TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2024 NUMARASI : 2022/776 Esas 2024/258 Karar DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 21/11/2022 KARAR TARİHİ : 19/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1314 Esas 2025/1810 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1314 KARAR NO : 2025/1810 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2024 NUMARASI : 2022/776 Esas 2024/258 Karar DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 21/11/2022 KARAR TARİHİ : 19/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi tarafından ... Anonim Şirketi aleyhine Karacabey 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1134 Esas sayılı dosyasından tesis edilen karar neticesinde Mustafakemalpaşa İcra Dairesi'nin 2018/1281 Esas sayılı dosyasına yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tazmini talep edilmektedir. Karacabey 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/1134 E. sayılı dosyasında dava dışı Orman işletme tarafından müvekkili şirket ... Elektrik aleyhine görülen dava ile; Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nın ... Anonim Şirketi(...), ... Anonim Şirketi(...), Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) ve ... Anonim Şirketi (...) Genel Müdürlükleri arasında imzalanan 04.04.2002 tarihli protokol ile enerji nakil hatları için bedel olarak verilen izinlerin taahhütlerinde yer alan bedel artış sistemleri, ödenmeyen gecikme zamları ve izinsiz tesis edilen hatlarla ilgili düzenleme yapılıp imzalandığı, protokolün 5.maddesi uyarınca orman sahasına izinsiz olarak yapılan tesislerin varlığının tespiti halinde belirlendiği yıla ait birim fiyatlarına göre tanzim edilecek proje bedelleri esas alınarak yeni bir tesis gibi işlem yapılıp protokol çerçevesinde izne konu edilmesi ve taahhütname hükümlerine göre ödenmesi gerektiği, davalıların Orman Müdürlüğü'ne ait orman sınırları içerisinde davalı ... tarafından gerekli müracaatın yapıldığını müvekkili kurum müdürlüğü tarafından projenin onaylandığını ancak ilgili kurumun taahhütname, saha teslim tutanağı ve bedellerin ödenmesi için açılan davada ağaçlandırma bedeli, orman köylerin kalkındırma fonu, arazinin ilgili ENH'na(Enerji Nakil Hattı) tahsis edilmesi nedeniyle yıllık ödenmesi kararlaştırılmış arazi tahsis bedeli hesaplamalarının yapılarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 31.502,11 TL alacağın hesaplanacak 4018 KDV si ile işleyecek gecikme zammı ile tahsilinin talep edilmiş olduğunu, Karacabey 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07.03.2013 tarihli, 2009/1134 E. Ve 2013/65 K. sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulü ile 28.182,37 TL nin 9.290,00 TL'nin ağaçlandırma bedeli, 656,76 TL bakanlık fonu ve 437,84 TL ağaçlandırma fonu kalemlerine dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte yine bu kalemlere 9018 KDV ilave edilmek suretiyle davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi sonucu Mustafakemalpaşa İcra Dairesinin 2008/1281 E sayılı dosyasına müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını, müvekkili şirket ile ... arasında akdedilen İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin ödediği bedele gerekçe olan tutarın sorumluluğunun ... a ait olduğunu, Müvekkili şirketin 2006 yılı itibariyle işletme hakkını devralmış olduğundan ve Karacabey 1.Asliye Hukuk Mahkemesi 2009/ 1134 E. sayılı dosyaya konu edilen ..., ..., ... ve EÜAŞ arasında imzalanan 04.04.2002 tarihli protokol ile enerji nakil hatları için belirlenen bedeller söz konusu olduğundan, bu tarihte imzalanan bir protokolden dolayı müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmasının mümkün olmadığını, dava dışı Orman Müdürlüğü tarafından ikame edilen davada, ...” in sorumluluğunda olduğunu iddia ederek haksız olarak tahsil edilen 51.646,96 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ...'tan tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik, kesin hüküm ve zamanaşımı yönünden itirazlarının bulunduğunu, bilançoların kesinleştiğini, davanın kabulü yönünde karar verildiği takdirde ... tarafından mükerrer olarak ödeme yapılacağına ilişkin emsal karar teşkil eden Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1006 E. sayılı dosyada verilen davanın reddi kararının Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2017/192 E.ve 2020/1718 K. sayılı kararı ile onandığını, ... A.Ş. bağlı ortaklığı olan ... Elektrik Dağıtım A.Ş. Özelleştirme Yüksek Kurulunun 22.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alındığını ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen ihale sonunda şirketin 0100 hissesinin 31.08.2010 tarihinde ... ... ve Per. Satış Hizm. A.Ş. tarafından devralındığını, elektrik dağıtım hisselerinin özelleştirilmesinde, bir dağıtım bölgesinde dağıtım varlıklarının kullanım hakkına ve dağıtım ile perakende satış lisansına sahip şirketin hisselerinin blok olarak satışının öngörüldüğünü, bu yönteme göre özelleştirme öncesinde ve sonrasında Elektrik Dağıtım şirketinin hak, borç ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik sözkonusu olmaksızın sadece hisselerinin el değiştirmesinin söz konusu olduğunu, İHDS'nin 3.1.maddesinde “sözleşmenin konusunu; sözleşmede yer alan kapsam ve şartlar dahilinde, Dağıtım Bölgesindeki mevcut ve yeni yapılacak elektrik dağıtım sisteminin, dağıtım tesislerinin ve dağıtım tesislerinin işletilebilmesi için varlığı zorunlu diğer taşınır ve taşınmazların dağıtım faaliyeti için işletme hakkının devri, bu tesislerin iyileştirilmesi ve güçlendirilmesi ile ihtiyaç duyulan yeni dağıtım hat ve tesislerinin yapımı...” şeklinde bir tanımlama mevcut olduğundan 24.07.2006 tarihinden önceki döneme ait dağıtım faaliyetinden kaynaklı hangi iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...'a ait olduğunun belirlendiğini, İHDS tarihi olan 24.07.2006 tarihinden önceki döneme ait bütün sorumluluğun ...'a ait olduğu mantığı ile inceleme yapılmasının kabul edilemez olduğunu, Özelleştime İdaresi Başkanlığının 22.01.2005 tarih ve 1980 sayılı yazısına istinaden ... Yönetim Kurulu'nun 01.03.2005 tarih, 3592 sayılı kararıyla Bursa Balıkesir Çanakkale Yalova illerini kapsayan bölgede faaliyet gösteren ayrı bir tüzel kişiliğe sahip Elektrik Dağıtım Müesseselerinin tüzel kişiliklerinin sonlandırılarak İl Müdürlüklerine dönüştürüldüğünü, tüm hak ve borcları ile ... Edaş'a bağlandığını, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncesindeki dağıtım faaliyetlerinden doğan sorumluluğun müvekkili ... Genel Müdürlüğüne ait olacağı iddiasının haksız olduğunu, 01.03.2005 tarihinden önce dağıtım faaliyeti bölgesinde ... Genel Müdürlüğünün değil, ayrı tüzel kişiliğe sahip Elektrik Dağıtım Müesseselerinin yetkili ve sorumlu olduğunu, 04.04.2012 tarih ve 2313 sayılı yazısında “Elektrik Dağıtım Şirketlerinin hisselerinin özelleştirilmesine ilişkin İhale Şartnamesi ve Hisse Satış Sözleşmesinde bu konuyu düzenleyen bağlayıcı ve kesin nitelikte açık hükümler bulunduğu ifade edilmiş olup, özelleştirme modeli gereği fiili devir aşamasında bilanço çalışmaları yapılarak şirket tarafından düzenlenerek devre esas mizan düzenlendiği ve beyan edilen mizan kayıtları esas alınarak “devre esas bilanço” düzenlendiğinden ve devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'tan herhangi bir talepte bulunamayacağı”nın belirtildiğini, özelleştirme sürecinde blok hisse satış yöntemi ile söz konusu şirketlerin özel sektöre devrinin gerçekleşmesi aşamasında, son bir kez daha bilanço düzenlemesi yapılarak mizan kayıtlarının esas alındığını, söz konusu bilanço kayıtlarında yer alan bazı borç ve alacak bakiyeleri dikkate alınarak alacak devri ve borç nakil işlemleri sonucu oluşan aktif değerlerin şirket sermayesine ilave edilerek sermaye düzeltilmesi yoluyla devir işlemlerinin tamamlandığını, kaydi sermaye ilave edilmek suretiyle ikmal edilen borç-alacak düzenlemelerinden sonra bilanço kalemlerinde bir değişikliğe gidilmesinin mümkün olmadığını, devre esas bilanço düzenlemesi ile her türlü borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğinden ...'tan herhangi bir talepte bulunulmasının İhale Şartnamesi ve Hisse Satış Sözleşmesi hükümlerine ters düştüğünü, kök davaya ilişkin açıklamalar yönünden dayanak davanın konusunun orman izin bedelinden kaynaklanan alacak davası olduğunu, enerji nakil hatlarının tesislerine ve mülkiyete ilişkin davalarda mali sorumluluğun tespitinde her ne kadar 30.03.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile birtakım düzenlemelerin getirildiğini, bu kapsamda el atma tarihinin tespiti açısından inceleme yapılması gerektiğini, kök davada müvekkilinin sorumluluğunun doğabilmesi için kök karar gereği taşınmazın müvekkili adına tapuya tescilinin yapılıp yapılmadığının tespitinin önemli olduğunu, yapılmadıysa müvekkili aleyhine hüküm tesis edilemeyeceğini, kök dava konusu bedel ile ilgili müşterek ve müteselsilen tahsile karar verildiğini, davacının da kök dava konusunda müşterek sorumluluğunun olduğunu, bedelin tamamını müvekkilinden talep edemeyeceğini, ticari faiz talep edilmesinin sebepsiz zenginleşmeye sebep olacağını, ödeme tarihinden itibaren faiz isteminin temerrüde düşürülmediğinden yerinde olmadığını, davacının sözleşme gereğince gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmasına rağmen Mahkeme kararında hüküm altına alınan alacak kalemlerini icra takibine mahal vermeden ve gecikmeksizin ödemediği anlaşıldığından, müvekkilinin ancak mahkeme rücu davasına dayanak teşkil eden davada hükmedilen bedelden sorumlu olabileceğini, ilam sonrası faiz, icra takibi ve buna ilişkin giderler kısmına ilişkin ilamın takibe konu edilmesinde davacının kusurunun bulunduğu için bu kısımların müvekkiline rücu edilmesinin mümkün olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, 02/06/2023 bilirkişi raporu ve 07/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporu dikkate alındığında ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece gerekçe yazılmadığını, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, taraflar arasında imzalanan işletme hakkı devir sözleşmesi hükümleri gereğince davalının müvekkilinin 3.kişiye ödediği miktardan sorumlu olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Karacabey 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1134 Esas sayılı dosyası, Mustafa Kemal Paşa İcra Dairesi’nin 2018/1281 Esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, işletme hakkı devir sözleşmesi, bilirkişi raporu vs deliller dosya arasında mevcuttur. Taraflar arasında 24/07/2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi akdedildiği, davacının Karacabey 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1134 Esas 2013/65 Karar sayılı dosyasında T.C. Orman Genel Müdürlüğü tarafından davacı şirket aleyhine açılan davada verilen karar gereğince enerji nakil hatlarına ilişkin oluşan bedeli icra takibi kapsamında ödediği ve ödenen bedelin rücuen tahsili amacıyla eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre; bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini resen araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/Hanağası, Emel; Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2018, s. 474.). Anayasa'nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Kanun’un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve istinaf ve temyiz sırasında hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Nitekim 07/06/1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan "Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir." şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır. Öte yandan mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31/01/2019 tarih ve 2017/11-149 Esas 2019/49 Karar sayılı ilamı). Anılan hükümler kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözetilecektir. Somut olayda mahkemece, dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporları içerikleri gerekçe kısmına yazılarak "02/06/2023 bilirkişi raporu ve 07/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporu dikkate alındığında ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir" denilmek suretiyle herhangi bir gerekçe yazılmaksızın davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece, dava dilekçesinde yer alan tüm talepler hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulması ve gerekçesi yazılması gerekirken bu yükümlülüğe uyulmamış olması HMK'nın 297. ve Anayasa'nın 141/3.maddesine aykırılık teşkil ettiğinden kamu düzenine aykırılık oluşturan bu husus re'sen gözetilmiştir. İstinaf edilen bir kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle mahkemece HMK'nın 297. maddesine uygun bir hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece, asıl davada davacı yanın tüm talepleri hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmakla Dairemizce denetim yapılamamıştır. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık nedeniyle kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/03/2024 tarih 2022/776 Esas 2024/258 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -