T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:26/12/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:26/12/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı ile aralarında zilyetlik devir sözleşmesi olduğunu bu sözleşme kapsamında bir senet düzenlendiğini ve 10.11.2021 vade tarihli bu senet bedelinin 12.11.2021 tarihinde ödenmesine karşın senedin kendilerine iade edilmediğini, taraflar arasında bu ilişkiden başka bir ilişki olmadığını öne sürmüş senetten borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında uzun yıllar süren alış verişler olduğunu taraflar arasındaki bir anlaşma nedeniyle davacının müvekkiline 100.000 TL borçlandığını bunun 10.000 TL'sinin peşin kalan kısmının ise 45.000 TL'lik iki senet ile ödeneceğinin kararlaştırıldığını davacının ödemiş olduğu senedin 01.11.2021 vade tarihli ve vadesi 10 gün uzatılmış senet olduğunu ikinci senedin ise ödenmediğini öne sürmüş davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davalı vekili gerek cevap dilekçesinde gerekse de duruşmadaki beyanında davacı tarafından aralarındaki borç ilişkisinden doğan senede dair bir ödeme yapıldığını kabul etmektedir. Bu ödeme davacının damadı tarafından dava dışı bir kişiye yapılmış olsa dahi bunun davalının talimatı sonucu gerçekleştiği davalının da kabulündedir. Davalı vekili buna ek olarak taraflar arasında ikinci bir senet olduğunu ve takibe konan senedin bu senet olduğunu öne sürmüştür. Davalının bu iddiası bağlantısız bileşik ikrar niteliğindedir ve ödemeye dair ikrarına bu ödemenin farklı bir senede ilişkin olduğu vakıasını ekleyen davalı vekilinin bu iddiasını ispat etmesi gerekecektir. Davalı vekili diğer senedi sunamadığı gibi bunun davacıya teslimine ilişkin bir belge de sunamamıştır. Bu halde davalı tarafın taraflar arasında borç doğuran iki senet olduğu iddiasını kanıtlayamadığı, uyuşmazlık dışı olan tek senedin ödendiğinin de iki tarafın kabulünde olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında uzun süredir devam eden bir iş ilişkisi bulunduğunu,müvekkilinin emlak komisyonculuğu aracılığıyla davacının birçok taşınmazını satın aldığını ve devrettiğini, davaya konu alacağın taşınmaz alım satım işleminden kaynaklandığını, davacının bir alım satım işlemi nedeniyle müvekkiline 100.000 TL borçlandığını, davacının anlaşma gereği 10.000 TL peşin ödediğini, kalan kısım için 10 gün arayla 01/11/2021 ve 10/11/2021 vadeli iki adet 45.000 TL'lik senet taahhüt ettiğini, davacının ilk ödeme için süre talep ettiğini ve 01/11/2021 vadeli senedi 12/11/2021 tarihinde ödediğini, davacının sunduğu ... adına yapılan ödemeye ilişkin dekontun geçerli olmadığını çünkü ödemenin vekil edene ulaşmadığını, yapılacak banka kaydı araştırmasıyla bu hususun görüleceğini, yapılan görüşmeler neticesinde 45.000 TL'nin başka bir kişi (...) aracılığıyla tahsil edildiğini ve bu ödemeye ilişkin senedin davacıya teslim edildiğini, ödenmesi gereken 10.11.2021 vadeli ikinci senet için de ek süre talep edildiğini ancak belirtilen sürelerde de ödeme yapılmadığını, davacının ödeme vaadiyle oyaladığını ve ticari işlerini öne sürerek tekrar vade talep ettiğini, ödeme yapmadığı için ikinci senedin Antalya Genel İcra Dairesi'nde takibe konulduğunu, davacının 01/11/2021 tarihli bonodan kaynaklanan borç için 12/11/2021 tarihinde yaptığı ödeme dekontunu sunarak 10/11/2021 tarihli bonodan kaynaklı borcun ödendiğini iddia ettiğini, her ne kadar 12/11/2021 tarihli ödemenin takibe konu bonoya ilişkin olduğunu iddia etse de, ne dekontun açıklamasında ne de diğer ödemede 10/11/2021 tarihli bonoya ilişkin bir açıklama yazılmadığını, tek ödeme yaparak iki senetten de borçlu olmadığını iddia ettiğini, ilk senedin ödemesini bilerek ve isteyerek geç ödediğini, ikinci senedi ödemekten kaçındığını, elinde ödeme dekontu olduğunu ve bu parayı vekil edenin kendisinden tahsil edemeyeceğini ifade ettiğini, ilk senede ilişkin ödeme yapılınca vekil edenin senet aslını davacıya vermekte sakınca görmediğini, ticari teamülde borç ödenince senedin teslim edildiğini, senet teslim alındığı için bu senede bağlanan 45.000 TL borcun varlığının sona erdiğini, vekil edenin ikinci ödeme için elindeki 10.11.2021 tarihli senede güvendiğini ancak yerel mahkemenin aksine bir karar verdiğini, verilen kararın kanuna, ticari teamüllere ve hukuka aykırı olduğunu, takibe konu kambiyo senedi ödendiği halde senet aslı teslim edilmemiş ise neden takip yapılana kadar beklendiğini, ödeme tarihine yakın tarihte dava açması gerekirken davacının bu yönde bir girişimi olmadığını, senede ilişkin icra takibi başlatıldıktan sonra takibi haksız olarak durdurmak amacıyla işbu davayı açtığını, basiretli bir tacirin senede ilişkin ödeme yaparken, kambiyo senedinin asıl borçtan mücerret olduğunu bildiği halde detaylı bir açıklama yazmamasının kabul edilemez olduğunu, davacının hile ve kötü niyet iddiasında bulunduğunu, mahkemenin de tespit ettiği üzere hile ve kötü niyet iddiasının senedin ihdasının usulüne uygun olmadığına yani senedin geçersiz bir senet olduğuna yönelik olduğunu, öte yandan davacının senedi ödediğini iddia ettiğini ki her iki iddiasının birbiriyle çeliştiğini, davacının borçtan kurtulmak amacı ile tek senet olduğunu ve senedin ödendiğini iddia ettiğini, ödeme yapmış ise senedini neden teslim almadığını, senet aslı vekil edende olduğuna göre ödeme de yapılmadığını, vekil edenin iyi niyetli ve dürüstlük kuralına uygun olarak gerek cevap dilekçesinde gerekse duruşmadaki beyanında davacı tarafından aralarındaki borç ilişkisinden doğan ilk senede dair bir ödeme yapıldığını kabul ettiğini, bu ödemenin davacının damadı (...) tarafından dava dışı (...) adlı bir kişiye yapılmış ve hiç bir açıklama yapılmamış olsa dahi bu ödemenin ilk 45.000 TL'lik ödemeye ilişkin olduğu kabul edildiğini, kötü niyetli olsa kambiyo senedi asıl borçtan mücerret olduğu için yapılan ödemelerin hiçbirini kabul etmeyebileceğini, istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, takip konusu bononun ödendiği iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ödemenin takip konusu senedin vade tarihinden hemen sonra ve senet bedeli kadar yapılmış olması sebebiyle TBK'nın 102. maddesinde düzenlenen karine gereği ilgili ödemenin, mevcut takip konusu bono borcuna istinaden yapılmış sayılmasının gerekmesine, aksini iddia ve ispat yükünün alacaklıda olmasına, ödemenin bir önceki senet borcuna istinaden yapıldığını iddia eden davalının bu hususu ispat edememiş olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 3.073,95 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 768,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.305,45 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. ...