T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1849 - 2026/487 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1849 KARAR NO : 2026/487 KARAR TARİHİ : 27/03/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 19/09/2025 NUMARASI : 2024/11…
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1849 - 2026/487 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1849 KARAR NO : 2026/487 KARAR TARİHİ : 27/03/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 19/09/2025 NUMARASI : 2024/1148 Esas - 2025/743 Karar DAVACI :SUAT SÜEL HİS METAL SANAYİ - ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : FUTURAFORM KOMPOZİT VE REKLAM ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLLERİ :Av. ... Av. ... DAVA : Cari hesap alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptâli ve icar inkar tazminatı istemi HÜKÜM : Kararın kaldırılması-gönderme İSTİNAF EDEN : Davalı vekili Taraflar arasındaki cari hesap alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptâli ve icar inkar tazminatı istemi davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin kararı davalı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Vekil edeninn uzun yıllardır çelik konstrüksiyon, aquaparkların çelik konstrüksiyonunu taşıyıcı sistemlerini çelik çatı ve depo imalatları başta olmak ve bunlarla sınırlı olmamak üzere çeşitli alanlarda faaliyet gösterdiğini, davacı firma ile davanın davalısı olan Futuraform Kompozit ve Reklam Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. ile bu kapsamda, uzun yıllardan bu yana birçok proje kapsamında iş ilişkisine girdiğini, Futuraform'un iş sahibi ya da yüklenicisi olduğu projelerde yüklenicinin alt yüklenici olarak imalatlar yaptığını, vekil edeni firmanın Futuraform'dan olan alacakları için tarafların bir muavin hesap tuttuğunu, taraflar arasında geçmişten bu yana süre gelen ticari ilişkinin son dönemlerinde vekil edeni firma tarafından tam ve zamanında ifa edilen işler tamamlanıp davalı borçluya teslim edildikten sonra vekil edeni firma tarafından gerekli faturalar tanzim edildiğini, usulünce davalı borçlu şirkete tebliğ edildiğinde davalının TTK m. 21/2 uyarınca yasal süresi içinde itirazda bulunmadığını ve kayıtlarına aldığını, içeriğini ve varlığını da kabul ettiğini faturalardan doğan bedel ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, icra takibi kapsamında gönderilen ödeme emrinin borçlu şirkete 09.08.2024 tarihinde e-tebligat vasıtasıyla tebliğe çıktığını,14.08.2024 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığını, davalı borçlu şirketin ise 09.08.2024 tarihli dilekçesi ile haksız ve kötü niyetli olarak takibe borca ve yetkiye itiraz ettiğini ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini, belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, müvekkili şirketin alacağına takip tarihinden itibaren ticari işlere uygulanacak ticari avans faizinin uygulanmasını, davalı borçlu Futuraform'un asıl alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesi ile ileri sürdüğü iddiaların mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olduğunu, Mahkemennin 2025/13 Esas sayılı dosyasının ile konkordato başvurusunda bulunduğunu ve müvekkili hakkında 06.01.2025 tarih saat 17.15’ten başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiğini, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, cari hesap ve fatura alacağı olup olmadığının tespiti bakımından davacının fatura konusu malları teslim ettiğini ve/veya hizmet verdiğini yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini, taraflar arasında yetkililer eliyle yapılmış bir mutabakat bulunmadığını, davacının ihtiyati haciz talebine ilişkin iddialarının mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacının müvekkilin vergi iadesi alındığında borçların ödeneceği şeklinde beyanda bulunduğu yönündeki iddiaları ile sunulan tespit tutanakları ve geçmiş yıllarda yapılan mutabakatların ve yazışmaların huzurdaki dava ile ilgisi bulunmadığını, asıl alacağı kesinlikle kabul etmemekle birlikte, dava konusu cari hesap ekstresinde yer alan kur farkına ilişkin tutarların dayanaksız olup müvekkil tarafından kabulünün mümkün olmadığını, asıl alacağı kesinlikle kabul etmemekle birlikte, dava konusu icra takibi ile talep edilen faiz türü hatalı olup "reeskont avans" şeklinde bir faiz türü bulunmadığını, bu kapsamda dava dilekçesi ile ticari avans faizi talep edilmesi de hatalı olduğunu, takibinde haksız ve kötüniyetli olan davacının takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesini, müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötüniyetli olan davacının takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; "...Davanın kabulü ile takibin aynen devamına, asıl alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesap edilen 240.468,024 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, karara esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olup gerekçelilik ilkesine uymadığını ve somut bir inceleme içermediğini, dava dilekçesinin HMK’nın emredici hükümlerine aykırı düzenlendiğini ve delillerin usulüne uygun somutlaştırılmadığını, müvekkilinin davacıya olan tüm borçlarını ödediğini, davacının mal teslimini veya hizmet ifasını yazılı delillerle ispatlayamadığını, tarafların ticari defter kayıtları arasında büyük uyumsuzluk bulunması nedeniyle defterlerin davacı lehine delil olamayacağını, müvekkil şirket hakkında devam eden konkordato davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, alacağın likit olmadığını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının istinaf başvurusunun haksız ve yargılamayı uzatma amaçlı olduğunu, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının usule ilişkin itirazlarının yerinde olmadığını ve savunma hakkının kısıtlanmadığını, bilirkişi raporunun tarafların kayıtlarına uygun olduğunu ve davalının kayıtlarındaki farkın bir çekin işlenmemesinden kaynaklandığının matematiksel olarak tespit edildiğini, malların teslim edildiğinin imzalı sevk irsaliyeleri ve kantar fişleri ile sabit olduğunu, alacağın likit olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğunu, konkordato davasının bekletici mesele yapılmasının hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek, istinaf başvurusunun reddi kararı verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, cari hesap alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptâli ve icar inkar tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK 3. Değerlendirme ve karar Dava, cari hesap alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptâli ve icar inkar tazminatı istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı husus olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu kapsamda; Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise, muntazam tutulmuş olsun veya olmasın, sahibi aleyhine delil olur. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanamaz. Bunun sonucu olarak, aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olmayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur. Somut olay incelendiğinde, her ne kadar mahkemece, davacının defter kayıtlarına göre davalıdan 1.202.340,12.-TL alacaklı olduğu kanaatiyle, davalının defter kayıtlarına göre davacıya 1.202.340,12.-TL borçlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerine göre, 2024 yılında davacının 1.482.340,12 TL'lik mal ve hizmet faturası kestiği, davalının 280.000,00 TL ödeme yaptığı, davalıdan 1.202.340,12 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre, 2024 yılında davacının 1.482.340,12 TL'lik mal ve hizmet faturanın davalı kayıtlarında yer aldığı, davalı firmanın 280.000,00 TL ödeme yaptığı, davalının 375.844,78 TL borçlu olduğu, ancak 08.06.2024 tarihinde davalı tarafından ödenmeyen 1.034.280,00 TL'lık çek davacı tarafından takastan alınarak davalıya iade edildiği, bu çek davalı tarafından ticari defter kayıtlarına alınmadığından 375.844,78 TL borçlu olarak görüldüğü, bu belirlemelere göre 1.034.280,00 TL'lık çek ödemesi dışında taraf defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, bu haliyle çek ödemesi yönünden kayıtlarda uyumsuzluk bulunduğundan HMK'nın 222 nci maddesi gereğince davacı lehine delil olarak kabulü mümkün olmadığı, davalının 1.034.280,00 TL'lık çek aslının davacı tarafından takastan alınarak davalıya iade edildiği ve çekin tahsil edilmediği hususunda ispat yükünün davacıda olduğu, bu husus açıklığa kavuşturulmadan karar verilmesi isabetli değildir. Mahkemece yapılması gereken iş; davacının ticari kayıtlarında yer alıp, davalının ticari kayıtlarında yer almayan 1.034.280,00 TL bedelli çek iadesi için ilgili banka ile yazışma yapılarak çekin okunaklı ön ve arka yüzünü gösterir onaylı suretlerinin dosyaya getirtilmeli ve çek ödemesinin davacı tarafça tahsil edilip edilmediği araştırılmalı, 1.034.280,00 TL'lık çek ödemesine ilişkin taraf şirket temsilcilerinin beyanlarının alınması için 6100 sayılı HMK’nın 169 vd. maddeleri gereğince taraf şirket temsilcilerine meşruhatlı isticvap davetiyesi çıkarılarak çek ödemesinin yapılıp yapılmadığı, çekin karşılıksız çıkıp çıkmadığı, çekin davalıya iade edilip edilmediği ve çek aslının şuan kimde olduğu konusunda beyanlarının alınması, ispat yükü davacı olduğu gözetilerek çek bedelinin tahsil edilip edilmediği ve çek aslının iade edilip edilmediği belirlenerek ve taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında ispatlanan ödemeler toplamı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, eksikliklerin tamamlanması amacıyla, sair istinaf sebepleri incelenmeksizin davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile 6100 Sayılı H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2025 tarih 2024/1148 E. 2025/743 K.sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf talep eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine, 5-İstinaf talep eden tarafça ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-İstinaf kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.nun 353/1-a.6 maddesi gereğince 27/03/2026 tarihinde KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. * Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır