11. Hukuk Dairesi 2012/13730 E. , 2013/13193 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.05.2012 tarih ve 2010/424-2012/192 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gülenay Erşan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları
**11. Hukuk Dairesi 2012/13730 E. , 2013/13193 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.05.2012 tarih ve 2010/424-2012/192 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gülenay Erşan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, büyük bölümü ... Büyükşehir Belediyesi'nin iştiraki olan davalı şirketin 1994 yılından itibaren amacını gerçekleştirmek için faaliyeti olmadığını, büyükşehir belediyesinin %80'ini karşıladığı sermayesinin belediye ile ASKİ'de görev yapan personele huzur hakkı adı altında dağıtıldığını, esas sermayesinin 2/3'ünü yitirdiğini ileri sürerek davalı şirketin feshine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, şirketin 1990 yılında kurulup 1994 yılına kadar amacına uygun şekilde çalıştığını, 1994 yılında ise anasözleşmede belirtilen işin yap-işlet-devret modeli ile devam ettirilmesi nedeni ile şirket varlıklarının kiraya verildiğini, 5216 sayılı Yasa'nın 26. maddesi uyarınca bu şirketlerde büyükşehir belediyesi görevlilerinin yönetim ve denetim kurullarında görev almasının mümkün olduğunu, 2011 yılında şirket unvanın değiştirip sermaye artırımına gidildiğini, halen pek çok SGK'lı kişi çalıştıran şirketin olağan işlerini yürüttüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, aslolanın şirketlerin feshi davasını açma konusunda şirket ortakları ile şirketten alacaklı olanların yetkili olduğu, bakanlığın fesih davasını açma hakkını sınırlı şekilde kabul etmek gerektiği, davalı şirketin dava dışı ... Büyükşehir Belediyesi'nin yan kuruluşu olduğu, sermayesinin büyük kısmının Büyükşehir bütçesinden karşılandığı hususunun tartışma konusu olmadığı, davacı şirkete esas sermaye olarak aktarılan paraların ... Büyükşehir Belediyesi'ne dolayısı ile kamuya ait olduğunu, bu kaynakların ASKİ ve ... Büyükşehir Belediyesi çalışanları şirkette yönetici olarak gösterilip onlara huzur hakkı adı altında aktarıldığı yönündeki iddalar ileri sürülmüş ise de, 5216 sayılı Yasa'nın 26. maddesi ile açıkça “Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında mevzuata uymak koşulu ile sermaye şirketi kurabilir. Belediye ve bağlı kuruluşlarda çalışan kişiler bu şirketlerin yönetim ve denetim kurumlarında görev alabilir. Bu amaçla kurulan şirketlere belediyenin üstlendiği işlerin bir kısmı ihale yasasına tabi olmaksızın meclisçe belirlenen sürelerde devir edilebilir” hükmünün yer aldığı, bu açık yasal düzenleme karşısında 5216 sayılı Yasa hükümlerine uygun şekilde kurulmuş davalı şirkete büyükşehir belediyesinin bir kısım işlerinin meclis kararı ile yaptırılmasında yasaya aykırılık bulunmadığı, aynı düzenleme ile içerisinde büyükşehir bürokratlarının bu şirketlerde yönetim ve denetim kurullarında görev almalarına da izin verildiği, somut olayda ASKİ ya da büyükşehir belediyesi çalışanlarının davalı şirketin yönetim ve denetim kurulunda görev yapmalarının belirtilen yasaya uygun olduğu, etik olup olmadığı tartışılabilir ise de, bu durum etik kabul edilmese dahi bunun tek başına şirketin feshine karar verebilmek için yeterli olmadığı, davacı bakanlık şirketin amacına ulaşmak için hiçbir faaliyeti olmadığını ileri sürmekte ise de; şirketlerin zaman zaman faaliyette bulunmuyor olmalarının, onların amaçlarını gerçekleştirmekten uzaklaştıkları şeklinde yorumlanamayacağı, davalı şirketin kuruluş amacına uygun şekilde 1990-1994 yılları arasında faaliyette bulunduğu, daha sonraki dönemde ise sahip olduğu varlıkları kiraya vermek sureti ile varlığını sürdürdüğü, asıl işi büyükşehir tarafından üretilen ekmeğin halka ucuz, kaliteli ve sağlık koşullarına uygun şekilde dağıtılmasını sağlamak olan şirketin, sahip olduğu araçları kullanarak ve 350'nin üzerinde SGK'lı işçi çalışmak sureti ile amacın uygun faaliyetine halen devam ettiği, zaten şirketin amacının belediye tarafından yapılan bir kısım işlerin yürütülmesi olup, bu şirketin piyasa koşullarında faaliyette bulunmak gibi bir amacı olmayıp, ancak belediyeden üstlendiği işi yürütmesi nedeni ile zaman zaman iş alınamaması nedeni ile, gelir elde edilememesinin amacını gerçekleştirmekten uzaklaştığı şeklinde kabul edilip şirketi fesih etmek için yeterli olmadığı kabul edilemeyeceği, yasadan kaynaklanan nedenler ile yukarıda belirtildiği gibi büyükşehir ve ASKİ görevlileri davalı şirketin yönetim ve denetim kurullarında görev olmakta olup, yapılan iş gereği Anayasa'daki angarya yasağı da gözönüne alındığında bu kişilerin görevlerini ücretsiz yapmalarını beklemek yasaya uygun bir davranış olmayacağı, olması gerekenin şirketin kapasitesi de dikkate alınarak yönetim ve denetim görevini yapanlara makul seviyede ücret ödenmesi olduğu, yargılama sırasında davalı şirkete gönderilen yazılar üzerine hem yönetim ve denetim kurul üyesi sayısının azaltıldığı, hem de bu kişilere yapılan ödemelerde indirimlere gidildiği, davalı şirketin 400 civarında SGK'lı işçi çalıştırıyor olması karşısında, tüm gelirlerini yönetim ve denetim kurulu üyelerine ayırmadığı, sosyal yönü de dikkate alındığında önemli sayılacak ölçüde istihdam sağlandığı için bu halin yasaya aykırılık oluşturmayacağı ve fesih için bir neden kabul edilemeyeceği, şirketin sermayesinin ½'sini aşar şekilde kayba uğradığı belirlenmiş ise de; bu halin davacı bakanlığa fesih davası açma hakkı vermemekte olup, TTK 434/2 maddesi uyarınca , bu halde şirket ortakları ya da şirketten alacaklı olanlara fesih davası açma hakkı tanındığı, bu durumda davacı bakanlığın fesih davası açmasının mümkün olmadığı, neticeten davacı bakanlık tarafından fesih davası açılmasının koşullarının gerçekleşmediği, gerçekleşen ve yukarıda tartışması yapılan durumların ise şirketin feshine karar verebilmek için yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 24.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.