, 630,00 TL asıl alacak, 2,36 TL işlemiş faiz, 90,00 TL asıl alacak, 0,34 TL işlemiş faiz, 28.740,00 TL asıl alacak, 107,48 TL işlemiş faiz, 100,00 TL asıl alacak, 0,37 TL işlemiş faiz, 260,00 TL asıl alacak, 0,97 TL işlemiş faiz, 5.900,00 TL asıl alacak, 22,06 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 162.277,61 TL alacak yönünden 06.12.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak faturaların gösterildiği, ödeme emrinin 11.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 13.12.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar dosya kapsamında dava konusu aracın satış faturası bulunmamakta ve davacı aracın satıcısı olmadığını iddia etmekteyse de, davacı yanca sunulan ve taraflarca imzalanıp kaşelendiği anlaşılan ''... Satış Sonrası Garanti Belgesi'' başlıklı garanti belgesi ile dava dilekçesi ve davalı beyan dilekçesinden dava konusu aracın davacı yanca davalıya satıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğundan uyuşmazlığın TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Türk Borçlar Kanunda düzenlenmiş olan ayıba karşı tekeffül sorumluluğu, bir akdi sorumluluk türü olduğundan, satım sözleşmesinin tarafları arasında geçerlidir. Bunun bir sonucu olarak, satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna bağlı olarak alıcıya tanınan seçimlik haklar da (sözleşmeden dönme, bedel indirimi, değiştirme hakları) alıcı tarafından satıcıya karşı ileri sürülebilecek haklar şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı aracın satıcısı konumunda olup ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna dayalı seçimlik hakların davacı satıcıya yöneltilmesi usul ve yasaya uygundur. Aracın arızalandığı, 03.09.2018 tarihinde davacıya onarılması için bırakıldığı, davacı yanca 2,5 ayda arızanın onarıldığı konularında uyuşmazlık bulunmamakta olup, uyuşmazlık, bu arızanın kullanımdan mı yoksa üretimden mi kaynakladığı, garanti kapsamına girip girmediği hususlarında toplanmaktadır. Davalı alıcı, aracın arızlandığını ve arızanın garanti kapsamında ücretsiz giderilmesi gerektiğini, davacı ise davalının garanti kullanım şartlarına uymadığını, üretim hatası bulunmadığını ve arızanın garanti kapsamında olmadığını ileri sürmektedir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli, onarım ve zarar gideriminde bulunamaz. Davalı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı). TBK'nın 223/2.maddesi ise '' Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Davalı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/5982 Esas, 2015/15327 Karar sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ispata ilişkindir. Somut olayda, davacı yanca sunulan garanti belgesinde, dava konusu araç için trafik tescil tarihinden itibaren iki yıl veya 100.000 km ile sınırlı olmak üzere garanti süresi belirlendiği, dosya kapsamına göre aracın tescil tarihinin 09.05.2017 olduğu görülmektedir. Araçtaki ayıp gizli ayıp olduğundan ve ayıbının ilk olarak garanti süresi çerisinde ortaya çıkması üzerine 03.09.2018 tarihlerinde davacı servisine götürüldüğü ve ihbarın süresinde yapıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece aracın gizli ayıplı olup olmadığı, üretim mi yoksa kullanım hatası mı bulunduğunun tespiti için alınan ilk bilirkişi raporu ile ek rapor arasında farklı neticelere ulaşılması sebebiyle çelişki oluştuğu anlaşılmaktadır. Bunun üzerine mahkemece 12.07.2021 tarihli ara karar ile bu çelişkinin giderilmesi araçtaki arızanın sebebinin ortaya konulması için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olup alınan makine mühendisi bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetince sunulan 24.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda önceki kök ve ek rapor ile davacı yanca sunulan mütalaa birlikte incelenmiş olup, aracın ekonomik ömrüne ve motor servis ömrüne göre 64.000 km gibi kısa kullanım süresinde ortaya çıkan motor arızasının, aracın periyodik bakımlarının geciktirilmiş olması (bakım eksikliği) ve yağda bozulma ile ilişkilendirilemeyeceği, hasar gören kol yatak dışında yağlama yağının temas ettiği diğer krank yataklarında ve parçalarda sarma emarelerinin bulunmamasının motordaki üretim hatasını gösterdiği, bu bağlamda satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre inceleme ile anlaşılması mümkün olmayan, belirli bir kullanım süresi sonrası ortaya çıkan esaslı motor arızası nedeniyle dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu kanaati bildirilmiştir. Alınan rapor Dairemizce de hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmuştur. Bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere dava konusu aracın davacının iddia ettiği gibi bakımlarının geciktirilmesi veya 5000 km gecikmeli olarak yağ değişimi yapılmasının mevcut arızaya sebep olmadığı, araçta üretimden kaynaklı gizli ayıp bulunduğu, arızanın garanti süresi içinde gerçekleştiği, bu bağlamda süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu ve arızanın giderilmesi için yapılan dava konusu masraflardan davalının sorumlu olmadığı kanaatine varıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi.05.02.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 361.maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.