T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/1067 - Karar No:2025/1191 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1067 KARAR NO : 2025/1191 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 17/10/2025 ESAS NUMARASI : 2025/524 DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin Uyarlanması (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP KONUSU : İhtiyati tedbir KARAR TARİHİ : 19/11/202…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/1067 - Karar No:2025/1191 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1067 KARAR NO : 2025/1191 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 17/10/2025 ESAS NUMARASI : 2025/524 DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin Uyarlanması (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP KONUSU : İhtiyati tedbir KARAR TARİHİ : 19/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/11/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin uyarlanması istemine ilişkin davada mahkemece ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen ara kararına karşı süresi içinde ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasında 19.10.2021 tarihli Kastamonu 380 - Bartın OSB Elektrik İletim Hattı Komple Tesis İşine ilişkin olarak iki adet (I ve II. Kısımlar) sözleşme akdedildiğini, sözleşmeye göre sözleşme tarihinden itibaren yer tesliminin 15 gün içerisinde gerçekleştirilmesi ve işin de işyeri teslim tarihinden itibaren 360 gün içerisinde tamamlanarak geçici kabule hazır hale getirileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin yer teslimi yapılmasını uzunca süre beklediğini, ilk yer tesliminin kısmi olarak sözleşmelerden 1079 gün sonra 15.10.2024 tarihinde yapılabildiğini, sonrasında da kısmi olarak yer tesliminin tamamlandığını, dava tarihi itibariyle sadece hatlarda bulunan direk adetleri bakımından birinci kısım için %51, ikinci kısım için ise %52’lik bir bölümün yer teslimlerinin gerçekleştirildiğini, davalının uzun süre fiili yer teslimi yapmamış olması nedeniyle aradan geçen uzun zaman zarfında yine olağanüstü ve beklenmedik diğer sebeplerden kaynaklı olarak ihale sözleşmeleriyle taraflara yüklenen edimler arasındaki dengenin önemli ölçüde müvekkili şirket aleyhine bozulduğunu, sözleşmenin ifa temelinin çöktüğünü, bu haliyle işin sürdürülemez hale geldiğini, sözleşmede her ne kadar fiyat farkı kararlaştırılmış ise de, söz konusu fiyat farkının işin yapımı için gerekli maliyetleri ve işin ifası halinde ortaya çıkacak müvekkili zararını karşılamaya yetmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, taraflar arasında akdedilen I. kısma ait 19.10.2021 tarihli sözleşmenin dava tarihi itibariyle, sözleşmede öngörülen fiyat farkı eklenerek oluşan 979.853.069,00TL'lik (240.500.080,00TL + fiyat farkı) sözleşme bedelinin, birim bazlı uyarlama bedellerinin toplamı olarak hesaplanan miktar olan 1.063.328.663,69TL arttırılmak suretiyle (KDV hariç olmak üzere) toplam 2.043.181.732,69TL'na (sözleşmenin fiyat farkına ilişkin hükümleri korunmak suretiyle) TBK m. 138 ve diğer ilgili düzenlemeler çerçevesinde uyarlanmasına, uyarlama mümkün olmadığı taktirde sözleşmenin yaptırımsız olarak feshine ve müvekkiline iş bedelleri ödenerek tasfiyesine, bu halde müvekkilinin davalı nezdindeki teminat mektuplarının ve diğer teminatlarının iadesine, taraflar arasında akdedilen II.kısma ait 19.10.2021 tarihli sözleşmenin dava tarihi itibariyle, sözleşmede öngörülen fiyat farkı eklenerek oluşan 1.092.424.759,00TL'lik (270.000.012,00TL + fiyat farkı) sözleşme bedelinin, birim bazlı uyarlama bedellerinin toplamı olarak hesaplanan miktar olan 1.199.479.261,47TL arttırılmak suretiyle (KDV hariç olmak üzere) toplam 2.291.904.020,47TL'na (sözleşmenin fiyat farkına ilişkin hükümleri baki kalmak kaydıyla) TBK m. 138 ve diğer ilgili düzenlemeler çerçevesinde uyarlanmasına, uyarlama mümkün olmadığı taktirde sözleşmenin yaptırımsız olarak feshine ve müvekkiline iş bedelleri ödenerek tasfiyesine, bu halde müvekkilinin davalı nezdindeki teminat mektuplarının ve teminatlarının iadesine karar verilmesini talep etmiş; davacı vekilinin 16.10.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebine ilişkin dilekçesinde özetle; telafisi imkansız zararların doğmasının önlenmesi amacıyla müvekkili şirketin toplam 40.000.000,00TL tutarında teminat mektubunun davalının uhdesinde bulunduğu da gözetilerek, öncelikle ek bir teminat yükümlülüğü olmaksızın, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığında yargılama sonuçlanıncaya dek; öncelikli olarak, taraflar arasında imzalanan dava konusu sözleşmelerin ve sözleşmeler ile müvekkili şirkete yahut taraflara yüklenen yükümlülüklerin, tedbiren ve tüm hüküm ve sonuçları yönünden askıya alınmasına, mahkeme aksi kanaatte ise, yargılama sonuçlanıncaya dek uyuşmazlık konusu her iki sözleşme bakımından yapılacak olan hakedişler yönünden; taraflar arasında akdedilen; işin I. kısmına ait 19.10.2021 tarihli sözleşmenin, dava tarihi itibariyle sözleşmede öngörülen fiyat farkı eklenerek oluşan (240.500.080,00TL + fiyat farkı olmak üzere) toplam 979.853.069,00TL'lik sözleşme bedelinin tedbiren 1.063.328.663,69TL arttırılmak suretiyle (KDV hariç olmak üzere) ortaya çıkan toplam 2.043.181.732,69TL olarak (sözleşmenin fiyat farkına ilişkin hükümleri korunmak suretiyle) kabulüne ve yargılama süresince yapılacak yargılama süresince tedbiren bu kabule göre hesaplanacak sözleşme bedeli üzerinden yapılmasına, taraflar arasında akdedilen; işin II. kısmına ait 19.10.2021 tarihli sözleşmenin, dava tarihi itibariyle sözleşmede öngörülen fiyat farkı eklenerek oluşan (270.000.012,00TL + fiyat farkı olmak üzere) toplam 1.092.424.759,00TL'lik sözleşme bedelinin tedbiren 1.199.479.261,47TL arttırılmak suretiyle (KDV hariç olmak üzere) ortaya çıkan toplam 2.291.904.020,47TL olarak (sözleşmenin fiyat farkına ilişkin hükümleri korunmak suretiyle) kabulüne ve yargılama süresince yapılacak yargılama süresince tedbiren bu kabule göre hesaplanacak sözleşme bedeli üzerinden yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince:Dava dilekçesiyle istenilen dava konusu sözleşmelerin ve sözleşme ile davacıya yüklenen yükümlülüklerin tümüyle askıya alınmasına ilişkin ihtiyati tedbirle ilgili olarak mahkemece 25.07.2025 tarihli karar ile tedbir talebine konu davanın uyarlama davası olup, dava dilekçesi ve ekleri, mevcut delil durumu itibarıyla tedbir konulmasını gerektirir nitelikte görülemediği, yargılamayı gerektirdiği, davanın niteliği ve tedbir talebinin içerikleri de nazara alınarak yasal koşulları oluşmadığından tedbir talebinin reddine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildiği, dosya kapsamı, mevcut delil durumu itibarıyla ihtiyatı tedbir kararı verilmesi için koşullarda bir değişikliğin bulunmadığı, davanın niteliği ve tedbir talebinin içeriği de gözetilerek yasal koşulları oluşmayan yenilenen bu tedbir talebinin reddine karar vermek gerektiği, davacı vekilinin 16.10.2025 tarihli dilekçesindeki diğer tedbir taleplerine ilişkin olarak, yapılan değerlendirmede davanın uyarlama davası olup, mevcut delil durumu itibarıyla tedbir konulmasını gerektirir nitelikte görülemediği, yargılamayı gerektirdiği, davanın niteliği tedbir talebinin içerikleri de nazara alınarak yasal koşulları oluşmayan tedbir taleplerinin reddine karar verildiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını tekrarla, ihtiyati tedbir talebinin ilk olarak 21.07.2025 tarihli dava dilekçesi ile birlikte talep edilmiş olup anılan talebin mahkemenin 25.07.2025 tarihli ara kararı ile reddedildiğini, gerek dilekçeler teatisinin tamamlanmamış ve delillerin büyük ölçekte toplanmamış olması, gerek davanın açılış tarihinin adli tatile tekabül etmiş olması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin uyuşmazlığa bakmakla nihai olarak görev alacak olan başkan ve üyelerin tamamı tarafından değil nöbetçi hakimler tarafından değerlendirilmiş olması, gerekse de ihtiyati tedbir talebinin hukuken her aşamada yeniden talep edilebilecek hukuki koruma önlemlerinden olması hususları dikkate alınarak karara karşı kanun yoluna başvurulmadığını, ancak, gelinen noktada, ilk tedbir talebi sonrasına, dilekçeler teatisi sona erdiğini, tarafların iddia ve savunmalarının belirlilik kazandığı, taraf delillerinin büyük ölçüde dosyaya kazandırıldığını, uyuşmazlık bakımından önem arz eden, yer tesliminin gecikmesi hususunun müvekkilinden kaynaklanmamış olduğu hususu davalı şirketin beyanları neticesinde de açıklığa kavuştuğunu ve bu aşamada yeniden tedbir talebinde bulunma zorunluluğunun hasıl olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın esasının büyük bölümünü, idarenin yer tesliminde gecikmesi ve gecikmeye devam ediyor olması, bu suretle işin müvekkili şirketin kusurundan kaynaklanmayan sebeplerle bitirilememiş olması, ancak arada geçen süre içinde sözleşme maliyetlerinin de öngörülmez ve beklenmedik şekilde artmış olması hususlarını oluşturduğunu, davalı idarenin savunmalarında yer tesliminde gecikildiğini ve yer tesliminin halihazırda bugün dahi tamamlanmadığını, ayrıca sözleşmenin 29/4 maddesi gereğince müvekkil şirkete neredeyse dört yıldır daimi suretle süre uzatımı verdiğini ikrar ettiğini, idarenin sözleşmenin 29/4 maddesi gereğince müvekkili şirkete neredeyse dört yıldır daimi suretle süre uzatımı vermiş olması dahi maddenin içeriği dikkate alındığında işin müvekkili şirketin kusurundan kaynaklanmayan sebeplerle uzadığını doğrular nitelikte olduğunu, esasen bu hususun tarafların dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları kurum yazışmaları ile de sabit hale gelmiş olduğunu, dolayısıyla, yerel mahkemenin "dava dilekçesi ile talep edilen ihtiyati tedbir talebimizin mahkemece 25.07.2025 tarihinde reddedildiği, takip eden süreçte mevcut şartlarda bir değişiklik olmadığı" yönündeki gerekçesinin somut olaya uygun olmadığını, bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilmesi bu bağlamda sözleşmeler ile tanımlanan yükümlülüklerin askıya alınması yahut yargılama sırasında sözleşme bedelinin uyarlanması şeklinde bir ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuken mümkün olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin uyarlanması, mümkün olmadığı taktirde feshine karar verilmesi talebi ile dava açılmış olup yargılama sırasında ihtiyati tedbire ilişkin diğer şartların sağlanması koşuluyla taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin düzenlenmesi için HMK. 391/1 gereği her türlü düzenleyici her türlü tedbire hükmedilebileceğinin açık olduğunu, dava konusu sözleşmeler 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümleri çerçevesinde imzalanmış olduğundan ve 4734 Sayılı Yasanın 34. maddesi gereğince idarece alınan teminat mektupları üzerine doğrudan tedbir konulması mümkün olmadığından müvekkil şirketin ileride telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasının önüne geçilebilmesi ancak sözleşmesel yükümlülüklerin askıya alınması yahut yargılama sırasında yapılacak olan hakediş ödemelerinin tedbir amaçlı uyarlanması neticesinde mümkün olabileceğini, işbu davada davanın esası yönünden haklılığın yaklaşık olarak ispat edildiğinin kabulü gerektiğini, ihtiyati tedbir yargılamasında tam bir ispata gerek olmadığını, dava dilekçesi ekinde yer alan belgelerden de anlaşıldığı üzere davalı idarenin yer teslimi yapamaması nedeniyle temerrüde düşmüş olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, kaldı ki davalı idarenin savunmalarında işin süresinin uzamasının asıl sebebinin orman izin sorunları olduğunu kabul ettiğini, davalı her ne kadar bu hususla ilgili olarak müvekkili şirketin bir takım kusurları da olduğunu beyan etmiş ise de dilekçeler teatisinin sona erdiği bu aşamaya değin somut herhangi bir kusur öne sürebilmiş olmadığını, keza davalı idarenin aradan geçen dört yıla yakın süreye rağmen ısrarla sözleşmenin 29/4 maddesi gereğince süre uzatım kararı vermesi ve müvekkili şirkete işin uzamasından kaynaklı olarak sözleşmede öngörülen yaptırımların hiçbirini uygulamamasının da esasen işin bizzat kendi kusurlu eylemleri nedeniyle bitirilemediğinin bir başka kanıtı olduğunu, dava konusu edilen ihale sözleşmeleri içeriğinde her ne kadar fiyat farkı kararlaştırılmış ise de kararlaştırılan fiyat farkının gerçek zararı karşılar nitelikte olmadığını, sözleşme süresi içerisinde projeye başlanarak tamamlanabilse belki tolere edilebilecek olan bu farkın, sözleşme süresinin bugün itibariyle neredeyse 4 katı kadar uzamış olması ve işlerin büyük bir bölümüne henüz başlanamamış olması sebebiyle altından kalkılamaz bir hal almış olduğunu, müvekkil şirketin, ihale sözleşmelerinin imzalanması aşamasında basiretli bir tacirin göstermesi gerekli tüm özen ve dikkatle hareket etmiş ise de kamu idareleri ile imzalanan sözleşmelerin tip sözleşme niteliğinde olduğu ve ihale katılımcılarının bu tip sözleşme hükümlerinin değiştirilmesi yönünde oldukça sınırlı imkanlara sahip olduğunun herkesçe bilindiğini, bu bağlamda, müvekkil şirketin sözleşmede öngörülen fiyat farkı formülasyonuna da herhangi bir müdahalede bulunabilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki, sözleşmenin imzası sırasında sözleşme süresinin neredeyse 4 katına kadar uzayacağı, (ki henüz işlerin büyük bölümü başlamamış olup gelinen noktada bu sürenin daha da uzayacağının öngörüldüğünü) yahut aradan geçen süre içinde sözleşme maliyetlerinde bu denli yüksek ölçekte bir artış olabileceğinin öngörülemez bir durum olduğunu, davalı tarafından fiili yer teslimi yapılmadığından müvekkilinin hakediş hakkının da muaccel olamadığını, buna bağlı olarak müvekkilinin anılan dönemde yürürlüğe girmiş olan 4735 Sayılı Kanuna eklenen geçici 5,6 ve7.madde hükümlerinden kaynaklı olarak bir menfaat elde edemediğini, dava konusu talebin sözleşmelerde belirtilen fiyat farkı dahil bedellerin günün şartlarına uyarlanmasına ilişkin olduğunu ve uyarlama talebinde hukuki yararın olduğunun kabulü gerektiğini, işbu dava konusu sözleşmelerin ve sözleşmeler ile müvekkili şirkete yüklenen yükümlülüklerin askıya alınmaması yahut en azından yargılama sırasında yapılacak hakediş ödemelerinin dava dilekçesinde talep ettikleri sözleşme bedellerine uyarlanmak suretiyle ödenmemesi halinde müvekkili şirket yönünden ileride telafisi mümkün olmayan zararların doğacağını, müvekkili şirket ile davalı idare arasında imzalanan yapım işi sözleşmelerinde tanımlanan işlerin sözleşmede kararlaştırılan bedeller üzerinden tamamlanması mümkün olmayıp sözleşmede kararlaştırılan bedellerin ya uyarlanması ya da sözleşmelerin feshi ile yapım işlerinin tasfiyesinin gerektiğini, yargılama sırasında sözleşmede tanımlanan tüm hak ve yükümlülüklerin her iki taraf için devam etmesi halinde; ya müvekkili şirket zararına, yani hiçbir kâr elde etmediği gibi kendi mülkiyetinde bulunan malvarlığını da kullanmak suretiyle işi ifa edecek, ya da işi ekonomik gerekçelerle tamamlayamadığı için davalı idarenin haklı nedenle sözleşmeyi feshederek uhdesinde bulunan 40.000.000,00TL tutarındaki teminat mektuplarını irat kaydedecek olduğunu, her iki ihtimal de müvekkili şirketin ekonomik mahvına yol açacağını ve ticari itibarının da telafisi mümkün olmayacak derecede zedelenecek olduğunu, üstelik, yargılama sırasında taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiye yönelik düzenleyici nitelikte bir ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde esasen yargılama sonucunda verilecek kararın bir işlevinin de kalmayacağını, taraflar arasındaki menfaat dengesi göz önünde bulundurulduğunda ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiğini, sözleşmeden doğan edimlerin tedbiren askıya alınmasının arz güvenliğini olumsuz etkilemeyeceği gibi kamu menfaatine de aykırı olmayacağını belirterek 17.10.2025 tarihli mahkeme ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen ara kararına karşı talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK)353. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinden ve 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının ihtiyati tedbir talep eden davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19.11.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır