10. Ceza Dairesi 2023/13418 E. , 2024/23836 K. MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 11.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 52…
**10. Ceza Dairesi 2023/13418 E. , 2024/23836 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 11.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/29017 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59361 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59361 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre; Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç sebebiyle açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez yargılama konusu 13.09.2016 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2018 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyetine ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın itiraz edilmeksizin 07.03.2019 tarihinde kesinleşmesini takiben sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2021 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de, Adı geçen sanık hakkında evvelce 09.11.2014 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12.05.2015 tarihli ve 2015/63671 soruşturma, 2015/2568 sayılı 5 yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin denetim süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere ve uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmadığından bahisle kamu davası açılması üzerine, İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/189 Esas, 2016/554 Karar sayılı kararı ile sanık üzerinde ve kanında herhangi bir uyuşturucu maddeye rastlanmadığı ve atılı suçun oluşmadığından bahisle sanığın beraatine karar verildiği ve beraat kararının kesinleştiği, bu haliyle 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesinde yer alan "(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenleme gereğince doğrudan kamu davası açılmasının dayanağı olan davada, sanığın beraatine karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi nedeniyle, beraate konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliği kalmadığından, Mahkemesince “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı” verilmeden açılmış olan kamu davasında, yargılama şartı bulunmadığından, bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “durma kararı” verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre ise, Sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde nitelikli hırsızlık suçundan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine mahkemesince ihlale konu suçun uyuşturucu madde kullanmak suçu olması gerektiğinden bahisle hükmün açıklanmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararlarda ihlale konu suçun uyuşturucu madde kullanmak suçu olması gerektiği ancak somut dosya kapsamında mahkemesince genel hükümler uyarınca 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine göre takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, hükmün açıklanması koşullarının da genel hükümlere tabi olduğu anlaşıldığından mahkemesince sanığın denetim süresi içinde hırsızlık suçunu işlediğinden bahisle hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 13.09.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2017 tarihli ve 2017/100144 Soruşturma, 2017/20901 Esas, 2017/14837 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2018 tarihli ve 2017/354 Esas, 2018/647 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, 07.03.2019 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Sanığın denetim süresi içerisinde 05.10.2020 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05.11.2021 tarihli ve 2021/528 Esas, 2021/471 Karar sayılı kararı ile, hükmün açılanabilmesi için denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suçun da kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu olması gerektiği, hırsızlık suçundan hükmün açıklanamayacağı gerekçesiyle "hükmün açıklanmasına yer olmadığına" karar verildiği, Anlaşılmıştır. B. İstanbul 65 Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/189 Esas, 2016/554 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 09.11.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2015 tarihli ve 2015/63671 Soruşturma, 2015/2568 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca, beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, 2. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmaması nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 29.02.2016 tarihli ve 2016/27087 Soruşturma, 2016/9904 Esas, 2016/8064 sayılı iddianamesi ile İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/189 Esas, 2016/554 Karar sayılı kararı ile, sanıkta uyuşturucu madde ele geçmediği, kanında uyuşturucu maddeye rastlanmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği, beraat kararının temyiz edilmeksizin 15.12.2016 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Dosya kapsamına göre; Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle açılmış bir kamu davası olduğundan, yargılama konusu 13.09.2016 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılmıştır. Sanık hakkında daha önceden 09.11.2014 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12.05.2015 tarihli ve 2015/63671 soruşturma, 2015/2568 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı takiben, şüphelinin denetim süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmaması nedeniyle kamu davası açılması üzerine, İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/189 Esas, 2016/554 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerinde ve kanında herhangi bir uyuşturucu maddeye rastlanmadığı ve atılı suçun oluşmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği ve beraat kararının kesinleştiği, bu haliyle 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenleme gereğince doğrudan kamu davası açılmasının dayanağı olan davada, sanığın beraatine karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi nedeniyle, beraate konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliği kalmadığından, Mahkemesince "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" verilmeden açılmış olan kamu davasında, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden, bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma kararı" verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; Sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde nitelikli hırsızlık suçundan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine mahkemesince ihlâle konu suçun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu olması gerektiği gerekçesiyle "hükmün açıklanmasına yer olmadığına" karar verilmiş ise de, 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararlarda ihlâle konu suçun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu olması gerektiği ancak somut dosya kapsamında; mahkemesince genel hükümler uyarınca 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesine göre takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, hükmün açıklanması koşullarının da genel hükümlere tabi olduğu anlaşıldığından mahkemesince sanığın denetim süresi içinde hırsızlık suçunu işlediğinden hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2021 tarihli ve 2021/528 Esas, 2021/471 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2024 tarihinde karar verildi.