11. Hukuk Dairesi 2011/15136 E. , 2012/20974 K. MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/05/2011 tarih ve 2010/174-2011/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dil…
**11. Hukuk Dairesi 2011/15136 E. , 2012/20974 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/05/2011 tarih ve 2010/174-2011/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 2008/24859 sayılı ve “eczacı” unsurlu marka başvurusuna, yapılan ilana müteakip davalı şirketin KHK'nın 8/1 ve 8/4. maddesi uyarınca 2001/02695, 2005/07024 ve 2007/09280 sayılı “Eczacıbaşı”, “eczacıbaşı” ve “Eczacıbaşı Spor Klubü” markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın TPE YİDK'nın 2010/ M 1453 sayılı kararıyla kabul olunarak başvurunun reddine karar verildiğini, oysa müvekkiline ait marka ile davalı markasının benzer bulunmadığını, müvekkilinin bu markayı 2005 yılından beri çıkardığı dergide kullandığını, ilgili sektörde ayırt edicilik sağladığını, hatta davalının da bu dergiden haberdar olduğunu ve ilgili sektörlerin farklı bulunduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptali ile tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPE vekili davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkiline ait markaların karıştırma ihtimaline yol açacak derecede benzer bulunduğunu ve tanınmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı başvurusunun öncesinde ayırt edici hale geldiği için karıştırılma ihtimalinin ortadan kalktığı ve davalının uzun yıllardır bildiği davacı başvurusundan haberdar olduğu ve sessiz kaldığı, davacı tarafın başvuru ibaresi üzerinde müktesep hakkı bulunduğu gerekçeleriyle YDİK'nın 2010 – M – 1453 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve başvuru konusu ibarenin tescilsiz olarak kullanıldığı dönem için davalı şirket tarafından 556 sayılı KHK'nın 9 ve 61. maddesine dayalı olarak dava açılması halinde davacının uyuşmazlık konusu “eczacı” ibaresini tescilsiz olarak kullanım süresi bakımından ancak dikkate alınabilecek olan TMK'nın 2. maddesinin, dava konusu ibarenin davacı tarafından marka tescil başvurusu yapılması üzerine ve davalı şirketçe'de süresinde itiraz edilmesi sonucu açılan işbu TPE YİDK kararının iptaline ilişkin dava bakımından dikkate alınamayacağı halde; tescilsiz kullanımdan dolayı sessiz kalındığından bahisle hak kaybı oluşturacağı yönündeki mahkemenin kararında açıklanan gerekçe yerinde değil ise de, dava konusu başvurunun 556 sayılı KHK'nın 5. maddesi uyarınca ayırt edicilik unsuruna sahip olduğunun anlaşılmasına yönelik gerekçenin isabetli bulunmasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar TPE ve şirket vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 17/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.