T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/199 KARAR NO : 2026/325 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 27/11/2025 tarihli ek karar. NUMARASI : 2025/649 D.İş - 2025/655 Karar TALEP: İhtiyati Haciz Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati hacze itirazın reddine dair v…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/199 KARAR NO : 2026/325 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 27/11/2025 tarihli ek karar. NUMARASI : 2025/649 D.İş - 2025/655 Karar TALEP: İhtiyati Haciz Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan talep dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 22.05.2025 düzenleme ve 05.10.2025 vade tarihli 6.000.000,00 TL bedelli bono nedeniyle alacaklı olduğunu, borçlunun tüm taleplere rağmen borcu ödememesi üzerine bonodan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla İstanbul 20. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edildiğini ileri sürerek, 6.000.000,00 TL alacağın tahsilini teminin borçlunun yeterli mal varlığının ihtiyaten haczine, kararın İstanbul 20. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyada uygulanmasına karar verilmesi talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği 13.11.2025 tarihli kararla; bonoya dayalı talebin %15 oranında teminat karşılığı kabulü ile borçlunun 6.000.000,00 TL alacağa yeter miktarda taşınır, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir. Bu karara karşı borçlu vekili, itiraz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ve alt düzenlemelerine tabi olduğunu, TCMB tarafından lisans verilen ve denetlenen bir elektronik para kuruluşu olduğunu, müvekkilinin mevzuat gereğince kullanıcılara hesap açarak ödemelerine aracılık ettiğini, ihtiyati haciz kararı verilmesi ve uygulanması halinde müvekkilin parası dışındaki mudilerin parasının haczedileceğini, müvekkilinin borcu için üçüncü kişilerin paralarının haczedilmesinin hukuka aykırı olacağını, ihtiyati haciz kararı verilmesinin koşulları oluşmadığını, müvekkil şirketin doğrudan muhatap alındığı bir sözleşme, taahhüt veya ilişki bulunmadığını, ihtiyati haciz talebine konu kambiyo evrakından kaynaklı bir borç bulunmadığını belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince itirazın değerlendirildiği 27.11.2025 tarihli ek kararla; "...İtiraz eden vekilinin, alacağın çekişmeli ve yargılamayı gerektirdiği yönündeki iddiası da yerinde değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın kesin olarak ispatlanması gerekmeyip, yaklaşık ispat yeterlidir. Kambiyo senetleri, kıymetli evrak niteliğinde olup, kayıtsız şartsız borç ikrarını içermektedir. Alacaklı tarafından ibraz edilen bono, alacağın varlığını yaklaşık olarak ispata yeterli güçte bir belgedir. Yargılama gerektiren iddiaların varlığı, ihtiyati haciz kararının kaldırılması için tek başına yeterli bir gerekçe değildir. Zira ihtiyati haciz, geçici hukuki koruma tedbiri niteliğinde olup, asıl uyuşmazlığın çözümünden önce alacağın teminat altına alınmasını amaçlamaktadır. İtiraz eden vekilinin, müvekkil şirketin iş dünyasında saygın bir kuruluş olduğu ve mal kaçırmaya tenezzül etmeyeceği yönündeki beyanları, hukuki bir itiraz mahiyetinde olmayıp, ihtiyati haciz kararının kaldırılması için yasal bir dayanak teşkil etmemektedir. İhtiyati haciz kararının verilmesi, borçlunun güvenilirliği veya itibarına göre değil, İİK'da aranan objektif şartlara göre değerlendirilmektedir. Aynı şekilde alacaklının kötü niyetli olduğu ve mükerrer tahsilat amacı güttüğü iddiası da somut delillerle desteklenmemiş, soyut bir iddia olarak kalmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş kambiyo senedine dayalı alacak için İİK 257/1 maddesi kapsamında ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu, vadesi gelmiş alacaklarda İİK 257/2'deki özel şartların aranmadığı, elektronik para kuruluşu sıfatının ihtiyati haciz kararı verilmesine engel teşkil etmediği, borçlunun kambiyo senedinden kaynaklanan müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, alacağın kambiyo senedi ile yaklaşık olarak ispatlandığı ve itiraz dilekçesinde ileri sürülen diğer hususların ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirir nitelikte olmadığı..." gerekçesiyle, ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında bir elektronik para kuruluşu olmasının ihtiyati haciz kararı verilmesine engel teşkil ettiğini, müvekkilinin TCMB tarafından lisanslandırılarak denetlendiğini, anılan kanuna göre müşterileri için hesap açarak ödeme yaptığını, Kanun'un 22. maddesi uyarınca müşteri fonlarının kuruluşun kendi mal varlığından ayrı hesaplarda izlenmesini ve bu fonların kuruluşun borçları için haczedilemeyeceğini, rehnedilemeyeceğini ve iflas masasına dahil edilemeyeceğini, bu nedenle üçüncü kişilere ait fonların haczi sonucunu doğuracak bir karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu hususun icra takibinin aşamalarında istihkak prosedürü kapsamında ileri sürülebileceği yönündeki tespitin hatalı olduğunu, uygulanan tedbirin telafisi imkansız zararlara yol açacağını, karar ile ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini, İİK'nın 257. maddesindeki borcun vadesinin gelmesi ve rehinle temin edilmemesi şartlarının değerlendirilmediğini, ayrıca ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde alacağın tehlikeye gireceğinin kanıtlanması gerektiğini, oysa müvekkilinin mal kaçırdığı veya kaçmaya hazırlandığı gibi olguların ileri sürülerek ispatlanmadığını, mahkemenin kambiyo senedine ilişkin gerekçesinde müvekkilinin itirazını karşılamadığını, müvekkilinin kambiyo senedinden kaynaklanan gerçek bir borcu bulunmadığını, müvekkilini doğrudan muhatap alan bir sözleşme, taahhüt veya ilişki bulunmadığını, kambiyo evrakından kaynaklı bir borç bulunmadığını, senedin müvekkili şirket aleyhine nasıl ve ne şekilde düzenlendiği, hangi hukuki ilişkiye dayandığı hususları, asıl davada esastan incelenecek ve borçsuzluğun ispat edileceğini, ihtiyati haciz aşamasında bu denli derin bir inceleme beklenmese de, yukarıda izah edilen orantısız sonuçlar ve alacağın şüpheli niteliğinin, mahkemenin bu konuda daha hassas davranmasını gerektirdiğini, alacak miktarının belirsiz olduğu ve yargılamayı gerektirdiği bir aşamada ihtiyati haciz kararı verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Talep, İİK'nın 257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine; istinaf başvurusu ise ihtiyati hacze borçlu tarafın yapılan itirazın reddi ek kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına borçlu vekilince yapılan itirazın reddine dair verilen ek karara karşı, borçlu vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Alacaklı vekili 22.05.2025 düzenleme ve 05.10.2025 vade tarihli 6.000.000,00 TL bedelli keşidecisi ... olan ve ... AŞ. emrine düzenlenen bonoya dayalı olarak ihtiyati haciz istemiştir. Alacaklı aynı zamanda bu bono bedelinin tahsili amacıyla takip de başlatmıştır. Borçlu ibraz edilen bononun borçlusudur. Bonoda belirtilen ödeme günü gelmiş ve muaccel bir borcun bulunduğu anlaşılmıştır. Bonoya dayanan alacaklının ayrıca bononun dayandığı bir sözleşmeyi veya temel ilişkiyi ispat etmesi gerekmemektedir. Borçlu bononun bedelsiz olduğunu veya başka bir nedenle bono nedeniyle borçlu olmadığını iddia ediyorsa bu talebini ancak genel mahkemelerde açacağı menfi tespit davası ile ileri sürebilir. Bu tür talepler ihtiyati hacze engel olmadığı gibi ihtiyati hacze itiraz nedeni de değildir. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Alacaklının ihtiyati haciz istemi emre muharrer senede (bonoya) dayalı olup, İİK'nın 167. maddesi gereğince alacağı emre muharrer senede müstenit olan alacaklının, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile kambiyo senetlerine mahsus icra takibinde bulunabileceği belirtilmiş olup bu husus İİK'nın 45. maddesinin istisnasını teşkil etmektedir. Bu nedenle, rehin verilmiş olsa bile aynı alacak için kambiyo senedi düzenlenmiş olması halinde, rehin paraya çevrilmeden, kambiyo senedine dayalı olarak takip yapılmasında ve ihtiyati haciz kararı verilmesinde yasaya bir aykırılık bulunmamaktadır İhtiyati haciz kararına konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiği, alacağın rehinle teminat altına alındığına ilişkin kanıt bulunmadığı, bononun teminat amacıyla düzenlendiğine ilişkin bono veya ayrı bir sözleşmede hüküm bulunmadığı görülmüştür. Bononun sonradan anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğuna ilişkin usulüne uygun bir kanıt bulunmamaktadır. İİK'nın 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına karşı itiraz sebepleri sınırlı şekilde sayılmış olup, bu sayılanlar dışında başka bir sebebe dayanılarak ihtiyati hacze itiraz edilmesi mümkün değildir. İtiraz eden borçlu tarafça yukarıda değerlendirilenler dışında ileri sürülen itiraz nedenleri ve iddiaları menfi tespit davası yoluyla ileri sürülebilecek nitelikte olup, İİK'nın 265. maddesinde sınırlı olarak sayılmış olan ihtiyati hacze itiraz kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Borçlunun 6493 sayılı Kanun kapsamında bir elektronik para kuruluşu olması ihtiyati haciz kararı verilmesine engel teşkil etmemektedir. Mahkemece verilen ihtiyati haczin uygulanması sırasında sadece borçlunun mal varlığının haczedilmesi gerekmektedir. Borçlu dışında bir kişinin mal veya hesabındaki paranın haczedilmesi halinde ne tür işlemler yapılabileceği İİK'da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Uygulamada bankalar hakkında da ihtiyati haciz kararları verilmekte ve bu kararlar uygulanmaktadır. İhtiyati haczin uygulanması sırasında borçlunun mal varlığı yerine borçluda bulunan üçüncü kişiye ait bir paranın veya hesabın haczi halinde bu durumu ortadan kaldıracak hukuki kurumların bulunması karşısında, borçlunun İİK'nın 265.maddesi kapsamında kalmayan itiraz ve istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, ihtiyati hacze itirazın reddine dair ilk derece mahkemesince verilen ek kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, borçlu vekilinin itirazın reddine dair 27.11.2025 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Borçlu tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına, 3-Borçlu tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.02.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca karar kesindir.