İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2025 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, şirketin son 8 yıldır ticari faaliyette bulunmadığını, ...'ın şirketin muhasebecisi olduğunu, ...'ın ise ...'ın yanında çalıştığını ve davalı firmanın işlerini takip ettiğini, müvekkilleri hakkında İstanbul…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/947 KARAR NO : 2025/1422 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/04/2025 NUMARASI : 2022/581 Esas - 2025/352 Karar DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ: 28/07/2022 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2025 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, şirketin son 8 yıldır ticari faaliyette bulunmadığını, ...'ın şirketin muhasebecisi olduğunu, ...'ın ise ...'ın yanında çalıştığını ve davalı firmanın işlerini takip ettiğini, müvekkilleri hakkında İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2020/59 esas sayılı dosyasında firmanın defterlerini teslim etmedikleri ve 2014 yılında gerçek bir mal teslimine dayanmayan sahte faturalar düzenledikleri iddiasıyla dava açıldığını, yaptıkları araştırma sonucu ... ve ...'ın komisyon karşılığında satabilmek için şirket adına sahte faturalar düzenlediklerini, bu maksatla sahte ortaklar kurulu kararı aldıklarını öğrendiklerini, sahte faturaların düzenlendiği tarihte müvekkillerinin imza yetkisinin bulunmadığını, bu kişilerin müvekkilleri yerine sahte imza atarak 02.04.2015 tarihli ortaklar kurulu kararını düzenlediklerini ve müdürlük görev sürelerinin 10.06.2013 tarihinden itibaren 14.01.2015 tarihine kadar uzatılması yönünde karar aldıklarını, ortaklar kurulu kararında müvekkillerine atfen atılan imzaların sahte olduğunu, ... ve ...hakkında İstanbul Anadolu C. Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını, 2022/95048 sayılı dosya üzerinden soruşturma yürütüldüğünü, genel kurul kararı alınabilmesi için genel kurul toplantısı yapılması ve toplantıda karar alınması gerektiğini, müvekkillerinin toplantıya katılmadığını, bu nedenle davaya konu ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunu, imza konusunda aldıkları uzman görüşünde imzaların kendilerinin eli ürünü olmadığının tespit edildiğini belirterek, davalı şirketin 02.04.2015 tarihli ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı şirket davaya cevap vermemiş, şirket temsil kayyımı davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; ortaklar kurulu kararı üzerinde imza incelemesi yapılması içi Adli Tıp Kurumuna yazılan yazıya verilen yanıtta, inceleme konusu belge aslının temini ile davacılara ait samimi imza örneklerini içerir belge asıllarının temini gerektiğinin bildirildiği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/95048 sayılı soruşturma dosyasında, şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, dava konusu kararın alınmasında başkasının menfaatinin bulunmadığı, davacıların eski ve son yönetici olmaları sebebiyle şirketin tüm defter ve kayıtlarının kendilerinde olduğu, bilgileri ve onayları olmadan genel kurul toplantısı düzenlenmesi imkansız olduğunu ve ayrıca toplantıyı düzenlediklerini iddia ettikleri kişiler hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili; dava konusu ortaklar kurulu kararı altındaki imzaların müvekkillerine ait olmadığının grafoloji uzmanı tarafından düzenlenen uzman mütalaası ile tespit edildiğini, soruşturma dosyasında yaptırılan imza incelemesinde de imzaların müvekkillerine ait olmadığının tespit edildiğini, ancak dava dışı kişilere aidiyeti konusunda bir belirlemede bulunulamadığının belirtildiğini, mahkemece uzman mütalaası ve bilirkişi raporu dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, davalı şirketin 02.04.2015 tarihli ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 447. maddesine göre; genel kurulun; pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.Davacı tarafın ileri sürdüğü yokluk hukuki sebebi, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınır. Yokluk hususunda mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce kendiliğinden göz önünde bulundurulacağı, yargı uygulamasında kabul edilmektedir. Somut olayda; davalı şirketin 02.04.2015 tarihli ortaklar kurulu toplantısında, 10.06.2013 tarihinde süresi dolan müdürlük görevine 14.01.2025 tarihine kadar ... ... ... ... ve ... ... ...'nun şirketi müşterek imza ile temsil etmek üzere atanmaları yönünde karar alındığı, karar altında bu kişilere atfen atılı imzaların bulunduğu, davacıların suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada karar fotokopisi üzerinde yaptırılan imza incelemesi sonucu düzenlenen 12.07.2024 tarihli raporda, belge altındaki imzaların ... ... ve ... ...'nun eli ürünü olmadığının, şüpheliler hakkında kanaat bildirilemediğinin, ... ... bakımından da kanaat bildirilemediğinin belirtildiği, soruşturma sonucunda ortaklar kurulu kararı aslının temin edilemediği, bu nedenle isnat konusu suç bakımından değerlendirme yapılamayacağı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, mahkemece karar fotokopisi üzerinde imza incelemesi yapılması için Adli Tıp Kurumuna yazı yazılmışsa da, belge aslı ile davacıların yeteri kadar imzasını içeren belge aslının temini halinde inceleme yapılabileceğinin belirtildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu ortaklar kurulu kararı altındaki imzanın kendilerine ait olmadığını ispat yükü davacılar üzerindedir. Davacı tarafça, davalı şirkete ait karar defteri ve dava konusu ortaklar kurulu kararının, kararı sahte olarak düzenlediğini iddia ettikleri şirketin eski muhasebecisi ... ile ...'da olduğu ileri sürülmüştür. Davacıların şikayeti ile başlatılan ve takipsizlikle sonuçlanan soruşturma dosyasında şüpheli olan bu kişilerce, şirkete ait ticari defterler ile söz konusu ortaklar kurulu kararının kendilerinde olmadığı beyan edilmiş olup, C. Savcılığı tarafından da karar aslının temin edilemediği gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmiştir. Davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre, dava konusu ortaklar kurulu kararı öncesinde alınan 10.06.2008 tarihli ortaklar kurulu kararına göre, şirketi temsile yetkili olmak üzere seçilen yetkililerden birisi de davacı ... ...'dur. Şirketin ticari defterlerini tutma ve muhafaza etme görevi de şirket yöneticilerine aittir. Buna karşılık yargılama sırasında davacılar vekilince sunulan dilekçelerde, ortaklar kurulu kararı aslının bulunmadığı bildirilmiştir. Bu durumda dava konusu ortaklar kurulu kararı altındaki imzanın kendilerine ait olmadığı hususu davacılar tarafından ispat edilememiş olmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacılar tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2025