T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1703 KARAR NO : 2025/1639 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/09/2024 NUMARASI : 2024/1206 E. 2024/1103 K. DAVACI : ... - ... VEKİLİ : .... DAVALILAR : .... DAVA : .... DAVA TARİHİ : 31/07/2024 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 01…
T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1703 KARAR NO : 2025/1639 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/09/2024 NUMARASI : 2024/1206 E. 2024/1103 K. DAVACI : ... - ... VEKİLİ : .... DAVALILAR : .... DAVA : .... DAVA TARİHİ : 31/07/2024 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 01/12/2025 Mahkemelerce ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ..., 25.08.2022 tarihinde trafik kazasına karışan .... plakalı aracın sahibi olduğunu, davacıya ait.... plakalı araç, kaza tarihinde dava dışı .... sevk ve idaresinde Samsun İli istikametinden Havza İlçesi istikametine yolun sağ şeridinden seyrederken, Samsun Çorum D.K. Y. Km:74 beklediği mevkiine geldiği esnada, aynı şeritte önünde seyreden davalı taraf ...'ın sevk ve idaresinde olan .... plakalı araçla çarpıştıklarını, kazanın meydana gelmesinde davacıya atfedilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, davalı araç sürücüsü kazanın meydana gelmesinde asli ve tam (%100) kusurlu olduğunu, asli ve tam kusurlu olan ....plakalı araç sürücüsünün KTK’nun ilgili maddelerini ihlal etmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıya ait araç büyük ölçüde hasar gördüğünü, söz konusu hasar sebebiyle ortaya çıkan ikame araç bedeli ve kazanç kaybı bedelinden araç sahibi ve sürücüsü müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, araçta oluşan ikame araç bedeli ve kazanç kaybı bedelinin karşılanması, .... plakalı aracın sigortalı olduğu ...'nin sorumluluğu kapsamında yer almadığından, araç sahibinden ve sürücüsü davalılardan müştereken ve müteselsilen mahrumiyet zararının karşılanmasını talep ettiğini, davacıya araçsız kaldığı süre boyunca gerek taksi gerek araç kiralama gibi yöntemlerle fazladan masraflar yaptığını ve araçsız kaldığı gün boyunca çeşitli zorluklar çektiğini, Mahkememizce yapılacak incelemelerle belirlenecek miktar doğrultusunda davacının zararları karşılanması gerektiğini, hiçbir kusurunun olmadığı bir kaza sonucu günlerce araçsız kalmasının mağduriyetine ve maddi zararlarına davacının katlanmak durumunda olmadığını, bu nedenle söz konusu zararın karşı taraflardan tahsili gerektiğini, davacının aracın tamirde geçen süresi boyunca yapmış olduğu zararlar tespit edilmesi gerektiğini ve buna göre bir rakam belirlenmesi gerektiğini, Yargıtayca da gerekli araştırma ve incelemeler yapılıp bir değerlendirme yapılması gerektiğini, ayrıca Yargıtay davacı tarafça bu geçen süredeki maddi kayıpları belgelendirememenin ret sebebi olmayacağını da savunduğunu, ayrıca davacı taksicilik yapmakta olup dava konusu hasar gören aracı kullanarak kazanç elde ettiğini, dolayısıyla aracın hasar görmesi sebebiyle davacının ikame araç zararının yanısıra kazanç kaybına da uğramış olduğunu, davacı uğradığı kazanç kaybı bedelinin de hesaplanarak davacıya ödenmesini talep ettiğini, hiçbir kusurunun olmadığı bir kaza sonucu günlerce araçsız kalmasının mağduriyetine ve maddi zararlarına davacının katlanmak durumunda olmadığını, bu nedenle oluşan zararın kazaya sebebiyet veren araç sahibi ve sürücüsü tarafından karşılanması gerektiğini, bu hususların yanısıra kazanın oluşumuna sebebiyet veren .... plakalı aracın trafik kaydına aracın 3. kişilere devir ve temlikinin engellenmesi amacıyla ihtiyati haciz konulmasın, davacının kaza tarihi itibariyle davalı taraflardan alacaklı olduğu aşikar olduğunu, dava sonuçlandığında ve alacağı tahsil aşamasına geldiğinde telafisi güç veya imkansız zararların doğmasının önlenmesi, alacağın tahsil kabiliyetinin korunması ve alacağın teminat altına alınması bakımından davalıya ait .... plakalı aracın kaydına ihtiyati haciz konulmasını, işbu dava, ikame araç bedeli ve kazanç kaybı talebimiz yönünden HMK 107. madde gereği bir belirsiz alacak davası olduğunu, alacağın henüz belli olmadığından belirsiz alacak davası açılması için hukuki yararın mevcut olduğunu, araçta meydana gelen ikame araç bedeli ve kazanç kaybı bedeli de bu aşamada belirsiz olduğundan şimdilik 100,00-TL (50,00-TL + 50,00-TL) talep ettiğini, yargılama sırasında alınacak bilirkişi raporları neticesinde alacağın belirlenebilir hale gelmesine müteakip HMK 107. Madde gereği alacağımızda artırım yapma hakkımızı saklı tuttuklarını, ayrıca eldeki dava trafik kazası nedeniyle açılan bir tazminat davası olduğunu ve birden fazla yetkili mahkeme olduğunu, işbu davada kesin yetki kuralları uygulanmadığını, zarar gören davacının ikamet adresinin Çarşamba/SAMSUN olması nedeniyle haksız fiilden doğan davalardaki yetki kurallarına uygun olarak dava yetkili mahkeme olan Çarşamba Adliyesinde açıldığını, sonuç olarak; kazaya sebebiyet veren .... plakalı aracın 3.kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla trafik kaydına ihtiyati haciz konulmasına, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak ve yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde alacağımız belirlenebilir hale geldiğinde HMK 107. Madde gereği arttırılmak üzere şimdilik 50,00- TL ikame araç bedeli ve 50,00-TL kazanç kaybı bedeli olmak üzere toplam 100,00-TL’nin, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraflardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Çarşamba 1.Asliye Hukuk Mahkemesi; " Davacının araçta onarımda kaldığı süre boyunca kullanılmaması nedeniyle oluşan ticari kazanç kaybı istediği .... plaka sayılı aracın trafik tescil kaydına göre ticari araç olduğu ve yolcu taşıma için kullanıldığı, aracın ticari vasıfta olması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nın 4 ve 5. maddeleri gereğince davanın ticari dava niteliğinde olduğu ve davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu," gerekçesiyle Samsun Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi; " Davalıların tacir olduğuna ilişkin bir iddia ve delil ileri sürülmediği, asliye hukuk mahkemesinde de böyle bir tespitin yapılmadığı, nitekim mahkememizce yapılan GİB sorgusunda davalı ....n'ın gelir getirici kazanç olmaksızın potansiyel mükellef göründüğü, davalı ...'ın ise 1995 tarihinde mükellefiyeti terk ettiği, Buna göre davalıların tacir olmadığı, Salt davacıya ait araç için kazanç kaybı talep edilmesi ve kullanım tarzının ticari olması davayı TTK anlamında mutlak ticari dava haline getirmeyeceği gibi davanın nispi ticari dava olarak nitelendirilmesine de olanak olmadığı ve uyuşmazlığın genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesince çözüme kavuşturulması gerektiği, " gerekçesiyle karşı yönde görevsizlik kararı verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Dava, haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup taraflar arasındaki ilişkinin mutlak ticari davalardan olmamasına, davalının tacir olduğuna ilişkin bir belirlemenin bulunmamasına göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın Çarşamba 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Çarşamba 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, HMK'nın 23/1 ve 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025 ... Başkan ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Katip ... e-imza