(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2014/21764 E. , 2015/22820 K. Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi(İş Mahkemesi Sıfatıyla) Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve ö…
**(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2014/21764 E. , 2015/22820 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi(İş Mahkemesi Sıfatıyla) Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, 07.03.3007 tarihli dava dilekçesi ve 14.11.2011 tarihli birleşen dosya dava dilekçesi ile davalı ... Belediyesinden temizlik ihalesi alan davalı şirkette temizlik işçisi olarak çalıştığını iş akdinin haksız nedenle feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücret alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar, davanın reddini istemiştir Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK.nun 107. maddesinde, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, karşı tarafın verdiği bilgi veya değerin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği, ayrıca kısmi eda davasının açılabildiği hallerde tespit davası da açılabileceği ve bu durumda hukuki yararın var olduğunun kabul edileceği, 109. maddesinde ise talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği, talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı, kısmi dava açılması halinde dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği bildirilmiştir. Görüldüğü gibi her iki dava çeşidinde de açıla bilirlik şartı, alacağın konusu miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmamasıdır. Her iki dava çeşidinde de dava açan alacağın asgari bir miktar ve değerini belirterek talepte bulunmaktadır. Dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacı, neye karar verilmesini istiyorsa onu açık şekilde yazar. Kısmi davada, davacının dilekçesinde kısmi dava açtığını açıkça bildirmesi gerekir. Belirsiz alacak davasında ise alacağın miktarının belirlenmesi açıkça talep edilmelidir. Talep sonucu açık değil ise mahkeme, talep sonucunu açıklattırmalıdır. Bundan başka talep sonucunun açık olmaması halinde, dava dilekçesinin diğer bölümlerinde yazılanların ışığında bir yoruma tabi tutularak davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemek hakimin ödevidir. Somut olayda, davacının iş akdi 15.11.2006 tarihinde sona ermiş olup davacı 07.03.2007 tarihinde asıl dava ile tazminat ve bazı ücret alacaklarını davalı şirketten talep etmiş 14.11.2011 tarihinde aynı taleplerini yineleyerek bu kez asıl işveren sıfatı ile davalı belediyeye dava açmış ve mahkemece her iki dava birleştirilmek suretiyle talepler hüküm altına alınmıştır. Her ne kadar belediyeye yönelik dava 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra açılmış ise de; davacı vekili 14.11.2011 tarihli dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olduğu yönünde bir açıklamada bulunmadığı gibi talep ettiği alacakların miktarının belirlenmesini de istememiştir. Dava dilekçesi içeriğinden davanın kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı ... karşı açtığı birleşen dosya ile kısmi dava açmış 06.09.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile de talep miktarını artırmıştır. Davalı ... yönünden ıslahla artırılan fazla çalışma ücretine ıslah tarihinden dava dilekçesi ile talep edilen kısma dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken, fazla çalışma ücretinin tümü için fesih tarihinden itibaren faize hükmedilmesi ve ayrıca yıllık izin ücretine dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken fesih tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de hatalı olup bu durum bozma sebebi ise de; anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı kararı davalı şirketin temyiz etmediği de gözetilerek düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 4. ve 5. bentlerinin hükümden çıkarılarak yerine; "4- 247,80 TL yıllık izin ücretinin davalı şirket yönünden 15/11/2006 tarihinden, davalı ... yönünden ise 14/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5-3.522,51 TL fazla mesai ücretinin davalı şirket yönünden 15/11/2006 tarihinden, davalı ... yönünden ise 240,00 TL sinin 14/11/2011 tarihinden bakiye 3.282,51 TL sinin de 06/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine," rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı Belediyeye iadesine 18/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.