T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:10/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:19/10/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:10/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GERE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:10/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:19/10/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:10/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı bankadan 21/05/2014 tarihinde 18.537,95 TL tarım kredisi ve 27/06/2014 tarihinde 27.808,98 TL tarım kredileri kullandığını, bu kredileri ödeyemediğinden davalının 25/06/2015 tarihinde toplam 46.346,93 TL üzerinden takip hesabına aktardığını, müvekkilinin yine aynı bankadan 31/05/2012 tarihinde 42.000,00 TL tarım kredisi kullandığını, kullanmış olduğu bu kredinin son taksiti olan 30/05/2015 tarihli kredi taksitini ödeyemediğinden 25/06/2015 tarihinde 17.036,10 TL kalan taksitin takip hesabına aktarıldığını, müvekkilinin yine 25/06/2013 tarihinde davalı bankadan 50.000,00 TL tarım kredisi kullandığını, kullanmış olduğu bu kredinin ilk taksitini ödediğini, 25/06/2015 tarihli kredisi ödenmediği gerekçesi ile kredi ana para bakiyesi olan 36.056,44 TL ve 315,94 TL BSMV ile birlikte toplam 36.342,38 TL ile takip hesabına aktarıldığını, müvekkilinin yine davalı bankadan 12/06/2014 tarihinde 50.000,00 TL tarım kredisi kullandığını, bu kredinin ilk taksiti olan 12/06/2015 tarihinden önce 25/06/2015 tarihinde kredinin ana para KKDF ve BSMV olarak toplam 52.062,59 TL ile kanuni takip hesabına aktarıldığını, müvekkilinin bu borçları için 17/09/2015 tarihinde 50.000,00 TL ve 01/10/2015 tarihinde 187.000,00 TL toplam 237.000,00 TL haricen banka hesabına ödeyerek borcunu kapattığını, öncelikle müvekkilinin kanuni takip hesabına aktarıldığında kalan ana para borcunun 151.788,10 TL olduğu, 2015 yılı AAÜT gereği davalı bankanın vekilinin hak etmiş olduğu vekalet ücretinin 14.507,00 TL olduğu, müvekkilinin borcunu haricen ödemiş olduğundan müvekkilinden alınması gerekli tahsil harcının 6.906,00 TL olduğu ve müvekkilinin kredi ödeme planlarında da belirtildiği üzere akdi faiz oranlarının yıllık %18,60, yıllık %16,20, yıllık %20,28 oranlarında olduğu, davalının sözleşme hükümleri gereği sözleşmede anlaşma sağlanmış temerrüt faizi oranları uygulayabileceği aksi takdirde sözleşmede belirtilmemiş ise kanun uyarıca faiz uygulaması gerektiğinin açık olduğu, davalının sözleşmeye aykırı faiz uygulayarak fazla tahsilat yaptığı, alınan ücretlerin iadesinin gerektiği, takip hesabına aktarmaların yanlış olduğu, süresinde önce aktarmaların olduğu, bankanın kötü niyetle takip başlattığı beyan edilerek, şimdilik 3.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Ticaret mahkemeleri olduğunu, zaman aşılı def-inde bulunduklarını, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacının tarım kredisi kullandığını, bankanın haksız bir kesinti yapmadığını beyan ederek ; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... taraflar arasında ibraname düzenlendiği, ... Aksu Şubesi ile davacı ...'ın 14/10/2015 tarihi itibariyle asaleten ya da kefaleten borcu kalmadığı, borçlu ve bankanın birbirlerini karşılıklı olarak gayri kabili rücu ibra ettiklerine dair ibranamenin dosyada olduğu, buna karşı bir itirazın mevcut olmadığı görülmüştür. İbranamade belirtilen tarihin haricen tahsil tarihinden sonra olduğu, her hangi bir ihtirazi kayıt vb bir şerhin de olmadığı/görünmediği anlaşılmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 132. maddesine göre “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir”. Alacaklı ve borçlunun aralarında mevcut bir borcu kısmen veya tamamen ortadan kaldırmaya ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasına yönelik sözleşmeye "ibra sözleşmesi" denir. Bu özelliğiyle ibra, borcu sona erdiren sebeplerden birini oluşturur. İbra sözleşmesinin geçerli olması için, tarafların karşılıklı irade beyanlarının ibra sebebi üzerinde birbirine uygun olması gerekir. Bu sözleşmenin zorunlu içeriği, alacaklı ve borçlunun belirli bir alacağı ortadan kaldırma iradeleridir. İbra edilen borç bütün kapsamıyla kesin olarak belirtilmelidir. Genel sözlerle geçiştirilen, içeriği tam belli olmayan ibra sözleşmeleri dar yorumlanmalıdır. (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2020, s. 1407 vd.) Somut olayda, taraflar arasında ibra sözleşmesi mevcuttur ve hukuka aykırılığı gösterir bir durum kabule göre yoktur. Taraflar birbirlerini gayri kabili rücu ibra etmişlerdir. İbra sözleşmesi göz önüne alınarak, davacının iddiasında haksız olduğu anlaşılmakla; davanın reddi" şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin taraflar arasında ibraname imzalandığı gerekçesiyle sözleşmeye dayalı alacak davasının reddine karar verdiğini, ancak sözleşmeye dayalı alacak davalarında on yıllık zamanaşımı süresi olduğunu, davalı bankanın sözleşmede belirtilen temerrüt faiz oranlarına aykırı takip başlattığını ve bunun bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, müvekkilinin bankaya haricen ödemeler yaptığını, davalı bankanın ise buna rağmen takipteki vekalet ücretini AAÜT üzerinde tahsil ettiğini, icra takibindeki tahsil harcının da müvekkili tarafından haricen ödenmiş olmasına rağmen tekrar tahsil ettiğini ve icra dosyasına da ödettirdiğini, müvekkilinin taşınmazlarına haciz konularak haciz tehdidi altında ödeme yapmaya zorlandığını, davalı bankanın kötü niyetli şekilde takipte fazla faiz ve vekalet ücreti talep ederek haricen fazla tahsilat yaptığını, davalı bankanın kötü niyetli şekilde ibraname imzalatarak müvekkilinin taşınmazları üzerindeki hacizleri kaldırttığını ve İİK hükümleri gereği fazladan tahsil edilen vekalet ücreti, tahsil harçları ile sözleşmeye aykırı işletilen faizlerin iadesinin gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, alacak istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, taraflar arasında düzenlenen 14.10.2015 tarihli ibraname ile tarafların birbirlerini karşılıklı olarak ibra etmiş olduklarının ihtilafsız olmasına, ibra sözleşmesinin borcu sona erdiren hukuki sebeplerden olup, bu sözleşme karşısında davacının fazla ödeme yapıldığı iddiasıyla alacak talep etmesinin mümkün olmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...