T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/764 KARAR N:2025/2066 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:18.11.2025 NUMARASI:2020/209 Esas - 2021/817 Karar DAVA:Tazminat (Bayilik Sözlemesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki teminat mektubunun iadesi ve tazminat davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/764 KARAR N:2025/2066 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:18.11.2025 NUMARASI:2020/209 Esas - 2021/817 Karar DAVA:Tazminat (Bayilik Sözlemesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki teminat mektubunun iadesi ve tazminat davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı, asıl davada davacı, birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, birleşen dava yönünden istinaf harçları yatırılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, asıl dava yönünden istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Sakarya ilinde bulunan akaryakıt istasyonu ile ilgili olarak 26.05.2010 ve 18.12.2012 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını, ancak davalı şirketin sözleşmeye aykırı şekilde 08.02.2013 tarihinden itibaren akaryakıt satmayı durdurarak müvekkilini mağdur ettiğini, müvekkilin 27.05.2013 tarihli ihtarla mal satımının durdurulmasının sebeplerini sorarak, 11.588,16 TL alacağın ödenmesini ve teminat olarak verilen ... Bankasının 18.05.2018 tarihli 25.000 TL bedelli ... seri nolu teminat mektubunun iadesini istediğini, davalının ihtara cevap vermediğini ve mal satmadığını, bunun üzerine müvekkilince 14.06.2023 tarihli ihtarla sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek, teminat mektubunun iptaline ve iadesine ile teminat mektubu bedelinin muhatap bankaca davalı şirkete ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir konulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin sözleşmeye aykırı olarak akaryakıt satmayı sona erdirdiği ve davacıyı mağdur ettiği iddiasının hukuki dayanağı bulunmadığını, davacının sözleşme ile üstlendiği yıllık 800 m3 beyaz ürün satışı taahhüdünü yerine getirmediğini, davacının otomasyon sistemine ait verileri düzgün şekilde sisteme aktarmadığını, otomasyon sisteminin yasaya aykırı şekilde devre dışı bıraktığını, sözleşmeye aykırı davranışlar nedeniyle müvekkilinin cezai şart alacağı bulunması nedeniyle teminat mektubunun iadesinin gerekmediğini, müvekkilinin satış taahhüdünün ihlalinden kaynaklı cezai şart alacağı için dava açılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ilk olarak 26.05.2010 tarihli sözleşme ile davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı verildiğini, daha sonra tarafların karşılıklı mutabakatı sonucunda 18.12.2012 tarihinde sözleşmenin 5 yıllık süre için yenilendiğini, 26.05.2010 tarihli ilk taahhütname uyarınca davalı şirketin yılda asgari 800 m3 beyaz ürün satın almayı, satın alma taahhüdünden eksik satın alacağı beher m3 beyaz ürün için ...'in maruz kaldığı kar kaybını cezai şart olarak ödeyeceğini, söz konusu tutarın sözleşme tarihi esas alınmak suretiyle taahhüt edilip alınmaması halinde, eksik kalan m3 başına 60 USD cezai şart ödeyeceğini kabul ettiğini, 26.05.2010 tarihinden 18.12.2012 tarihine kadar yıl esasına dayalı satış taahhütlerini yerine getirmeyerek hem cezai şart yönünden taahhütname hükümlerine aykırı davrandığını hem 21.06.2013 tarihli fesih ile sözleşmenin kararlaştırılan sona erme tarihi olan 18.12.2017 tarihine kadar müvekkilinin elde edeceği kardan mahrum bırakıldığını bayilik sözleşmesinin davalılarca süresinden önce 21.06.2013 tarihli fesih ihtarnamesi ile haksız olarak sonlandırıldığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 USD cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalılar vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin yıllık satış taahhüdüne uymadığından bahisle sözleşmenin bayilik veren tarafından feshinin haksız olduğunu ve bu sebeple cezai şart borcunun doğmadığını, dava dilekçesinin 7 nolu ekinde sunulan fatura suretlerinin müvekkilleri ile bir ilgisinin bulunmadığını, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen faiz miktarının fahiş olduğunu, müvekkili şirketin birçok bankaya borcu olduğunu ve ekonomik olarak zor günler geçirdiğini, içinde bulunulan ekonomik koşullardan dolayı satışların ciddi manada düştüğünü savunarak, davanı reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince24.05.2018 tarihli kararla asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile 88.590,21 USD cezai şart ile 50.000 USD kâr mahrumiyeti olmak üzere toplam 138.590,21 USD'nin tahsiline karar verilmiştir. Bu karara yönelik olarak asıl davada davacı, birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı, cezai şartın tenkisi ile kâr mahrumiyeti talebinin TBK'nın 52.maddesi değerlendirilerek indirimi hususlarını değerlendirilmediği gerekçesiyle kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince kaldırma kararımıza göre inceleme yapılmış, bilirkişi raporu alınarak istinaf konusu 18.11.2021 tarihli karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; ... A.Ş. (...) ile ... Şti. arasında ilk olarak 26/01/2010 tarihli ... Bayilik sözleşmesi imzalanarak ... Lojistik'e 5 yıl süreli bayilik hakkı verildiği ve sözleşmenin daha sonra tarafların karşılıklı mutabakatı ile 18/12/2012 tarihinde 5 yıllık bir süre için daha yenilendiği, bayilik sözleşmesi yanında taraflar arasında ayrıca Bayilik Protokolü ile Satış Taahhütnamesi imzalanıp bu sözleşmeler ile ticari koşulların saptandığı ve... Lojistik tarafından yıllık satış vaadlerinin tutarı ile cezai şartın taraflarca hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. İmzalanan sözleşmeler bakımından taraflar arasında bir ihtilaf da bulunmamaktadır. İmzalanan ilk taahhütname uyarınca ... Lojistik yıl esasına göre akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı boyunca geçerli olmak üzere beher yılda asgari 800 metreküp beyaz ürünün ...'in anlaşmalı olduğu kişi ve kuruluşlardan satın almayı, satış taahhüdünden eksik satın alacağı beher metreküp beyaz ürün için ...'in maruz kaldığı kâr kaybının cezai şart olarak ödeyeceği, söz konusu tutarın sözleşme tarihi esas alınmak üzere taahhüt edilip, alınmaması halinde eksik kalan metreküp başına 60 USD cezai şart ödeyeceği benimsenmiş, bayilik sözleşmesinin 46/d bendinde feshin sonuçlarına ilişkin yapılan düzenlemede de; bayinin iş bu sözleşme ile veya bu sözleşmeye ek protokollerle belirlenen cezai şarta ilaveten fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam petrol ürünleri miktarlarının fesih işlemi sebebiyle satamaması sonucu ...'in uğradığı tüm zarar ve ziyanın, bu kapsamda fesih tarihinde sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher metreküp beyaz ürün, beher ton siyah ürün, beher ton madeni yağ ürünleri, beher ton ... otogaz ürünlerindeki ...'in karı esas alınmak suretiyle belirlenecek toplam ... zarar ve ziyanlarını hiçbir itirazda bulunmaksızın ilk talepte naklen ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt etmiş, keza satış taahhütnamesinde de bu düzenlemeye yer verilmiş, birleşen dosya davalısı ... da bayilik protokolünü garantör sıfatıyla imzalamış bulunmaktadır.2013 yılı Mart ve Nisan aylarında 3 kez yapılan ve ayrıca ...'in EPDK'ya yaptığı şikayet üzerine 2013 yılı Haziran ayında... Lojistik nezdinde denetim yapılmış ve bu denetimlerde alınan motorin numunesinde ... seviyesinin geçersiz çıktığı, numunelerin yağ ve solvent özelliği gösterdiği, 3 ve 4 nolu adanın motorin damacalarında ve 1 ve 2 nolu gizli tanklardan ve ayrıca... plakalı tankerden alınan numunelerde yine ... seviyesinin geçersiz çıktığı ve teknik düzenlemelere aykırı olup, yağ ve solvent özelliği gösterdiği hususları saptanmış, istasyonda vaziyet planında yer almayan iki adet gizli akaryakıt tankının bulunduğu ve düzenek ile satış tabancalarına yönlendirilmek suretiyle otomasyon dışı akaryakıt ikmali yapıldığı ve otomasyon sistemine müdahale edildiği ve bu durumun dağıtıcı ... tarafından 2012 yılı Ağustos ayında da EPDK ya bildirildiği, 2013 yılı Haziran ayında yapılan denetimde de bayilik lisansı sahibi ... Petrol ... Ltd. Şti ne götürmek üzere aldığı akaryakıtı ... Lojistik'e fatura ederek akaryakıt istasyonuna boşalttığı, ... seviyesi geçerli fakat 4 nolu tankın bağlı bulunduğu otomasyon sisteminin arızasının 4 iş günü içerisinde giderilemediği ancak buna rağmen otomasyon sisteminin çalışmadığı bir tanktan akaryakıt satışının devam ettiği saptanmıştır. Bu tespitler karşısında ... Lojistik'in ... dışında başka bir firmadan akaryakıt temin ettiği anlaşılmaktadır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu 8 maddesinde bayilerin dağıtıcısı dışında ürün tedarik edemeyecekleri ve EPDK Lisans Yönetmeliği 38. maddesinde de dağıtıcı dışında akaryakıt temini yapılamayacağı düzenlenmiştir.Diğer yandan istasyondan alınan numunelerde ... seviyesi geçersiz çıkmış ve teknik düzenlemelere de uygun olmadığı belirlenmiştir. EPDK'nın 1240 sayılı Kurul Kararının 4-b bendi uyarınca dağıtıcı ...'in bu yükümlülük kapsamında bayi hareketlerini izleyerek istasyondaki uygunsuzlukları EPDK'ya da bildirdiği anlaşılmaktadır. Keza aynı kurul kararının 5/9 maddesinde de elektronik veri aktarımının kesintiye uğratılmaması ve veri iletimi olmayan yerlerden de akaryakıt satışı yapılmaması düzenlemesi ile 10. bentteki akaryakıt satışı yapılan yerlerin mutlak olarak otomasyon sistemine bağlı olması zorunluluğu ile 11 bentte yer alan istasyon, otomasyon sistemine yapılan izinsiz müdahalelerin EPDK'ya bildirilmesi zorunluluğu hükümleri birlikte değerlendirilip, ... tarafından bu kapsamda yaptırılan tespit ve bildirim de dikkate alınarak bayiye haklı olarak akaryakıt ikmalinin durdurulduğu anlaşılmaktadır. Belirtilen bu hususlar dikkate alındığında, taraflar arasındaki sözleşmenin 21/06/2013 tarihinde davacı ...Lojistik tarafından feshinin haksız olduğu açıktır. Bu itibarla davacı ... Lojistik'in asıl davadaki, ... Bankası'nca tanzim edilen 18/05/2018 tarihli 25.000-TL bedelli ...seri nolu Kesin teminat mektubunun iptaline ve iadesine karar verilmesi talebinin yerinde olmadığı kabul edilerek asıl davada davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere sözleşmenin ... Lojistik tarafından feshi haksız bulunmaktadır. Taraflar arasındaki bayilik protokolünün 4. maddesinde sözleşmenin süresinden önce bayi tarafından haksız olarak feshedilmesi halinde ya da ... tarafından haklı sebeplerle feshi durumunda 100.000 USD cezai şartın bayi tarafından ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Birleşen davada davacı ... vekilinin 01/03/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile ceza koşuluna ilişkin talebini ıslah ederek, ceza koşulu talebinin sebebini değiştirip, bayilik protokolünün 4. maddesinde düzenlenen ve sözleşmenin haksız feshine bağlı ceza koşulunu talep ettiği hususu ve 16/01/2014 tarihinde... Lojistik tarafından verilen 25.000,00-TL bedelli banka teminat mektubunun nakde çevrilmiş olması hususları dikkate alınarak 16/01/2014 tarihindeki ... Bankası kuru 2.1911-TL üzerinden 11.409,79-USD'lik miktarın mahsubu ile haksız fesih nedeniyle talep edilebilecek cezai şart miktarının 88.590,21-USD olduğu anlaşılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin, Mahkememizce daha önce verilen kararın kaldırılması kararından sonra temin edilen bilirkişi ek raporları ile yapılan tespitler dikkate alındığında söz konusu cezai şartın... Lojistik'in ekonomik olarak mahvına sebebiyet vermeyeceği anlaşıldığından bu miktardaki cezai şartın ... Lojistik'ten tahsiline karar verilmesi gerekmiştir. Kâr mahrumiyeti bakımından da tarafların ticari defter ve kayıtları, bilançoları, kurumlar vergisi beyannameleri ve mali husustaki diğer delilleri dikkate alınarak kaldırma kararı sonrası düzenlenen bilirkişi ek raporları, kâr mahrumiyetinin TL para cinsi olarak belirlenmesi gerektiği, birleşen dosya davacısı ... tarafından kâr mahrumiyetinin sözleşmenin feshedildiği tarihten sözleşmenin bitim tarihine kadar talep edilmiş olması hususları dikkate alınarak, ...'in talebiyle bağlı kalınarak belirlenen 190.600,00-TL kâr kaybı alacağının birleşen dosya davalılarından tahsiline karar verilmesi gerekmiştir. ... Lojistik'in sözleşmenin feshinde tamamen haksız olması, eylem ve işlemleriyle sözleşme hükümlerini ağır şekilde tam kusurlu olarak ihlal etmiş olması, ....et'in sözleşmenin kendisine yüklediği yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmiş olması, herhangi bir zarara veya zararın artmasına neden olmaması,... Lojistik'in tacir olması ve tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşme durumunun söz konusu olmaması hususları dikkate alınarak kâr mahrumiyeti alacağından 6098 Sayılı TBK'nun 114/2 ve 52. Maddeleri gereğince herhangi bir indirim yapılmamış..." gerekçesiyle, asıl davanın reddine; birleşen davanın kabulü ile 88.590,21 USD cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının ve 190.600,00 TL kâr kaybı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacı, birleşen davada davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Birleşen davada davalı şirket ile davalı ... vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusu yönünden, istinaf başvuru ve peşin harcını yatırmaması üzerine ilk derece mahkemesince eksik olan harcın tamamlanması için 15.01.2022 tarihli muhtıra gönderilmiştir. Muhtıranın 22.01.2024 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen süresinde istinaf harçları yatırılmamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin 18.03.2022 tarihli ek kararıyla, birleşen davaya ilişkin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş ve bu karar birleşen davada davalılar vekiline 27.03.2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. İstinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın birleşen davada davalılar vekilince süresinde istinaf edilmediği, bu nedenleDairemizce sadece asıl davaya ilişkin davacı vekilinin harcı yatırılmış olan istinaf başvurusu incelenmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Asıl davada davacı şirketin bayilik ilişkisi çerçevesinde davalı şirkete teminat olarak verdiği 18.05.2010 tarihli, 25.000 TL bedelli ve...seri numaralı kesin teminat mektubunun iptali ve iadesinin istendiğini, birleşen davada ise bayilik verenin sözleşmenin haksız feshi nedeniyle bakiye dönem kar kaybı ile eksik tonaj nedeniyle cezai şart talep edildiğini, mahkemece hatalı şekilde asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verildiğini,Asıl davada dağıtım şirketinin, bayilik ilişkisine aykırı ve haksız olarak 08.02.2013 tarihinden itibaren akaryakıt satmayı sona erdirerek müvekkilini mağdur ettiğini, müvekkilince bu nedenle 27.05.2013 tarihinde davacıya ihtarname gönderilerek akaryakıt verilmemesinin sebeplerinin bildirilmesini ve davacı şirketten olan 11.588,16 TL alacağının ödenmesi ile teminat olarak verilen 25.000 TL bedelli teminat mektubunun iadesinin istendiğini, davalı şirketin bu ihtara cevap vermediği gibi, ödeme ve mektup iadesini gerçekleştirmeyerek müvekkiline akaryakıt satmamaya devam ettiğini, bu nedenle müvekkilince 14.06.2013 tarihinde Sakarya... Noterliğinden keşide edilen ihtarla bayilik ilişkisini haklı olarak tek taraflı sonlandırdığını,Birleşen dava açısından bayilik ilişkisinin 26.05.2010 tarihli sözleşme ile başladığını, 18.12.2012 tarihinde yeni bir bayilik sözleşmesi imzalandığını, her iki dönemde de dağıtım şirketinin müvekkiline hiç bir yatırım yapmamış, tek kuruş para harcamadığını, ikinci sözleşme imzalanırken ve ilk sözleşme yürürlükte iken davalının cezai şart konusunda herhangi bir ihtirazi kayıt koymadığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirmemesine rağmen sözleşmenin yenilenmesi ile ilk sözleşmeden kalan cezai şartların talep edilemeyeceğini, müvekkilinin şimdiye kadarki ödemelerinin çekincesiz kabul edildiğini, bu durumun fesih tarihine kadar sürmesi nedeniyle kar kaybı ve cezai şartın artık talep edilemeyeceğinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.04.2014, 2013/19690-2014/507E.K.sayılı kararı ile belirlendiğini, birleşen davadaki davacının eylemleri ile müvekkilinde haklı bir güven oluşturduğunu, 18.12.2012 tarihinde, 26.05.2010 tarihli sözleşme yanilenmekle hükümlerinin geçersiz kaldığını, müvekkiline ariyet verilmediğini, kurumsal kimlik, otomasyon, akaryakıt pompası vs. akaryakıt sektörünün niteliği gereği dağıtım firması tarafından bayiye verilmesi gerekli olduğunu, buna rağmen bu kalemlerin talebinin öncelikle dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,Müvekkil şirketçe işletilen akaryakıt istasyonunda otomasyon sistemine ait verilerin düzgün şekilde aktarılmadığı ve sistemin düzgün bir şekilde çalıştırılmadığı iddiasının doğru olmadığını, otomasyon ile ilgili verilerin düzgün aktarılmadığı hususunda davalının bir buldurumu bulunmadığını, 18.12.2012 tarihli ikinci bayilik sözleşmesi imzalandıktan sonra müvekkil şirkete ait istasyonda bulunan bir kısım tank ve pompalarda zaman zaman arızalar meydana geldiğini, bu arızaların giderilmesi için otomasyon yetkili servisi olan ...firması ile irtibata geçerek yardım istendiğini, servis raporlarının dosyaya ibraz edildiğini, otomasyon sistemindeki geçici kısmi aksaklıkların müvekkil şirketin verileri düzgün aktarmaması ya da sistemi düzgün bir şekilde çalıştırmaması ile ilgili olmayıp, tank ve pompalarda meydana gelen bu tarz arızalarla ilgili olduğunu, mahkemece konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmadan buna ilişkin karar verilmesinin hatalı olduğunu, cevap dilekçesinde sunulan 17.10.2012, 15.11.2012, 19.12.2012, 17.01.2013, 18.08.2012, 19.07.2012, 16.08.2012 tarihli EPDK'ya yapıldığı belirtilen bildirimlerin hepsi müvekkil şirket ile ilgili olduğunu, ancak müvekkilinin verilerinde ve otomasyon sisteminde sorun bulunduğuna ilişkin müvekkili şirkete bildirim yapılmadığını, diğer yandan 19.07.2012, 16.08.2012 18.08.2012, 17.10.2012, 15.11.2012 tarihinde EPDK’ya müvekkili şirketin istasyonu ile ilgili otomasyonda uyumsuzluk tespit edildiğini madem bildirmiştir, neden bayilik sözleşmesini feshetmek ya da mal vermeyi kesmek yerine 18.12.2012 tarihinde yeni bir sözleşme yapılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, bu durumun maddi gerçek hakkında da şüphe oluşturduğunu, mal tesliminin sözleşme içinde yapılabileceği konusunda müvekkilinde kanaat uyandırıldığını, istasyonda EPDK tarafından yapılan denetimde bulunan tankın istasyon sahasında değil, müvekkil şirketle ilgisi olmayan depoda yer aldığını, istasyonda denetimde ele geçirilen tüm ürünlerin yasal ve faturalı olduğunu, bu denetime ilişkin ceza dosyasının beklenmesi gerektiğini, davalının EPDK mevzuatı gereği sadece otomasyon sistemini kurmakla ve bu sisteme ilişkin verileri EPDK’ya zamanında bildirmekle yükümlü olduğunu, otomasyon veri akışında aksaklık olması halinde dağıtım şirketlerinin bayilerine mal vermeye devam etmesi halinde dağıtım şirketlerine ceza verileceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, müvekkilinin bayilik sözleşmesi feshinde haklı olduğunu, müvekkilinin taşıt tanıtma sistemi kapsamında yaptığı satışların bedelinin ödenmemesinin sözleşmenin ihlali niteliğinde olduğunu, sözleşmede hakim konumda bulunan bayilik verenin mal göndermeyerek müvekkilini zora soktuğunu, müvekkilinin yasal olmayan ürün sattığına dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığı halde bu hususun sabit kabul edildiğini, kar mahrumiyeti hesabının hatalı yapıldığını, istasyonun bulunduğu mevkiye göre yıllık 800 metreküp ürün satılmasının imkansız olduğunu, davalı ...’nın garantörlüğünden söz edilemeyeceğini, belirsiz bir borcun garantisi olamayacağını, cezanın öncelikle kaldırılması olmadığı takdirde indirilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin haklı nedenle fesh edilmesi nedeniyle davacının, davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile sözleşmenin teminatı olarak davalı lehine verilin 25.000 TL tutarlı teminat mektubunun iptaline ve iadesi istemine ilişkindir. Birleşen dava ise bayilik sözleşmesinin feshi ve davalı bayinin ürün alım taahhüdünü ihlali nedeniyle 26.05.2010 tarihinden sözleşmenin fesh edildiği 21.06.2013 tarihine kadarki alım taahhüdünün ihlalinden kaynaklanan cezai şart ve 21.06.2013 tarihinden sözleşmenin sona ereceği 18.12.2017 tarihine kadar olan dönem için kar mahrumiyeti alacağının tahsilini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı vekilince, yasal süresi içinde, asıl davanın reddine dair hükme karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Yukarıda belirtildiği üzere birleşen davada davacıların, kabul edilen birleşen davaya yönelik istinaf başvurusu, istinaf harçlarının muhtıraya rağmen yatırılmaması üzerine mahkemenin 18.03.2022 tarihli ek kararıyla yapılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu kararın birleşen davada davalılar vekiline tebliğine rağmen istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın istinaf edilmemesi nedeniyle sadece asıl davaya ilişkin harcı yatırılmış istinaf başvurusu incelenmiştir. Asıl dava yönünden yapılan incelemede, ... A.Ş. davacı ...Lojistik Ltd. Şti. arasında ilk olarak 26.01.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ile davacıya 5 yıl süreli bayilik hakkı verilmiştir. Bu sözleşme tarafların karşılıklı mutabakatı ile 18.12.2012 tarihinde 5 yıllık bir süre için yenilenmiştir.Taraflar arasında sözleşme dışında Bayilik Protokolü ile Satış Taahhütnamesi imzalanmıştır. İmzalanan ilk taahhütnamede davacının yıl esasına göre akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı boyunca geçerli olmak üzere beher yılda asgari 800 metreküp beyaz ürünün alması, eksik kalan kısım için cezai şart ödemesi kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin devamı süresince davacı şirketin uyması gereken otomasyon yükümlülüklerine uymaması nedeniyle 2013 yılı Mart ve Nisan aylarında 3 kez davalı şirketçe EPDK'ya şikayet edilmiştir. Şikayet üzerine 2013 yılı Haziran ayında bayi olan .... Lojistik nezdinde yapılan denetimde alınan motorin numunesinde marker seviyesinin geçersiz çıktığı, numunelerin yağ ve solvent özelliği gösterdiği, 3 ve 4 nolu adanın motorin damacalarında ve 1 ve 2 nolu gizli tanklardan ve ayrıca ... plakalı tankerden alınan numunelerde yine ulusal marker seviyesinin geçersiz çıktığı, numune ve ekipmanın teknik düzenlemelere aykırı olduğu, yağ ve solvent özelliği gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca istasyon vaziyet planında yer almayan iki adet gizli akaryakıt tankının bulunduğu ve düzenek ile satış tabancalarına yönlendirilmek suretiyle otomasyon dışı akaryakıt ikmali yapıldığı, davacı şirketin davalı şirket dışında başka kişilerden ürün temin ettiği ve otomasyon sistemine müdahale edildiği belirlenmiştir. Esasında bu durum Alpet tarafından 2012 yılı Ağustos ayında da EPDKya bildirilmiştir. Bu tespitlere göre davacı şirketin ... dışında başka bir firmadan akaryakıt temin ettiği ve otomasyon sistemine yasa dışı müdahalede bulunduğu anlaşılmaktadır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu 8. maddesinde bayilerin dağıtıcısı dışında ürün tedarik edemeyecekleri, keza EPDK Lisans Yönetmeliğinin 38. maddesinde de dağıtıcı dışında akaryakıt temini yapılamayacağı düzenlenmiştir. İstasyondan alınan numunelerde ulusal marker seviyesinin geçersiz çıktığı ve ürünün teknik düzenlemelere de uygun olmadığı belirlenmiştir. EPDK'nın 1240 sayılı Kurul Kararının 4-b bendi uyarınca, bayilik verenin, bayinin hareketlerinin izleyerek istasyondaki uygunsuzlukları EPDK'ya da bildirdiği anlaşılmaktadır. İlgili mevzuat gereği satımın otomasyon sisteminden yapılması gerektiği ve otomasyon sistemine yapılan izinsiz müdahalelerin EPDK'ya bildirilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda, karşılıklı edimleri içeren ve güven ilişkisine dayalı olarak süreklilik arz eden bayilik sözleşmesinde, davacı beyinin otomasyon sistemine süreklili şekilde müdahale etmesi, davalı dışında başka kişilerden akaryakıt tedarik etmesi, kaçak şekilde inşa edilen takların yakıt pompasına bağlanması, alınan yakıt numunelerinin bir kısmının ulusal markerinin geçersiz olması nedeniyle asıl davada davacı bayinin feshinin haklı nedene dayanmadığı ve asıl davada davalının haklı olarak davacıya yapılacak akaryakıt ikmalinin durdurulduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda bayilik sözleşmesinin 21.06.2013 tarihinde davacı ... Lojistik tarafından feshinin haksız olduğu ve davalının eylemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle sözleşmenin teminatı olarak davacı şirketçe davalı şirkete verilen... Bankasına ait 18.05.2018 tarihli 25.000 TL bedelli ... seri nolu kesin teminat mektubunun iptaline ve iadesi talebinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Belirtilen sonuca varmak için satılan yakıtın ulusal markerinin geçersiz olduğunun kesinleşmiş bir yargı kararı ile belirlenmesine gerek bulunmamaktadır. Yetkili makamlarca yapılan denetimlerde ve alınan numunelerde, bayilik sözleşmesine aykırı esaslı unsurların belirlenmesi karşısında, davalının yakıt satımını durdurması ve davacının kendi kusurundan kaynaklanan eylemlerle sözleşmeyi feshetmesi karşısında davacı şirketin asıl davadaki talebinin reddine karar verilmesinde, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, asıl davada davacı şirket vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, asıl davada davacı ... Lojistik Orman Ürünleri Petrol ve Turizm İşletmeciliği İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl davada davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl davada davacı şirket vekilinin asıl davada verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL'şer istinaf harcının asıl davada davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.12.2025