T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/899 Esas KARAR NO:2026/107 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI:2022/348 Esas - 2023/134 Karar TARİHİ: 22/02/2023 DAVA :Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna baş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/899 Esas KARAR NO:2026/107 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI:2022/348 Esas - 2023/134 Karar TARİHİ: 22/02/2023 DAVA :Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... global uluslararası taşımacılık ....şti kara, hava ve denizyolu taşımacılığı sektöründe uluslararası hizmet verdiği, müvekkili yaptığı iş dolayısıyla aynı zamanda kiralık tırlar ve kiralık depolar da kullandığı, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında almanya ya taşıma yapılmak üzere anlaşma sağlanmış taraflar arasında sulh olunan miktarlar üzerinden de müvekkil şirket tarafından karşı taraf adına faturalar düzenlendiği, teslimat gününe dair hiçbir suretle taahhüt verilmemesine rağmen davalı şirket ... plakalı araçla taşıması gerçekleştirilen malların acil olduğu 17.01.2022 tarihinde teslim edilmesi gerektiği ifade edildiği, davalı şirket araç henüz yola çıkmadan ve gideceği yer belli olmadan ara nakliye aracı beklediği iddia edilerek müvekkil şirkete defa etle e-mail ile iletildiği, davalı şirkete teslimat gününe dair herhangi bir taahhüt verilmemesine rağmen davalı şirket tarafından taşıma konusu malların zamanında teslim edilmediği gerekçesi ile 700 EURO nakliye*50 EURO depolama ücreti ile dayanağı müvekkil şirketçe anlaşılamamış olan navlun farkı adı altında 605 EURO 'luk faturalar düzenlendiği, Müvekkili şirketin ilamsız icra takibine konu edilen 1.335,00 Euro tutarındaki 20.01.2022 tarihli faturaya dayalı olarak davalı şirkete hiçbir borcu bulunmamakta olup, dilekçemiz ekinde sunmuş olduğumuz e-mail yazışmalarından da anlaşılacağı üzere söz konusu fatura müvekkil şirket tarafından kabul edilmediği, müvekkili şirket yönünden menfi zararların oluşmaması için duruşma günü beklenilmeksizin dosya üzerinde yapılacak inceleme neticesinde mahkemece belirlenecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, teminat karşılığı yargılama süresince icra takibinin durdurulmasına ve icra dosyasından müvekkil şirket aleyhine konulan tüm hacizlerin kaldırılmasına ve icra dosyasına yatırılacak tutarın ve teminatın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yapılacak yargılama neticesinde Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü ... Sayılı dosyasından başlatılan ilamsız takip neticesinde davalı tarafa 1.335,00 EURO borçlu bulunmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, davacı müvekkili şirket aleyhine haksız ve mesnetsiz icra takibinde bulunan davalı şirketin alacak tutarının en az %20'si tutarında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen Uluslararası Kara Taşımacılığı sözleşmesi ile davacı firma ile müvekkil firma CMR belgesinde yazılı eşyanın Almanya /... şehrine taşıması hususunda anlaştıkları, sözleşme öncesi davacı firma temsilcisi ... ile gerek telefon gerekse e-mail ile yapılan görüşmelerde müvekkil şirket... deki üşterisine gidecek eşyanın en geç 17 Ocak 2022 tarihinde alıcısına teslim edilmesi gerektiğini aksi takdirde taahhütlerini yerine getiremeyecek olmaları nedeniyle ticari olarak zarar göreceklerini, davacı şirket temsilcisi ise bu hususa itiraz etmeyerek eşyayı bu şartlarda taşımayı kabul ettiği, davacı firma ile yapılan yazışmalarda davacının 17 Ocak'ta ... de alıcısına teslim edilmesi gereken eşyanın iki gün gecikmeli olarak teslim edeceklerini ifade ettiği, davalı müvekkil bu nedenle 50,00 Euro antrepo masrafı ve 700, EURO ekspres taşıma masrafları ödediği, davacının ... e kadar olan navlun bedelini müvekkilden peşin aldığı ancak teslimatı yaptığı Suben şehri ile ... şehri arasında 660 Km olduğundan aradaki farkı da iade etmediği, yine taraflar arasındaki e-mail yazışmaları ve whatsapp yazışmalarında da görüleceği üzere davacı teslim edilen eşyanın taşıma bedeli üzerinden faturalandırma yapılmadığı, zira 08.01.2022 tarihinde teslim edilen yük 51 m3 olduğu halde davacı firma bunu müvekkile 61 m3 olarak fatura ettiği, müvekkili firma her ne kadar be bedele itiraz etmişse de davacının ödeme yapılmadığı takdirde yükün teslim edilmeyeceği tehdidi karşısında eşya teslim edilmeden önce navlun bedelini ihtirazi kayıtla davacıya ödediği, davalı müvekkil hem bu fazladan ödediği 600 EURO hem de geç teslim nedeniyle uğradığı zarar olan 750-EURO'nun (Toplam 1.355 EURO) 21.01.2021 tarihli icra takibine dayanarak olan fatura ile tahsilini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/02/2023 tarih ve 2022/348 Esas - 2023/134 Karar sayılı kararında;".....Yukarıda yapılan açıklamalarda dikkate alınarak taraflar arasında yazılı taşıma sözleşmesi ilişkisi olmasa da mail yazışmaları ile kurulan uluslararası karayolu taşıma ilişkisi olduğu, bu ilişkiye CMR hükümlerinin uygulanması gerektiği, mail yazışmalarından davalı tarafın Almanya'nın Bielefeld şehrine yapılacak teslimatın ayın en geç 17'sine kadar müşterisine ulaşmasını davacıdan talep ettiği, yine mail yazışmalarında davalının bu bölgeye yapılacak sevkiyatın 17.01.2021 tarihinde ulaştırılacağına dair sözleşildiğini belirttiği, taraflar arasındaki mail tarihlerinin 2022 yılı ocak ayına ilişkin olduğu, davalı tarafın bu tarihte teslimat yapılmasını açıkça onayladığına ve reddedildiğine ilişkin mail olmadığı, Türk Borçlar Kanunun 6. Maddesinde örtülü kabulünü düzenlendiği, bu maddeye göre; "Öneren, kanun veya işin özelliği ya da durumun gereği açık bir kabulü beklemek zorunda değilse, öneri uygun bir sürede reddedilmediği takdirde, sözleşme kurulmuş sayılır" denildiği, davaya konu taşımanın parsiyel taşıma olduğu bu taşımada makul taşıma süresinin 10 -12 gün olduğu, malların 8.1.2022 tarihinde davacı tarafa teslim edildiği makul sürelerin 18-20 .1.2022 tarihleri arası olduğu, davalının , müşterisine teslimin yapılmasını istediği tarihin ise en geç ayın 17'si olduğu, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde teslimat tarihin açık ve net olarak kararlaştırıldığın veya örtülü kabul ile kararlaştırıldığı iddiasının Mahkememizce kabul edilmediği, CMR'de gecikmelere ilişkin 17, 19, 23, 30. Maddelerinde yapılan düzenlemelerin şartlarının oluşmadığı, davalı tarafın Suden Şehrinden davacı taraftan yük teslimini alması ile oluşacak masraflardan sorumlu olduğu, yurtdışı nakliye ve depolama ücreti olan 750 Euroyu davacıdan talep edemeyeceği, bununla birlikte taraflar arasında taşıma ilişkisinde emtianın ağırlığına ilişkin olarak mail içeriklerinden davalı tarafın cumartesi günü iptal yapması nedeniyle iptallere ilişkin oluşan boş yerlerin başka yük bularak doldurulamadığı, tarafların ağırlıkların yansıtılması konusunda görüştüğü, davalı şirketi temsilen 14.01.2022 tarihli mailde bu yansıtmanın kabul edildiğinin anlaşıldığı, bu nedenle davalının bu bedeli davacıdan talep edemeyeceği, menfi tespit davasında ara kararla tedbir kararı verildiği, bu nedenle davacı tarafça paranın icra dosyasına depo edildiği, davanın istirdat davasına dönüşmediği, menfi tespit davasında ispat yükünün alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafta olduğu, davalının alacak iddiasını ispat edemediği değerlendirilerek aşağıdaki şekilde karar verildi." gerekçesi ile, ''1-Açılan menfi tespit davasının kabulü ile; davacının davalıya Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasından kaynaklı borçlu olmadığının tespitine, 2-İİK72/4 ve 5 maddelerinin yasal şartları oluşmadığından bu maddelere dayalı tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın menfi tespit davası olduğunu, taraflar arasında elektronik ortamda mail yazışmaları ile kurulan Uluslararası Karayolu Taşıma Sözleşmesi nedeniyle davalı müvekkil firmanın hem kararlaştırılan sürede teslimin yapılmaması nedeniyle geç teslimden doğan zararlarını hem de taşınacak yükün ağırlığının 10m3 fazladan yansıtma yapılarak faturalandırılmış olması nedeniyle uğradığı zararın tazmini için icra takibi başlattığını, ancak davacının haksız ve mesnetsiz olarak huzurdaki menfi tespit davasını açtığını, yapılan yargılama sonucunda dosyaya alınan eksik ve hatalı ve bu suretle de denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiğini, usul ve yasaya aykırı olduğundan işbu kararın kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkemenin kararında menfi tespit davasında ispat yükünün alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafta olduğunu, davalının alacak iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verdiğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, zira dava konusu uyuşmazlığın Uluslararası Karayolu Taşıma Sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davası olduğunu, ispat yükünün taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkar etmeyen davacı üzerinde olduğunu, Somut davada taşınacak eşyanın alıcısına 17.01.2021 tarihinde teslim şartı ile taşıma sözleşmesinin akdedildiğinin dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkca anlaşıldığını, taraflar arasındaki e-mail yazışmalarında müvekkil firmanın taşınacak emtianın alıcısına en geç 17 Ocak 2021 tarihinde teslim edilmesi gerektiğini ve aksi takdirde sözleşmenin kurulmayacağını defaatle belirttiğini, ancak davacı şirket temsilcisinin bu öneriyi reddetmeyerek suskun kaldığını, karşı tarafın sükut etmesi halinde bu davranışın kabul teşkil ettiğini, kararlaştırılan günde (17 Ocak 2021) teslim borcunu ifa etmeyen davacının meydana gelen gecikmeden ve müvekkilin bu uğurda yaptığı masraflardan sorumlu olacağını, CMR madde 19 hükmüne göre taşımanın süresinde yapılması taşıyıcı için önemli bir sözleşmesel yükümlülük olduğundan, bu yükümlülüğe aykırı davranışın taşıyıcıyı eşya üzerinde hak sahibi olanlara karşı sorumlu kılacağını, CMR konvansiyonu m.23/5'e göre, gecikme halinde, hak sahibi zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlarsa taşımacının bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat ödeyeceğini,Geç teslim nedeniyle dolaylı malvarlıksal zararların da hak sahibinin malvarlığında ortaya çıkan azalma veya kardan yoksun kalma şeklindeki zararlar olduğunu, tarafların anlaşmasına göre davacı Bielfeld'e teslim etmesi gereken eşyayı Suben'de indirdiğini, arada 660 km yol farkı bulunduğunu, bu durumda tam olarak aldığı taşıma ücretinin de indirilmesi gerektiğini, nitekim somut olayda müvekkilin geç teslim nedeniyle fazladan ardiye ücreti ve yine nakliye ücreti de ödeyerek eşyasını daha maliyetli bir şekilde taşıttığını, Yine taraflar arasında taşıma ilişkisinde emtianın ağırlığına ilişkin olarak bir mutabakat bulunmadığını, CMR evrakına göre taşınacak emtianın ölçüsünün 51 m3 olduğunu, hal böyleyken davacı firmanın haksız olarak 61 m3 üzerinden faturalandırma yaptığını, müvekkil firmanın emtianın m3 olarak ağırlığını kabul etmediğini, tüm mail yazışmalarında bu hususa itiraz ettiğini, mahkemenin tarafların ağırlıkların yansıtılması hususunda görüştüğü ve yine davalı müvekkil tarafından bu yansıtmanın kabul edilmesinin doğru olmadığını, müvekkil firma yetkilisinin bu bedeli kabul etmediğinin tüm mail yazışmalarında açıkca görüldüğünü, yerel mahkeme kararının dosya kapsamına aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, uluslararası taşıma ilişkisine dayalı fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibinden kaynaklı borçlu olmadığının tespiti istemi ile İİK 72 madde uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının gönderici, davacının taşıyıcı olduğu taşımadan kaynaklı oluştuğu iddia edilen davaya konu zarardan davacı taşıyıcının sorumlu tutulup tutulamayacağı, buna bağlı olarak davalının davacıdan alacaklı bulunup bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.Uygulanması gereken CMR'nin 23/5 maddesinde, gecikme halinde, hak sahibinin zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlaması halinde, taşımacının bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme gereğince taşıyıcının CMR hükümleri gereğince gecikmeden dolayı sorumlu tutulabilmesi için; taşıma süresinin aşılmasının yani gecikmenin yanı sıra, bu gecikmeden dolayı bir zararın doğmuş olması, ayrıca gecikme ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gereklidir. CMR'nin 19. maddesi hükmü dikkate alındığında gecikme, taşıyıcının taşınmak üzere teslim aldığı eşyayı kararlaştırılan sürede veya böyle bir süre yoksa taşımanın gerçekleştirilmesi için gerekli makul süre içerisinde teslim edememesi halinde söz konusu olur. Gecikme bir zarara yol açmamışsa, taşıyıcının sorumluluğu cihetine gidilemez.CMR'nin 30/3 maddesine göre ise, yükün alıcının kullanımına verildiği tarihten sonraki 21 gün içinde durumun yazılı olarak taşıyıcıya bildirilmemiş olması halinde, teslimdeki gecikmelerden dolayı tazminat ödenmeyecektir.Taraflar arasında yazılı bir taşıma sözleşmesi olmadığı, taşıma ilişkisinin telefon ve e-posta yazışmaları yoluyla kurulduğu, davacı tarafından davalıya ait emtianın Türkiye'den Almanya'ya kara yolu ile taşımasının yapılmasının kararlaştırıldığı, davacı ile davalı arasında taşımanın yapılacağı süre ve teslim tarihine dair bir anlaşma olmadığı gibi davaya konu taşımaya ilişkin taşıma süresi/teslim tarihi ile ilgili tarafların üzerinde karşılıklı mutabık kaldıkları yazılı bir belge ibraz edilmediği, davalı gönderici firmanın davacı taşımacı firmaya gönderdiği maillerde taşınacak eşyaların en geç ayın 17’sinde teslim edilmesi gerektiği belirtildiği halde davacı taşıcıyı firmanın bu maillere cevap vermediği ve davacı taşıma şirketinin bunu hiçbir yazışmada onaylamadığı, buna göre davalı tarafın icabı davacı tarafça açıkça kabul edilmediğinden davacı tarafı bağlamayacaktır. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, tarafların ticari defter ve kayıtları da inceletilmek suretiyle mali müşavir ve taşıma uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten alınan raporda; Davaya konu taşımacılığın bir parsiyel taşımacılık olduğu, Türkiye - Almanya arasında gerçekleşen bir karayolu parsiyel taşımacılığının piyasada kabul gören süresinin 10/12 gün olduğu, taraflar arasında kararlaştırılmış bir teslim günü olmadığı durumda teslim süresinde bir gecikme olmadığı kanısına varıldığı, davalı gönderici şirketinin kendine ait yükü yolda teslim alabileceği ancak sonrasında yaptığı taşıma ile ilgili giderleri taraflar arasında bir mutabakat olmadığı sürece davacı taşıma şirketine rücu etmesinin taşıma piyasasına uygun olmadığı kanaatine varıldığının belirtildiği, bilirkişi raporunun dosya kapsamına ve karar vermeye yeterli olduğu, bu tespitlere göre davacı taşıyıcıdan kaynaklı bir gecikmenin olmadığı, dolayısıyla gecikme nedeniyle bir zarar oluşmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davalının gecikmeden kaynaklı icra takibine konu ettiği alacak talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi gözetildiğinde; davalı vekili tarafından ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen beyan dilekçelerinde de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddiaların değerlendirildiği tesbit edilmiştir.İlk derece mahkemesine sunulan deliller, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere göre, davaya konu icra takibinden kaynaklı davacının davalıya borçlu olmadığı, buna göre mahkemece ispat yükü doğru olarak tespit edilip davacının menfi tespit davasının kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.443,26 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 360,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.082,44 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/01/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.