11. Hukuk Dairesi 2023/1246 E. , 2024/4317 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/363 Esas, 2022/2213 Karar HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2020/62 E., 2020/662 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adli
**11. Hukuk Dairesi 2023/1246 E. , 2024/4317 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/363 Esas, 2022/2213 Karar HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2020/62 E., 2020/662 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu 150.698,38 TL bedelli çekin alışveriş işlemlerine istinaden düzenlendiğini ve ... Kargo ile gönderildiğini, kargo kayıtlarında da çekin "kargo çalıntı" olarak gözüktüğünü, çek hakkında İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/506 E. sayılı dosyası ile çek iptali davası açıldığını ileri sürerek, Bakırköy 17. İcra Müdürlüğünün 2019/22026 E. sayılı dosyası ile dava konusu çekten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, dava konusu çeke istinaden takip başlatıldığından dolayı %20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatıma mahkum edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kargo şirketlerinin hiçbir şekilde çek veya bono gibi kıymetli evrakları kabul etmediği ve kargo ile gönderiminin yasak olduğu hususunun açık olduğunu, davacı yanın gerçekten bir hırsızlık durumu olması halinde kargo şirketi aleyhine dava ikame edilebileceğinin sabit olduğunu, diğer yandan keşidecinin müvekkili şirket aleyhine bu davayı açma hakkının bulunmadığını, müvekkili şirket hakkında başkaca davaların bulunmasının bir kötü niyet olarak gösterilmeye çalışıldığını, çekte ödeme yasağı kararının çıkması veya çekin arkasında cirosu bulunan şirketin imza itirazında bulunmasının müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, dava konusu iddiaların tek mağdurunun davalı olduğunu, çeke ilişkin olarak ürün satarak teslim etmesine rağmen bedelini almadığının ticari kayıtlarından da sabit olduğunu, davacı yanın aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, tüm beyanlarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kambiyo senedini hükümden düşürmeye yönelik olarak açılan menfi tespit davasında ispat yükünün davacı yanda olup, menfi tespiti istenilen çek incelendiğinde ciro silsilesinin kopuk olmadığı ve de davacının imzasını inkar etmediği, imzaların istiklali prensibi sebebiyle kambiyo senetlerindeki her imza sahibinin kendi imzasından sorumlu olduğunu, başkasının imzalarının sahte olması imzasını inkar etmeyenlerin sorumluluğunu ortadan kaldırılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dava dilekçesinde belirtilen hususlarda yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini, müvekkilinin keşide ettiği çekin kargo aracılığıyla dava dışı lehtar olan şirkete gönderilmesine rağmen kargoda çalındığını, akabinde çekin arkasına bu şirketin de içlerinde bulunduğu 4 ya da 5 firmanın daha sahte imzaları atılarak en son davalıya ciro edildiğini ve davalının da çeki işleme koyduğunu, yaptıkları araştırmada davalının benzer şekilde birden fazla kıymetli evraka ilişkin hukuki husumet yaşadığını öğrendiklerini, bu hususun araştırılmadığını, konu ile ilgili çeşitli haberlerin basında yer aldığını, defter incelemeleri dahi yapılmadan karar verildiğini, ciro silsilesinin baştan itibaren kopuk olduğunu, cirantaların kendi adlarına ayrı ayrı dava açtıklarını, ayrıca çalınan çekin sahte bir kopyasının da düzenlenip tahsil için faktoring firmasına verildiğini, ancak sahteliğinin anlaşılması nedeniyle işlem yapılmadığını çekin çalınmasına dair banka ile yaptıkları yazışmanın dosyada mevcut olduğunu, müvekkilinin bu çek nedeniyle borcunun bulunmadığını, davalının iyi niyetli olmadığını, UYAP üzerinden sorgulama yapıldığında birçok davasının bulunacağını düşündüklerini, davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde işletmesinin ticari hacminin bu aşamada olamayacağının görüleceğini, ayrıca davalı firmanın ve önceki ciranta firmalarının yetkililerinin adli sicil kayıtlarının celbini istediklerini, olayın organize bir iş olduğunu, davalının yalnızca Bakırköy adliyesinde 37 adet benzer davasının bulunduğunu, bu durumun davalının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 2 ve 4 üncü maddelerine uygun hareket etmediğini tek başına kanıtladığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekin keşidecisinin davacı, hamilinin ise davalı olduğu, davalının çeke düzgün ciro silsilesi ile hamil olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacının takip ve dava konusu bu çekin kargoda çalındığını, davalının da bu çeki iktisabında kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğu hususunu ispatlayamadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden yana yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.