T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/522 KARAR NO : 2025/1056 DAVA : Anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden istifasının tespiti DAVA TARİHİ : 09/07/2024 KARAR TARİHİ : 24/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden istifasının tespiti davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ---- Ticaret Sicil Müdürlüğünün …
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/522 KARAR NO : 2025/1056 DAVA : Anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden istifasının tespiti DAVA TARİHİ : 09/07/2024 KARAR TARİHİ : 24/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden istifasının tespiti davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ---- Ticaret Sicil Müdürlüğünün ------ ticaret sicil numarası ile kayıtlı ---- Şirketi’nin 31.12.2014 tarih ve ---- sayılı ----- Gazetesinde ilan edilen ----- numaralı ilanı ile Şirket'in kurucusu ve yönetim kurulu üyesi olarak ilan edildiğini, müvekkili 01.04.2016 tarihinde şirket nezdindeki tüm hisselerini ---- devrettiğini, istifa ederek şirketi temsil görevinden de ayrıldığını, şirketin tek ortağı haline gelen ------ ise şirketi münferiden temsile yetkili olduğunu, ---- şirketin tek ortağının olduğunun tesciline ilişkin bilgilerin ilgili ------ Gazetesinde bulunduğunu, müvekkilinin 01.04.2016 tarihi itibariyle şirket ile ne ortaklık ne de temsile ilişkisi kalmadığını, şirket hisselerinin devrinin üzerinden epey bir dönem geçmesine rağmen şirket genel kurulu toplanmadığını, müvekkilinin yerine geçmek üzere bir yönetim kurulu üyesi veya temsilci ataması yapılmadığını, bu nedenle şirket ile hiçbir bağı kalmayan müvekkili, şirket hisselerini devretmesinin üzerinden çok süre geçmesine rağmen vergi dairesine karşı muhatap olduğunu; hakkında defter ve belge ibraz etme suçundan soruşturma ve kovuşturma başlatıldığını, şirkete ait vergi borçlarından ötürü takip başlatıldığını ve banka hesaplarına karşı haciz işlemleri uygulandığını, müvekkili, fiili durumla örtüşmeyen hukuki durumun gerçekle uyumlu haline getirilmesi adına Şirket pay sahibi ---- ile pek çok kez iletişime geçildiğini, sürekli oyalandığını, şirket ve pay sahibi --- tarafından gerekli adımlar atılmadığını, müvekkili şirket ile ilgili işlemler nedeniyle sürekli olarak hukuki işlemlere muhatap olduğunu, zarara ugramadığını, müvekkilinin işbu tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin ve temsilci sıfatının sona erdiğinin tespit edilmesi gerektiğini, sona ermeye ilişkin şartlar oluştuğunu bu sebeplerden dolayı müvekkili, ------ nezdindeki yönetim kurulu üyeliği ve temsilcilik sıfatlarının 01.04.2016 tarihinden itibaren sona erdiğinin tespitini, 01.04.2016 tarihinde sona erdiğine karar verilmemesi halinde TTK m. 362 de nazara alınarak 31.12.2017 tarihinde müvekkili ------ nezdindeki yönetim kurulu üyeliği ve temsilcilik sıfatlarının sona erdiğinin tespitini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili yasal süresi içerisinde herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır. İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, davalı anonim şirketin yönetim kurulu üyeliğinden istifanın tespiti istemlidir.Davacı, istifanın pay devrinin yapıldığı 01/04/2016 tarihinden itibaren, bu mümkün olmazsa TTK. nun 362. Maddesine göre yönetim kurulu üyeliğini 3 yıllığına seçildiği nazara alınarak 31/12/2017 tarihinden itibaren sona erdiğinin tespitini talep etmiştir.TTK’nın 33 ve Ticaret Sicili Tüzüğü’nün 38' nci maddelerine göre, tescil edilmiş konulardaki her türlü değişikliklerin de tescili gerekir. TTK' ya göre, sicilde tescil şirket müdürleri tarafından talep edileceği öngörülmüş olup, aynı Kanun’un 30 ve Ticaret Sicili Tüzüğü’nün 31'nci maddesine göre de tescil, ilgililer veya yetkili temsilcileri ile hukuki halefleri tarafından istenir. Bu itibarla, davacının doğrudan Ticaret Sicil Memurluğu'na başvurarak talepte bulunması mümkün olmadığından davalı şirkete tescile icbar davası açmasında hukuki bir engel bulunmadığı gibi, yetkili gerekli genel kurul kararını yapmayıp keyfiyeti yerine getirmediğinden işbu davanın açılması bir zorunluluktur. Bu itibarla davacının hukuki yararı bulunmaktadır. Davacı şirketin müdürü görünmekte olup, bu davada temsil etmek üzere davalı şirkete resen temsil kayyımı atanmış, taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmiştir: Dosyaya celp edilen sicil dosyasından davalı şirketin 31/12/2014 tarihli ----- Gazetesi ilanı ile kuruluşunu tamamladığı, davacının şirket kurucusu ve yönetim kurulu üyesi olduğu, ana sözleşmenin 9. Maddesine göre davacının aksi karar alınıncaya kadar yetkili olduğu, 01/04/2016 tarihinde şirketteki tüm hissesini dava dışı ----- devrettiği, devrin Ticaret Sicilde 06/04/2016 tarihinde tescil edildiği görülmüştür. Davacının temsil ve yönetim kurulu üyeliğinden istifasının bir genel kurul kararı ile değerlendirilmediği, hali hazırda sicilde yetkili göründüğü anlaşılmıştır. Davacı, dava dilekçesi ile bazı dava dosyalarını delil olarak göstermiştir. Davacının yargılandığı ----İcra Ceza Mahkemesinde ---- Karar sayılı dosyada karar istinaf edilmiş, ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Ceza Dairesinin ---- Esas ----- Karar sayılı kararında "Borçlu şirket yetkilisinin dava dışı ----- olduğu, -----şirket yetkilisi olmadığı" tespitiyle davacının beraatine karar verilmiştir. Yine Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçundan davacı hakkında --- Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde ----- Esas ---Karar sayılı dava açılmış, mahkemece "suç tarihinde şirketin tek pay sahibi ve yetkilisi olduğu anlaşılan ---- TC Kimlik numaralı ---- hakkında defter ve belgeleri ibraz etmeme suçundan dolayı VUK'un 359/a-2.maddesi gereğince ----- Cumhuriyet Başsavcılığı' na suç duyurusunda bulunulmasına" karar verilmiş; karar ------ Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığı tarafından istinaf edilmiş ise de ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Ceza Dairesinin ---- Esas ------ Karar sayılı kararı ile istinaf başvuru reddedilmiş ve karar davacı lehine kesinleşmiştir. Yine, ------ Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından düzenlenen 19/10/2021 tarihli ödeme emirleri sebebiyle davacı hakkında haciz işlemleri başlamış, davacının açtığı davalar, ---- Vergi Mahkemesi ---- Esas ve aynı Mahkemede ----- Esas sayılı dosyalarda görülmüş; ---- Esas sayılı dosyada Mahkemece haciz işlemlerinin iptaline karar verilmiş, bu karar ----- Dava Dairesinin incelemesinden geçmiş ve kesinleşmiştir. ----Esas sayılı davada ise Mahkemenin kararında "davacının, 01.04.2016 tarihli yönetim kurulu kararıyla -----Şirketi' nin kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı (ve bu durumun 12.04.2016 tarih ve ---- sayılı --- Gazetesinde ilan edildiği), dava konusu belirtilen satırlarda yer alan borçların ise beyan üzerine tahakkuku gerçekleştiği anlaşılan gelir stopaj, katma değer vergisi ve damga vergilerinden oluştuğu, davacının, 01.04.2016 tarihi itibariyle kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı dikkate alındığında, gerek beyan döneminde gerekse vade döneminde kanuni temsilci sıfatına haiz olmayan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu 1 sayılı ödeme emrinin 1-6. ve 25-27. satırlarında da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır” gerekçesi mevcut olup, ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.Sunulan bu kararlar mahkememizce de incelenmiş; kesinleşmiş mahkeme ceza ve vergi kararlarının güçlü delil oldukları yadsınmamıştır. Ancak ---- Gazetesi’nde yapılan incelemede davacının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğine dair hiçbir ilana ve tescil işlemine rastlanmamıştır. Davacının şirkete hitaben düzenlediği -----. Noterliğinin 14/04/2023 tarihli ihtarnamesinde pay devri ile birlikte istifa ettiği ve bunun tescilini talep ettiği görülmüştür. Bu ihbarın tebliğ edilemediği anlaşılmıştır. Yargıtay ----. Hukuk Dairesinin ------Karar sayılı kararında belirtildiği üzere istifa şirkete (veya tüm ortaklara) bildirilmesi ile iç ilişkide hüküm ve sonuç doğuracaktır. Davacının payının devrine ilişkin ortaklar kurulu kararında davacının müdürlük görevinden azledilmesine karar verilmediği, müdür olan davacının şirketteki hissesini devretmesinin kendiliğinden müdürlük görevini sona erdirmeyeceği, tek taraflı bozucu yenilik doğuran hak niteliğinde olan istifanın, iç ilişkide bu yöndeki beyanın şirkete ulaşmasıyla hukuki sonuç doğuracağı ve bu nedenle şirket müdürlüğünden istifanın şirkete tebliğ edilmesi halinde sonuç doğurup ancak tebliğ ile birlikte müdürlük görevinin sona ereceği, dış ilişkide ise istifanın ticaret siciline tescil ve ilan edilmesiyle sonuç doğuracağı açıktır.İstifaya ilişkin ihtarnamenin şirkete tebliğine ilişkin tarihin dikkate alınarak müdürlük görevinin sona erdiğine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davacının; ----- Ticaret Sicil Memurluğunun ----- sicil numarasında kayıtlı ------- Şirketi’ ni temsil yetkisinin, yönetim kurulu üyeliğinin 09/07/2024 tarihi itibariyle sona erdiğinin TESPİTİNE, 2-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80 -TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 427,60-TL başvurma harcı ile 427,60-TL peşin harcın toplamı olan 855,20-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarfedilen toplam 6.622,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-6325 Sayılı Kanun m. 18/A-13 uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine,Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere e duruşma ile bağlanan davacı vekili ile şirket temsil kayyımının yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.